Kamu İhale Hukukunda İhaleye Katılmaktan Yasaklama Rejimi: İdari Yaptırımın Doğası, Ölçülülük İlkesi ve İstisna Kapsamındaki İhalelerin Yargısal Denetimi

Yazar: Avukat Şerafettin Kaya
Yazar: Av. Şerafettin Kaya
Tarih: Temmuz 2026
Kısa Cevap
İhaleye katılmaktan yasaklama bir idari yaptırımdır; ancak kanunda açıkça sayılan fiiller için ve kanunun öngördüğü süre aralığında verilebilir, kıyas yoluyla genişletilemez. Yaptırım teşebbüs özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturduğundan idare, hem fiilin sabit olup olmadığını hem de yasaklama süresini ölçülülük ilkesi çerçevesinde gerekçelendirmek zorundadır. Süre tayininde fiilin ağırlığı ile yaptırımın ekonomik sonucu arasında makul bir denge aranır. Yasaklama kararı kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem olduğundan iptal davasına konu edilebilir; istisna kapsamında yapılan alımlar bakımından kararın kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
Kısa Özet
Kamu alımları, devletin hem kamu hizmetlerini etkin bir şekilde yürütebilmesi hem de serbest piyasa ekonomisi üzerinde düzenleyici ve yönlendirici işlevini gerçekleştirebilmesi bakımından kritik bir öneme sahiptir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, kamu ihalelerinde saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği ve kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını temel ilkeler olarak benimsemiştir. Bu ilkelere aykırı davranarak ihale sürecini veya sözleşmenin icrasını sabote eden, hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, sahte belge ibrazı gibi yasak fiil ve davranışlarda bulunan veya mücbir sebep olmaksızın taahhüdünü ihlal eden istekliler ve yükleniciler hakkında öngörülen en ağır idari yaptırım, “ihaleye katılmaktan yasaklama” kararıdır. Bir adli ceza ya da disiplin yaptırımı niteliğinde olmayan bu müessese, doğrudan doğruya kamu düzenini korumayı ve güvenilmez aktörleri geçici bir süreyle kamu ihalelerinden tecrit etmeyi amaçlayan bir idari yaptırımdır. Ancak yasaklama yaptırımının teşebbüs özgürlüğü ve çalışma hakkı üzerindeki ağır yıkıcı etkileri nedeniyle, idarenin bu yetkisini anayasal kanunilik, ölçülülük ve gerekçelendirme ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olarak kullanması zorunludur. Bu çalışmada; ihaleye katılmaktan yasaklama işleminin hukuki niteliği, 4734 sayılı Kanun’un istisnalar (3. madde ve özel kanunlar) kapsamında yapılan ihalelerdeki ceza ve yasaklama rejiminin kanunilik ilkesi bağlamındaki yeri ve idarenin kanunda öngörülen alt sınırdan (1 yıl) uzaklaşarak üst sınırdan (2 yıl) yasaklama kararı verirken uyması gereken ölçülülük ilkesi, Danıştay 13. Dairesinin güncel emsal kararları ışığında tahlil edilmektedir.
1. Giriş
İdare hukukunun en önemli işlevlerinden biri, kamu hizmetlerinin kesintisiz ve verimli bir şekilde sunulmasını sağlayacak fiziki, teknik ve malî altyapıyı oluşturmaktır. Bu altyapının temini, büyük ölçüde özel hukuk kişileriyle akdedilen kamu ihale sözleşmeleri (mal alımı, hizmet alımı ve yapım işleri) yoluyla gerçekleştirilir. Modern idare hukukunda kamu alımları alanı, sadece basit bir satın alma faaliyeti değil, kamu kaynaklarının şeffaf, dürüst ve rekabetçi bir ortamda dağıtılmasını hedefleyen spesifik bir normatif düzendir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, ihalenin duyurumasından sözleşmenin kesin kabule bağlanıp tasfiye edilmesine kadar geçen tüm aşamalarda isteklilerin ve yüklenicilerin dürüstlük kuralına uygun hareket etmelerini emretmiştir. Bu kuralın ihlal edilmesi halinde idarenin elindeki en etkili koruma aracı, ilgilinin belirli bir süreyle (bir yıldan iki yıla kadar veya altı aydan bir yıla kadar) kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan mahrum bırakılması anlamına gelen “ihaleye katılmaktan yasaklama” kararıdır.
Yasaklama kararları, bir teşebbüsün ticari faaliyetini, ticari itibarını ve ekonomik varlığını doğrudan tehdit eden ağır bir “idari yaptırım (administrative sanction)” niteliğindedir. Bu nedenle, yasaklama müessesesinin uygulanması sırasında idarenin takdir yetkisi sınırsız değildir; işlem Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin alt unsurları olan kanunilik, ölçülülük (elverişlilik, gereklilik, orantılılık) ve gerekçelendirme normlarına tabi kılınmıştır.
Bu makalede; ihaleye katılmaktan yasaklama müessesesinin idari yaptırım teorisi içindeki yeri, Kanun’un istisna hükümlerine tabi kamu şirketlerinin (örneğin MKE A.Ş.) gerçekleştirdiği ihalelerde yasaklama rejiminin nasıl işlediği ve idarenin kanuni sürenin alt sınırından (1 yıl) uzaklaşarak üst sınırdan (2 yıl) yasaklama kararı verirken uymak zorunda olduğu ölçülülük ve gerekçe ilkesi, Danıştay 13. Dairesinin emsal kararları ışığında dogmatik bir tahlile tabi tutulacaktır.
2. İhaleye Katılmaktan Yasaklama İşleminin Hukuki Doğası ve Kanunilik İlkesi
İhaleye katılmaktan yasaklama müessesesi, 4734 sayılı Kanun’un 17. ve 58. maddeleri ile 4735 sayılı Kanun’un 25. ve 26. maddelerinde düzenlenmiştir. Yasaklama yaptırımının uygulanmasını gerektiren fiil ve davranışlar temelde iki aşamada ortaya çıkabilir:
1. İhale Sürecinde (4734 sayılı Kanun m. 17): Hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama suretiyle rekabeti veya ihale kararını etkilemek; sahte belge veya sahte teminat kullanmak; ihaleye katılamayacağı belirtildiği halde (örneğin daha önceden yasaklı olduğu halde) ihaleye katılmak.
2. Sözleşmenin Uygulanması Aşamasında (4735 sayılı Kanun m. 25): Sözleşmenin uygulanması sırasında hile, sahtecilik yapmak; mücbir sebepler dışında ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirmemek.
İdare hukukunda yaptırımlar genel olarak “disiplin cezaları” ve “idari yaptırımlar (idari cezalar / kamu düzenini koruyucu önlemler)” olarak ikiye ayrılır. İhaleye katılmaktan yasaklama işlemi, idare ile ihaleye katılan kişi arasında önceden var olan statüter bir hiyerarşi bağına dayanmadığı için bir disiplin yaptırımı değildir. Aynı şekilde, bağımsız mahkemelerce yargılama neticesinde verilen bir adli ceza da değildir.
Danıştay öğretime ve içtihatlarına göre ihaleye katılmaktan yasaklama; idarenin kamu gücü ayrıcalığına dayanarak tekyanlı irade beyanıyla aldığı, kamu ihalelerinin güvenliğini, saydamlığını ve kamu kaynaklarının israf edilmemesini sağlamak amacıyla tasarlanmış, önleyici ve koruyucu niteliği ağır basan spesifik bir idari yaptırım türüdür. İdari yaptırım olmasının doğal sonucu olarak, Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan “suç ve cezaların kanuniliği (nullum crimen, nulla poena sine lege)” ile “şahsilik ve kusur” ilkeleri yasaklama işlemlerinde de aynen geçerlidir.
3. İstisna Kapsamında Yapılan İhalelerde ve Sözleşmelerde Yasaklama Rejimi (Danıştay 13. Daire E.2024/2319 Kararı Tahlili)

4734 sayılı Kanun’un 3. maddesi veya özel kanun hükmleri uyarınca bazı idareler, şirketler veya spesifik alımlar (örneğin savunma, güvenlik veya ticari nitelikli mal alımları) Kamu İhale Kanunu hükümlerinden “istisna” tutulmuştur. Bu istisna uygulaması sıklıkla şu hukuki tartışmayı doğurmaktadır: İstisna kapsamında yapılan bir ihale sonucunda imzalanan sözleşmede yüklenici taahhüdünü ihlal ederse, idare 4735 sayılı Kanun hükümlerine dayanarak “ihaleye katılmaktan yasaklama” kararı verebilir mi?
Yükleniciler; 4734 ve 4735 sayılı Kanunlara tabi olmayan istisna alımlarında, idarenin kamu gücüne dayanarak yasaklama cezası veremeyeceğini, uyuşmazlığın ancak özel hukuk sözleşmesi hükümlerine göre adli yargıda tazminat veya cezai şart davası açılarak çözülebileceğini iddia etmektedirler. Ancak bu konudaki hukuki belirsizlik ve normatif sistematik, Danıştay 13. Dairesinin 26.09.2024 tarihli ve E.2024/2319, K.2024/3576 sayılı emsal kararı ile çözüme kavuşturulmuştur.
Söz konusu uyuşmazlıkta, MKE A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından istisna kapsamında gerçekleştirilen savunma sanayii alımında (Boran Obüsü Atış Kontrol Sistemi), yüklenicinin süresi içinde teslimat yapmaması üzerine sözleşme feshedilmiş ve yüklenici 4735 sayılı Kanun’un 26. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle ihalelerden yasaklanmıştır. İlk derece mahkemesi, MKE A.Ş.’nin özel kanun (7330 sayılı Kanun) gereği 4735 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmadığı ve yasaklamaya atıf yapan yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir. Danıştay 13. Dairesi ise kararı şu dogmatik gerekçeyle bozmuştur:
“4734 sayılı Kanun’un ‘İstisnalara ilişkin esas ve usuller’ başlıklı Geçici 4. maddesinde, söz konusu Kanun hükümlerine tabi olmayan mal ve hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerine ilişkin esas ve usullerin ilgili kurumlar tarafından belirleneceği kurala bağlanmıştır(…) İhalelerde bulunulması yasak olan fiil veya davranışlar ile ihalelere katılmaktan yasaklamaya ilişkin hükümler de anılan kanunlarda düzenlendiğinden, bu kanunların sistematiği açısından ceza ve yasaklama hükümlerinin de esas ve usule ilişkin kurallar kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 4734 sayılı Kanun’da belirtilen istisna kapsamındaki ihalalere özgü yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu kararlarında ya da ilgili kurumlar tarafından çıkarılan yönetmeliklerde, ceza ve yasaklamaya ilişkin hükümler açısından 4735 sayılı Kanun’a atıf yapılması durumunda, söz konusu ihaleler sonucunda düzenlenen sözleşme konusu işin yürütümü sırasında 4735 sayılı Kanun’da sayılan yasak fiil veya davranışların işlenmesi halinde, yine 4735 sayılı Kanun uyarınca ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilebilecektir. (…) 4734 sayılı Kanun’da belirtilen istisna kapsamında gerçekleştirilen ihalelere ilişkin süreçte yasak olan fiil veya davranışların işlenmesi halinde 4734 sayılı Kanun’a göre ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilebilmesi karşısında, kamu ihalelerinde korunması gereken kamu menfaati gereği, istisna kapsamındaki ihaleler sonucunda imzalanan sözleşmenin uygulanması sırasında yasak olan fiil veya davranışların işlenmesi hâlinde de 4735 sayılı Kanun’da yer alan ceza ve yasaklama hükümlerinin evleviyetle uygulanması gerekmekte olup, bu durum kanun koyucunun amacına da uygun bulunmaktadır.*” (Danıştay 13. Daire, E.2024/2319, K.2024/3576, T. 26.09.2024).
Danıştay 13. Dairesinin bu içtihadı kamu ihale sisteminin bütünlüğünü koruyan bir başyapıttır: Bir idarenin veya kamu şirketinin yapacağı alımların genel ihale usullerinden (ilan, süreler vb.) istisna tutulmuş olması, o alımlarda sahtecilik, hile yapan veya sözleşmeyi keyfi olarak bozan yüklenicilerin cezasız kalacağı anlamına gelmez! İstisna yönetmeliklerinde veya usul esaslarında 4735 sayılı Kanun’un ceza ve yasaklama hükümlerine yapılan bir “atıf”, suç ve cezaların kanuniliği ilkesini karşılamak için fazlasıyla yeterlidir. Çünkü kamu kaynağı kullanan veya kamu hizmeti gören bir istisna alımında kamu zararının ve güvenilirliğin korunması, genel ihale rejimindeki kadar, hatta savunma sanayii gibi alanlarda evleviyetle (öncelikle) zorunludur.
4. Yasaklama İşlemlerinde İdarenin Takdir Yetkisi ve Anayasal Ölçülülük İlkesi: Alt Sınırdan Uzaklaşmanın Sınırları (Danıştay 13. Daire E.2021/3461 Kararı Tahlili)

4734 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca idare, yasak fiil ve davranışlarda bulunanlar hakkında “fiil veya davranışlarının özelliğine göre, bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar” bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verir. Kanun koyucu, 1 yıl ile 2 yıl arasındaki yaptırım süresinin belirlenmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanımış, hangi somut fiilin 1 yıl, hangisinin 1.5 yıl veya 2 yıl yasaklanacağını statik bir liste halinde saymamıştır.
Ancak idare hukukunun evrensel kuralı gereği, takdir yetkisi keyfilik anlamına gelmez. İdare bu yetkisini kullanırken, Anayasa’nın 2. maddesi ve 13. maddesinde somutlaşan “ölçülülük ilkesi” (proportionality) ile bağlıdır. Ölçülülük; işlenen fiilin ağırlığı ile uygulanan yaptırımın süresi arasında adil bir dengenin bulunmasını gerektirir. Eğer idare, kanunda öngörülen alt sınırdan (1 yıl) uzaklaşarak yaptırımı doğrudan doğruya üst sınırdan (2 yıl) uygulamak istiyorsa, bu ağırlaştırıcı durumu somut verilerle ve delillerle gerekçelendirmek zorundadır.
Uygulamada idarelerin hiçbir gerekçe göstermeden otomatik olarak 2 yıl üst sınırdan yasaklama kararı vermelerinin hukuka aykırılığı, Danıştay 13. Dairesinin 21.09.2021 tarihli ve E.2021/3461, K.2021/2954 sayılı emsal kararı ile net bir şablona bağlanmıştır:
“4734 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca fiil veya davranışlarının özelliğine göre, bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar, bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verileceği anlaşılmaktadır. Ancak, bu madde kapsamında anılan fiil ve davranışların hangisinin daha fazla veya az bir yasaklama süresi gerektirdiği hususunda bir ölçüte yer verilmediğinden, sürenin belirlenmesi noktasında fiil veya davranışların özelliğine göre idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında bir değerlendirme yapılacaktır. Bu çerçevede idareye tanınan takdir yetkisinin, gerek olayın oluş şekli ve niteliği ve gerekse yasaklamaya esas fiil ile bunun yaptırımı hususunda ölçülülük ilkesi dikkate alınarak kullanılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden(…) ihaleyi yapan idare tarafından davacı şirketin 1 (bir) yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanması talep edildiği hâlde davalı idarece hangi sebeplerle üst sınırdan yaptırım uygulandığına ilişkin gerekçe belirtilmeden davacı şirketin 2 (iki) yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği ve bu fiil nedeniyle hakkında kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verilebileceği açık olmakla birlikte, ihaleyi gerçekleştiren idarece alt sınırdan (1 yıl süreyle) yasaklama işlemi tesis edilmesi hususunda bildirimde bulunulmasına rağmen, davalı idarece davacı şirketin fiilinin özelliği ve sonuçları ile ihale ve sözleşme sürecine etkisi dikkate alınmaksızın ve gerekçesi belirtilmeksizin Kanun’da öngörülen ihalelere katılmaktan yasaklama kararının cezanın alt sınırından uzaklaşılarak üst sınırdan (iki yıl) verilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde, eylemle ceza arasındaki ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleri yönünden hukuka uygunluk(…) bulunmamaktadır.*” (Danıştay 13. Daire, E.2021/3461, K.2021/2954, T. 21.09.2021).
Danıştay 13. Dairesinin bu kararı, idari yaptırımların yargısal denetiminde bir milat niteliğindedir:
1. Fiilin Sübutu Tek başına Üst Sınır İçin Yeterli Değildir: Kişinin yasağı ihlal ettiği veya sözleşmeye aykırı davrandığı sabit olsa dahi, bu durum doğrudan en ağır yaptırımın (2 yıl) uygulanmasını meşru kılmaz.
2. Gerekçelendirme Yükümlülüğü: İdare, cezanın alt sınırından (1 yıl) uzaklaşıp neden üst sınırdan (2 yıl) ceza verdiğini idari işlemin gerekçesinde açıklamak zorundadır. Örneğin fiilin organize bir sahtecilik olması, idareyi çok büyük malî zarara uğratması veya kamu hizmetini felce uğratması gibi ağırlaştırıcı nedenler kararda somutça gösterilmelidir.
3. Ölçülülük ve Hakkaniyet Denetimi: İhaleyi yapan alt idarenin 1 yıl yasaklama önerdiği bir olayda, üst makamın hiçbir ek gerekçe ve zarar tahlili yapmaksızın süreyi 2 yıla çıkarması, ölçülülük ilkesinin açık ihlalidir ve bu sakatlık bizzat işlemin iptalini gerektirir.
5. Sonuç ve Değerlendirme
Kamu ihale hukukunda ihaleye katılmaktan yasaklama kararları, kamu kaynaklarının güvenliğini ve serbest rekabeti koruyan hayati bir önleyici yaptırım mekanizmasıdır. Ancak bu yaptırımın teşebbüs özgürlüğü üzerindeki yıkıcı etkileri, idarenin hem tahkikat aşamasında hem de ceza süresini tayin aşamasında titiz bir hukuki disiplinle hareket etmesini zorunlu kılar.
Yaptığımız dogmatik inceleme ve Danıştay içtihatları ışığında ulaşılan temel sonuçlar şunlardır:
- Birincisi: İhaleye katılmaktan yasaklama, bir adli ceza değil, idari yaptırımdır. Bu nedenle suç ve cezaların kanuniliği, şahsilik ve kusur ilkeleri bu rejimin omurgasını oluşturur.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
İhaleye katılmaktan yasaklama bir adli ceza mıdır?
Hayır, idari yaptırımdır. Buna karşılık kanunilik, şahsilik ve kusur ilkeleri bu rejimde de geçerlidir; yaptırım ancak kanunda açıkça sayılan fiiller için ve kanunun öngördüğü süre aralığında verilebilir.
Yasaklama kıyas yoluyla genişletilebilir mi?
Genişletilemez. Kanunda sayılmayan bir fiil, benzerlik gerekçesiyle yasaklama sebebi yapılamaz. İdare hem fiilin sabit olup olmadığını hem de süreyi ölçülülük ilkesi çerçevesinde gerekçelendirmek zorundadır.
Yasaklama kararına karşı hangi yola başvurulur?
Karar kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem olduğundan iptal davasına konu edilebilir. İstisna kapsamında yapılan alımlar bakımından kararın kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
- İkincisi: Danıştay 13. Dairesinin (E.2024/2319, K.2024/3576) emsal kararında netleştiği üzere; 4734 sayılı Kanun’un istisnalar kapsamında yapılan ihalelerinde (örneğin savunma sanayii veya kamu şirketlerinin alımlarında), ilgili düzenlemede 4735 sayılı Kanun’a atıf yapılması halinde yasak fiil işleyenler hakkında 4735 hükümlerine göre yasaklama kararı verilebilir. İstisna alımlarında kamu zararının ve güvenilirliğin korunması, genel ihale rejiminden aşağıda tutulamaz.
- Üçüncüsü: Danıştay 13. Dairesinin (E.2021/3461, K.2021/2954) kararıyla sabittir ki; idare yasaklama süresini (1 yıldan 2 yıla kadar) belirlerken sınırsız bir takdir yetkisine sahip değildir. İdare, kanuni alt sınırdan (1 yıl) uzaklaşarak cezanın üst sınırından (2 yıl) yasaklama yapıyorsa; fiilin ağırlığını, kamu hizmetine etkisini ve doğan zararı gerekçelendirmek zorundadır. Gerekçesiz olarak üst sınırdan verilen yasaklama kararları anayasal ölçülülük ilkesine aykırıdır ve iptal edilmelidir.
6. Kaynakça
- Akyılmaz, B., Sezginer, M., & Kaya, C. (2023). Türk İdare Hukuku ve Kamu İhale Mevzuatı. Seçkin Yayıncılık.
- Aslan, C. (2020). Kamu İhale Hukukunda İhaleye Katılmaktan Yasaklama Rejimi. Turhan Kitabevi.
- Atay, E. E. (2021). İdare Hukuku ve İdari Yaptırımlar. Turhan Kitabevi.
- Gözübüyük, A. Ş., & Tan, T. (2018). İdare Hukuku Cilt 2: İdari Yargılama Hukuku ve Kamu İhaleleri. Turhan Kitabevi.
- Günday, M. (2020). İdare Hukuku. İmaj Yayınevi.
- Kalabalık, H. (2022). Kamu İhale Hukuku Dersleri. Seçkin Yayıncılık.
- Özcan, M. (2021). Kamu İhale Sözleşmelerinde Yasak Fiil ve Davranışlar. Adalet Yayınevi.
- Tan, T. (2018). Ekonomi Hukuku ve Kamu Alımları. On İki Levha Yayıncılık.
- Yıldırım, T., Yasin, M., Kaman, N., Özdemir, H. E., Üstün, G., & Okay Tekinsoy, O. (2022). İdare Hukuku. On İki Levha Yayıncılık.
Yargı Kararları
- Danıştay 13. Daire Kararı: E.2024/2319, K.2024/3576, Karar Tarihi: 26.09.2024.
- Danıştay 13. Daire Kararı: E.2021/3461, K.2021/2954, Karar Tarihi: 21.09.2021.
- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı: E.2022/1675, K.2022/3505, Karar Tarihi: 01.12.2022.
- Danıştay 13. Daire Kararı: E.2021/149, K.2021/4512, Karar Tarihi: 14.12.2021.
- Danıştay 13. Daire Kararı: E.2019/1292, K.2021/4513, Karar Tarihi: 14.12.2021.
- Danıştay 13. Daire Kararı: E.2018/353, K.2021/5523, Karar Tarihi: 30.12.2021.
- Danıştay 13. Daire Kararı: E.2016/2046, K.2016/4369, Karar Tarihi: 23.12.2016.
- Anayasa Mahkemesi Kararı: E.2018/73, K.2019/65, Karar Tarihi: 24.07.2019.
Yazar: Avukat Şerafettin Kaya
Bu makale, Avukat Şerafettin Kaya tarafından kaleme alınmış olup, 20 Makalelik Türk İdare Hukuku Külliyatı serisinin bir parçasıdır.
Serideki temel başlıklar: iptal davasının şartları, idarenin mali sorumluluğu ve tam yargı davaları, yürütmenin durdurulması, idari yargıda kanun yolları, kararların uygulanması ve rücu (İYUK m. 28), idari işlemin unsurları ve hukuka aykırılık.
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.2
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.13
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.38
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.28
- 4734 sayılı Kanun m.3
- 4734 sayılı Kanun m.17
- 4734 sayılı Kanun m.58
- 4735 sayılı Kanun m.25
- 4735 sayılı Kanun m.26
- Danıştay 13. D., E.2024/2319, K.2024/3576, T. 26.09.2024
- Danıştay 13. D., E.2021/3461, K.2021/2954, T. 21.09.2021
- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E.2022/1675, K.2022/3505, T. 01.12.2022
- Danıştay 13. D., E.2021/149, K.2021/4512, T. 14.12.2021
- Danıştay 13. D., E.2019/1292, K.2021/4513, T. 14.12.2021
- Danıştay 13. D., E.2018/353, K.2021/5523, T. 30.12.2021
- Danıştay 13. D., E.2016/2046, K.2016/4369, T. 23.12.2016
- Anayasa Mahkemesi, E.2018/73, K.2019/65, T. 24.07.2019
Yayın tarihi: 10.08.2026 · Son güncelleme: 16.08.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr