.ai-h svg{width:19px;height:19px;fill:var(--brand)} .ai-l{display:flex;flex-wrap:wrap;gap:9px} .ai-b{padding:9px 16px;background:var(--surface);border:1px solid var(--border-strong);border-radius:var(--radius); font-size:.86rem;font-weight:500;transition:all .2s} .ai-b:hover{border-color:var(--brand);color:var(--brand);transform:translateY(-1px)} .ai-n{margin:12px 0 0;font-size:.76rem;color:var(--text-muted);line-height:1.6} article h2[id]{scroll-margin-top:100px} @media(max-width:640px){.toc ol{columns:1}.artitle{font-size:1.6rem}} Maluliyet Oranı ve Tazminata Etkisi: Bilmeniz Gerekenler – Avukat Şerafettin Kaya Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu \n\n

Maluliyet Oranı ve Tazminata Etkisi: Bilmeniz Gerekenler

Maluliyet oranı ve tazminat hesabını gösteren bilgilendirici hukuki görsel

Bir trafik kazası, iş kazası ya da başka bir olay sonucu bedeninizde kalıcı bir zarar oluştuğunda, alacağınız tazminatın miktarı büyük ölçüde tek bir sayıya bağlanır: maluliyet oranı. Bu oran, vücudunuzdaki kalıcı hasarın çalışma gücünüzü ne ölçüde azalttığını gösterir ve tazminat hesabının matematiksel tabanını oluşturur. Bu yazıda maluliyet oranının nasıl belirlendiğini, tazminatı hangi mekanizmayla etkilediğini ve haklarınızı korurken nelere dikkat etmeniz gerektiğini hukukçu olmayan bir okuyucunun anlayacağı sadelikte açıklıyoruz.

Kısa Cevap

Maluliyet oranı (sürekli iş göremezlik oranı), bir kaza veya haksız fiil sonucu bedende oluşan kalıcı hasarın çalışma gücünü yüzde kaç azalttığını gösteren tıbbi bir değerlendirmedir ve tazminat hesabının matematiksel tabanını oluşturur — oran ne kadar yüksekse, talep edilebilecek tazminat da o kadar yüksek olur. Bu oran hâkim, hakem heyeti veya aktüer tarafından kendiliğinden takdir edilemez; yetkili bir sağlık kurulu raporuyla ve kişinin yaşına göre değişen resmî cetvellerle belirlenmesi zorunludur.

Maluliyet Oranı Nedir?

Maluliyet oranı, hukuk dilinde sürekli iş göremezlik olarak da geçen, kişinin bedeninde meydana gelen kalıcı hasarın çalışma (kazanç elde etme) gücünü yüzde kaç oranında azalttığını gösteren tıbbi bir değerlendirmedir. Örneğin bir kazada bacağında kalıcı hareket kısıtlılığı oluşan bir kişi için bu oran yüzde 20 olarak belirlenebilir.

Bu oran keyfi bir tahmin değildir. Tıbbi cetvellere ve belirli formüllere dayanan, uzmanlık gerektiren bir hesaplamanın sonucudur. Önemli olan şudur: maluliyet oranı ne kadar yüksekse, kural olarak talep edilebilecek tazminat da o kadar yüksek olur. Çünkü tazminat, bu oran üzerinden matematiksel olarak hesaplanır.

Maluliyet Oranı Nasıl ve Kim Tarafından Belirlenir?

Maluliyet oranının belirlenmesi tıbbi bir uzmanlık işidir. Bu nedenle oranı hâkim, bir hakem heyeti ya da tazminat hesabını yapan aktüer (matematiksel hesap uzmanı) kendiliğinden takdir edemez. Oranın, yetkili bir sağlık kurulu raporuyla saptanması zorunludur. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, uzmanlığı bulunmayan bir merciin oranı resen (kendiliğinden) belirlemesi hatalı kabul edilmektedir.

Oran belirlenirken hangi cetvelin kullanılacağı kişinin yaşına göre değişir:

  • 18 yaş ve üzeri kişiler için *Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik* (20.02.2019 tarihli Resmî Gazete) ve ekindeki cetveller esas alınır.
  • 18 yaş altı kişiler için *Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik* uygulanır.

Uygulamada oran genellikle üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından alınan raporla saptanır. Kişinin yeniden muayene edilmesi ve raporun ilgili yönetmelik ile ekindeki cetvellere uygun düzenlenmesi beklenir.

Hangi Tarihteki Yönetmelik Uygulanır?

Bu, çoğu kişinin gözden kaçırdığı ama sonucu doğrudan etkileyen kritik bir noktadır. Uygulanacak yönetmelik, raporun düzenlendiği tarihte değil, kaza/olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliktir. Yargıtay, kaza tarihindeki mevzuata uygun biçimde düzenlenmiş bir rapor varsa bu oranı esas almakta ve yeniden rapor alınmasına gerek görmemektedir. Yani mevzuat sonradan değişse bile, sizin oranınız kural olarak olay anındaki kurallara göre belirlenir.

Birden Fazla Yaralanma Varsa Oranlar Toplanır mı?

Kişi tek bir olayda birden çok yerinden kalıcı zarar görmüşse, örneğin hem kolunda hem de gözünde hasar oluşmuşsa, bu ayrı oranlar basitçe toplanmaz.

Cetveller, birden fazla maluliyeti birleştirmek için Balthazard yöntemi (bileşik/artık pay yöntemi) adı verilen bir hesaplama öngörür. Bu yöntemde, ikinci ve sonraki hasarlar, kişinin geriye kalan sağlam gücü üzerinden hesaplanır. Bu nedenle iki oranın doğrudan aritmetik olarak toplanması hatalıdır ve gerçek maluliyet oranından daha yüksek, yanlış bir sonuç verir. Doğru yöntemle hesaplandığında birleşik oran her zaman aritmetik toplamdan daha düşük çıkar.

Maluliyet Oranı Tazminatı Tam Olarak Nasıl Etkiler?

Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi, bedensel zararlar arasında çalışma gücünün azalmasından doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları açıkça saymıştır. İşte maluliyet oranı, bu kayıpların hesabında temel çarpan olarak kullanılır.

Tazminat, kabaca şu bileşenlerin bir araya gelmesiyle aktüeryal (matematiksel-istatistiksel) olarak hesaplanır:

  • Maluliyet oranı (kalıcı hasarın çalışma gücünü azaltma yüzdesi)
  • Kusur oranı (olayda tarafların sorumluluk payı)
  • Kazanç durumu (kişinin geliri, asgari ücret veya belgelenen kazancı)
  • Bakiye ömür / aktif çalışma süresi (istatistiksel yaşam ve çalışma beklentisi verileri)

Bu veriler bir araya getirilerek kişinin ömür boyu uğrayacağı kazanç kaybı hesaplanır. Sürekli iş göremezlik tazminatının, saptanan maluliyet oranı ile kusur oranı birlikte gözetilerek aktüeryal yöntemle belirlenmesi gerekir.

Kusur Oranının Rolü: Oranlama

Maluliyet oranı yüksek olsa bile, tazminatın tamamını almak her zaman mümkün olmayabilir. Çünkü tazminat, tam maluliyet ve tam kusur varsayımıyla değil, gerçek oranlar üzerinden hesaplanır.

Diyelim ki bilirkişi, olayda hiç kusur indirimi yapmadan ve tam maluliyet varsayımıyla bir rakam buldu. Bu rakam olduğu gibi hükmedilmez. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre bu tutar, gerçek maluliyet oranı ve gerçek kusur oranı ile orantılanarak indirilir. Buna uygulamada “oranlama” denir.

Ayrıca zarar görenin kendi kusuru da (Türk Borçlar Kanunu m.52 kapsamında birlikte/müterafik kusur) bir indirim sebebidir. Örneğin kazada sizin de belirli bir kusur payınız varsa, tazminat bu oranda azaltılır. Kanunun 51 ve 52. maddeleri, tazminatın hâl ve şartlara, özellikle kusurun ağırlığına göre belirleneceğini düzenler. Bu konudaki genel çerçeveyi tazminat hukuku alanındaki temel bilgiler üzerinden de değerlendirmek mümkündür.

Raporlar Arasında Çelişki Olursa Ne Olur?

Uygulamada sık karşılaşılan bir durum, farklı kurumların farklı oranlar bildirmesidir. Örneğin SGK (kurum) sağlık kurulunun belirlediği oran ile üniversite hastanesi veya Adli Tıp Kurumu raporundaki oran birbirini tutmayabilir.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, maluliyet raporları arasında çelişki varsa, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz. Yani mahkeme, oranlar arasındaki farkı çözmeden karar veremez; genellikle üst bir sağlık kurulundan ya da adli tıp anabilim dalından yeni bir rapor alarak çelişkiyi ortadan kaldırması gerekir. Bu, düşük belirlenmiş bir oranın tazminatınızı haksız yere azaltmasının önüne geçen önemli bir güvencedir.

Rapora İtiraz Süresini Kaçırmayın

Maluliyet oranı size tebliğ edilen bir raporla bildirilir ve bu rapora itiraz etmek süreye tabi bir usul işlemidir. Bu noktada çok dikkatli olunması gerekir:

  • Rapor size (ya da vekilinize) tebliğ edildiğinde, itiraz için verilen süre işlemeye başlar.
  • Tarafın rapora süresinde itiraz etmemesi halinde, rapordaki oran hükme esas alınabilir.
  • Bu nedenle oranın düşük ya da hatalı olduğunu düşünüyorsanız, itiraz süresini kaçırmamak kritik önemdedir.

Yargıtay incelemelerinde de, itiraz etmeyen tarafın rapordaki orana sonradan karşı çıkmasının güçleştiği vurgulanmaktadır. Kısacası, elinizdeki en güçlü kozlardan biri olan itiraz hakkınızı zamanında kullanmak, alacağınız tazminatın miktarını doğrudan etkileyebilir.

Sık Sorulan Sorular

Maluliyet oranımı SGK belirledi, bu oran mahkemede kesin midir?

Hayır, mutlak değildir. SGK/kurum sağlık kurulunun belirlediği oran, mahkemedeki tazminat davasında tek başına bağlayıcı olmayabilir. Bu oran ile üniversite hastanesi veya adli tıp raporu arasında çelişki varsa, mahkemenin çelişkiyi gidermeden karar vermemesi gerekir. Oranın yeniden değerlendirilmesi mümkündür.

Maluliyet oranı yüksek olursa tazminatım kesin olarak artar mı?

Kural olarak oran arttıkça hesaplanan tazminat da artar; çünkü oran hesabın çarpanıdır. Ancak nihai tutar tek başına maluliyet oranına bağlı değildir. Kusur oranı, geliriniz, yaşınız ve varsa kendi kusur payınız gibi etkenler de sonuca etki eder. Bu nedenle her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

İki ayrı yerimden yaralandım, oranlar toplanır mı?

Doğrudan toplanmaz. Birden fazla maluliyet, cetvelde öngörülen Balthazard (bileşik) yöntemiyle birleştirilir. Bu yöntemde her yeni hasar, kalan sağlam güç üzerinden hesaplandığı için birleşik oran, oranların aritmetik toplamından daha düşük çıkar.

Kaza eski bir tarihte oldu, hangi yönetmelik uygulanır?

Kural olarak kaza/olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik uygulanır; raporun düzenlendiği tarih değil. Kaza tarihindeki mevzuata uygun düzenlenmiş bir rapor varsa bu oran esas alınır.

Rapordaki orana katılmıyorum, ne yapabilirim?

Rapor size tebliğ edildikten sonra, kanunda öngörülen süre içinde itiraz edebilir ve gerekçelerinizi sunabilirsiniz. Süresinde itiraz edilmezse oran hükme esas alınabileceğinden, itiraz süresini kaçırmamak önemlidir. İtirazın hangi mercie, hangi gerekçelerle yapılacağı somut dosyaya göre değişir.

Sonuç

Maluliyet oranı, bedensel zarar tazminatının en belirleyici unsurlarından biridir; oranın doğru belirlenmesi, doğru cetvele ve doğru yönteme dayanması ve gerektiğinde zamanında itiraz edilmesi, alacağınız tazminatı doğrudan etkiler. Konunun hem tıbbi hem hukuki yönleri iç içe geçtiği için süreç oldukça teknik ilerler.

Unutulmamalıdır ki her dosya kendine özgüdür; oranların belirlenmesi, çelişkilerin giderilmesi ve itiraz süreleri kişiden kişiye ve olaydan olaya farklılık gösterir. Bu nedenle bir bedensel zarar süreciyle karşı karşıyaysanız, hak kaybı yaşamamak adına profesyonel hukuki destek almakta yarar vardır. Bu tür uyuşmazlıklarla karşılaşanlar, süreci kendi somut durumlarına göre değerlendirebilir.

Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat

  • Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019, no 31275)
  • Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019, no 31274)
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.54
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.51-52
  • Yargıtay 4. HD, E.2023/3465, K.2025/3280, T.26.02.2025
  • Yargıtay 4. HD, E.2023/2862, K.2025/1743, T.05.02.2025
  • Yargıtay 4. HD, E.2023/1686, K.2025/1498, T.03.02.2025
  • Yargıtay 4. HD, E.2023/13451, K.2025/6715, T.28.04.2025
  • Yargıtay 4. HD, E.2025/4099, K.2025/9988, T.25.06.2025

Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay kendine özgü koşullarda değerlendirilmelidir. Yazı, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Yayın tarihi: 24.07.2026 · Son güncelleme: 30.07.2026

Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Faydalı Olabilecek Diğer İçeriklerimiz

WhatsApp Randevu Ara
ONLİNE RANDEVU
WhatsApp whatsapp
\n