Pzt–Cum 09:00–18:30 Gebze / Kocaeli

İş Gücü Kaybı Tazminatı Nedir? Sürekli İş Göremezlikte Hesap ve Talep

İş Gücü Kaybı Tazminatı Sürekli İş Göremezlikte Hesap ve Talep

⚡ Kısa Özet — vaktiniz azsa

  • İş gücü kaybı tazminatı, bir kaza ya da haksız fiil sonucu çalışma gücünü kısmen veya tamamen yitiren kişinin maddi kaybının giderilmesidir (TBK m.54).
  • Geçici ve sürekli iş göremezlik farklı kavramlardır; kalıcı tazminatın temeli, sabitleşen sürekli maluliyet oranıdır.
  • Maluliyet (iş gücü kaybı) oranı SGK sağlık kurulu, hastane veya Adli Tıp raporlarıyla belirlenir ve hesabın en önemli çarpanıdır.
  • Hesaplama; maluliyet oranı, gelir, kusur durumu ve bakiye ömür (yaşam tablosu) esas alınarak aktüeryal yöntemle yapılır.
  • Görevli mahkeme ve zamanaşımı olayın türüne göre değişir; süre kaçırmamak için erken hukuki değerlendirme önemlidir.

İş Gücü Kaybı Tazminatı Nedir?

İş gücü kaybı tazminatı; bir trafik kazası, iş kazası, hatalı tıbbi uygulama veya üçüncü bir kişinin haksız fiili sonucu bedensel bütünlüğü zarar gören kişinin, çalışma (kazanç sağlama) gücünde meydana gelen azalma ya da yitimin parayla giderilmesini amaçlayan maddi tazminat kalemidir. Türk Borçlar Kanunu bedensel zararları dört başlık altında sayar: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar (TBK m.54). İş gücü kaybı tazminatı, özellikle bu kalemlerden üçüncü ve dördüncüsüne karşılık gelir.

Uygulamada iki durum birbirinden ayrılır. Geçici iş göremezlik, kişinin tedavi ve iyileşme süresince çalışamadığı, ancak sonunda eski sağlığına kavuşabildiği dönemi anlatır. Sürekli iş göremezlik ise iyileşme tamamlandıktan sonra vücutta kalıcı bir arıza (maluliyet) kalmasıdır. Kalıcı tazminat hesabının temelini, sağlık durumunun sabitleştiği tarihte belirlenen sürekli maluliyet oranı oluşturur.

İş gücü kaybı tazminatının doğabileceği başlıca olaylar şunlardır:

  • İş kazaları ve meslek hastalıkları,
  • Trafik kazaları,
  • Hatalı tıbbi müdahaleler (malpraktis),
  • Darp, yaralama gibi üçüncü kişilerin haksız fiilleri.

Kimler ve Hangi Durumlarda Talep Edebilir?

Tazminatı talep edebilecek kişi, kural olarak bedensel zarara uğrayan mağdurun kendisidir. Talebin yöneltileceği sorumlular ise olaya göre değişir: zararı doğuran kusurlu üçüncü kişi, iş kazalarında işçisini gözetme ve iş sağlığı ile güvenliği önlemlerini alma borcunu ihlal eden işveren (TBK m.417; 6331 sayılı Kanun), trafik kazalarında aracın işleteni ve sürücüsü ile birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) sigortacısı olabilir.

İş kazalarında ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu devreye girer. Sürekli iş göremezlik derecesi belirli bir eşiğe ulaşan sigortalıya Kurum tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanır (5510 sayılı Kanun m.19) ve Kurum, yaptığı ödemeler için kusurlu işverene veya üçüncü kişiye rücû eder. Bu nedenle açılacak tazminat davasında, Kurumun karşıladığı ve rücûya tabi olan kısım hesaptan düşülür; mağdur, gerçek zararı ile Kurum ödemesi arasındaki bakiye için dava açar.

  • Talep eden: Bedensel zarara uğrayan mağdur.
  • Sorumlular: Kusurlu üçüncü kişi, işveren, aracın işleteni/sürücüsü ve sigortacı.
  • Sosyal güvenlik: SGK gelir/ödemeleri denkleştirmede dikkate alınır.

Tazminat Nasıl Hesaplanır?

İş gücü kaybı tazminatı, sabit bir tarifeyle değil, her olaya özgü aktüeryal (hesap bilirkişisi) yöntemiyle belirlenir. Hesabın temel değişkenleri şunlardır:

  • Maluliyet oranı: Kalıcı iş gücü kaybının yüzdesi; hesabın ana çarpanıdır.
  • Gelir: Mağdurun belgelenen net kazancı; belgelenemiyorsa asgari ücret esas alınabilir.
  • Kusur durumu: Zarar görenin kendi kusuru varsa tazminattan indirim yapılır (TBK m.51-52).
  • Bakiye ömür: Güncel yaşam tabloları (TRH-2010) esas alınarak aktif ve pasif çalışma dönemleri hesaplanır.

Hesapta zarar; olay tarihi ile rapor tarihi arasındaki bilinen dönem ve sonrasına ilişkin bilinmeyen dönem ayrımıyla ele alınır. Sosyal güvenlik ödemelerinin yalnızca rücûya tabi ve gerçek zararı karşılayan kısmı indirilir; kısmen veya tamamen rücu edilemeyen ödemeler ile ifa amacı taşımayan yardımlar bu zararın belirlenmesinde dikkate alınmaz (TBK m.55). Aynı hüküm uyarınca, hesaplanan tazminat hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz; yani rakam, matematiksel esaslara göre belirlenir. Maluliyet oranının doğru saptanması hesabın en kritik aşaması olduğundan, oran tespitine ilişkin sağlık kurulu raporları titizlikle incelenmelidir.

Faiz başlangıcı 2026’da değişti. 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanunun 18. maddesiyle TBK m. 55’e iki fıkra eklenmiştir ve bunlar doğrudan çalışma gücü kaybı ile destekten yoksun kalma tazminatlarına ilişkindir. Buna göre faiz artık tek bir tarihe bağlanmaz, dönemlere bölünür: zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancının bilinemediği döneme ilişkin tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Dava dilekçesinde faiz talebinin bu ayrımı gözetmeden tek tarih üzerinden kurulması, hükmedilecek faizin bir bölümünün kaybına yol açar.

Ödenen bedel artık oransal mahsup edilir. Aynı değişiklikle eklenen ikinci fıkra uyarınca, bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Uygulamada özellikle sigortacının dava öncesi yaptığı kısmi ödemeler bakımından önemlidir: ödemenin nominal tutarı değil, ödeme tarihindeki tazminata oranı esas alınır. Bu nedenle dosyada her ödemenin tarihi ve tutarı ayrı ayrı belgelenmelidir.

Dava Süreci, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın kaynağına göre belirlenir. İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davalarında iş mahkemeleri; trafik kazası ve diğer haksız fiillerden doğan taleplerde ise kural olarak asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Trafik sigortacısına yöneltilen taleplerde Sigorta Tahkim Komisyonu da bir başvuru yolu olabilir.

Arabuluculuk yönünden önemli bir ayrım vardır: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücû davaları zorunlu (dava şartı) arabuluculuk kapsamı dışındadır (7036 sayılı Kanun m.3). Trafik kazalarında ise sigorta şirketine karşı dava açılmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve sürenin beklenmesi gerekir (2918 sayılı KTK m.97).

Zamanaşımı da olayın niteliğine göre değişir. Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrenmesinden itibaren iki yıllık ve her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren on yıllık süre uygulanır; eylem aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu daha uzun süre esas alınır (TBK m.72). Trafik kazalarında da benzer biçimde iki ve on yıllık süreler ile ceza zamanaşımının uzaması söz konusudur (KTK m.109). Süreler hak düşürücü sonuçlar doğurabildiğinden, olaydan sonra vakit kaybetmeden değerlendirme yapılması önerilir.

Olayın türüne göre görevli mahkeme, ön koşul ve zamanaşımı
Olayın türüGörevli mahkemeDava öncesi koşulZamanaşımı
İş kazası / meslek hastalığıİş mahkemesiZorunlu arabuluculuk yoktur (7036 m.3)Öğrenmeden 2, her hâlde 10 yıl; fiil suç ise uzamış ceza zamanaşımı
Trafik kazası — işleten ve sürücüye karşıAsliye hukuk mahkemesiYok2 / 10 yıl; ölümlü-yaralamalı kazalarda uzamış ceza zamanaşımı (KTK m.109)
Trafik kazası — sigortacıya karşıAsliye hukuk mahkemesi veya Sigorta Tahkim KomisyonuSigortacıya yazılı başvuru ve sürenin beklenmesi (KTK m.97)2 / 10 yıl
Hatalı tıbbi uygulama (malpraktis)Özel sağlık kuruluşunda asliye hukuk; kamu hastanesinde idare mahkemesiKamuda idari başvuru2 / 10 yıl (sözleşmeye dayanılırsa farklı süreler tartışılır)
Darp, yaralama gibi haksız fiillerAsliye hukuk mahkemesiYok2 / 10 yıl; fiil suç ise uzamış ceza zamanaşımı (TBK m.72)

Dava türünün seçimi bedensel zarar davalarında ayrı bir önem taşır: zararın gerçek miktarı bilirkişi/aktüerya raporu düzenlenmeden belirlenemediğinden, talep başlangıçta tam olarak ortaya konulamaz. 7589 sayılı Kanunla belirsiz alacak davası kaldırıldığından, izlenmesi gereken yol kısmi dava açmak ve rapordan sonra HMK m.109/4 uyarınca talep artırımı yapmaktır. Talep artırımının usulüne ve harcına uyulmaması, hesaplanan zararın bir bölümünün talep edilememesi sonucunu doğurabilir.

Güncelleme (01.08.2026): 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) ile belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmıştır; ayrıntı için belirsiz alacak davası kaldırıldı: kısmi dava ve talep artırımı yazısına bakılabilir.

Sık Sorulan Sorular

Maluliyet (iş gücü kaybı) oranı nasıl belirlenir?

Oran, yürürlükteki maluliyet cetvelleri esas alınarak yetkili sağlık kuruluşlarının ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu’nun düzenlediği raporlarla saptanır. Rapor sonucuna itiraz edilebilir; oranın hatalı belirlendiği düşünülüyorsa yeniden inceleme talep edilebilir.

SGK’dan gelir bağlanması açacağım tazminat davasını etkiler mi?

Evet. İş kazasında SGK’nın bağladığı gelirin rücûya tabi ve gerçek zararı karşılayan kısmı, mükerrer ödemeyi önlemek için tazminattan düşülür (TBK m.55). Kurum ödemesinin karşılamadığı bakiye zarar için dava açılabilir.

Tazminat davası ne zaman zamanaşımına uğrar?

Kural olarak öğrenmeden itibaren iki, her hâlde olaydan itibaren on yıllık süreler geçerlidir; fiil suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı uygulanabilir (TBK m.72; KTK m.109). Somut sürenin kaçırılmaması için olay sonrası erken değerlendirme önemlidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için belgelerinizle birlikte hukuki danışmanlık almanız önerilir.

İlgili İçerikler

Yararlanılan Mevzuat

Yayın tarihi: 24.07.2026 · Son güncelleme: 30.07.2026

Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara