Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: Şimdi Ne Olacak?
Kıdem tazminatınızın tam tutarını dava açarken bilmiyorsanız, fazla mesai alacağınız bordroya yansımamışsa ya da tazminat miktarı ancak bilirkişi raporundan sonra ortaya çıkacaksa, on beş yıldır başvurulan yol belirsiz alacak davasıydı. 31 Temmuz 2026 itibarıyla bu yol kapandı. Ancak kanun koyucu davacıyı boşluğa bırakmadı; belirsiz alacak davasının en değerli iki sonucunu kısmi davaya taşıdı. Bu yazıda neyin kaldırıldığını, yerine ne geldiğini ve derdest dosyaların ne olacağını açıklıyoruz.
Kısa Cevap
HMK m. 107 yürürlükten kaldırıldı; belirsiz alacak davası artık açılamıyor. Buna karşılık HMK m. 109’a eklenen yeni dördüncü fıkra ile kısmi davada talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir hâle geldi. En önemlisi: zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Bu, belirsiz alacak davasının asıl kazanımının korunması demektir. Kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda m. 107 uygulanmaya devam eder (geçici m. 1/10).
En Kritik Ayrım: Neyi Kaybettiniz, Neyi Kazandınız?
Belirsiz alacak davası davacıya üç avantaj sağlıyordu. Yeni düzenlemede bunların ikisi korunmuş, biri değişmiştir.
- Zamanaşımının tüm alacak için kesilmesi — KORUNDU. Eski sistemde belirsiz alacak davası açıldığında zamanaşımı alacağın tamamı için kesiliyordu. Yeni m. 109/4 aynı sonucu kısmi dava için açıkça öngörüyor.
- İddianın genişletilmesi yasağına takılmadan talep artırımı — KORUNDU. Artırım, ıslah gibi ayrı bir usule ve karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir.
- Sınırsız sayıda artırım — KAYBEDİLDİ. Yeni fıkra artırımı “bir defaya mahsus” olarak sınırlandırıyor.
Üçüncü nokta, dava stratejisini doğrudan değiştirir: artık tek bir artırım hakkınız vardır ve bunu doğru anda kullanmanız gerekir.
Talep Artırımı Ne Zamana Kadar Yapılabilir?
Yeni hüküm süreyi “tahkikatın sona ermesine kadar” olarak belirliyor. Bu, eski m. 107/2’deki rejimden farklıdır: orada hâkim, alacağın belirlenebilir hâle geldiği anda davacıya iki haftalık kesin süre veriyordu ve bu süre kaçırılırsa dava, dilekçedeki miktar üzerinden karara bağlanıyordu.
Yeni düzenlemede kesin süre mekanizması yoktur; sınır, tahkikat aşamasının sona ermesidir. Uygulamada bu, bilirkişi raporunun tebliğinden sonra ve sözlü yargılamaya geçilmeden önceki dönem anlamına gelir.
Buradaki risk şudur: artırımı erken yaparsanız, sonradan gelen ek rapor daha yüksek bir tutar gösterse bile ikinci kez artırım yapamazsınız. Bu nedenle ek rapor ihtimali bulunan dosyalarda artırımın, rapora yönelik itirazlar sonuçlandıktan sonra yapılması daha güvenlidir.
Harç ve Zamanaşımı Nasıl İşleyecek?
Yeni fıkrada harç konusunda bir düzenleme yer almamaktadır. Kısmi davanın genel rejimi gözetildiğinde artırılan kısım üzerinden harç tamamlanması beklenirse de, bu yeni kurumda harcın hangi usulle ve hangi aşamada alınacağı kanunla belirlenmemiştir; uygulamada netleşecektir. Artırım dilekçesi sunulurken mahkeme veznesinden harç durumunun teyit edilmesi yerinde olur.
Zamanaşımı bakımından ise yeni fıkra açık bir güvence getiriyor:
Artırılan kısım bakımından da zamanaşımı, dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Bu cümle, işçilik alacaklarında uzun yıllar tartışılan “ıslahla artırılan kısma zamanaşımı def’i ileri sürülebilir mi” sorusunu, kısmi davada talep artırımı bakımından kanunla çözer. Klasik ıslahta artırılan kısım için zamanaşımı ıslah tarihinde kesilir ve davalı bu kısma yönelik zamanaşımı def’i ileri sürebilir; yeni m. 109/4 kapsamındaki artırımda ise kesilme anı dava tarihidir.
Bu fark, uzun süren dosyalarda belirleyicidir. Beş yıllık zamanaşımına tabi bir alacakta dava üçüncü yılda açılmış ve rapor altıncı yılda gelmişse, klasik ıslah yolunda artırılan kısım zamanaşımına uğrayabilirken yeni düzenlemede uğramaz.
Kısmi Dava Açarken Nelere Dikkat Etmeli?
- Talep konusunun bölünebilir olması gerekir (HMK m. 109/1). Bölünemez talepler kısmi davaya konu edilemez.
- Kalan kısımdan feragat edilmediği açıkça belirtilmelidir. HMK m. 109/3 uyarınca kısmi dava açılması, kalan kısımdan feragat anlamına gelmez; ancak dilekçede “fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır” kaydının bulunması uygulamada tereddütleri önler.
- Dava değeri, kesinlik sınırları bakımından alacağın tamamına göre belirlenir. HMK m. 341/3 ve m. 362/2 uyarınca, alacağın bir kısmı dava edilmişse istinaf ve temyiz kesinlik sınırı alacağın tamamına göre hesaplanır.
- Artırım hakkınızı planlayın. Tek hakkınız olduğu için, artırımı hangi rapordan sonra yapacağınıza baştan karar verin.
Derdest Dosyalar Ne Olacak?
Geçici madde 1’in onuncu fıkrası nettir:
Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.
Yani 31 Temmuz 2026’dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış davalar, eski rejime göre görülmeye devam eder. Bu davalarda hâkim iki haftalık kesin süre vermeye, davacı da bu süre içinde talebini tam ve kesin olarak belirlemeye devam edecektir. Davanızın usulden reddedilmesi gibi bir sonuç doğmaz.
Bu tarihten sonra açılacak davalarda ise belirsiz alacak davası bir seçenek değildir; talep, kısmi dava veya tam eda davası olarak kurulmalıdır.
Uygulamada Ne Yapmalı?
Dava açmadan önce alacağın belirlenebilir olup olmadığını sorgulayın. Belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla bu soru ortadan kalkmadı, yer değiştirdi: artık soru “belirsiz alacak davası açılabilir mi” değil, “kısmi dava mı yoksa tam eda davası mı açmalıyım” sorusudur. Alacağın tamamını hesaplayabiliyorsanız tam eda davası açmak, tek artırım hakkını harcamamanızı sağlar.
İşçilik dosyalarında SGK ve bordro kayıtlarını dava öncesinde temin edin. Alacağın önemli bir bölümü bu belgelerden hesaplanabildiği için, dava değerini gerçeğe yakın belirlemek artırım ihtiyacını azaltır.
Arabuluculuk aşamasını atlamayın. Zorunlu arabuluculuğa tabi uyuşmazlıklarda son tutanak tarihi hem dava açma süresini hem de zamanaşımının durmasını etkiler; bu değişiklik o rejimi etkilememektedir.
Yargıtay Ne Diyor?
- Yargıtay HGK, E.2017/1199, K.2019/825, T. 27.06.2019: Fark ücret ve fark ikramiye alacaklarının belirsiz alacak davasına konu edilip edilemeyeceği tartışmasında, davacının çalışma süresini, kendisine ödenen ücreti ve alması gerektiğini iddia ettiği ücreti belirleyebilecek durumda olduğu hâllerde alacağın gerçekte belirli olduğu; belirli alacak için belirsiz alacak davası açılmasının hukuki yarar yokluğuna yol açacağı yönündeki Özel Daire yaklaşımı tartışılmıştır. Aynı gün verilen E.2017/1190 ilâ E.2017/1198 sayılı kararlar da aynı yöndedir.
- Yargıtay HGK, E.2015/22-1053, K.2015/1613, T. 17.06.2015: Dava dilekçesinde talebin açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirildiği hâllerde mahkemenin davayı kısmi dava sayarak karar veremeyeceği belirtilmiştir.
Bu içtihat birikimi, HMK m. 107’nin kaldırılmasıyla birlikte doğrudan uygulama alanı bakımından daralmakla birlikte, geçici m. 1/10 kapsamındaki derdest davalar için geçerliliğini korumaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Belirsiz alacak davam vardı; şimdi ne olacak?
Davanız etkilenmez. Geçici m. 1/10 uyarınca 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış davalarda HMK m. 107 uygulanmaya devam eder. Usulden ret gibi bir sonuç doğmaz.
Kısmi davada talep artırımı ile ıslah aynı şey mi?
Değil. Islah HMK m. 176 vd.’da düzenlenmiş genel bir usul kurumudur ve artırılan kısımda zamanaşımı ıslah tarihinde kesilir. Yeni m. 109/4 kapsamındaki artırımda ise zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır ve iddianın genişletilmesi yasağı uygulanmaz.
Talep artırımını kaç kez yapabilirim?
Bir kez. Yeni fıkra “aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere” ifadesini kullanmaktadır.
Artırımı ne zamana kadar yapabilirim?
Tahkikatın sona ermesine kadar. Uygulamada bu, bilirkişi raporu ve varsa ek raporlar tamamlandıktan sonra sözlü yargılamaya geçilmeden önceki aşamadır.
Artırım için ayrıca harç ödemem gerekir mi?
Evet. Artırılan kısım üzerinden nispi harç ödenmesi gerekir; talep artırımı harçtan muaf bir işlem değildir.
Aynı Paketteki Hangi Değişikliklerle Birlikte Okunmalı?
Bu düzenleme tek başına değerlendirilirse eksik kalır. 12. Yargı Paketi, alacak davalarının kurgusunu etkileyen dört düzenlemeyi aynı anda getirmiştir:
- Faiz oranı yükseldi. Kanuni faiz, reeskont oranının yüzde sekseni olarak yeniden tanımlandı. Alacağın dava boyunca uğradığı değer kaybı artık daha yüksek bir oranla telafi edilecek; bu, talep artırımının zamanlamasını etkileyen bir etkendir.
- Tazminat davalarında faiz başlangıcı değişti. TBK m. 55’e eklenen fıkralarla bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz dönemsel hâle geldi.
- Duruşma araları kısaldı. Duruşmalar arasındaki sürenin üç ayı geçemeyeceği kuralı, bilirkişi raporunun ve dolayısıyla talep artırımının beklenme süresini doğrudan etkiler.
- Kanun yolu genişledi. İstinafta yeniden esas hakkında verilen kararlar artık çok daha düşük bir parasal eşikte temyiz edilebiliyor.
Bu dördü birlikte okunduğunda, kısmi dava kurgusunun yalnızca talep artırımı bakımından değil, faiz ve kanun yolu bakımından da yeniden planlanması gerektiği görülür.
Sonuç
Belirsiz alacak davasının kaldırılması, ilk bakışta davacı aleyhine görünen ama pratikte büyük ölçüde telafi edilmiş bir değişikliktir. Zamanaşımının dava tarihinde kesilmesi kuralı korunduğu için, kurumun asıl işlevi kısmi dava içinde yaşamaya devam etmektedir.
Değişen tek şey, ama önemli olan şey, artırım hakkının tek sefere indirilmiş olmasıdır. Bu nedenle bugün atılabilecek en kritik adım, dava açmadan önce alacağın olabildiğince gerçekçi hesaplanması ve artırım hakkının hangi rapordan sonra kullanılacağının baştan planlanmasıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107 (mülga) — belirsiz alacak davası
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109 — kısmi dava ve talep artırımı
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 176 vd. — ıslah
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 341/3, m. 362/2 — kesinlik sınırının belirlenmesi
- 7589 sayılı Kanun m. 19, m. 20 ve geçici m. 1/10 (RG 31.07.2026, S. 33326)
- Yargıtay HGK, E.2017/1199, K.2019/825, T. 27.06.2019
- Yargıtay HGK, E.2015/22-1053, K.2015/1613, T. 17.06.2015
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir. Dava türünün seçimi alacağın niteliğine ve belgelerin durumuna göre değiştiğinden, dosya üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Yayın tarihi: 31.07.2026 · Son güncelleme: 31.07.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr
İlgili faaliyet alanı: İş Hukuku · Bu konuda hukuki değerlendirme ihtiyacınız varsa iletişim bilgilerine Randevu ve Danışma sayfasından ulaşabilirsiniz.








