İdari İşlemin Unsurları ve Hukuka Aykırılık Halleri: Yetki, Şekil, Sebep, Konu ve Maksat Unsurları ile Yokluk Kuramı (Danıştay İçtihatları Işığında)

İdari İşlemin Unsurları ve Hukuka Aykırılık Halleri: Yetki, Şekil, Sebep, Konu ve Maksat Unsurları ile Yokluk

Yazar: Avukat Şerafettin Kaya

Kısa Cevap

Bir idari işlemin hukuka uygunluğu; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olmak üzere beş unsur üzerinden denetlenir (2577 sayılı İYUK m.2). Bu unsurlardan birindeki sakatlık, ağırlığına göre iki farklı sonuç doğurur: adi sakatlıklarda işlem iptal edilebilir hale gelir ve dava açılmazsa geçerliliğini korur, yetki gaspı gibi en ağır sakatlıklarda ise işlem baştan itibaren hiç var olmamış sayılır (yokluk) ve bu durum süresiz ileri sürülebilir. Yetki unsuru; yetki gaspı, görev gaspı ve fonksiyon gaspı gibi farklı ağırlıkta sakatlık türlerini barındırır.

Yazar: Av. Şerafettin KAYA
Tarih:29 Temmuz 2026


Kısa Özet

İdari işlem, idarenin kamu gücüne dayanarak ve tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk düzeninde değişiklik yaratan tasarrufudur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 2. maddesi uyarınca bir idari işlemin yargısal denetimi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olmak üzere beş kurucu unsur üzerinden gerçekleştirilir. Bu çalışmada, idari işlemin unsurlarında meydana gelen sakatlıkların hukuki niteliği ve doğurduğu yaptırımlar incelenmektedir. Yetki unsurundaki sakatlıkların en ağır formları olan yetki gaspı, görev gaspı ve fonksiyon gaspı ile yetki devrinin kanuni sınırları, Danıştay 8. Dairesinin güncel yaklaşımıyla tahlil edilmektedir. Akabinde, idari işlemlerde sakatlığın derece ve ağırlığına göre ortaya çıkan “iptal edilebilirlik (adi sakatlık)” ve “yokluk” yaptırımları arasındaki dogmatik fark irdelenmekte; idarenin yokluk, açık hata, memurun hilesi ve gerçek dışı beyanı hallerinde süresiz geri alma yetkisi, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03.02.2025 tarihli emsal kararı çerçevesinde incelenmektedir. Nihayetinde, idari işlemin maksat unsurundaki sakatlık (yetki saptırması) ve kamu yararı ile hizmet gerekleri ölçütünün takdir yetkisini sınırlayan işlevi, Danıştay 2. Dairesinin kararları ışığında değerlendirilmektedir.


 


1. Giriş

İdare hukuku, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuki sınırlarını çizen ve bu eylem ile işlemlerin bireylere karşı kamu gücü ayrıcalıklarıyla donatılarak tesis edilmesini meşru kılan bir disiplindir. İdarenin hukuki sonuç doğuran tasarrufları arasında en temel enstrüman, “bireysel idari işlemler (kararlar)” ile “düzenleyici idari işlemler”den oluşan genel idari işlem kategorisidir. İdari işlem, idarenin kamu hizmeti amacıyla, tek taraflı irade beyanıyla ve kamu gücüne dayanarak hukuk düzeninde yeni bir durum yaratan, mevcut bir durumu değiştiren veya ortadan kaldıran tasarrufudur.

Hukuk devleti ilkesinin (Anayasa m. 2) ve idarenin kanuniliği ilkesinin (Anayasa m. 123) doğal bir sonucu olarak, idari işlemler tesis edildikleri andan itibaren hukuka uygunluk karinesinden yararlanırlar. Ancak bu karine, idari işlemin mutlak surette hukuka uygun olduğu anlamına gelmez; yalnızca aksi yargı kararıyla ispatlanıncaya kadar işlemin icrai nitelik taşımasını ve hukuki sonuç doğurmasını sağlar. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, idari işlemlerin yargısal denetimi “yetki, şekil, sebep, konu ve maksat” yönilerinden biri ile hukuka aykırı olup olmadıkları kriterine bağlanmıştır. Bu beş unsur, idari işlemin kurucu (statik ve dinamik) unsurlarını oluşturur.

Bir idari işlemin söz konusu beş unsurdan herhangi birinde sakatlık (hukuka aykırılık) barındırması, işlemin hukuk düzenindeki akıbetini doğrudan etkiler. İdare hukukunda sakatlığın ağırlık derecesine göre iki temel yaptırım türü kabul edilmiştir: İptal edilebilirlik (adi sakatlık) ve yokluk (mutlak butlan/non-existence). İptal edilebilir işlemler, dava açma süresi içinde idari yargıda açılacak bir iptal davayla geçmişe etkili (ex tunc) olarak ortadan kaldırılabilen veya idare tarafından bu süre içinde geri alınabilen (revocation) tasarruflardır. Buna karşılık yokluk, idari işlemin kurucu unsurlarından birinin (özellikle yetki unsurunun ağır biçimde) hiç var olmaması durumunda işlemin hukuk عالمinde (alemin) hiç doğmamış sayılması yaptırımıdır.

Bu çalışmada, idari işlemin beş kurucu unsurunda meydana gelen hukuka aykırılık türleri ile yokluk ve geri alma kuramları, Danıştay’ın emsal nitelikteki en güncel içtihatları mercek altına alınarak incelenmektedir. İlk olarak yetki unsurunun kamu düzenine ilişkin niteliği, yetki gaspı ve yetki devri Danıştay 8. Dairesi kararı ışığında tahlil edilecek; ikinci olarak sakatlık dereceleri, yokluk, açık hata ve hile hallerinde idarenin süresiz geri alma yetkisi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) kararı ekseninde irdelenecek; son olarak ise maksat unsurundaki sakatlık ve kamu yararı ölçütü Danıştay 2. Dairesi kararıyla değerlendirilecektir.


2. İdari İşlemin Kurucu Unsurları ve Sakatlık Türleri (Yetki, Şekil, Sebep, Konu ve Maksat)

İYUK m. 2/1-a hükmü uyarınca idari yargı hakimi, önüne gelen bir iptal davasında işlemin hukuka uygunluğunu beş ayrı unsur yönünden sırasıyla ve sistemli bir denetim metodolojisiyle tetkik eder. Bu unsurların dogmatik içerikleri şunlardır:

  1. Yetki Unsuru: İdari işlemi tesis etme konusunda mevzuat (kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi) tarafından hangi makam, kurul veya görevlinin hukuken yetkili kılındığı hususudur. Yetki, kamu görevlisinin şahsına değil, makamına bağlı bir güçtür. İdare hukukunda “yetkisizlik kural, yetkili olmak istisnadır”; bir makam ancak açık bir kanuni kuralın kendisine yetki tanıdığı hallerde işlem tesis edebilir.
  2. Şekil Unsuru: İdari iradenin dış dünyaya yansıma biçimi (yazılılık, sözlülük, zımni irade) ile işlemin hazırlık, karar ve tebliğ aşamalarında izlenmesi gereken usul kurallarıdır (usul unsurunu da kapsar). Savunma hakkı tanınması, kurullarda toplantı ve karar yeter sayılarına uyulması, gerekçe gösterilmesi ile usulde paralellik ilkesi bu unsur kapsamında değerlendirilir.
  3. Sebep Unsuru: İdareyi idari işlem tesis etmeye sevk eden, işlemden önce var olan ve işlemin dışında bulunan hukuki veya fiili durumlardır. İdare, keyfi biçimde işlem tesis edemez; her idari işlemin mutlaka somut, doğru ve mevzuata uygun bir sebebe dayanması zorunludur. Sebep unsurundaki fiili veya hukuki hata, işlemi iptal edilebilir kılar.
  4. Konu Unsuru: İdari işlemin hukuk düzeninde doğurduğu doğrudan ve objektif sonuç, yani işlemin bizatihi kendisidir. Örneğin, bir memurun atama işleminde konu, memurun yeni kadrosunda görevlendirilmesi; yıkım işleminde konu, binanın yıkılmasıdır. Konunun imkansız, hukuka aykırı veya üst normlara (normlar hiyerarşisine) aykırı olması konu unsurunu sakatlar.
  5. Maksat (Amaç) Unsuru: İdari işlemle ulaşılmak istenen nihai gayedir. İdare hukukunda tüm idari işlemlerin değişmez, mutlak ve genel maksadı “kamu yararı (l’intérêt général)” ile “hizmet gerekleri”dir. İdarenin kamu yararı dışında, kişisel kin, siyasi kaygı, üçüncü kişilere çıkar sağlama veya maliyeye gelir temin etme gibi öznel (sübjektif) amaçlarla işlem tesis etmesi maksat unsurunu sakatlar ve bu durum idare hukukunda “yetki saptırması (détournement de pouvoir)” olarak adlandırılır.

3. Yetki Unsurunda Sakatlık: Yetki Gaspı, Görev Gaspı, Fonksiyon Gaspı ve Yetki Devri (Danıştay 8. Daire Kararı Tahlili)

Yetki unsuru, idari işlemin en temel kurucu unsurudur ve kamu düzenine (l’ordre public) ilişkindir. İdari yargı hakimi, idari davalarda yetki unsurundaki sakatlığı taraflar ileri sürmese dahi davanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) gözetmekle yükümlüdür. Yetki unsurunda sakatlık bulunması halinde, işlemin diğer unsurlarının (sebep, konu vb.) hukuka uygun olup olmadığı incelenmeksizin iptal kararı verilir.

Yetki sakatlıkları ağırlık derecelerine göre üç ana türe ayrılır:
* Fonksiyon Gaspı: İdarenin, yasama veya yargı organlarının görev alanına giren bir konuda (örneğin kanun koymak ya da mahkeme kararı gibi hüküm vermek) işlem tesis etmesidir.
* Yetki Gaspı: İdare bünyesinde hiç yer almayan tamamen yabancı bir kişinin ya da idarede görevli olmakla birlikte söz konusu işlemi tesis etme konusunda hiçbir yetkisi bulunmayan bir makamın (örneğin bir bakanlığın diğer bir bakanlığın yetki alanındaki konuyu düzenlemesi) işlem yapmasıdır.
* Yetki Tecavüzü (Görev Gaspı/Aşımı): Aynı kamu tüzel kişisi veya hiyerarşik yapı içinde yer alan bir makamın, diğer bir makamın yetkisini kullanmasıdır (örneğin rektörün dekanın yetkisine giren bir işlemi yapması veya astın üst yerine karar alması).

Yetki unsurunun katı kuralları ile yetki devrinin hukuki sınırları, Danıştay 8. Dairesinin 06.04.2022 tarihli ve E.2019/3077, K.2022/2445 sayılı kararında derinlemesine tahlil edilmiştir. Söz konusu uyuşmazlıkta; bir vakıf üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının iş sözleşmesi, Üniversite Mütevelli Heyet Başkanı tarafından İş Kanunu m. 25/II-e uyarınca feshedilmiştir. Davacı, işlemin yetkisiz makam tarafından tesis edildiği iddia etmiştir.

Danıştay 8. Dairesi, idari işlemlerde yetki unsurunun niteliğine ve yetki devrinin şartlarına ilişkin şu temel ilkeleri içtihatlaştırmıştır:

“Bir kamu görevlisi, kurul ya da organın idare adına karar verebilme ve işlem tesis edebilme gücü olarak tanımlanan yetki, idari işlemin kurucu unsuru olup, yargısal denetim yapılırken ilk önce işlemin yetki unsurunun hukuka uygun olup olmadığı incelenmektedir. (…) Yargı mercilerince yetki unsurunda sakatlık tespit edildiği takdirde işlemin diğer unsurlar bakımından incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Bununla birlikte yetki unsuru, kamu düzeniyle ilgili olduğundan, idari yargı mercileri, kanun yolu incelemeleri dahil, davanın hangi safhası olursa olsun yetki unsurunda sakatlık tespit ettikleri takdirde işlemin iptaline karar vermek zorundadırlar. Yüksek yargı içtihatlarında; yetki kurallarının dar ve kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda olduğu, yetki kullanımının tercihe, keyfe ve takdire bağlı olmadığı, yetki kullanımındaki usulsüzlüklerin, fonksiyon gaspı, yetki gaspı veya yetki tecavüzü hallerini meydana getireceği, kural olarak yetkinin bizzat kullanılacağı (…) yetki devrinin Kanunun açıkça izin verdiği durumlarda yapılabileceği, bir makamın yetkisinin başka bir kişiye devredilebilmesi için yetki devri konusunda da mevzuatla yetkili kılınması gerektiği (…) yetkisiz kişi, kurul ya da organın yaptığı işlemin, sonradan yetkili makam tarafından kabul edilmesi veya icazet verilmesi yoluyla o işlemin hukuka uygun hale dönüştürülemeyeceği, istikrarlı şekilde vurgulanmaktadır.” (Danıştay 8. Daire, E.2019/3077, K.2022/2445, T. 06.04.2022).

Danıştay 8. Dairesi bu ilkesel saptamalar ışığında; 2547 sayılı Kanun’un ek 5. maddesi uyarınca vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanlarının sözleşmelerini feshetme yetkisinin bizzat “Mütevelli Heyeti”ne ait olduğunu, mütevelli heyetinin bu yetkisini ancak açık bir kararla yükseköğretim kurumu yöneticilerine (rektörlüğe) devredebileceğini, mevzuatta Mütevelli Heyet Başkanına tek başına sözleşme feshetme yetkisi tanıyan bir kural bulunmadığını ve dosyada geçerli bir yetki devri kararı da yer almadığını belirterek, işlemin yetki unsuru yönünden sakat (hukuka aykırı) olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, yetkinin bizzat kullanılması esasını ve sonradan verilecek icazetle yetkisiz işlemin sıhhat kazanamayacağı kuralını kesinleştirmiştir.


4. İdari İşlemlerde Sakatlığın Ağırlaşması: Yokluk, Açık Hata, Hile ve Geri Alma Kuramı (Danıştay İDDK E.2024/1712 Kararı Tahlili)

İdari işlemler, hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkeleri gereğince, hukuka aykırı olsalar dahi muhatapları lehine kazanılmış hak veya subjektif hukuki durum yaratabilirler. Bu nedenle idarenin, kendi tesis ettiği hukuka aykırı bir işlemi her zaman ortadan kaldırması (geri alması – revocation) mümkün değildir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun (DİBK) 22.12.1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı tarihi kararında, idari işlemlerin geri alınması rejimi temel bir ayrıma tabi tutulmuştur.

Buna göre kural olarak; idare, hukuka aykırı olan (iptal edilebilir nitelikteki) idari işlemlerini, ancak dava açma süresi (İYUK m. 7 uyarınca kural olarak 60 gün) içinde geri alabilir. Dava açma süresi geçtikten sonra işlem idari istikrar kazanır ve geri alınamaz. Ancak DİBK kararı, bu kurala dört hayati istisna getirmiş ve şu hallerde idarenin süre aranmaksızın her zaman (süresiz olarak) işlemi geri alabileceğini kabul etmiştir:
1. Yokluk: İşlemin kurucu unsurlarının hiç doğmamış olması (örneğin fonksiyon gaspı, ağır yetki gaspı veya maddi imkansızlık).
2. Açık Hata (Manifest Error): İdarenin, herhangi bir derin inceleme veya araştırmaya gerek duyulmaksızın, yalın ve yüzeysel bir bakışla dahi kolayca anlaşılabilecek ağırlıkta açık bir yanılgıyla işlem tesis etmesi.
3. Memurun Hilesi: İlgilinin idareyi aldatmak amacıyla kasıtlı hileli davranışlarda bulunması.
4. Gerçek Dışı Beyan: İlgilinin atanma veya işlem tesisi sırasında idareye yalan, sahte veya gerçeğe aykırı bilgi ve belge sunması.

Bu geri alma rejimi ve “açık hata” kavramının sınırları, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 03.02.2025 tarihli ve E.2024/1712, K.2025/177 sayılı kararında muazzam bir içtihadi tahlile tabi tutulmuştur. Uyuşmazlık konusu olayda; davacı, babasının 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında terör şehidi/vazife malulü olduğu iddiasıyla hak sahipliği başvurusunda bulunmuş ve SGK İstanbul İl Müdürlüğüne memur olarak atanmıştır. Ancak yaklaşık 1,5 yıl görev yaptıktan sonra, idarece yapılan geriye dönük detaylı evrak kontrolünde, davacının babasının vazife malulü olmadığı ve şehit statüsü bulunmadığı tespit edilmiş; bunun üzerine atama işlemi idarece iptal edilerek davacının memuriyetine son verilmiştir.

Davacı, atama işleminin üzerinden 1,5 yıl geçtiğini, ortada bir hilesi veya gerçek dışı beyanı bulunmadığını belirterek işlemin iptalini istemiştir. Bölge İdare Mahkemesi, davacının hilesinin ispatlanamadığı gerekçesiyle dava konusu atama iptal işlemini iptal etmiştir. Ancak Danıştay İDDK, idarenin temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesinin ısrar kararını bozmuş ve idare hukukunun sakatlık ve geri alma kuramını şu şekilde netleştirmiştir:

“Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıda belirtilen kararı ile idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hâllerinde süre aranmaksızın kanuna aykırı olarak tesis edilen idari işlemi geri alabileceği, ancak sayılanlar haricindeki durumlarda ise idarenin dava açma süresi içinde idari işlemi geri alabileceğine karar verilmiştir. İdari işlemin geri alınabilmesi olanağını tanıyan ‘açık hata’ halinin, herhangi bir inceleme veya araştırmaya gerek duyulmaksızın, yalın ve yüzeysel bir bakışla bile kolayca anlaşılabilecek kadar açık bir yanılgının varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir. Her somut uyuşmazlıkta sırasıyla; geri alınan işlemin kanuna aykırı olup olmadığı, geri alınan idari işlem kanuna aykırı ise dava açma süresi içinde geri alınıp alınmadığı ve dava açma süresi içinde geri alınmamış ise yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hâllerin bulunup bulunmadığı hususları yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. (…) Davacının, babasının, yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinde ifade edildiği üzere kamuda istihdam için öngörülen vazife malulü şartını haiz olmaksızın atamasının yapılarak (…) çalışmaya başladığı, burada çalışmakta iken davacının atama teklifinin iptal edilmesi yolundaki işlemin, açık hata kapsamında tesis edilen işlemin geri alınması niteliğinde olduğu, dolayısıyla hukuka aykırı olarak doğan memuriyet statüsünün, bir başka işlem ile her zaman geri alınabileceği, bu itibarla dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” (Danıştay İDDK, E.2024/1712, K.2025/177, T. 03.02.2025).

Danıştay İDDK’nın bu kararı, memuriyete girişte kanunun aradığı asli ve vazgeçilmez bir statü şartının (şehit yakını/vazife maluliyeti şartının) en başından itibaren bulunmamasına rağmen yapılan bir atamanın, idare bakımından “açık hata” teşkil ettiğini; açık hataya dayanan idari işlemlerin ise üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin (1,5 yıl veya daha fazla), ilgilisi lehine kazanılmış hak doğurmayacağını ve idare tarafından süre sınırması olmaksızın her zaman geri alınabileceğini tescil etmiştir.


5. Maksat Unsurunda Sakatlık: Yetki Saptırması ve Kamu Yararı – Hizmet Gerekleri Ölçütü (Danıştay 2. Daire Kararı Tahlili)

İdari işlemin maksat unsuru, idareyi işlem yapmaya yönelten nihai hedeftir. İdare, kanunların kendisine tanıdığı takdir yetkisini (pouvoir discrétionnaire) kullanırken tamamen serbest değildir; takdir yetkisinin değişmez sınırı “kamu yararı” ile “hizmet gerekleri”dir. Bir kamu makamı, kanunun kendisine tanıdığı yetkiyi kanunun öngördüğü amaç dışında başka bir amaçla (örneğin memurunu cezalandırmak, siyasi rakibini tasfiye etmek, akrabasını kayırmak veya maliye hazinesine salt para kazandırmak maksadıyla) kullanırsa, tesis edilen işlem maksat unsuru yönünden sakatlanır. Bu sakatlık hali idare hukukunda “yetki saptırması (détournement de pouvoir)” veya “amaç saptırması” olarak anılır.

Yetki saptırması iddiasının yargısal denetimi, maksat unsurunun idari iradenin iç dünyasına ait sübjektif bir saiki ifade etmesi nedeniyle, kanıtlanması en güç denetim alanıdır. İdari yargıç, idarenin gerçek amacını tespit edebilmek için işlem dosyasındaki tüm veri, belge, yazışma ve fiili karineleri tahlil eder.

Maksat unsurunun denetimi ve kamu yararı ile hizmet gerekleri ölçütünün somutlaşması, Danıştay 2. Dairesinin 09.03.2021 tarihli ve E.2021/7745, K.2021/478 sayılı kararıyla onanan idare mahkemesi kararında açıkça görülmektedir. Söz konusu uyuşmazlıkta; Bursa İl Emniyet Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapan davacı, Emniyet Genel Müdürlüğü işlemiyle hizmet süresini tamamlamadan başka bir ile (Erzurum’a) naklen atanmıştır. Davacı, işlemin kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında, keyfi ve sübjektif (öznel) saiklerle tesis edildiğini ileri sürerek iptal davası açmıştır.

Danıştay 2. Dairesi, idarenin naklen atama işlemlerindeki takdir yetkisinin sınırlarını ve maksat unsuruna ilişkin denetim ölçütünü şu şekilde içtihatlaştırmıştır:

“İdarenin kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda personelin görev yerini değiştirme konusunda kanunen sahip olduğu takdir yetkisini emniyet hizmetlerinin önem ve özelliğine uygun olarak kullandığı, bu takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif (öznel) nedenlerle kullandığına dair herhangi bir bilgi belge de bulunmadığı; Bursa İl Emniyet Müdürlüğünce Emniyet Genel Müdürlüğüne hitaben yazılan 05.06.2014 tarihli yazıda, bulundukları kadroda görev yaptıkları süre zarfında hizmetlerinden yeterince verim alınamayan davacının da aralarında bulunduğu personelin ildeki kadrolarından alınarak bir başka kadroya atanmalarına ilişkin teklif yazısı da dikkate alınarak dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından anılan işlemde kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi(…) usul ve hukuka uygundur.” (İdare mahkemesi kararının gerekçesi; Danıştay 2. Daire, E.2021/7745, K.2021/478, T. 09.03.2021 sayılı kararıyla “temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun” denilerek onanmıştır.)

Bu karar, idari yargıcın maksat unsuru denetiminde aradığı iki temel kıstası göstermektedir:
1. Somut Gerekçe ve Verim Ölçütü: İdare, personelin görev yerini değiştirirken “hizmetten verim alınamaması” veya “kurumsal ahengin bozulması” gibi somut, objektif ve hizmetin doğasına uygun bir gerekçeye dayanıyorsa, işlem kamu yararı maksadıyla tesis edilmiş sayılır.
2. Sübjektif Saikin İspat Yükü: İşlemin kamu yararı dışında kişisel kin, siyasi kaygı veya keyfiyet gibi öznel/sübjektif saiklerle (yetki saptırmasıyla) tesis edildiğini iddia eden davacı, bu iddasını somut bilgi, belge ve emarelerle kanıtlamakla yükümlüdür. Aksi takdirde idari işlemin hukuka uygunluk karinesi ve kamu yararı karinesi üstün tutulur.


6. Sonuç ve Değerlendirme

İdari işlemin kurucu unsurları olan yetki, şekil, sebep, konu ve maksat, idarenin kamu gücü ayrıcalıklarını hukuk devleti kalıpları içinde tutan emniyet sübaplarıdır. Bu unsurlardan herhangi birinde meydana gelen sakatlık, işlemin hukuk dünyasındaki varlığını veya meşruiyetini tehlikeye düşürür.

Yapılan içtihadi ve dogmatik tahliller neticesinde şu temel sonuçlara ulaşılmaktadır:

  • Birincisi: Yetki unsuru, idari işlemin varlık koşuludur ve kamu düzenine ilişkindir. Danıştay 8. Dairesinin (E.2019/3077, K.2022/2445 kararı) vurguladığı üzere; yetki ancak kanunla verilir, bizzat kullanılır ve kanun izin vermedikçe devredilemez. Yetkisiz makamın tesis ettiği bir işlem, sonradan verilecek onama veya icazetle dahi hukuka uygun hale getirilemez; yargı yerlerince davanın her aşamasında re’sen gözetilerek iptal edilir.
  • İkincisi: İdari işlemlerde sakatlığın derecesi, yaptırım türünü ve idarenin geri alma (revocation) yetkisinin sınırlarını belirler. Danıştay İDDK’nın (E.2024/1712, K.2025/177 emsal kararı) tescil ettiği üzere; adi sakatlık taşıyan işlemler ancak 60 günlük dava açma süresi içinde geri alınabilirken; yokluk, açık hata, hile ve gerçek dışı beyan hallerinde idare, süre sınırması olmaksızın her zaman (1,5 yıl veya 10 yıl sonra dahi) işlemi geri alma ve hukuka aykırı statüyü ortadan kaldırma yetkisine sahiptir. “Açık hata”, hiçbir derin araştırmaya gerek kalmaksızın ilk bakışta anlaşılan ağır mevzuat yanılgısıdır.
  • Üçüncüsü: Maksat unsuru denetimi, idarenin takdir yetkisinin keyfiyete dönüşmesini engeller. Danıştay 2. Dairesinin (E.2021/7745, K.2021/478 kararı) onayarak benimsediği esaslar çerçevesinde; tüm idari işlemlerin nihai gayesi kamu yararı ve hizmet gerekleridir. İdarenin bu amacı saptırarak sübjektif saiklerle hareket etmesi yetki saptırması (détournement de pouvoir) oluşturur ve işlemi iptale mahkum eder.

Sonuç itibarıyla; idari işlemin beş kurucu unsuru ve yokluk/geri alma kuramları, Türkiye’de Danıştay’ın istikrarlı, tavizsiz ve evrensel idare hukuku ilkelerine sadık içtihatlarıyla korunmakta; idarenin tek taraflı tasarruf gücü ile bireyin hak arama özgürlüğü arasındaki hassas denge bu metodolojik denetimle sağlanmaktadır.


7. Kaynakça

  • Akyılmaz, B., Sezginer, M., & Kaya, C. (2023). Türk İdare Hukuku. Seçkin Yayıncılık.
  • Çağlayan, R. (2022). İdari Yargılama Hukuku. Seçkin Yayıncılık.
  • Gözler, K. (2019). İdare Hukuku: Genel Esaslar. Ekin Yayınevi.
  • Günday, M. (2020). İdare Hukuku. İmaj Yayınevi.
  • Özay, İ. H. (2018). Günışığında Yönetim. Filiz Kitabevi.
  • Tan, T. (2022). İdare Hukuku. Turhan Kitabevi.
  • Yenice, K., & Esin, Y. (1983). İdare Hukukunda Yetki Saptırması. Danıştay Yayınları.

Yargı Kararları

  • Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı: E.1968/8, K.1973/14, Karar Tarihi: 22.12.1973, R.G. Tarih: 14.03.1974, Sayı: 14827.
  • Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı: E.2024/1712, K.2025/177, Karar Tarihi: 03.02.2025.
  • Danıştay 8. Daire Kararı: E.2019/3077, K.2022/2445, Karar Tarihi: 06.04.2022.
  • Danıştay 2. Daire Kararı: E.2021/7745, K.2021/478, Karar Tarihi: 09.03.2021.
  • Danıştay 5. Daire Kararı: E.2017/4659, K.2020/5732, Karar Tarihi: 10.12.2020.
  • Anayasa Mahkemesi Kararı: E.2014/57, K.2014/81, Karar Tarihi: 10.04.2014 — 6524 sayılı Kanun’la hâkim ve savcılara ilişkin bazı yetkilerin Adalet Bakanlığına verilmesinin denetimi (kamu gücü yetkisinin hangi makama ait olacağının kanunla belirlenmesi; yetki unsuru).

Yazar: Avukat Şerafettin Kaya

Bu makale, Avukat Şerafettin Kaya tarafından kaleme alınmış olup, 20 Makalelik Türk İdare Hukuku Külliyatı serisinin bir parçasıdır.

Serideki temel başlıklar: iptal davasının şartları, idarenin mali sorumluluğu ve tam yargı davaları, yürütmenin durdurulması, idari yargıda kanun yolları, kararların uygulanması ve rücu (İYUK m. 28), idari işlemin unsurları ve hukuka aykırılık.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

İdari işlemin unsurları nelerdir?

Yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olmak üzere beştir. Bir işlemin hukuka uygunluğu bu beş unsur üzerinden denetlenir (2577 sayılı İYUK m.2).

İdare hatalı yaptığı işlemi geri alabilir mi?

Kural olarak evet, ancak dava açma süresi içinde. Bu süre İYUK m.7 uyarınca kural olarak 60 gündür.

Yetkisiz makamın tesis ettiği işlemin akıbeti ne olur?

Yetki kamu düzenindendir ve makama bağlıdır, kişiye değil. İdare hukukunda yetkisizlik kural, yetkili olmak istisnadır; bu yüzden yetkisizlik iptal sebebidir.

İlgili İçerikler

Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.2
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.123
  • 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.5
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7
  • 4857 sayılı İş Kanunu m.25
  • Danıştay 8. D., E.2019/3077, K.2022/2445, T. 06.04.2022
  • Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E.2024/1712, K.2025/177, T. 03.02.2025
  • Danıştay 2. D., E.2021/7745, K.2021/478, T. 09.03.2021
  • Danıştay 5. D., E.2017/4659, K.2020/5732, T. 10.12.2020
  • Anayasa Mahkemesi, E.2014/57, K.2014/81, T. 10.04.2014 (yetki unsuru)

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarına göre değerlendirilir.

Yayın tarihi: 30.07.2026 · Son güncelleme: 01.08.2026

Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara