Savunma Sanayii Destekleme Fonu (SSDF) Nedir?

Savunma Sanayii Destekleme Fonu, savunma sanayiinin geliştirilmesi amacıyla kurulmuş bir kamu fonudur. Fona ait paylar bir vergi türü olmamakla birlikte, tahsili ve uyuşmazlıkları vergi hukuku kurallarına tabidir.
Kısa Cevap
Fon, 3238 sayılı Savunma Sanayii ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un 12. maddesiyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde kurulmuştur. Kaynakları arasında bütçeden ayrılan ödenek, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni güçlendirmek amacıyla kurulmuş vakıflardan yapılan transferler, talih oyunları hasılatından ayrılan pay, bedelli askerlikten elde edilen gelirler, fonun malvarlığı gelirleri ile bağış ve yardımlar yer alır. Kanun’un 15. maddesine göre fona ait meblağ hakkında Vergi Usul Kanunu ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bunun sonucu olarak Danıştay, fon paylarında beş yıllık zamanaşımı süresini uygulamaktadır.
Fonun Kuruluşu ve Amacı
3238 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre, Kanun’un amacının gerçekleştirilebilmesi için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde ilgili idare emrinde Savunma Sanayii Destekleme Fonu kurulmuştur.
Fonun temel işlevi, savunma sanayii projelerinin finansmanını bütçe dışı ve sürekli bir kaynağa bağlamaktır. Bu yapı sayesinde uzun vadeli tedarik ve geliştirme programları, yıllık bütçe dalgalanmalarından bağımsız biçimde yürütülebilmektedir.
696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen ve 7079 sayılı Kanun’la aynen kabul edilen fıkra uyarınca, savunma sanayii alanındaki insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla fondan burs ve eğitim destekleri de sağlanabilir.
Maddede ayrıca iki teknik kural yer alır: genel bütçeye dahil daire ve kuruluşlarca tahsil edilerek fona ödenecek gelirlerden belediyelere ve il özel idarelerine pay ayrılmaz; fon adına tahsil edilen gelirlerden de kanun ve kararnamelerle kurulmuş diğer fonlara pay ayrılmaz.
Fonun Kaynakları
12. maddede sayılan kaynaklar zaman içinde değişmiştir; bazı bentler yürürlükten kaldırılmış, bazıları yeniden düzenlenmiştir. Hâlen yürürlükte olan başlıca kaynaklar şunlardır.
Bütçe ödeneği: her yıl bütçeye bu maksatla konulacak ödenek ile Millî Savunma Bakanlığı bütçesinden modern silah, araç ve gereçler için ayrılan ödenek.
Vakıf transferleri: Türk Silahlı Kuvvetleri’ni güçlendirmek amacıyla kurulmuş bulunan vakıflardan fona yapılacak transferler.
1473 sayılı Kanun payı: 5602 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik uyarınca, 1473 sayılı Kanun’a göre ayrılan payın tamamı.
Talih oyunları hasılatı: 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun 19. maddesine göre oynatılmasına izin verilen talih oyunlarının işletildiği yerlerden elde edilecek gayrisafi hasılattan belirlenecek azami yüzde elli oranında alınacak ve dağıtımı yapılacak miktar.
Bedelli askerlik gelirleri: 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 10. maddesi gereğince bedelli askerlikten elde edilecek gelirler.
Bunlara fonun malvarlığından elde edilecek gelirler, bağış ve yardımlar ile diğer gelirler eklenir. Ayrıca kanunla kurulan fonlardan (vergi kanunları hariç) belirlenecek miktarda aktarma yapılabilir.

Yargıtay Ne Diyor? Fon Payında Zamanaşımı
Fon paylarının hukuki niteliği ve tabi olduğu usul, uygulamada en çok tartışılan konudur. 3238 sayılı Kanun’un 15. maddesi bu konuda açıktır: “Mükellefler ile vergi sorumluları tarafından bu Kanuna göre hesaplanarak ödenmesi gereken Fona ait meblağ hakkında Vergi Usul Kanunu ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.”
Danıştay 7. Dairesi’nin 06.11.2020 tarihli, 2018/5205 esas ve 2020/4473 karar sayılı kararında bu hükmün sonuçları ortaya konulmuştur. Kararda, fon payının “olay tarihi itibarıyla 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamında gümrük vergisi niteliğinde olmayıp, ek mali yükümlülük” olduğu belirtilmiş; buna karşılık 15. madde karşısında “söz konusu fon payı ile ilgili olarak, Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinde öngörülen beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağında kuşku yoktur.” denilmiştir.
Kararın dikkat çekici yönü, bu ölçütün diğer fon paylarına da genişletilmesidir: “fon payları arasında, tabi olacakları zamanaşımı süresi bakımından fark yaratılmasını haklı kılacak hukuki bir neden bulunmadığından”, kaynak kullanımını destekleme fonu payı kesintilerinin de aynı süreye tabi olduğu kabul edilmiştir.
Aynı ilke Danıştay 7. Dairesi’nin 18.02.2021 tarihli, 2016/9092 esas ve 2021/1138 karar sayılı kararında da tekrarlanmıştır. Bu kararda ayrıca, fon payı üzerinden Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak cezai faiz hesaplanmasının, Anayasa’nın 38. maddesindeki “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine aykırılık oluşturduğu belirtilmiştir.
Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo şudur: fon payı bir vergi değildir, ancak tarh ve tahsilinde vergi usulü uygulanır; buna karşılık fon payına bağlı yaptırımların mutlaka kanuni dayanağı bulunmalıdır.

Tahsil Usulü ve Mahsup
Fon alacakları, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilir. Bu, ödeme emri düzenlenmesi, haciz ve diğer cebri tahsil yollarının uygulanabileceği anlamına gelir.
Ancak idarenin bu yetkisi, mükellefin usulüne uygun taleplerini değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Danıştay 10. Dairesi’nin 20.05.1997 tarihli, 1995/3918 esas ve 1997/1931 karar sayılı kararında, fon alacağı bulunan şirketin fon borcunun mahsubu yolundaki başvurularının değerlendirilmemesi ve “bu konudaki başvurularının kabul edilmemesine ilişkin bir bildirimde de bulunulmaksızın doğrudan tahsili yoluna gidilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle verilen iptal kararı onanmıştır.
Bu karar, fon alacaklarında da idari usul güvencelerinin geçerli olduğunu göstermektedir: mahsup talebi karara bağlanmadan doğrudan ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırıdır.

Uyuşmazlıkların Çözüm Yeri ve Dava Yolu
Fon payına ilişkin tarhiyat ve tahsil işlemleri idari işlem niteliğinde olduğundan, bunlara karşı açılacak davalar vergi mahkemelerinde görülür.
Dava açılmadan önce, ilgili mevzuatın öngördüğü hâllerde idari itiraz yoluna başvurulması gerekebilir. Gümrük işlemlerinden kaynaklanan fon payları bakımından, tebliğ edilen tahakkuka karşı öngörülen sürede itiraz edilmesi ve itirazın reddi üzerine dava açılması usulü izlenir.
Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca idarenin, işlemlerinde başvuru yolu ve süresini göstermesi zorunludur. Nitekim 2020 tarihli Danıştay kararında da, tahakkuk kararında itiraz ve dava açma süresine ilişkin bilgiye yer verilmemesi nedeniyle idari itiraz süresinin geçirildiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmiştir.
Süre ve usul bakımından bu tür uyuşmazlıklarda, vergi ve ceza ihbarnamesine itiraz sürecine ilişkin genel kurallar yol gösterici olur. Dava açılırken ödenecek harçlar bakımından ise dava harcı hesabına ilişkin esaslar uygulanır.
Fonun Diğer Fonlarla Karıştırılmaması
Uygulamada Savunma Sanayii Destekleme Fonu ile Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu sıklıkla karıştırılmaktadır. İkisi ayrı kanuni dayanaklara sahiptir ve farklı amaçlara hizmet eder.
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca çıkarılan 1988 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile “kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilebilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi” amacıyla kurulmuştur. Bu fon, özellikle kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekline göre yapılan ithalatlarda gündeme gelir.
Savunma Sanayii Destekleme Fonu ise doğrudan 3238 sayılı Kanun’a dayanır ve savunma sanayii projelerinin finansmanını hedefler. Buna karşılık Danıştay, zamanaşımı bakımından iki fon arasında fark yaratılmasını haklı kılacak bir neden bulunmadığını kabul ederek, 3238 sayılı Kanun’un 15. maddesinden hareketle her ikisinde de beş yıllık süreyi uygulamaktadır.
Bu ayrım, itiraz ve dava dilekçelerinde işlemin dayanağının doğru gösterilmesi bakımından önem taşır; zira dayanak mevzuatın yanlış belirlenmesi, ileri sürülecek zamanaşımı ve kanunilik itirazlarının isabetini de etkiler.
Fon Payı Uyuşmazlıklarında Dikkat Edilecekler
İlk mesele nitelendirmedir: talep edilen tutar fon payı mıdır, vergi midir, yoksa idari para cezası mı? Nitelendirme, uygulanacak zamanaşımı ve usul kurallarını doğrudan belirler.
İkinci mesele zamanaşımıdır. Danıştay içtihadına göre fon paylarında Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesindeki beş yıllık süre uygulanır; bu süre, alacağın doğduğu takvim yılını izleyen yılın başından işlemeye başlar ve tarh ile tebliğ bu süre içinde tamamlanmalıdır.
Üçüncü mesele yaptırımın kanuniliğidir. Fon payına bağlı olarak istenen faiz veya ceza kalemlerinin kanuni dayanağı bulunup bulunmadığı ayrıca denetlenmelidir.
Dördüncü mesele usuli güvencelerdir: itiraz ve dava yolunun işlemde gösterilip gösterilmediği, mahsup ve düzeltme taleplerinin karara bağlanıp bağlanmadığı incelenmelidir. Kamu görevlilerinin bu yükümlülükleri ihmal etmesi hâlinde ayrıca disiplin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Sık Sorulan Sorular
Savunma Sanayii Destekleme Fonu nerede tutulur? 3238 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca fon, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde kurulmuştur.
Fonun kaynakları nelerdir? Bütçe ödenekleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni güçlendirme vakıflarından transferler, 1473 sayılı Kanun’a göre ayrılan pay, talih oyunları hasılatından ayrılan miktar, bedelli askerlik gelirleri, fonun malvarlığı gelirleri ile bağış ve yardımlardır.
Fon payı bir vergi midir? Danıştay’a göre fon payı, vergi niteliğinde olmayıp ek mali yükümlülüktür. Ancak 3238 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca hakkında Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Fon payında zamanaşımı süresi kaç yıldır? Danıştay içtihadına göre Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesindeki beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
Fon payına karşı nereye dava açılır? Fon payına ilişkin tarhiyat ve tahsil işlemlerine karşı vergi mahkemelerinde iptal davası açılır; mevzuatın öngördüğü hâllerde önce idari itiraz yoluna başvurulur.
Sonuç
Savunma Sanayii Destekleme Fonu, savunma sanayiinin finansmanını sürekli bir kaynağa bağlayan özel bir kamu fonudur. Fona ait paylar vergi olmamakla birlikte, kanun koyucu bunların tarh ve tahsilini vergi usulüne bağlamıştır. Bu nedenle uyuşmazlıklarda belirleyici olan iki nokta, beş yıllık zamanaşımı süresine uyulup uyulmadığı ve istenen ek yükümlülüklerin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığıdır.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 3238 sayılı Kanun m. 12 (Savunma Sanayii Destekleme Fonu)
- 3238 sayılı Kanun m. 15 (Uygulanacak hükümler)
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 114 (Zamanaşımı süreleri)
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
- Danıştay 7. Daire, 2018/5205 E., 2020/4473 K., 06.11.2020
- Danıştay 7. Daire, 2016/9092 E., 2021/1138 K., 18.02.2021
- Danıştay 10. Daire, 1995/3918 E., 1997/1931 K., 20.05.1997
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Fon payına ilişkin yükümlülükler ve süreler işlemin dayanağına göre değiştiğinden, dosya incelenmeden işlem tesis edilmemelidir. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilir.
Yayın tarihi: 20.08.2026 · Son güncelleme: 20.08.2026 Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr