Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: Şimdi Ne Olacak?

Kıdem tazminatınızın tam tutarını dava açarken bilmiyorsanız, fazla mesai alacağınız bordroya yansımamışsa ya da tazminat miktarı ancak bilirkişi raporundan sonra ortaya çıkacaksa, on beş yıldır başvurulan yol belirsiz alacak davasıydı. 31 Temmuz 2026 itibarıyla bu yol kapandı. Ancak kanun koyucu davacıyı boşluğa bırakmadı; belirsiz alacak davasının en değerli iki sonucunu kısmi davaya taşıdı. Bu yazıda neyin kaldırıldığını, yerine ne geldiğini ve derdest dosyaların ne olacağını açıklıyoruz.
Bu yazı 09.09.2026’da, düzenlemenin faiz boyutu ve dayandığı içtihat eklenerek güncellenmiştir.
Kısa Cevap
HMK m. 107 yürürlükten kaldırıldı; belirsiz alacak davası artık açılamıyor. Buna karşılık HMK m. 109’a eklenen yeni dördüncü fıkra ile kısmi davada talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir hâle geldi. En önemlisi: zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Bu, belirsiz alacak davasının asıl kazanımının korunması demektir. Kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda m. 107 uygulanmaya devam eder (geçici m. 1/10). Buna karşılık yeni fıkra faize hiç değinmemiştir; artırılan kısmın faizi, dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak ve kural olarak artırım tarihinden işler.
En Kritik Ayrım: Neyi Kaybettiniz, Neyi Kazandınız?
Belirsiz alacak davası davacıya üç avantaj sağlıyordu. Yeni düzenlemede bunların ikisi korunmuş, biri değişmiştir.
- Zamanaşımının tüm alacak için kesilmesi — KORUNDU. Eski sistemde belirsiz alacak davası açıldığında zamanaşımı alacağın tamamı için kesiliyordu. Yeni m. 109/4 aynı sonucu kısmi dava için açıkça öngörüyor.
- İddianın genişletilmesi yasağına takılmadan talep artırımı — KORUNDU. Artırım, ıslah gibi ayrı bir usule ve karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir.
- Sınırsız sayıda artırım — KAYBEDİLDİ. Yeni fıkra artırımı “bir defaya mahsus” olarak sınırlandırıyor.
Üçüncü nokta, dava stratejisini doğrudan değiştirir: artık tek bir artırım hakkınız vardır ve bunu doğru anda kullanmanız gerekir.
Talep Artırımı Ne Zamana Kadar Yapılabilir?
Yeni hüküm süreyi “tahkikatın sona ermesine kadar” olarak belirliyor. Bu, eski m. 107/2’deki rejimden farklıdır: orada hâkim, alacağın belirlenebilir hâle geldiği anda davacıya iki haftalık kesin süre veriyordu ve bu süre kaçırılırsa dava, dilekçedeki miktar üzerinden karara bağlanıyordu.
Yeni düzenlemede kesin süre mekanizması yoktur; sınır, tahkikat aşamasının sona ermesidir. Uygulamada bu, bilirkişi raporunun tebliğinden sonra ve sözlü yargılamaya geçilmeden önceki dönem anlamına gelir.
Buradaki risk şudur: artırımı erken yaparsanız, sonradan gelen ek rapor daha yüksek bir tutar gösterse bile ikinci kez artırım yapamazsınız. Bu nedenle ek rapor ihtimali bulunan dosyalarda artırımın, rapora yönelik itirazlar sonuçlandıktan sonra yapılması daha güvenlidir.
Harç ve Zamanaşımı Nasıl İşleyecek?
Yeni fıkrada harç konusunda bir düzenleme yer almamaktadır. Kısmi davanın genel rejimi gözetildiğinde artırılan kısım üzerinden harç tamamlanması beklenirse de, bu yeni kurumda harcın hangi usulle ve hangi aşamada alınacağı kanunla belirlenmemiştir; uygulamada netleşecektir. Artırım dilekçesi sunulurken mahkeme veznesinden harç durumunun teyit edilmesi yerinde olur.
Zamanaşımı bakımından ise yeni fıkra açık bir güvence getiriyor:
Artırılan kısım bakımından da zamanaşımı, dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Bu cümle, işçilik alacaklarında uzun yıllar tartışılan “ıslahla artırılan kısma zamanaşımı def’i ileri sürülebilir mi” sorusunu, kısmi davada talep artırımı bakımından kanunla çözer. Klasik ıslahta artırılan kısım için zamanaşımı ıslah tarihinde kesilir ve davalı bu kısma yönelik zamanaşımı def’i ileri sürebilir; yeni m. 109/4 kapsamındaki artırımda ise kesilme anı dava tarihidir.
Bu fark, uzun süren dosyalarda belirleyicidir. Beş yıllık zamanaşımına tabi bir alacakta dava üçüncü yılda açılmış ve rapor altıncı yılda gelmişse, klasik ıslah yolunda artırılan kısım zamanaşımına uğrayabilirken yeni düzenlemede uğramaz.
| Belirsiz alacak davası (mülga m. 107) | Kısmi davada talep artırımı (yeni m. 109/4) | |
|---|---|---|
| Zamanaşımının kesilmesi | Alacağın tamamı için dava tarihinde | Artırılan kısımda da dava tarihinde — korundu |
| İddianın genişletilmesi yasağı | Uygulanmaz | Uygulanmaz — korundu; ıslah usulüne ve muvafakate bağlı değil |
| Artırım sayısı | Sınırsız | Bir defaya mahsus — kaybedildi |
| Süre | Hâkimin verdiği 2 haftalık kesin süre; kaçırılırsa dilekçedeki miktar üzerinden karar | Tahkikatın sona ermesine kadar; kesin süre mekanizması yok |
| Harç | Genel rejim | Kanunda düzenlenmedi; uygulamada netleşecek |
| Derdest davalar | 31.07.2026’dan önce açılmış davalarda m. 107 uygulanmaya devam eder (geçici m. 1/10) | |
| Klasik ıslah (m. 176 vd.) | Talep artırımı (m. 109/4) | |
|---|---|---|
| Zamanaşımı kesilme anı | Islah tarihi | Dava tarihi |
| Davalının zamanaşımı def’i | Artırılan kısma ileri sürülebilir | Artırılan kısım dava tarihinden korunduğu için sonuç doğurmaz |
| Pratik önemi | 5 yıllık zamanaşımına tabi bir alacakta dava 3. yılda açılıp rapor 6. yılda gelirse: ıslahta artırılan kısım zamanaşımına uğrayabilir, yeni düzenlemede uğramaz | |
Faiz Ne Olacak? Kanunun Sustuğu Yer
Yeni m. 109/4 zamanaşımı bakımından açık bir kural koydu; faiz bakımından ise tek kelime etmedi. Bu susma, uygulamada en çok tartışılacak nokta olacaktır çünkü artırılan kısımda faizin ne zaman başlayacağı, uzun süren dosyalarda alacağın önemli bir bölümünü belirler.
Kanun sustuğuna göre içtihat devrededir. Konuda bağlayıcı bir İçtihadı Birleştirme Kararı bulunmaktadır: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 24.05.2019 tarihli ve E. 2017/8, K. 2019/3 sayılı kararıyla, bir miktar para alacağının faiziyle birlikte tahsilinin istendiği kısmi davada, dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin artırılması hâlinde, artırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceğine karar vermiştir (RG 27.09.2019, S. 30901).
Kararın gerekçesi, ıslahla artırımın ek dava olmadığı, dava dilekçesindeki istemin ve fer’ilerinin ortadan kalkmadığı, yalnızca istenen alacak rakamının değiştiği yönündedir. Buradan çıkan pratik sonuç şudur: artırım dilekçesinde faiz talebini tekrarlamak zorunda değilsiniz; dava dilekçesindeki faiz istemi artırılan kısmı da kapsar.
Ancak aynı kararın gerekçesinde faizin başlangıç tarihi ayrıca ele alınmış ve şu ölçüt konulmuştur: davadan önce gerçekleşmiş bir temerrüt yoksa, faiz başlangıcı kısmi davaya konu edilen kısım için dava tarihi, kısmî ıslahla artırılan tutar için ıslah tarihidir.
İşte kritik nokta burasıdır. Yeni düzenleme zamanaşımını dava tarihine çekmiş, faiz başlangıcını çekmemiştir:
| Zamanaşımının kesilmesi | Faizin başlangıcı | |
|---|---|---|
| Dava dilekçesindeki kısım | Dava tarihi | Dava tarihi (önceki temerrüt yoksa) |
| Artırılan kısım | Dava tarihi — m. 109/4, yeni | Artırım tarihi — kanunda hüküm yok; ölçüt içtihattan |
Bu ayrışma bilinçli okunmalıdır: kanun koyucu, artırılan kısmı zamanaşımına karşı korumuş, fakat o kısmın faizini geriye yürütmemiştir. Dolayısıyla artırımı geciktirmek artık alacağı zamanaşımıyla düşürmez, ama faiz kaybettirir. Talep artırımının zamanlamasını belirleyen asıl etken, bu değişiklikten sonra zamanaşımı değil faizdir.
Üç pratik sonuç:
- Dava dilekçesinde faiz mutlaka istenmelidir. İçtihadı Birleştirme Kararı, artırılan kısma faiz yürütülmesini dava dilekçesindeki talebin varlığına bağlamıştır. Dilekçede faiz istenmemişse artırılan kısma da faiz işlemez.
- Buna rağmen artırım dilekçesinde faizi yeniden yazmak zararsızdır. Bağlayıcı karar karşısında hukuken gerekmez; ancak tereddüde yer bırakmaz.
- Davadan önce temerrüt oluşturulmuşsa tablo değişir. İhtarname ile temerrüde düşürülmüş bir alacakta faiz, artırılan kısım için de temerrüt tarihinden işler. Bu nedenle dava öncesi usulüne uygun ihtar, yeni rejimde eskisinden daha değerlidir.
Kısmi Dava Açarken Nelere Dikkat Etmeli?
- Talep konusunun bölünebilir olması gerekir (HMK m. 109/1). Bölünemez talepler kısmi davaya konu edilemez.
- Kalan kısımdan feragat edilmediği açıkça belirtilmelidir. HMK m. 109/3 uyarınca kısmi dava açılması, kalan kısımdan feragat anlamına gelmez; ancak dilekçede “fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır” kaydının bulunması uygulamada tereddütleri önler.
- Dava değeri, kesinlik sınırları bakımından alacağın tamamına göre belirlenir. HMK m. 341/3 ve m. 362/2 uyarınca, alacağın bir kısmı dava edilmişse istinaf ve temyiz kesinlik sınırı alacağın tamamına göre hesaplanır.
- Artırım hakkınızı planlayın. Tek hakkınız olduğu için, artırımı hangi rapordan sonra yapacağınıza baştan karar verin.
Derdest Dosyalar Ne Olacak?
Geçici madde 1’in onuncu fıkrası nettir:
Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.
Yani 31 Temmuz 2026’dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış davalar, eski rejime göre görülmeye devam eder. Bu davalarda hâkim iki haftalık kesin süre vermeye, davacı da bu süre içinde talebini tam ve kesin olarak belirlemeye devam edecektir. Davanızın usulden reddedilmesi gibi bir sonuç doğmaz.
Bu tarihten sonra açılacak davalarda ise belirsiz alacak davası bir seçenek değildir; talep, kısmi dava veya tam eda davası olarak kurulmalıdır.
Derdest belirsiz alacak davalarında faiz bakımından da eski ayrım korunur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, belirsiz alacak davasını üç görünüme ayırmıştır: tahsil talepli belirsiz alacak davasında faiz, davadan önce temerrüt yoksa dava tarihinden işler; tespit talepli olarak açılıp sonradan ıslahla eda davasına dönüştürülen davada faiz başlangıcı ıslah tarihidir; kısmi eda–külli tespit davasında ise dava konusu edilen miktara dava tarihinden, sonradan belirlenip talep edilen bakiyeye talep tarihinden faiz yürütülür. Zamanaşımı bakımından ise her üç görünümde de dava tarihinde alacağın tamamı için kesilme gerçekleşir. Dosyanızın hangi görünüme girdiği, faiz kaleminin büyüklüğünü doğrudan belirler; bu nedenle derdest dosyalarda dava dilekçesinin nasıl kurulduğu yeniden okunmalıdır.
Uygulamada Ne Yapmalı?
Dava açmadan önce alacağın belirlenebilir olup olmadığını sorgulayın. Belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla bu soru ortadan kalkmadı, yer değiştirdi: artık soru “belirsiz alacak davası açılabilir mi” değil, “kısmi dava mı yoksa tam eda davası mı açmalıyım” sorusudur. Alacağın tamamını hesaplayabiliyorsanız tam eda davası açmak, tek artırım hakkını harcamamanızı sağlar.
İşçilik dosyalarında SGK ve bordro kayıtlarını dava öncesinde temin edin. Alacağın önemli bir bölümü bu belgelerden hesaplanabildiği için, dava değerini gerçeğe yakın belirlemek artırım ihtiyacını azaltır.
Arabuluculuk aşamasını atlamayın. Zorunlu arabuluculuğa tabi uyuşmazlıklarda son tutanak tarihi hem dava açma süresini hem de zamanaşımının durmasını etkiler; bu değişiklik o rejimi etkilememektedir.
Yargıtay Ne Diyor?
Yeni hüküm 31.07.2026’da yürürlüğe girdiği için m. 109/4’ü yorumlayan bir Yargıtay kararı henüz bulunmamaktadır. Buna karşılık düzenlemenin dayandığı tartışma yıllardır sürmekte olup mevcut içtihat, hem geçici m. 1/10 kapsamındaki derdest davalar hem de yeni hükmün yorumu bakımından belirleyicidir.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2017/8, K. 2019/3, T. 24.05.2019 (RG 27.09.2019, S. 30901) — bağlayıcı: Kısmi davada dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin artırılması hâlinde, artırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilir. Gerekçe, ıslahla artırımın ek dava olmayıp dava dilekçesindeki alacak rakamının değiştirilmesi olduğu yönündedir. Bu karar, Yargıtay Kanunu m. 45/5 uyarınca mahkemeleri bağlar.
- Yargıtay HGK, E. 2023/915, K. 2024/80, T. 07.02.2024: Kısmi ıslahla artırılan kısımda zamanaşımının ıslah tarihine göre hesaplanacağı, ıslah tarihinde süre dolmuşsa bu kısmın reddi gerektiği yönündeki yerleşik uygulama sürdürülmüştür. Kararın karşı oyunda ise (karar oy çokluğuyla verilmiştir), yukarıdaki İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesi karşısında bu uygulamadan dönülmesi ve zamanaşımının ilk dava tarihine göre hesaplanması gerektiği savunulmuştur. Yeni m. 109/4, kısmi davada talep artırımı bakımından bu karşı oydaki çözümü benimsemiştir. Düzenlemenin nereden geldiğini gösteren en açık kaynak budur.
- Yargıtay HGK, E. 2015/449, K. 2017/128, T. 25.01.2017: Kısmi ıslah, faize hükmetmek bakımından ek dava sayılamaz; kısmi ıslahta davacı yalnızca talep sonucundaki miktarı değiştirdiğinden, dava dilekçesindeki faiz talebi artırılan kısım için de geçerlidir.
- Yargıtay HGK, E. 2016/2757, K. 2021/545, T. 29.04.2021 (oy birliği): Kısmi dava olarak açılan ve ıslahla miktarı artırılan davada, dava dilekçesiyle talep edilen kısım yönünden dava tarihi, ıslahla talep edilen miktarlar yönünden ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı kesilir. Kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez; bu kesim bakımından zamanaşımı işlemeye devam eder. Yeni m. 109/4, kısmi davada talep artırımı bakımından tam olarak bu sonucu değiştirmiştir.
- Yargıtay 9. HD, E. 2014/36457, K. 2016/2558, T. 15.02.2016: Belirsiz alacak davasının üç görünümü (tahsil talepli, tespit talepli, kısmi eda–külli tespit) ayrı ayrı ele alınmış; her birinde zamanaşımı ile faiz başlangıcının farklı işlediği ortaya konmuştur. Geçici m. 1/10 kapsamındaki derdest belirsiz alacak davaları bakımından bu ayrım hâlen uygulanır.
- Yargıtay HGK, E. 2017/1199, K. 2019/825, T. 27.06.2019: Davacının çalışma süresini, kendisine ödenen ücreti ve alması gerektiğini iddia ettiği ücreti belirleyebilecek durumda olduğu hâllerde alacağın gerçekte belirli olduğu; belirli alacak için belirsiz alacak davası açılmasının hukuki yarar yokluğuna yol açacağı tartışılmıştır.
- Yargıtay HGK, E. 2015/22-1053, K. 2015/1613, T. 17.06.2015: Dava dilekçesinde talep açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmişse mahkeme davayı kısmi dava sayarak karar veremez.
Bu birikimin bir bölümü, HMK m. 107’nin kaldırılmasıyla doğrudan uygulama alanı bakımından daralmıştır; ancak geçici m. 1/10 kapsamındaki derdest davalar için geçerliliğini korur. Faize ilişkin ölçütler ise yeni m. 109/4 faize hiç değinmediği için tümüyle yürürlüktedir.
Sık Sorulan Sorular
Belirsiz alacak davam vardı; şimdi ne olacak?
Davanız etkilenmez. Geçici m. 1/10 uyarınca 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış davalarda HMK m. 107 uygulanmaya devam eder. Usulden ret gibi bir sonuç doğmaz.
Kısmi davada talep artırımı ile ıslah aynı şey mi?
Değil. Islah HMK m. 176 vd.’da düzenlenmiş genel bir usul kurumudur ve artırılan kısımda zamanaşımı ıslah tarihinde kesilir. Yeni m. 109/4 kapsamındaki artırımda ise zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır ve iddianın genişletilmesi yasağı uygulanmaz.
Talep artırımını kaç kez yapabilirim?
Bir kez. Yeni fıkra “aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere” ifadesini kullanmaktadır.
Artırımı ne zamana kadar yapabilirim?
Tahkikatın sona ermesine kadar. Uygulamada bu, bilirkişi raporu ve varsa ek raporlar tamamlandıktan sonra sözlü yargılamaya geçilmeden önceki aşamadır.
Artırılan kısma faiz işler mi, ayrıca istemem gerekir mi?
İşler. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.05.2019 tarihli ve E. 2017/8, K. 2019/3 sayılı bağlayıcı kararı uyarınca, dava dilekçesinde faiz istenmişse artırım dilekçesinde faizi tekrarlamak gerekmez; dava dilekçesindeki talep artırılan kısmı da kapsar. Ancak dava dilekçesinde hiç faiz istenmemişse artırılan kısma da faiz yürütülmez.
Artırılan kısmın faizi hangi tarihten başlar?
Yeni m. 109/4 faiz başlangıcını düzenlememiştir. Davadan önce temerrüt oluşturulmamışsa faiz, dava dilekçesindeki kısım için dava tarihinden, artırılan kısım için artırım tarihinden işler. Zamanaşımı dava tarihine çekilmiş olmasına rağmen faiz çekilmemiştir; bu nedenle artırımı geciktirmek alacağı düşürmez ama faiz kaybettirir. Davadan önce ihtarname ile temerrüt oluşturulmuşsa faiz, artırılan kısım için de temerrüt tarihinden işler.
Artırım için ayrıca harç ödemem gerekir mi?
Yeni fıkrada harca ilişkin bir düzenleme yoktur. Kısmi davanın genel rejimi gözetildiğinde artırılan kısım üzerinden harç tamamlanması beklenirse de, harcın hangi usulle ve hangi aşamada alınacağı kanunla belirlenmediğinden uygulamada netleşecektir. Artırım dilekçesi sunulurken mahkeme veznesinden harç durumunun teyit edilmesi yerinde olur.
Aynı Paketteki Hangi Değişikliklerle Birlikte Okunmalı?
Bu düzenleme tek başına değerlendirilirse eksik kalır. 12. Yargı Paketi, alacak davalarının kurgusunu etkileyen dört düzenlemeyi aynı anda getirmiştir:
- Faiz oranı yükseldi. Kanuni faiz, reeskont oranının yüzde sekseni olarak yeniden tanımlandı. Alacağın dava boyunca uğradığı değer kaybı artık daha yüksek bir oranla telafi edilecek; bu, talep artırımının zamanlamasını etkileyen bir etkendir.
- Tazminat davalarında faiz başlangıcı değişti. TBK m. 55’e eklenen fıkralarla bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz dönemsel hâle geldi.
- Duruşma araları kısaldı. Duruşmalar arasındaki sürenin üç ayı geçemeyeceği kuralı, bilirkişi raporunun ve dolayısıyla talep artırımının beklenme süresini doğrudan etkiler.
- Kanun yolu genişledi. İstinafta yeniden esas hakkında verilen kararlar artık çok daha düşük bir parasal eşikte temyiz edilebiliyor.
Bu dördü birlikte okunduğunda, kısmi dava kurgusunun yalnızca talep artırımı bakımından değil, faiz ve kanun yolu bakımından da yeniden planlanması gerektiği görülür.
Sonuç
Belirsiz alacak davasının kaldırılması, ilk bakışta davacı aleyhine görünen ama pratikte büyük ölçüde telafi edilmiş bir değişikliktir. Zamanaşımının dava tarihinde kesilmesi kuralı korunduğu için, kurumun asıl işlevi kısmi dava içinde yaşamaya devam etmektedir.
Değişen iki şey vardır. Birincisi, artırım hakkının tek sefere indirilmiş olmasıdır. İkincisi ve daha az fark edileni, kanunun faize hiç değinmemiş olmasıdır: zamanaşımı geriye çekilmiş, faiz çekilmemiştir. Bu nedenle bugün atılabilecek en kritik adımlar, dava açmadan önce alacağın olabildiğince gerçekçi hesaplanması, mümkünse dava öncesi usulüne uygun ihtarla temerrüt oluşturulması ve artırım hakkının hangi rapordan sonra kullanılacağının baştan planlanmasıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107 (mülga) — belirsiz alacak davası
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109 — kısmi dava ve talep artırımı
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 176 vd. — ıslah
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 341/3, m. 362/2 — kesinlik sınırının belirlenmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 117, m. 154/2, m. 156/1 — temerrüt ve zamanaşımının kesilmesi
- 7589 sayılı Kanun m. 19, m. 20 ve geçici m. 1/10 (RG 31.07.2026, S. 33326)
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2017/8, K. 2019/3, T. 24.05.2019 (RG 27.09.2019, S. 30901) — bağlayıcı
- Yargıtay HGK, E. 2023/915, K. 2024/80, T. 07.02.2024
- Yargıtay HGK, E. 2015/449, K. 2017/128, T. 25.01.2017
- Yargıtay HGK, E. 2016/2757, K. 2021/545, T. 29.04.2021
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/36457, K. 2016/2558, T. 15.02.2016
- Yargıtay HGK, E. 2017/1199, K. 2019/825, T. 27.06.2019
- Yargıtay HGK, E. 2015/22-1053, K. 2015/1613, T. 17.06.2015
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir. Dava türünün seçimi alacağın niteliğine ve belgelerin durumuna göre değiştiğinden, dosya üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Yayın tarihi: 31.07.2026 · Son güncelleme: 09.09.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr