Yargıtay 9. HD: Uzman Görüşü (HMK m. 293) Bilirkişi Raporu Değildir, Tarafı Bağlayan Yazılı Beyandır (Tam Metin İncelemesi)
Yazar: Avukat Şerafettin Kaya (Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219)
Yazar: Avukat Şerafettin Kaya
Kurumsal Künye: Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219 | Avukatlık ve Hukuk Danışmanlığı
Web Sitesi: [www.serafettinkaya.av.tr](https://www.serafettinkaya.av.tr)
İletişim & Randevu: [Avukat Şerafettin Kaya Hukuk Bürosu](https://www.serafettinkaya.av.tr)
—
1. Giriş: HMK m. 293 Uzman Görüşünün İş Davalarındaki Yeni Konumu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 293. maddesi ile yargılama hukukumuza giren “Uzman Görüşü” (mütalaa / uzman tanık) kurumu, özellikle işçilik alacakları ve fazla mesai hesaplamalarında tarafların sıklıkla başvurduğu bir ispat aracı haline gelmiştir. Ancak uygulamada mahkemelerin ve avukatların uzman görüşünü “özel bilirkişi raporu” veya “parayla alınmış taraflı belge” gibi iki uç noktada değerlendirdiği görülmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 10.11.2022 tarihli ve E. 2022/10409, K. 2022/14702 sayılı ilke kararında bu konudaki tüm tartışmalara son vermiş; uzman görüşünün delil niteliğini, hâkimin değerlendirme ödevini ve sunan tarafı bağlayıcı etkisini kesin ilkelere bağlamıştır.
—
2. Kararın Doktrinel Tahlili ve Öne Çıkan 3 Temel İlke
2.1. Uzman Görüşü Teknik Delil Değil, “Taraf Beyanı”dır
HMK m. 266 uyarınca mahkemece resen veya talep üzerine atanan bilirkişinin hazırladığı rapor, kanunda düzenlenmiş takdiri bir delildir. Oysa HMK m. 293 uyarınca alınan uzman görüşü teknik anlamda bir delil değildir. Yargıtay, uzman görüşünü “tarafın mahkemeye sunduğu yazılı belgeye bağlı beyanı ve açıklaması” olarak tanımlamıştır.
2.2. Hâkim Uzman Görüşünü Resen Yok Sayamaz
Kararda altı çizilen ikinci ilke, hâkimin değerlendirme yükümlülüğüdür. Hâkim, dosyaya sunulan bir uzman görüşünü bilirkişi delili gibi doğrudan hükme esas alamayacağı gibi, gerekçesiz olarak yok da sayamaz. Resmi bilirkişi raporu ile tarafın sunduğu uzman görüşü arasında çelişki doğması halinde hâkim; gerekirse uzmanı duruşmaya çağırıp dinlemek veya yeni bir bilirkişi heyetinden ek rapor almak suretiyle çelişkiyi gidermekle yükümlüdür.
2.3. En Kritik Sonuç: Uzman Görüşü Sunan Tarafı (Davacıyı) Bağlar!
Kararın avukatlık pratiği açısından en hayati sonucu şudur: Uzman görüşünde yer alan maddi vakıa açıklamaları ve hesap unsurları, dava dilekçesindeki iddialar gibi sunan tarafı bağlar.
* Örneğin, davacı işçi dava dilekçesinde haftalık 18 saat fazla mesai yaptığını iddia etmiş, ancak kendi sunduğu uzman görüşünde (mütalaada) hesap uzmanı çalışma süresini haftalık 12 saat üzerinden hesaplamışsa; artık bu vakıa açıklaması davacı işçiyi bağlar (vakıa ikrarı / taleple bağlılık).
* Mahkemenin atadığı resmi bilirkişi daha yüksek (örneğin 15 saat) bir hesaplama yapsa dahi, hâkim davacının sunduğu uzman görüşündeki sınırı aşarak hüküm kuramaz. Aksi durum “vakıa aşımı” sayılır ve bozma sebebidir.
—
3. Avukatlar İçin Stratejik Tavsiyeler
* Mütalaa Denetimi: Dosyaya uzman görüşü sunmadan önce, uzmanın esas aldığı çalışma saatleri, dışlama günleri, prim ödemeleri ve aylık ücret miktarı avukat tarafından satır satır incelenmeli; dava dilekçesiyle çelişen veya talebi daraltan bir aleyhe ikrarın oluşması engellenmelidir.
* Çelişki Halinde Israr: Resmi bilirkişi raporu müvekkil aleyhine hatalıysa ve sunduğunuz uzman görüşü bu hatayı bilimsel olarak kanıtlıyorsa; mahkemeden HMK m. 293/2 uyarınca uzmanın duruşmada dinlenmesi veya ek rapor alınması ısrarla talep edilmelidir.
—
Eki: Yargıtay Kararı Tam Metni (İçtihat Arşivi)
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2022/10409
Karar No: 2022/14702
Karar Tarihi: 10.11.2022
ÖZETİ: Uzman görüşü, teknik anlamda bir delil olmayıp tarafın mahkemeye sunduğu yazılı belgeye bağlı beyanı, açıklaması niteliğindedir. Bu sebeple uzman raporu “taraf beyanı” olarak değerlendirilmektedir. Hâkim uzman görüşünü bilirkişi delili gibi değerlendiremez, aksine, gerekli gördüğü takdirde uzmanı çağırıp dinlemek suretiyle serbestçe takdir eder. Uzman görüşü, bu görüşü sunan davacı taraf açısından yazılı belgeye bağlı bir beyan niteliğindedir. Bunun anlamı, uzman görüşünde yer alan maddi vakıaların, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıalar gibi bağlayıcı etkisinin olmasıdır. Tarafın bildirdiği vakıanın dışına çıkılıp yeni bir vakıa esas alınmak suretiyle hüküm kurulması hatalıdır.
İÇTİHAT METNİ:
(…)
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işverenin haklı fesih iddiasının ispatı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, faiz, uzman görüşünün etkisi ve taleple bağlılık hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 6100 sayılı Kanun’un 293 üncü maddesi ile 25 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Davanın tarafları, gerek dava öncesinde gerekse dava sırasında uyuşmazlık konusu ile ilgili bilgi almak, dilekçelerini hazırlayabilmek yahut iddia veya savunmalarını güçlendirebilmek için bir uzmana başvurma ihtiyacı duyabilirler. 6100 sayılı Kanun’un 293 üncü maddesi ile taraflara “Uzman Görüşü” adı altında bilimsel görüş alabilme imkânı sağlanmıştır.
2. İlgili madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi uzman görüşüne başvurulması bilirkişilikten farklıdır. Mahkemece gerekli hâllerde resen veya talep üzerine bilirkişiye başvurulmasına karar verebilirken uzman görüşü almak, sadece davanın taraflarının başvurabileceği bir yoldur. 6100 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesine göre bilirkişi raporu takdiri bir delildir. Oysa uzman görüşü teknik anlamda bir delil olmayıp tarafın mahkemeye sunduğu yazılı belgeye bağlı beyanı, açıklaması niteliğindedir. Bu sebeple uzman raporu, “taraf beyanı” veya “tarafın belgeye dayalı beyanı” olarak değerlendirilmektedir. Hâkim uzman görüşünü bilirkişi delili gibi değerlendiremez, aksine, gerekli gördüğü takdirde uzmanı çağırıp dinlemek suretiyle serbestçe takdir eder.
3. 6100 sayılı Kanun’un 25 inci maddesine göre ise kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Bunun anlamı, “dava malzemesi” olarak nitelenen iddia ve savunma, her türlü talep, vakıa ve delilin taraflarca getirilmesi gerektiğidir. Getirilen vakıalara göre uyuşmazlığı belirlemek ve bu uyuşmazlığa uyan hukukî sebebi belirleyip uygulamak ise hâkimin görevidir.
4. Somut uyuşmazlıkta davacı vekilince 20.02.2018 havale tarihli uzman görüşü dosyaya sunulmuştur. Uzman görüşünde, yargılaması devam eden dava dosyası içindeki iddia ve savunmalar ile (tanık anlatımları, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları gibi) deliller dikkate alınarak davacının çalışma süresi, aylık ücret miktarı, çalışılan hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günleri ile haftalık fazla çalışma süresi belirlenmiş ve buna göre tüm alacak kalemleri ayrı ayrı hesaplanmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu uzman görüşünden yararlanılmış ise de hesap unsurları ve hesaplanan miktarlar farklılık göstermektedir. Mahkemece netice olarak bilirkişi raporundaki hesaplamalara itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Uzman görüşü, bu görüşü sunan davacı taraf açısından yazılı belgeye bağlı bir beyan niteliğindedir. Bunun anlamı, uzman görüşünde yer alan maddi vakıaların, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıalar gibi bağlayıcı etkisinin olmasıdır. Dosya kapsamından, mahkemece uzman görüşünün bu etkisi ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığı, gerek hesaplamaya esas alınan unsurlar, gerekse hesaplanan alacak miktarları yönünden uzman görüşünün bağlayıcılığı üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır. Tarafın bildirdiği vakıanın dışına çıkılıp yeni bir vakıa esas alınmak suretiyle hüküm kurulması hatalıdır. Belirtmek gerekir ki, bilirkişi raporu bir delildir. Uzman görüşü ise, öncelikle görüşü sunan tarafın maddi vakıayı içeren açıklamasıdır. İddiayı güçlendirmeye yarayan uzman görüşünün içeriğindeki vakıaların ispatı ise bilirkişi delili ile mümkün olmaktadır. Açıklanan sebeplerle uzman görüşünün taraf beyanı veya açıklaması olma özelliği göz ardı edilmemeli, içeriğindeki vakıaların davacı açısından bağlayıcı olduğu dikkate alınmalı, bu çerçevede yapılacak değerlendirme sonucunda uyuşmazlığın esası ile ilgili bir karar verilmelidir.
5. Davacı taraf, dava dilekçesinde dönemsel ücretlerini ayrı ayrı açıklamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, banka kayıtlarına göre belirlenen dönem ücretleri dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Dava dilekçesinde bildirilen ücret miktarları davacı tarafı bağlar. Davacının bildirdiği ücret miktarı aşılarak hesap yapılması vakıa aşımı niteliğinde olup karar bu yönüyle de hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 10.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
—
Yazar ve Hukuk Bürosu Künyesi
Avukat Şerafettin Kaya
Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219 | Avukatlık ve Hukuk Danışmanlığı
📍 Adres: Kocaeli Barosu Levhasına Kayıtlı Hukuk Bürosu, Kocaeli
🌐 Web Sitesi & Randevu: [www.serafettinkaya.av.tr](https://www.serafettinkaya.av.tr)
⚖️ Çalışma Alanları: İş Hukuku, İşe İade Davaları, Sendikal Tazminat, İşçi ve İşveren Alacakları Uyuşmazlıkları, Ticaret ve Şirketler Hukuku, İdare ve Vergi Hukuku, Usul ve Delil Hukuku.
Yazar: Avukat Şerafettin Kaya
Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219 | Avukatlık ve Hukuk Danışmanlığı
Bu makale, Avukat Şerafettin Kaya tarafından kaleme alınmış olup, 4 Makalelik İdare Hukuku Serisi serisinin bir parçasıdır.
İlgili faaliyet alanı: İş Hukuku · Bu konuda hukuki değerlendirme ihtiyacınız varsa iletişim bilgilerine Randevu ve Danışma sayfasından ulaşabilirsiniz.






