Pzt–Cum 09:00–18:30 Gebze / Kocaeli

Ödevde Yapay Zekâ Kullanmak Disiplin Suçu mu?

Yükseköğretimde ödev ve tez çalışmalarında yapay zekâ kullanımının disiplin hukuku karşısındaki durumu — bilgilendirme kapağı

Dönem ödevinizi teslim edersiniz, birkaç hafta sonra fakülteden bir yazı gelir: hakkınızda disiplin soruşturması açılmıştır. Gerekçe, bir tespit programının ödevinizi “yüzde seksen yapay zekâ üretimi” olarak işaretlemesidir. Yazıda hangi cümlelerin sorun oluşturduğu, hangi maddeye dayanıldığı ve tam olarak neyle suçlandığınız yazmaz; yalnızca belirtilen gün savunma vermeniz istenir. Bu yazıda, ödev ve tez çalışmalarında yapay zekâ kullanımının yükseköğretim disiplin hukuku karşısındaki durumunu, hangi cezanın gündeme geldiğini ve savunma sürecinde uyulması gereken anayasal güvenceleri açıklıyoruz.

Kısa Cevap

Yapay zekâ kullanımı, 2547 sayılı Kanun’da adı geçen bir disiplin suçu değildir; ancak m. 54/1-c-6 kapsamında değerlendirilmesi gündeme gelir. Bu hüküm iki ayrı fiili cezalandırır: intihal yapmak ve çalışmayı “kişisel emeği ve akademik birikimi dışında kısmen ya da tamamen başkalarına yazdırmak”. Öngörülen ceza yükseköğretim kurumundan bir yarıyıl uzaklaştırmadır. Buradaki kritik tartışma, bir yazılımın “başkası” sayılıp sayılmayacağıdır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, savunma davetiyesinde isnadın somut fiil, yer, zaman ve ihlal edilen norm belirtilerek bildirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur; bu unsurları taşımayan bir davetiye savunma hakkını etkisiz kılar.

En Kritik Ayrım: İntihal mi, Başkasına Yazdırmak mı?

Uygulamada her iki fiil de tek bir başlık altında, “intihal” denilerek işlenmektedir. Oysa hüküm iki ayrı seçimlik hareket içerir ve hangisine dayanıldığı savunmanın kurulmasını doğrudan etkiler.

  • İntihal: Başkasına ait bir eseri, kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunmak. Burada ortada korunan bir eser ve o eserin bir sahibi vardır.
  • Başkasına yazdırmak: Çalışmayı kişinin kendi emeği ve akademik birikimi dışında, kısmen veya tamamen bir başkasına hazırlatmak. Burada eser sahipliği değil, emeğin kime ait olduğu tartışılır.

Bu ayrım yapay zekâ bakımından belirleyicidir. Üretken yapay zekânın ham çıktısı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun aradığı “sahibinin hususiyetini taşıma” ölçütünü karşılamadığı için kural olarak eser sayılmamaktadır. Eser yoksa eser sahibi de yoktur; eser sahibi yoksa, klasik anlamda “başkasının eserini kendi eseri gibi gösterme” de kavramsal olarak zorlaşır.

Dolayısıyla yapay zekâ kullanımı, çoğu olayda birinci seçimlik hareketten çok ikincisine — yani çalışmanın kişinin kendi emeği dışında hazırlanmış olmasına — yaklaşmaktadır. Soruşturmanın hangi seçimlik hareket üzerinden yürütüldüğünün savunma davetiyesinde açıkça belirtilmesi bu yüzden önemlidir.

Algoritmik bir çıktının kişi aleyhine delil olarak kullanılması sorunu yalnızca eğitimde görülmez. Çalışma ilişkisinde de işveren, yapay zekâ destekli bir ölçüme dayanarak fesih yaptığında aynı ispat ve savunma sorunuyla karşılaşır: işveren çalışanı yapay zekâ ile izleyebilir mi? Algoritmik çıktıya karşı savunma hakkının alanlar üstü çerçevesi ve savunmada nelerin istenebileceği için algoritmik karara itiraz ve savunma hakkı yazımıza bakılabilir.

Yapay Zekâ “Başkası” Sayılır mı?

Hükmün lafzı “başkalarına yazdırmak” demektedir. Bu ifadenin bir yazılımı kapsayıp kapsamadığı iki farklı okumaya açıktır.

Dar (lafzî) okuma: “Başkası” kavramı kişiyi anlatır. Bir yazılım kişi olmadığına göre, hüküm doğrudan uygulanamaz; uygulanması kıyas yoluyla genişletme anlamına gelir. Disiplin hukukunda ise Anayasa’nın 38. maddesinden kaynaklanan kanunilik ilkesi geçerlidir ve aleyhe kıyas kabul edilmez.

Geniş (amaçsal) okuma: Hükmün koruduğu değer, çalışmanın öğrencinin kendi emeğini ve akademik birikimini yansıtmasıdır. Hüküm bunu “kişisel emeği ve akademik birikimi dışında” ifadesiyle açıkça söylemektedir. Emeğin kime veya neye devredildiği değil, öğrenciye ait olmaması esastır; bu okumada yazılım kullanımı da kapsama girer.

Uygulamada ikinci okumanın benimsendiği görülmektedir. Buna karşılık birinci okuma, savunma bakımından ciddi bir dayanaktır: Anayasa Mahkemesi, bu maddenin önceki hâlini “hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörülememesi” gerekçesiyle iptal etmiştir. Disiplin normlarının belirliliği bu alanda sıkı denetime tabidir.

Pratik sonuç şudur: yapay zekâ kullanımının hangi ölçüde serbest, hangi ölçüde yasak olduğunu önceden ve yazılı olarak duyurmamış bir yükseköğretim kurumunun, sonradan bunu disiplin suçu olarak nitelendirmesi tartışmaya açıktır. Kurumun ders izlencesinde veya yönergesinde açık bir kural bulunup bulunmadığı, savunmada mutlaka ileri sürülmelidir.

Hangi Ceza Gündeme Gelir?

2547 sayılı Kanun m. 54/1-c-6’da sayılan fiil, yükseköğretim kurumundan bir yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektirir. Bu süre içinde öğrenci öğrencilik haklarından yararlanamaz.

Hükümde bir istisna da vardır: “anket uygulaması, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar” kapsam dışındadır. Bu istisna, yapay zekâ tartışmasında savunma açısından önemlidir; dil düzeltme, biçimlendirme, kaynak listesi düzenleme gibi akademik değerlendirme içermeyen yardımların aynı çerçevede ele alınması gerektiği ileri sürülebilir.

Ayrıca disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar, eylemin ağırlığını, öğrencinin daha önce ceza alıp almadığını, pişmanlık duyup duymadığını ve geçmiş başarılarını dikkate alarak bir derece alt ceza verebilir. Bu takdir yetkisinin kullanılması savunmada ayrıca talep edilmelidir.

Tekerrür hâlinde bir derece ağır ceza uygulanır; ancak tekerrür gerekçesiyle yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası verilemez.

Tespit Programının Raporu Tek Başına Yeterli mi?

Soruşturmaların çoğu, bir yapay zekâ tespit yazılımının ürettiği yüzdelik oranla başlamaktadır. Bu noktada iki hususun ayrılması gerekir.

Birincisi, bu araçların çıktısı bir olasılık tahminidir; kesin bir tespit değildir. Anadili Türkçe olmayan öğrencilerin, akademik üslupla yazan öğrencilerin veya kalıplaşmış ifadeler kullanan metinlerin yüksek oranla işaretlenebildiği bilinmektedir.

İkincisi ve hukuken daha önemlisi: disiplin cezası, isnat edilen fiilin sabit olduğunun ortaya konulmasını gerektirir. Soruşturma raporunda isnat edilen suçun sabit olup olmadığının tartışılması ve sabit bulunması hâlinde eyleme uyan cezanın teklif edilmesi kanunen zorunludur. Bir olasılık yüzdesi, tek başına fiilin sabit olduğunu göstermez.

Bu nedenle savunmada şu talepler ileri sürülmelidir: kullanılan yazılımın adı ve sürümü, raporun tamamı, yanlış pozitif oranına ilişkin bilgi, öğrencinin önceki çalışmalarıyla karşılaştırma ve gerekiyorsa bilirkişi incelemesi. Soruşturmacının tanık dinleme, keşif yapma ve bilirkişiye başvurma yetkisi kanunda açıkça düzenlenmiştir.

Savunma Davetiyesi Neleri İçermelidir?

Bu bölüm, uygulamada en çok hak kaybına yol açan yerdir ve elinizdeki en güçlü argüman buradadır.

Kanuna göre, hakkında disiplin soruşturması açılan öğrenciye isnat edilen suçun neden ibaret olduğu, savunmasını yapacağı tarihten en az yedi gün önce yazılı olarak bildirilir.

Anayasa Mahkemesi, 2025 tarihli kararında bu hükmü Anayasa’ya uygun bulurken, kapsamını da açıkça ortaya koymuştur. Karara göre bildirimde:

  1. İsnadın sebebi belirtilmelidir: ilgilinin hangi fiili, nerede ve ne zaman işlediği. Kurul bunların “soyut olarak değil ilgilinin savunma hazırlayabilmesine yetecek şekilde” açıklanması gerektiğini vurgulamıştır.
  2. İsnadın niteliği belirtilmelidir: fiilin hukuki nitelendirmesi, yani işlemekle itham edilen fiilin hangi normu ihlal ettiği.
  3. Nitelik değişirse yeniden bildirim yapılmalıdır: disiplin süreci esnasında fiilin hukuki niteliği değişirse ilgili bu değişiklikten haberdar edilmelidir.

Buradan çıkan sonuç nettir: yalnızca “hakkınızda disiplin soruşturması açılmıştır, savunmanızı veriniz” diyen ya da yalnızca suçun adını yazan bir davetiye, bu ölçütleri karşılamaz. Hangi ödevin, hangi bölümünün, hangi tarihte ve hangi bende aykırı görüldüğü yazılmamışsa, savunma hakkı fiilen kullanılamamış olur. Bu eksiklik, iptal davasında bağımsız bir hukuka aykırılık sebebidir.

Ayrıca soruşturmacı, yalnızca hakkında soruşturma açılan kişi ve eylemlerle sınırlı olarak soruşturmayı yürütür. Savunması alınmayan bir konu, sonradan cezaya dayanak yapılamaz.

Anayasa Mahkemesi kararına göre disiplin savunma davetiyesinde bulunması gereken üç unsur: isnadın sebebi, niteliği ve nitelik değişikliğinin bildirimi

Süreler ve Başvuru Yolları

Disiplin sürecinde birden çok süre işler ve karıştırılmaları hak kaybına yol açar:

  1. Savunma bildirimi: Savunma tarihinden en az yedi gün önce yazılı bildirim yapılmalıdır.
  2. Soruşturma süresi: Soruşturma en geç otuz günde sonuçlandırılır; gerekçeli talep hâlinde altmış güne kadar (toplu suçlarda doksan güne kadar) ek süre verilebilir.
  3. Soruşturmaya başlama zamanaşımı: Bir yarıyıl uzaklaştırma cezasını gerektiren fiillerde, fiilin yetkili amirce öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde soruşturmaya başlanmazsa ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
  4. Ceza verme zamanaşımı: Fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde ceza verilmezse yetki düşer.
  5. İtiraz: Cezaya karşı on beş gün içinde üniversite yönetim kuruluna itiraz edilebilir; kurul on beş gün içinde karar verir.
  6. İdari dava: Yazılı bildirimden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır. İtiraz yolu kullanılmadan da doğrudan idari yargıya başvurulabilir.

Ceza kovuşturmasının başlamış olması disiplin soruşturmasını geciktirmez; ceza davasının sonucu da disiplin cezası verilmesine tek başına engel değildir.

Yükseköğretim öğrenci disiplin sürecinde savunma, soruşturma, zamanaşımı, itiraz ve dava süreleri

Anayasa Mahkemesi Ne Diyor?

Yapay zekâ kullanımına ilişkin doğrudan bir karar henüz bulunmamaktadır. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi’nin yükseköğretim disiplin hükümlerine ilişkin içtihadı, bu tartışmayı doğrudan besleyecek niteliktedir.

Anayasa Mahkemesi, E. 2022/54, K. 2022/99, T. 08.09.2022 — 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin o tarihteki (a) bendi, yükseköğretim öğrencilerinin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanınmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Madde bu karardan sonra 7437 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesi, E. 2023/78, K. 2024/55, T. 22.02.2024 — Yeniden düzenlenen 54. maddenin çeşitli alt bentleri iptal edilmiştir. Kanun metninde bu iptaller hâlen görülmektedir; dolayısıyla maddenin bazı kısımları yürürlükte değildir ve bir soruşturmada hangi bende dayanıldığı bu nedenle ayrıca denetlenmelidir.

Anayasa Mahkemesi, E. 2025/79, K. 2025/257, T. 11.12.2025 — Savunma hakkına ilişkin hükümler Anayasa’ya aykırı bulunmamış, itiraz reddedilmiştir. Ancak Kurul, hükmü ayakta tutarken kapsamını da belirlemiştir: isnadın sebebi (hangi fiil, nerede, ne zaman) ve niteliği (hangi normun ihlal edildiği) savunma hazırlamaya yetecek şekilde bildirilmelidir; hukuki nitelik değişirse ilgili yeniden haberdar edilmelidir.

“İlgilinin hangi fiili nerede ve ne zaman işlediği (disiplin suçunu oluşturan olay/olaylar) isnadın sebebini oluşturur. Bunların soyut olarak değil ilgilinin savunma hazırlayabilmesine yetecek şekilde açıklanması gerekir.”

AYM, E. 2025/79, K. 2025/257, § 20

Kararda dört üye karşıoy kullanmış; savunma hakkının kapsamının kanunda değil idarenin uygulamasına bırakıldığını, öğrencinin dosya tekemmül etmeden savunma yapmak zorunda bırakıldığını ileri sürmüşlerdir. Karşıoy, çoğunluk görüşünün yerine geçmez; ancak bu alandaki tartışmanın canlılığını göstermektedir.

Sık Sorulan Sorular

Ödevimde yapay zekâdan yalnızca dil düzeltmesi için yararlandım. Bu da suç mu? Hüküm, “akademik değerlendirme içermeyen katkılar”ı kapsam dışında tutmaktadır. Dil düzeltme ve biçimlendirme gibi katkıların bu istisna kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunmada ileri sürülmelidir. Belirleyici olan, çalışmanın akademik içeriğinin kime ait olduğudur.

Üniversitenin yapay zekâ kullanımına ilişkin yazılı bir kuralı yoktu. Bu lehime midir? Evet, önemli bir savunma dayanağıdır. Anayasa Mahkemesi bu alanda öngörülebilirliği sıkı biçimde denetlemektedir. Ders izlencesinde veya yönergede açık bir kural bulunmaması, savunmada mutlaka belirtilmelidir.

Tespit programı yüzde doksan dedi, itiraz etmemin anlamı var mı? Vardır. Bu araçların çıktısı olasılık tahminidir. Disiplin cezası için fiilin sabit olduğunun ortaya konulması gerekir. Raporun tamamının dosyaya konulmasını, yazılımın adı ve sürümünü ve gerekirse bilirkişi incelemesini talep edebilirsiniz.

Savunmam istendi ama neyle suçlandığım yazmıyordu. Ne yapmalıyım? Bu durumu savunmanızda yazılı olarak belirtin ve isnadın somutlaştırılmasını talep edin. Anayasa Mahkemesi’nin kararına göre isnadın sebebi ve niteliği bildirilmelidir. Bu eksiklik, sonraki iptal davasında bağımsız bir hukuka aykırılık sebebi oluşturur.

İtiraz etmeden doğrudan dava açabilir miyim? Evet. Kanun, itiraz hakkı kullanılmadan da idari yargı yoluna başvurulabileceğini açıkça öngörmektedir. Dava süresi, yazılı bildirimden itibaren altmış gündür.

Sonuç

Yapay zekâ kullanımı, yükseköğretim mevzuatında adıyla yer alan bir disiplin suçu değildir; mevcut bir hükmün içine yerleştirilerek cezalandırılmaktadır. Bu yerleştirmenin sınırı, disiplin hukukunda geçerli olan belirlilik ve kanunilik ilkeleridir. Savunma kurulurken üç nokta belirleyicidir: kurumun önceden yazılı bir kuralı bulunup bulunmadığı, isnadın somut olarak bildirilip bildirilmediği ve fiilin tespit programının yüzdesiyle değil, sabit olduğunun ortaya konulmasıyla kanıtlanıp kanıtlanmadığı. Süreler kısadır ve birden çoktur; itiraz için on beş, dava için altmış gün işlemektedir. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Dayanak Mevzuat ve Kararlar

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Yayın tarihi: 11.09.2026 · Son güncelleme: 11.09.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Faydalı Olabilecek Diğer İçeriklerimiz

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara