Pzt–Cum 09:00–18:30 Gebze / Kocaeli
Ana Sayfa Sosyal Güvenlik Hukuku

Sosyal Güvenlik Hukuku

Sosyal güvenlik hukuku, çalışanın ve hak sahiplerinin sigortalılık statüsünden doğan haklarını, bu hakların doğduğu anı ve bunlara ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yolunu düzenler. Temel kaynak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’dur. Uyuşmazlığın bir tarafında çoğu zaman Sosyal Güvenlik Kurumu, kimi zaman ise işveren bulunur; taraf sıfatı, başvuru yolunu ve süreleri doğrudan değiştirir.

Büromuzda hizmet tespiti, sigortalılık başlangıcının belirlenmesi, maluliyet ve meslekte kazanma gücü kaybı oranına ilişkin uyuşmazlıklar, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimlerinden doğan sorunlar, Kurumun rücu alacakları ile aylık bağlama ve prim işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar kapsamında hukuki yardım sağlanmaktadır.

Başlıca Hizmetler

Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında aşağıdaki konularda çalışma yürütülmektedir:

  • Hizmet tespiti davaları: Kuruma hiç bildirilmemiş ya da eksik bildirilmiş çalışma sürelerinin, prime esas kazançların ve prim ödeme gün sayılarının mahkeme kararıyla tespiti.
  • Sigortalılık başlangıcının tespiti: emeklilik koşullarına esas alınacak ilk sigortalılık tarihinin belirlenmesine ilişkin talepler.
  • Maluliyet ve meslekte kazanma gücü kaybı oranına itiraz: Kurum Sağlık Kurulu kararlarına ve dayanağı sağlık kurulu raporlarına karşı yürütülen uyuşmazlıklar.
  • İş kazası ve meslek hastalığının tespiti: olayın iş kazası ya da meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağına ilişkin uyuşmazlıklar ile bildirim yükümlülüğünden doğan sorunlar.
  • Kurumun rücu alacakları: 5510 sayılı Kanun m.21 uyarınca işverene veya üçüncü kişilere yöneltilen rücu taleplerine karşı savunma ve kusur değerlendirmesi.
  • Aylık ve gelir bağlama işlemleri: malullük aylığı, sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm aylığı taleplerinin reddine ilişkin Kurum işlemlerine karşı açılan davalar.
  • Prim ve borç işlemleri: re’sen düzenlenen prim belgelerine ve tebliğ edilen prim borcuna karşı yürütülen itiraz ve dava süreçleri.

Hizmet Tespiti Davası

5510 sayılı Kanun m.86 uyarınca, aylık prim ve hizmet belgesi ya da muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilamla ispatlayabilirler. Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları bu durumda dikkate alınır.

Bu beş yıllık süre hak düşürücü niteliktedir; kural olarak durmaz ve kesilmez. Sürenin başlangıcı, çalışmanın geçtiği takvim yılının sonudur. Bu nedenle çalışmanın hangi yıllara ait olduğunun belirlenmesi, davanın kabul edilebilirliği bakımından ilk incelenen konudur.

Hizmet tespiti taleplerinin usul bakımından ayırt edici bir yönü daha vardır: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4/1, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce Kuruma başvurulmasını zorunlu tutarken, hizmet akdine tabi çalışmalar nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti taleplerini bu zorunluluğun dışında bırakmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, işveren aleyhine açılan bu davalar Kuruma resen ihbar edilir; ihbar üzerine davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir.

Uygulamada tespit; işyeri kayıtları, bordrolar, Kurum müfettiş raporları, aynı dönemde aynı işyerinde çalışan ve kaydı bulunan tanıkların beyanları ile komşu işyeri tanıklıkları üzerinden yürütülür. Delillerin hangi döneme ait olduğunun ayrı ayrı ortaya konması gerekir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirimi

5510 sayılı Kanun m.13, iş kazasını; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda ya da işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlar.

Bildirim süreleri aynı maddede düzenlenmiştir. Hizmet akdiyle çalışan sigortalılar bakımından işveren, kazayı o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl, Kuruma ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmek zorundadır. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse bu süre, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalı bakımından bildirim, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç iş günü içinde kendisi tarafından yapılır.

Meslek hastalığı ise m.14’te, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hâlleri olarak tanımlanır. Bildirim, durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle Kuruma yapılır.

Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin sonucu vardır: m.21/2 uyarınca iş kazasının süresinde Kuruma bildirilmemesi hâlinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir. Meslek hastalığında ise m.14 uyarınca, bildirim yapılmaması ya da bildirilen hususların kasten eksik veya yanlış bildirilmesi hâlinde Kurumca yapılmış masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilir.

Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusunda karara varılabilmesi için, Kurumun denetim ve kontrolle yetkilendirilen memurları veya Bakanlık iş müfettişleri aracılığıyla soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda verilen kararın sigortalı veya hak sahibi bakımından olumsuz olması hâlinde, olayın iş kazası olduğunun tespiti dava yoluyla istenebilir.

Maluliyet ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı

İki farklı ölçüt ve iki farklı sonuç söz konusudur; uygulamada en sık karışan konu budur.

Sürekli iş göremezlik geliri bakımından m.19 uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı gelire hak kazanır. Gelir, mesleğinde kazanma gücünün kaybı oranına göre hesaplanır: sürekli tam iş göremezlikte m.17’ye göre hesaplanan aylık kazancın %70’i oranında gelir bağlanır; sürekli kısmî iş göremezlikte bu tutarın iş göremezlik derecesi oranındaki kısmı ödenir. Sigortalı başka birinin sürekli bakımına muhtaç ise gelir bağlama oranı %100 olarak uygulanır.

Malullük bakımından ise ölçüt m.25’te farklıdır: hizmet akdiyle veya kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalılar için çalışma gücünün ya da iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı malul sayılır. Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce bu oranda kayıp bulunduğu tespit edilirse, sigortalı bu hastalık veya engellilik sebebiyle malullük aylığından yararlanamaz.

Oran, hem Kurumdan alınacak gelir ve aylığı hem de işverene karşı açılacak tazminat davasındaki hesabı belirlediği için, sağlık kurulu raporunun dayandığı mevzuat cetveline uygun düzenlenip düzenlenmediği ayrıca değerlendirilir. Tazminat hesabının kendisine ilişkin ayrıntılar için Tazminat Hukuku sayfasına bakabilirsiniz.

Kurumun Rücu Alacakları

5510 sayılı Kanun m.21/1 uyarınca iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse; Kurumca yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere Kurumca işverene ödettirilir. Maddede açıkça belirtildiği üzere, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.

Olay üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, m.21/4 uyarınca söz konusu ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.

Rücu davalarında savunma; kusur dağılımı, kaçınılmazlık, sigortalının kendi kusurunun etkisi ve hesaplanan ilk peşin sermaye değerinin doğruluğu üzerinden kurulur. Bu davaların, işverene karşı açılan tazminat davasıyla birlikte ele alınması gerekir.

Kuruma Başvuru, Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk

7036 sayılı Kanun m.4/1 uyarınca, 5510 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda — hizmet akdine tabi çalışmalar nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere — dava açılmadan önce Kuruma başvurulması zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla, yapılan başvuruya altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Maddede ayrıca, Kuruma başvuruda geçirilecek sürenin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı düzenlenmiştir.

Görevli mahkeme bakımından 7036 sayılı Kanun m.5/1-(b), idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4’üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere, Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda iş mahkemelerini görevli kılar.

Arabuluculuk yönünden iki ayrımın yapılması gerekir. 7036 sayılı Kanun m.3/1 uyarınca, kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Buna karşılık aynı maddenin üçüncü fıkrası, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında bu hükmün uygulanmayacağını açıkça düzenler. Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında hangi yolun izleneceği, bu nedenle talebin hukuki niteliğine göre belirlenir. Sürecin işleyişi için Arabuluculuk sayfasına bakabilirsiniz.

Çalışma Yöntemimiz

İlk aşamada sigortalılık statüsü ve taraf sıfatı belirlenir: uyuşmazlığın muhatabı Kurum mu, işveren mi, yoksa her ikisi birden midir. Bu belirleme, Kuruma başvuru zorunluluğunun uygulanıp uygulanmayacağını, arabuluculuğun dava şartı olup olmadığını ve görevli mahkemeyi doğrudan etkiler.

Ardından süre incelemesi yapılır. Hizmet tespitinde beş yıllık hak düşürücü sürenin hangi takvim yılından işlemeye başladığı, Kurum işlemlerinde tebliğ tarihleri ve altmış günlük cevap süresi ayrı ayrı çıkarılır.

Belge toplama aşamasında sigortalı hizmet dökümü, işyeri sicil kayıtları, Kurum müfettiş raporları, iş kazası bildirgesi, sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbi belgeler bir araya getirilir; eksik olanlar için kurumlardan müzekkere talep edilir.

Dosyaya sunulan sağlık kurulu raporları ve bilirkişi raporları; dayanılan cetvel, tespit edilen oran, kusur dağılımı ve hesap dönemi yönünden ayrıca incelenir. Tespit edilen aykırılıklar için süresinde beyan sunulur ve gerekiyorsa ek rapor talep edilir.

Her aşamada yapılan işlem, beklenen süre ve olası sonuçlar açıkça paylaşılır; sonuç vaadinde bulunulmaz.

Sık Sorulan Sorular

Hizmet tespiti davası ne kadar süre içinde açılmalıdır?
5510 sayılı Kanun m.86 uyarınca, aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilamla ispatlayabilirler. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; sürenin başlangıcı, çalışmanın geçtiği takvim yılının sonudur.
Hizmet tespiti davası açmadan önce SGK’ya başvurmak zorunlu mudur?
Hayır. 7036 sayılı Kanun m.4/1, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava öncesi Kuruma başvurmayı kural olarak zorunlu tutmakla birlikte, hizmet akdine tabi çalışmalar nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti taleplerini bu zorunluluğun dışında bırakmıştır. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, işveren aleyhine açılan bu dava Kuruma resen ihbar edilir.
İşveren iş kazasını SGK’ya kaç gün içinde bildirmek zorundadır?
5510 sayılı Kanun m.13 uyarınca işveren, hizmet akdiyle çalışan sigortalının geçirdiği iş kazasını o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl, Kuruma ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle bildirmek zorundadır. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse süre, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar.
İşveren iş kazasını süresinde bildirmezse ne olur?
5510 sayılı Kanun m.21/2 uyarınca, iş kazasının m.13’te belirtilen sürede işveren tarafından Kuruma bildirilmemesi hâlinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir. Bildirimin yapılmamış olması, olayın iş kazası olduğunun mahkemece tespit edilmesine engel değildir.
Sürekli iş göremezlik geliri için gereken oran nedir; malullükten farkı nedir?
5510 sayılı Kanun m.19 uyarınca sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanmak için, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün Kurum Sağlık Kurulunca en az %10 oranında azalmış bulunduğunun tespiti gerekir. Malullük ise m.25’te ayrı bir ölçüte bağlanmıştır: çalışma gücünün ya da iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ının kaybedildiğinin tespiti aranır. İki kurum farklı oranlara ve farklı sonuçlara bağlıdır.
İş kazasından doğan tazminat davasında arabuluculuk dava şartı mıdır?
Hayır. 7036 sayılı Kanun m.3/1 işçi ve işveren alacağı ile işe iade davalarında arabuluculuğu dava şartı saymakla birlikte, aynı maddenin üçüncü fıkrası iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında bu hükmün uygulanmayacağını açıkça düzenlemiştir. Buna karşılık aynı dosyada kıdem, ihbar veya fazla mesai gibi işçilik alacakları da isteniyorsa, o talepler bakımından dava şartı işlemeye devam eder.
SGK’nın işverene yönelttiği rücu talebinde sorumluluk neye göre belirlenir?
5510 sayılı Kanun m.21/1 uyarınca rücu, iş kazası veya meslek hastalığının işverenin kastı ya da iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmiş olması hâlinde söz konusu olur ve sigortalı ya da hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarla sınırlıdır. Madde, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağını ayrıca belirtmiştir. Olay üçüncü kişinin kusurundan doğmuşsa m.21/4 uyarınca ilk peşin sermaye değerinin yarısı o kişilere rücu edilir.
SGK işlemine karşı hangi mahkemede dava açılır?
7036 sayılı Kanun m.5/1-(b) uyarınca, idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4’üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere, Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda iş mahkemeleri görevlidir. Dava açılmadan önce m.4 uyarınca Kuruma başvurulmuş ve talebin reddedilmiş ya da reddedilmiş sayılmış olması gerekir.

İletişim

Av. Şerafettin Kaya Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu
Mevlana Mah. Issıkgöl Cad. No: 99, Kat: 1 D: 23, 41400 Gebze/Kocaeli
Telefon: +90 534 545 23 32 · E-posta: iletisim@serafettinkaya.av.tr
Çalışma saatleri, ulaşım ve harita için İletişim sayfasına bakabilirsiniz.

İlgili sayfalar: İş Hukuku · Tazminat Hukuku · Arabuluculuk · İş Kazası Tazminatı Hesaplama · Hesaplama Araçları · Faaliyet Alanları · Dilekçe Örnekleri

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Faaliyet alanı bilgisi, uzmanlık anlamına gelmemek üzere verilmiştir. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarına göre değerlendirilir. Mevzuat atıfları 15.08.2026 tarihli yürürlükteki metinlere göre yapılmıştır.

Sosyal Güvenlik Hukuku Alanındaki Makalelerimiz

Bu alandaki diğer 2 makaleyi göster

Dosyanızı Değerlendirelim

Uyuşmazlığın konusunu, tarafları ve varsa süreleri kısaca yazınız.

İletişim bilgileriniz, talebinizin değerlendirilmesi ve size dönüş yapılması amacıyla KVKK m.5/2-(c), (e) ve (f) hükümlerine dayanılarak işlenir; bu işleme için açık rızanız aranmaz. Mesajınızda sağlık durumu veya ceza soruşturması gibi özel nitelikli kişisel veri paylaşmayınız. Menfaat çatışması denetimi tamamlanmadan dosya ayrıntısı, taraf adı veya belge göndermeyiniz. Gönderim vekâlet ilişkisi kurmaz.

Gönderim vekâlet ilişkisi kurmaz. Avukatlık Kanunu m.164 uyarınca görüş bildirilen danışma görüşmesi ücrete tabidir; ücret, AAÜT esas alınarak görüşme öncesinde bildirilir.

WhatsApp Randevu Ara