Memnu (Yasaklanmış) Hakların İadesi Şartları

Ceza infaz edildiği hâlde bazı hak yoksunlukları devam eder. Bunların kaynağı Türk Ceza Kanunu değil, özel kanunlardaki süresiz yoksunluk hükümleridir.
Kısa Cevap
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suça veya cezaya bağladığı hak yoksunluklarının mahkeme kararıyla giderilmesidir. Dayanağı 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 13/A maddesidir. Kural olarak cezanın infazının tamamlanmasından itibaren üç yıl geçmiş olması, bu sürede yeni suç işlenmemiş olması ve kişinin iyi hâlli yaşadığı konusunda mahkemede kanaat oluşması aranır. Talep, hükmü veren mahkemeye veya hükümlünün ikametgâhındaki aynı derecedeki mahkemeye yapılır.
Kurumun Kaynağı ve Amacı
Bu kurum bir dönem mevzuattan çıkmış, sonra geri gelmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 26.10.2017 tarihli kararında bu tarihçe açıklanmıştır. Karara göre yasaklanmış hakların geri verilmesi, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 121-124. maddeleri ile mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 416-420. maddelerinde düzenlenmişti. Ne 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ne de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda buna ilişkin bir hükme yer verilmemiş; kurum, 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 13/A maddesi eklenerek Türk hukukundaki yerini tekrar almıştır.
Aynı kararda kurumun gerekçesi şöyle ifade edilmiştir: cezanın amaçlarından biri mahkûmun ıslahı olduğuna göre, bunu ispat eden kişinin ömür boyu hak yoksunluğuna muhatap olması adil değildir. Kararda bu yolla mahkûmun, toplumsal yaşamın gerektirdiği etkinlikleri normal şekilde sürdürmesini sağlayan haklarına yeniden kavuşmasının yanı sıra mahkûmiyet sonucu yıpranan manevi itibarını da elde etme olanağına kavuşacağı belirtilmiştir.
Neden Sadece Özel Kanunlar İçin?
Sınırın nereden geçtiği çoğu talebin kaderini belirler.
Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin ikinci fıkrasına göre kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar maddede sayılan hakları kullanamaz. Yani bu kanundaki yoksunluk kural olarak infazla sona erer.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 02.07.2024 tarihli kararında bu nokta açıkça vurgulanmıştır. Kararda, Türk Ceza Kanunu’nun süresiz hak yoksunluğu öngörmediği ve kural olarak cezanın infazıyla sınırlı bir yoksunluk kabul ettiği için yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumuna yer vermediği; madde gerekçesinde de “Bu sistemde süresiz bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için yasaklanmış hakların geri verilmesinden artık söz edilemeyecektir.” denildiği belirtilmiştir.
Aynı kararda buna karşılık özel kanunlarda süresiz yoksunluk öngören hükümlerin varlığını sürdürdüğü tespit edilmiştir. Kararda Anayasa’nın 76. maddesi, Devlet Memurları Kanunu m. 48/A-5, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 5/1-a, 5174 sayılı Kanun m. 74/1-d, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun m. 10/d ve 6136 sayılı Kanun m. 7/5 örnek gösterilmiştir. Karara göre bu hükümler sebebiyle kişinin cezasının infazı tamamlansa ve Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında yoksunluğu kalmasa bile, özel kanunlardaki yoksunluklar varlığını korumaktadır.
Kararda ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarının saklı tutulduğu belirtilmiştir. Beşinci fıkra, hak ve yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlenen suçlarda cezanın infazından sonra işlemek üzere ayrıca yasaklamaya; altıncı fıkra ise meslek, sanat veya trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan taksirli suçlarda meslek icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkindir.
| Düzenleme | İlgili olduğu alan |
|---|---|
| Anayasa m. 76 | Milletvekili seçilme yeterliliği |
| 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48/A-5 | Devlet memurluğuna alınma şartları |
| 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 5/1-a | Avukatlık mesleğine kabul |
| 5174 sayılı Kanun m. 74/1-d | Oda ve borsa organlarında görev alma |
| 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun m. 10/d | Özel güvenlik görevlisi olabilme |
| 6136 sayılı Kanun m. 7/5 | Ateşli silah ruhsatı |
Şartlar: Üç Yıl, Yeni Suç Yok, İyi Hâl
Şartlar kanunda sayılıdır ve birlikte aranır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 02.07.2024 tarihli kararında 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesi tam metniyle aktarılmıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla; mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması ve kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ile hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmiş olması hâlinde, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir; ancak bu süre, kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.

Yargıtay Ne Diyor? Sürenin Başlangıcı
Sürenin hangi tarihten işleyeceği en sık yapılan hatadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 02.07.2024 tarihli kararına konu olayda yerel mahkeme, hükmün kesinleştiği 18.03.2019 tarihinden itibaren üç yılın geçtiğini kabul ederek talebi kabul etmiştir. Ancak cezalar 17.05.2021 tarihinde infaz edilmiştir.
Daire, kararın verildiği 28.08.2023 tarihinde infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık sürenin henüz dolmadığını tespit etmiş; ayrıca aynı dosyada hakaret suçundan verilen on ay hapis cezasının temyiz incelemesinde olduğunu belirterek talebin reddine karar verilmesi gerektiğini vurgulamış ve hükmü kanun yararına bozmuştur.
Buradaki ölçüt açıktır: kural olarak sürenin başlangıcı kesinleşme değil, infazın tamamlanması tarihidir. Kesinleşme tarihi ancak 13/A maddesinin ikinci fıkrasındaki, infaza başka bir hukuki nedenle son verilmiş olması hâlinde devreye girer.

Kararda Hak Yoksunluğu Yazmıyorsa
Uygulamada en çok karşılaşılan ret gerekçesi budur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 26.10.2017 tarihli kararına konu olayda yerel mahkeme, mahkûmiyet kararında yasaklanmış hak bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Daire bu yaklaşımı kabul etmemiştir.
Karara göre, mahkûmiyet kararında herhangi bir hak yoksunluğu yer almasa da mahkûmiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların geri verilmesi talebinde bulunulabilir ve kişi hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunması yasaklanmış hak kavramına dahildir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 29.09.2020 tarihli kararında da aynı ilke tekrarlanmıştır. O kararda, mahkûmiyet kararında hak yoksunluğu yer almasa bile arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu belirtilerek, cezanın infazından itibaren üç yıllık sürenin geçtiği ve yeni suç işlenip işlenmediğinin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 02.07.2024 tarihli kararında da bu husus, hükümlülük kararında açıkça hükmedilmese bile mahkûmiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların, şartların bulunduğuna kanaat getirilmesi hâlinde iadesine karar verilebileceği şeklinde ifade edilmiştir.
Hangi Yoksunluklar Kapsama Girer?
Kapsam dar yorumlanmaz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin hem 26.10.2017 hem 29.09.2020 tarihli kararlarında, yoksunluk ister mülga 765 sayılı Kanun’dan isterse özel bir kanundan kaynaklansın kapsama gireceği belirtilmiştir. Kararlarda sayılan örnekler şunlardır: amme hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme veya seçilme hakkından yoksun kılınma, yasal kısıtlılık altında bulundurulma, sürücü belgesinin geri alınması, emekli maaşından yoksun kılınma, meslek ve sanatın tatili ile iş yerinin kapatılması.
Kararlarda, gerek mahkûmiyet sonucu gerekse ceza şeklinde hükmedilen her nevi ehliyetsizliklerin memnu hakların iadesi yoluyla bertaraf edilmesine yasal bir engel bulunmadığı; kanunda açıklanan süreler geçtikten sonra talepte bulunan iyi hâlli hükümlünün memnu haklarının iade edildiğinin bir kararla tespit edilmesinde zorunluluk bulunduğu belirtilmiştir.

İade Kararı Sicili Siler mi?
Bu iki kurum sık karıştırılır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 26.10.2017 tarihli kararında, yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiğinde adli sicil bilgilerinin silinmediği, ancak geri vermeye ilişkin kararın adli sicil arşivine kaydedildiği belirtilmiştir. Bu husus 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin altıncı fıkrasında da düzenlenmiştir.
Kararda ayrıca, arşiv kaydına alınan kayıtların kural olarak kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak yapılamayacağı; ancak kanunlarda özel düzenleme bulunması hâlinde arşiv kaydının hak yoksunluğu dâhil bazı hukuki işlemlere esas alınabileceği ifade edilmiştir.
Kararda 5352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinde, Anayasa’nın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesinin benimsenmediğine de dikkat çekilmiştir. İki kurum arasındaki ilişki için adli sicil kaydının silinmesi yazımıza, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için HAGB şartları yazımıza ve soruşturma aşamasındaki çözüm yolu için uzlaşma kapsamındaki suçlar yazımıza bakılabilir.
Usul: Nereye, Nasıl Başvurulur?
Usul kuralları maddede sayılmıştır.
- Talebi hükümlü veya vekili yapar; mahkeme resen karar veremez.
- Yetkili mahkeme, hükmü veren mahkeme ya da hükümlünün ikametgâhındaki aynı derecedeki mahkemedir.
- Mahkeme kararını dosya üzerinden verebileceği gibi Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinleyerek de verebilir.
- Karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
- Kesinleşen karar adli sicil arşivine kaydedilir.
- Başvuru nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır.
- Başvurudan önce infaz tarihi, infaz evrakıyla kesin olarak belirlenmelidir.
- Birden fazla mahkûmiyet varsa her biri için infaz tarihi ayrı ayrı denetlenmelidir.
- Devam eden temyiz incelemesi bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
- Yoksunluğun dayandığı özel kanun hükmü dilekçede açıkça gösterilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Memnu hakların iadesi için kaç yıl beklenir? 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesine göre kural olarak cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıldır. İnfaza başka bir hukuki nedenle son verilmişse bu süre, hükmün kesinleşmesinden itibaren beş yıldır.
Süre kesinleşme tarihinden mi başlar? Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 02.07.2024 tarihli kararında, kural olarak infazın tamamlandığı tarihin esas alınacağı; kesinleşme tarihinden hareket eden kararın hatalı olduğu belirtilmiştir.
Kararda hak yoksunluğu yazmıyorsa talep reddedilir mi? Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 26.10.2017 ve 29.09.2020 tarihli kararlarına göre hayır. Adli sicil arşiv kaydının bulunması yasaklanmış hak kavramına dahildir.
İade kararı adli sicil kaydını siler mi? Hayır. Anılan 26.10.2017 tarihli karara göre adli sicil bilgileri silinmez; geri vermeye ilişkin karar adli sicil arşivine kaydedilir.
Nereye başvurulur? 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinin üçüncü fıkrasına göre hükmü veren mahkemeye veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemeye başvurulur.
Türk Ceza Kanunu’ndaki hak yoksunlukları için de başvurulabilir mi? Madde metni bu yolu Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların öngördüğü yoksunluklarla sınırlamıştır. Bu kanundaki yoksunluk, 53. maddenin ikinci fıkrası uyarınca kural olarak infazın tamamlanmasıyla sona erer.
Sonuç
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, cezası infaz edilmiş olmasına rağmen özel kanunlardaki süresiz yoksunlukları taşımaya devam eden kişiler için öngörülmüş bir yoldur. Yargıtay kararlarında iki nokta istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır: süre kural olarak infazın tamamlanmasından işlemeye başlar ve mahkûmiyet kararında hak yoksunluğu yazmaması talebin reddi için yeterli bir gerekçe değildir. Buna karşılık bu yol, adli sicil kaydını silen ayrı bir kurum değildir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 10, 12, 13/A, geçici 2
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 53
- 5560 sayılı Kanun m. 38 (13/A maddesini ekleyen düzenleme; 06.12.2006)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 309
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2016/12303, K. 2017/11899, T. 26.10.2017
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/2549, K. 2020/16241, T. 29.09.2020
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/4851, K. 2024/9469, T. 02.07.2024
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Süre hesabı infaz evrakına ve dosyadaki mahkûmiyetlerin sayısına göre değiştiğinden, dosya incelenmeden değerlendirme yapılmamalıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilir.
Yayın tarihi: 05.11.2026 · Son güncelleme: 05.11.2026 Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr