KYOK’a İtiraz: Takipsizlik Kararına İtiraz

Takipsizlik kararı, şikâyetin sonu değildir. Ancak itirazın süresinde, doğru mercie ve doğru içerikle yapılması gerekir. Kararın kesinleşmesinden sonra dosyayı yeniden açtırmanın yolu ise tamamen farklı bir usule tabidir.
Kısa Cevap
Cumhuriyet savcısı, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. Hâkimlik itirazı reddedebilir, kabul edebilir ya da soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir. İtiraz reddedilirse aynı fiilden dava açılabilmesi için yeni delil ve hâkimlik kararı gerekir.
İtirazın Süresi, Mercii ve İçeriği
Üç unsur da kanunda açıkça belirlenmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinin birinci fıkrasına göre suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
İkinci fıkra dilekçenin içeriğini belirler: itiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. Bu, itirazın gerekçesiz bir talep olmadığını gösterir; hangi olgunun hangi delille ispatlanabileceğinin ortaya konması beklenir.
Kararın kendisi de bu bilgileri içermek zorundadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesinin birinci fıkrasına göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Bir sınır vardır: aynı maddenin beşinci fıkrasına göre Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.

Hâkimliğin Üç Seçeneği
İtiraz üzerine verilebilecek kararlar sınırlıdır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinin üçüncü fıkrasına göre sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa istemi gerekçeli olarak reddeder ve itiraz edeni giderlere mahkûm eder. Dördüncü fıkraya göre hâkimlik istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 18.03.2024 tarihli kararında bu üç seçenek şöyle özetlenmiştir: kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen sulh ceza hâkimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilir.
Aynı kararda usule ilişkin önemli bir kural belirlenmiştir: soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiş ve eksiklikler giderilmişse, itirazla ilgili kararı daha önce soruşturmanın genişletilmesine karar veren merci vermelidir. Karara konu olayda yeniden verilen takipsizlik kararına karşı yapılan itirazı başka bir hâkimliğin reddetmesi hukuka aykırı bulunmuş ve dosyanın ilk merciye gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay Ne Diyor? KYOK Kesin Hüküm Değildir
Kararın hukuki niteliği, sonraki adımları belirler.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 07.10.2024 ve 08.12.2025 tarihli kararlarında aynı tespit yer alır: kovuşturmaya yer olmadığına dair karar adli-idari nitelikte, başka bir anlatımla karma nitelikte bir karardır. Bu nedenle beraat kararında olduğu gibi kişi hakkında verildiği fiile ilişkin olarak kesin hüküm sonuçlarını doğurmaz.
Ancak kararlarda hemen ardından bir sınır çizilmiştir: kesin hüküm sonucu doğurmaması, soruşturma makamının bu karardan her zaman keyfî biçimde dönebileceği ve kamu davası açabileceği anlamına gelmez.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesinin ikinci fıkrasına göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. Anılan kararlarda bu iki şartın kovuşturma şartı olarak belirlendiği vurgulanmıştır.
Aynı sonuç itiraz reddedildiğinde de geçerlidir: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinin altıncı fıkrasına göre itirazın reddedilmesi hâlinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172. maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
Yeni Delil Ortaya Çıkarsa Ne Yapılmalı?
Bu, uygulamada en çok hata yapılan noktadır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 07.10.2024 ve 08.12.2025 tarihli kararlarında izlenecek yol adım adım gösterilmiştir. Karara göre yeni delil elde edildiğinden bahisle talepte bulunulması üzerine öncelikle Cumhuriyet savcısınca bir değerlendirme yapılması gerekir.
Savcı, iddiaların yeni delil mahiyetinde olduğunu kabul ederse soruşturmaya devam eder; kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilirse bu hususta sulh ceza hâkimliğinden karar talep eder. İddiaların yeni delil sayılmadığı ya da kovuşturma açmaya yeterli olmadığı sonucuna varırsa yeniden kovuşturmaya yer olmadığına karar verir; bu karar da itiraza tabi olarak hâkimlikçe denetlenir.
Kararlarda ayrıca şu vurgulanmıştır: yeni delil iddiasıyla doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurulsa dahi, hâkimliğin bu talebi değerlendirme için soruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığına iletmesi gerekir.
Bir başka açıklama da savcının yetkisine ilişkindir: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısının, yeni delil elde edildiğinden bahisle soruşturma işlemlerine başlaması için hâkimlikten izin almasına gerek yoktur. Hâkimlik kararı, soruşturmanın başlaması için değil kamu davasının açılabilmesi için gereklidir.

Hangi Kararlar Kesin, Hangileri İtiraza Tabi?
Bu ayrım, yanlış kanun yoluna başvurmayı önler.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 07.10.2024 tarihli kararında belirtildiği üzere, sulh ceza hâkimliğinin itiraz üzerine verdiği kararlara karşı kanunda bir kanun yolu öngörülmediğinden bu kararlar kesindir. İtirazın kabulüne karar verilmesi hâlinde de şüpheliye veya Cumhuriyet savcısına tanınmış bir kanun yolu bulunmamaktadır.
Kararda bu kesin kararlara karşı ancak olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceğinin öğreti ve uygulamada kabul edildiği belirtilmiştir.
Buna karşılık aynı kararda önemli bir ayrım yapılmıştır: yeni delil elde edildiğinden bahisle takipsizlik kararının kaldırılması talebinin reddine dair karar, 173. maddeye göre itiraz üzerine verilmiş bir karar değil, 172. maddenin ikinci fıkrası kapsamında talep üzerine tesis edilmiş yeni bir hâkimlik kararıdır. Bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 267. maddesindeki açık hüküm gereği itiraz kanun yoluna tabidir.
Kararda ayrıca kanun yolu bildiriminde yanılma hâline de değinilmiştir: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264. maddesine göre kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz ve başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili mercie gönderir.
| Karar | Dayanak | Başvurulabilecek yol |
|---|---|---|
| İtirazın reddine dair karar | CMK m. 173/3 | Kesindir; yalnızca kanun yararına bozma yoluna gidilebilir |
| İtirazın kabulüne dair karar | CMK m. 173/4 | Kesindir; şüpheliye veya Cumhuriyet savcısına tanınmış bir kanun yolu yoktur |
| Yeni delil talebinin reddine dair karar | CMK m. 172/2 | İtiraz kanun yoluna tabidir (CMK m. 267) |
Son olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesinin üçüncü fıkrası özel bir yeniden soruşturma yolu içerir: kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.
Uzlaştırma usulünün işleyişi için uzlaşma kapsamındaki suçlar yazımıza, koruma tedbirlerinin denetimi için el koyma tedbiri yazımıza, hukuka aykırı delilin akıbeti için hukuka aykırı arama ve el koymanın delil değeri yazımıza ve istinaf sonrası süreç için istinaf sonrası yeniden verilen karar yazımıza bakılabilir.
Uygulamada Ne Yapmalı?
- Tebliğ tarihini belgeleyin; iki haftalık süre bu tarihten işler.
- İtirazı, kararı veren savcının bağlı olduğu ağır ceza merkezindeki sulh ceza hâkimliğine yöneltin.
- Dilekçede kamu davası açılmasını gerektirecek olayları ve delilleri tek tek gösterin.
- Hangi delilin hangi olguyu ispatlayacağını açıkça belirtin; genel ifadelerden kaçının.
- Toplanmasını istediğiniz delilleri, soruşturmanın genişletilmesi talebiyle birlikte sıralayın.
- Soruşturma genişletilmişse, sonraki kararı aynı merciin vermesi gerektiğini hatırlatın.
- İtiraz reddedilirse dosyanın kapanmadığını, yeni delil yolunun açık olduğunu bilin.
- Yeni delil talebini önce Cumhuriyet başsavcılığına yöneltin.
- Yeni delil talebinin reddine dair kararın itiraza tabi olduğunu göz önünde bulundurun.
- Kanun yolu bildirimi hatalıysa yanılmanın hak kaybına yol açmayacağını ileri sürün.
Sık Sorulan Sorular
Takipsizlik kararına itiraz süresi ne kadar? Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinin birinci fıkrasına göre kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.
İtiraz nereye yapılır? Kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine.
İtiraz dilekçesinde ne yazılmalı? Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilmelidir.
İtirazım reddedilirse dosya tamamen kapanır mı? Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesinin altıncı fıkrası yoluyla 172. maddenin ikinci fıkrası uygulanır: yeni delil elde edilir ve hâkimlikçe karar verilirse dava açılabilir.
Yeni delil bulursam nereye başvurmalıyım? Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 08.12.2025 tarihli kararına göre değerlendirmeyi öncelikle Cumhuriyet savcısı yapar; doğrudan hâkimliğe başvurulsa bile talep başsavcılığa iletilir.
Sulh ceza hâkimliğinin kararı kesin midir? İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Ancak yeni delil talebi üzerine verilen kararlar, anılan 07.10.2024 tarihli karara göre itiraz kanun yoluna tabidir.
Sonuç
Takipsizlik kararına itiraz, basit bir şikâyet tekrarı değildir; dilekçenin gücü, gösterilen olay ve delillerin somutluğuna bağlıdır. İtirazın reddedilmesi hâlinde de yol kapanmaz, ancak rejim değişir: artık yeni delil ve ayrı bir hâkimlik kararı gerekir. Bu ikinci aşamada en sık yapılan hata, doğrudan hâkimliğe başvurmaktır; oysa değerlendirmeyi önce savcılık yapar.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160, 172, 173, 264, 267, 268, 271, 309
- 680 sayılı KHK m. 10-11 (CMK m. 172-173 değişikliği; 02.01.2017)
- 6545 sayılı Kanun m. 71 (CMK m. 173/3 değişikliği; 18.06.2014)
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/2432, K. 2024/3539, T. 18.03.2024
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/7148, K. 2024/11184, T. 07.10.2024
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/2406, K. 2025/15784, T. 08.12.2025
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Süreler ve başvuru yolları dosyanın niteliğine göre değiştiğinden, dosya incelenmeden değerlendirme yapılmamalıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilir.
Yayın tarihi: 14.10.2026 · Son güncelleme: 14.10.2026 Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr