Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası

Bu suç, uygulamada çoğu zaman tek başına değil; tehdit, yaralama veya cinsel suçlarla birlikte gündeme gelir. Bu nedenle asıl tartışma cezanın miktarından çok, hangi eylemin ayrı suç sayılacağı ve etkin pişmanlık indiriminin uygulanıp uygulanmayacağı üzerinde yoğunlaşır.
Kısa Cevap
Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Fiil cebir, tehdit veya hile kullanılarak işlenirse ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapistir. Silahla, birden fazla kişiyle, eşe veya boşandığı eşe, çocuğa karşı ya da benzeri nitelikli hâllerde ceza bir kat; cinsel amaçla işlenmesinde yarı oranında artırılır. Soruşturmaya başlanmadan önce mağdur şahsına zarar verilmeksizin kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakılırsa ceza üçte ikisine kadar indirilir.
Suçun Temel ve Nitelikli Hâlleri
Madde, fiilin işlenme biçimine göre kademeli bir ceza sistemi kurar.
Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinin birinci fıkrasına göre bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. İkinci fıkraya göre kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Üçüncü fıkraya göre suçun silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır.
Dördüncü fıkraya göre suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması hâlinde ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Beşinci fıkraya göre suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde cezalar yarı oranında artırılır.
Altıncı fıkra ise yaralama ile ilişkiyi düzenler: bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Tehdit ve Hakaret Ayrı Suç Sayılır mı?
Uygulamada sık karşılaşılan bir nitelendirme sorunudur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 25.01.2023 tarihli kararına konu olayda sanık, husumetli olduğu kişinin çocuğunu okul çıkışında kolundan çekerek zorla araca bindirmiş, araç içinde bıçakla yaralamış ve tehdit içeren sözler söyleyerek bir süre alıkoyduktan sonra bırakmıştır.
Daire, eylemin bir bütün hâlinde 109. maddenin ikinci fıkrasındaki cebir ve tehdit kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Kararda ayrıca hakaret suçunun oluşmadığı, tehdit eyleminin ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olduğu ve ayrı bir suç olarak değerlendirilemeyeceği vurgulanmıştır.
Sonuç olarak eylemin bölünerek ayrı ayrı hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuş; Türk Ceza Kanunu’nun 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan tek hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay Ne Diyor? Etkin Pişmanlığın Beş Şartı
İndirimin uygulanıp uygulanmayacağı, dosyaların çoğunda esas tartışmadır.
Türk Ceza Kanunu’nun 110. maddesine göre bu suçu işleyen kişi, suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 11.01.2022 tarihli kararının karşı oy yazısında bu şartlar beş başlıkta sıralanmıştır: suçun tamamlanmış olması, mağdurun soruşturmaya başlanmadan serbest bırakılması, mağdurun şahsına zarar verilmemiş olması, serbest bırakmanın kendiliğinden gerçekleşmesi ve mağdurun güvenli bir yerde bırakılması. Bu şartların tamamının birlikte gerçekleşmesi aranır.
Aynı kararda çoğunluk görüşü, tartışmalı olan “şahsa zarar” şartını yorumlamıştır. Karara göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.11.2015 tarihli kararına atıfla; suçun işlendiği süreyle sınırlı bir zaman dilimi içinde, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurunu oluşturacak ve kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerine ulaşmayacak şekilde mağdurun yaralanması, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel değildir.
Karşı oyda ise bu yorumun genişletici olduğu, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralanmaların da “şahsa zarar” kapsamında kaldığı savunulmuştur. Bu nedenle uygulamada bu konuda gerçek bir görüş ayrılığı bulunduğu göz önünde tutulmalıdır.

Sınır Nerede? Suçun Unsuru Olan Yaralama ile Cezalandırma Amaçlı Darp
Ayrımı en iyi gösteren karar, iki durumu yan yana koyar.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 07.07.2020 tarihli kararına konu olayda sanık, eski arkadaşını başka bir kişinin otomobilinde görmüş; darp ederek araçtan indirmiş, kendi otomobiline bindirmiş ve araç içinde yumrukla vurmaya devam ettikten sonra evine bırakmıştır.
Daire çoğunluğu, sanığın hürriyeti tahdit eylemini gerçekleştirdikten sonra, başka bir erkekle gezmesini cezalandırmak amacıyla mağduru darp etmeye devam ettiğini tespit etmiştir. Bu nedenle 110. maddedeki “mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın” şartının ihlal edildiği ve etkin pişmanlık koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Karşı oyda ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.12.2015 tarihli kararına dayanılarak, suçun unsurunu oluşturacak ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllere ulaşmayacak nitelikteki yaralanmanın indirime engel olmadığı savunulmuştur.
Buradan çıkan ölçüt şudur: yaralama, alıkoymayı gerçekleştirmenin aracı ve süresiyle sınırlıysa indirim mümkündür; alıkoyma tamamlandıktan sonra ayrı bir saikle sürdürülen şiddet ise indirimi ortadan kaldırır.

Diğer Uygulama Sorunları
Aynı kararlar birkaç noktayı daha netleştirmektedir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 11.01.2022 tarihli kararında, mağdurun suç tarihinde on sekiz yaşından küçük olması nedeniyle 109. maddenin üçüncü fıkrasının (f) bendinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu bent çocuklar ile beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişileri kapsar ve cezayı bir kat artırır.
Aynı kararda haksız tahrik indirimi bakımından da bir sınır çizilmiştir: sanığa yönelik mağdurdan kaynaklanan haksız bir eylem bulunmadığı hâlde haksız tahrik hükümlerinin uygulanması eksik ceza tayini sayılmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 25.01.2023 tarihli kararında ise etkin pişmanlığın uygulanmayacağı bir hâl daha gösterilmiştir: alıkoyma sırasında cebir kullanan sanık hakkında şartları oluşmadığı hâlde 110. maddenin uygulanması, eksik ceza tayini nedeniyle bozma sebebi yapılmıştır.
İlgili suçlarla ilişki bakımından ise 109. maddenin altıncı fıkrası belirleyicidir: yaralama neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllere ulaşmışsa ayrıca kasten yaralamadan da ceza verilir.
| Hata | Doğrusu | Karar |
|---|---|---|
| Tehdit için ayrı hüküm kurulması | Tehdit, alıkoymanın unsurudur; TCK m. 44 uyarınca tek hüküm kurulur | 8. CD, 25.01.2023 |
| Şartları yokken etkin pişmanlık uygulanması | Alıkoyma sırasında cebir kullanılmışsa m. 110 uygulanmaz | 8. CD, 25.01.2023 |
| Mağdurun çocuk olmasının gözetilmemesi | m. 109/3-f uyarınca ceza bir kat artırılır | 8. CD, 11.01.2022 |
| Dayanaksız haksız tahrik indirimi | Mağdurdan kaynaklanan somut haksız eylem aranır | 8. CD, 11.01.2022 |
| Alıkoyma sonrası darbın göz ardı edilmesi | Ayrı saikle süren şiddet, indirimi ortadan kaldırır | 8. CD, 07.07.2020 |
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için HAGB şartları yazımıza, uzlaştırma usulü için uzlaşma kapsamındaki suçlar yazımıza, koruma tedbirlerinin denetimi için el koyma tedbiri yazımıza ve mahkûmiyetin kayıttan silinmesi için adli sicil kaydı nasıl silinir yazımıza bakılabilir.
Uygulamada Ne Yapmalı?
- Alıkoymanın başlangıç ve bitiş anını tanık, kamera ve HTS kayıtlarıyla belirleyin.
- Cebir, tehdit veya hile kullanılıp kullanılmadığını ayrıca ortaya koyun; ceza aralığı buna göre değişir.
- Mağdurun yaşını ve durumunu belgeleyin; çocuk ise ceza bir kat artar.
- Aynı olayda söylenen tehdit sözlerinin ayrı suç sayılamayacağını ileri sürün.
- Yaralanmanın alıkoyma süresiyle sınırlı olup olmadığını ayrıntılı biçimde tartışın.
- Alıkoyma bittikten sonra süren şiddetin etkin pişmanlığı engelleyeceğini göz önünde bulundurun.
- Serbest bırakmanın kendiliğinden mi yoksa yakalanma üzerine mi gerçekleştiğini netleştirin.
- Bırakılan yerin güvenli olup olmadığını somut verilerle ortaya koyun.
- Soruşturmaya başlanmadan önce bırakma şartına dikkat edin; süre kritiktir.
- Haksız tahrik iddiasında mağdurdan kaynaklanan somut bir haksız eylem gösterin.
Sık Sorulan Sorular
Bu suçun cezası nedir? Temel hâlde bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Cebir, tehdit veya hile kullanılırsa iki yıldan yedi yıla kadar hapse hükmolunur.
Araçta bir süre alıkoymak suç oluşturur mu? Evet. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 25.01.2023 tarihli kararında, zorla araca bindirip bir süre araçta alıkoyma eylemi bu suç kapsamında değerlendirilmiştir.
Tehdit için ayrıca ceza verilir mi? Anılan kararda tehdit eyleminin bu suçun unsuru olduğu ve ayrı bir suç olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.
Mağduru bırakırsam ceza indirilir mi? Türk Ceza Kanunu’nun 110. maddesine göre soruşturmaya başlanmadan önce, mağdurun şahsına zarar verilmeksizin, kendiliğinden ve güvenli bir yerde bırakılması hâlinde ceza üçte ikisine kadar indirilir.
Mağduru yaraladıysam indirim uygulanır mı? Duruma göre değişir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 11.01.2022 tarihli kararında suçun unsuru niteliğindeki yaralanmanın indirime engel olmadığı kabul edilmişken, 07.07.2020 tarihli kararda alıkoyma tamamlandıktan sonra cezalandırma amacıyla süren darp indirime engel görülmüştür.
Eşe karşı işlenmesi cezayı etkiler mi? Evet. Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendine göre eşe ya da boşandığı eşe karşı işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır.
Sonuç
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma dosyalarında sonucu belirleyen iki eşik vardır. Birincisi nitelendirme eşiğidir: aynı olay içindeki tehdit ve benzeri davranışlar ayrı suç sayılmaz, bütün hâlinde tek suç oluşturur. İkincisi indirim eşiğidir: mağdurun serbest bırakılması tek başına yetmez; bırakmanın kendiliğinden, güvenli bir yerde, soruşturma başlamadan ve mağdurun şahsına zarar verilmeksizin gerçekleşmiş olması gerekir. Yaralamanın hangi anda ve hangi amaçla gerçekleştiği, bu eşiğin aşılıp aşılmadığını belirler.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 29, 44, 109, 110
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 225
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/1738, K. 2020/15085, T. 07.07.2020
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2019/5152, K. 2022/259, T. 11.01.2022
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/4697, K. 2023/216, T. 25.01.2023
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Etkin pişmanlık şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olayın akışına göre değiştiğinden ve bu konuda görüş ayrılıkları bulunduğundan, dosya incelenmeden değerlendirme yapılmamalıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilir.
Yayın tarihi: 01.10.2026 · Son güncelleme: 01.10.2026 Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr