Pzt–Cum 09:00–18:30 Gebze / Kocaeli

Algoritma Aleyhinize Karar Verdiyse Nasıl İtiraz Edersiniz?

Algoritma aleyhinize karar verdiyse itiraz yolları — yapay zekâ ve hukuk

İşten çıkarılan bir çalışana fesih gerekçesi olarak “verimlilik skorunuz eşik değerin altında kaldı” denir. Bir öğrenciye, ödevinin yapay zekâ tarafından yazıldığını gösteren bir yazılım raporu tebliğ edilir. Bir işletmeye, otomatik bir risk analizi sonucunda idari para cezası kesilir. Üç olayda da ortak bir şey vardır: kişiye bir sonuç bildirilmiştir, ama o sonuca nasıl varıldığı söylenmemiştir. Savunma yapması istenen kişi, neye karşı savunma yapacağını bilmemektedir.

Bu yazı, bir yazılımın ürettiği çıktının kişi aleyhine kullanıldığı hâllerde savunma hakkının nasıl işlediğini ele alıyor. Cevabın büyük bölümü, yapay zekâya özgü yeni bir düzenlemede değil, Türk hukukunda onlarca yıldır uygulanan bir ölçütte saklı: denetime elverişlilik.

Kısa Cevap

Aleyhinize kullanılan bir algoritma çıktısına karşı savunma yapabilmeniz için o çıktının size gösterilmesi, dayandığı verilerin ve hesaplama esaslarının açıklanması gerekir. Anayasa Mahkemesi, teknik bir rapora dayanılarak karar verilen olaylarda, kişiye o raporu inceleme ve ona itiraz etme imkânı tanınmamasını ve itirazların karşılıksız bırakılmasını gerekçeli karar hakkının ihlali saymaktadır. Hukuk yargılamasında bir teknik görüşün hükme esas alınabilmesi için denetime elverişli gerekçe taşıması zorunludur (HMK m. 279/2); bu ölçütü taşımayan rapora dayanan hüküm bozulur. Kişisel veriler bakımından ise KVKK m. 11/1-g, münhasıran otomatik sistemlerle yapılan analiz sonucu kişinin aleyhine bir sonuç doğmasına itiraz hakkı tanır. Uygulamada ilk adım, kararın dayandığı çıktının ve verilerin yazılı olarak talep edilmesidir.

Sorun: Makine Çıktısı Kendiliğinden Delil Sayılmaz

Bir yazılımın ürettiği skor, rapor veya sınıflandırma, hukuken kendiliğinden bir delil değildir. Bir vakıa iddiasının teknik dayanağıdır. Bu ayrım önemsiz görünür ama uygulamada her şeyi belirler.

İddia eden taraf — işveren, idare, üniversite — bir olguyu ileri sürmektedir: “bu çalışan verimsizdir”, “bu ödev öğrencinin emeği değildir”, “bu işlem risklidir”. Yazılım çıktısı bu iddianın kanıtı olarak sunulur. Ancak bir kanıtın değerlendirilebilmesi için karşı tarafın onu görebilmesi, inceleyebilmesi ve tartışabilmesi gerekir. Görülemeyen bir kanıt tartışılamaz; tartışılamayan bir kanıt da hükme esas alınamaz.

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, algoritma çıktısının tartışma dışı bir olgu gibi ele alınmasıdır. Skor bir kere üretildikten sonra, sanki ölçülmüş bir gerçekmiş gibi dosyaya girer; asıl tartışma “skor doğru mu” değil, “skora göre ne yapılmalı” hâline gelir. Oysa hukuki denetimin başlaması gereken yer tam da atlanan yerdir.

Yargıtay Ne Diyor? Denetime Elverişlilik Ölçütü

Yapay zekâ tartışması yeni olsa da, hukukun teknik görüşle ilişkisi yeni değildir. Mahkemeler uzun süredir, kendi bilgileriyle çözemedikleri teknik konularda bilirkişiye başvurmakta ve o görüşü nasıl denetleyecekleri sorusuyla uğraşmaktadır. Bu uğraşın sonucunda yerleşmiş ölçüt, algoritmik çıktı bakımından da doğrudan uygulanabilir niteliktedir.

HMK m. 279/2 uyarınca raporda, “gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlar” bulunmak zorundadır. Yargıtay bu hükmü, raporun kanun yolu denetimine elverişli olmasını gerektiren bir kural olarak uygulamaktadır:

“HMK’nun 279/2. maddesi gereğince; bilirkişi raporu Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.”

>

— Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/2237, K. 2017/13890, T. 12.10.2017

Anılan davada mahkeme, somut ve bilimsel veri içermeyen, gerekçesi denetlenemeyen bir rapora dayanarak hüküm kurmuştu. Yargıtay, “yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile” hüküm tesis edilmesini bozma sebebi saydı. Karar bir elektrik abonelik uyuşmazlığına ilişkindir; ancak dayandığı ölçüt konuya özgü değil, geneldir.

Bu ölçüt algoritmik çıktıya uygulandığında sonuç açıktır: çıktının nasıl üretildiği açıklanamıyorsa, o çıktı denetlenebilir bir teknik görüş değildir. Bir bilirkişiden “kanaatim bu yöndedir, gerekçesini açıklayamam” demesi kabul edilmezken, aynı şeyi bir yazılımın söylemesi kabul edilemez.

İkinci bir sınır daha vardır. HMK m. 279/4, bilirkişinin “hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde” bulunamayacağını düzenler. Bir yazılım da hukuki nitelendirme yapamaz. “Bu davranış performans düşüklüğüdür”, “bu metin intihaldir”, “bu işlem hukuka aykırıdır” gibi çıktılar teknik tespit değil, hukuki sonuçtur; bu sonuca varmak yetkili merciin işidir. Yazılımın ölçebileceği şey olsa olsa bir veridir — tuş vuruşu sayısı, metin benzerlik oranı, işlem sıklığı. Bu veriden hukuki sonuca geçişi yapan ve bunu gerekçelendirmek zorunda olan, insandır.

Algoritma çıktısının denetime elverişli olup olmamasına göre hukuki sonuçları

Anayasa Mahkemesi Ne Diyor?

Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı, bu tartışmanın anayasal zeminidir. Anayasa Mahkemesi bu hakkın kapsamını şöyle belirlemektedir: mahkeme kararları, “davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermek” zorundadır.

Mahkemenin son dönemde verdiği iki karar, teknik çıktı bakımından doğrudan yol göstericidir.

Aytekin Bingöl, B. No: 2021/34078, T. 18.07.2024 (oybirliği, ihlal). Bir ihracatçıya, ihracat bedellerinin süresinde yurda getirilmediği gerekçesiyle idari para cezası uygulanmış; ceza kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulmuştur. Hâkimlik dosyayı bilirkişiye vermiş, rapor doğrultusunda cezayı kısmen indirmiştir. Ancak rapor başvurucuya tebliğ edilmemiştir. Başvurucu, ancak itiraz aşamasında raporun içeriğinden haberdar olabilmiş; hesaplarda karışıklık bulunduğunu ileri sürerek yeni bilirkişi incelemesi istemiştir. İtiraz mercii ise talebi, “kararda açıklanan gerekçelere, kararın veriliş şekline göre, hukuka, dosyadaki bilgi ve belgelere aykırı bir yön bulunmadığı” biçimindeki kalıp bir gerekçeyle reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, “hükme esas alınan raporu inceleme, yorumda ve itirazda bulunma imkânına sahip olmayan” başvurucunun sonradan dile getirdiği iddialarının karşılanmamasını gerekçeli karar hakkının ihlali saymıştır. Mahkeme ayrıca, teknik bir meselenin uyuşmazlık konusu yapıldığı olaylarda bu tür iddiaların sonuca etkisiz sayılamayacağını vurgulamıştır.

Osman Sunan, B. No: 2021/56343, T. 25.06.2025 (oybirliği, ihlal). Depremde yıkılan taşınmaz nedeniyle açılan tazminat davasında, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı somut itirazlar ileri sürülmüştür: aynı yapıya ilişkin başka bir dosyada alan 197,93 m² tespit edilmişken bu raporda 63,76 m² denilmiş, kusur oranları da farklı belirlenmiştir. Mahkeme bu itirazları, “rapora yapılan itirazların bilirkişi raporunu kusurlandıracak nitelikte olmadığı” değerlendirmesiyle geçmiştir. Anayasa Mahkemesi, esaslı iddialara yönelik bir değerlendirme yapılmamasını ihlal saymıştır.

Bu iki kararın birlikte söylediği şey nettir: teknik bir çıktıya dayanılarak karar veriliyorsa, kişinin o çıktıyı görmesi ve ona itiraz edebilmesi gerekir; itiraz edildiğinde de kalıp bir cümleyle geçiştirilmesi yetmez. Aynı yönde, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu da idari işlemin iptali istemiyle açılan bir davada, sonuca etkili esaslı itirazların gerekçeli kararda karşılanmamasını ihlal saymıştır (Özlem Güner Gürlek ve Mehmet Bartu Gürlek, B. No: 2020/2003, T. 18.09.2025).

Bu ölçütlerin algoritmik çıktıya uygulanması bakımından zorluk, ölçütün kendisinde değil, çıktının yapısındadır. Bir bilirkişi raporunda itiraz edilecek somut bir gerekçe vardır; açıklanamayan bir modelde ise itiraz edilecek gerekçe hiç üretilmemiştir. Bu, savunma hakkının konusuz kalması anlamına gelmez — tersine, kararı veren merciin yükünü ağırlaştırır. Dayanağını açıklayamayan bir çıktıya dayanarak karar veren merci, kararını gerekçelendirememiş olur.

KVKK m. 11/1-g: Otomatik Karara İtiraz Hakkı

Türk hukukunda algoritmik karara karşı açık bir dayanak da vardır. 6698 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, herkese şu hakkı tanır:

“İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme”

Bu hak, veri sorumlusuna başvuru yoluyla kullanılır; başvurunun sonuçsuz kalması hâlinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyet yolu açıktır. Aynı maddenin (b) ve (c) bentleri, işlenen veriler hakkında bilgi ve işleme amacını öğrenme haklarını da tanır. Pratikte bu üç bent birlikte kullanılır: önce kararın hangi verilere dayandığı öğrenilir, sonra sonuca itiraz edilir.

Hükmün sınırı da metninde yazılıdır: “münhasıran”. Analiz tümüyle otomatik sistemle yapılmış ve sonuç insan değerlendirmesi olmaksızın doğmuş olmalıdır. Süreçte gerçek bir insan değerlendirmesi varsa bu bent doğrudan uygulanmaz — ancak o hâlde de savunma hakkı ortadan kalkmaz; değerlendirmeyi yapan kişinin gerekçesi denetime tabi olur.

Bu noktada uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorun vardır: bazı süreçlerde insan katılımı biçimseldir. Ekrana düşen skoru onaylamaktan ibaret bir müdahale, gerçek bir değerlendirme sayılabilir mi? Kanun metni bu soruyu açıkça cevaplamamakta, konuya ilişkin yerleşik bir Türk içtihadı da henüz oluşmamış bulunmaktadır.

Savunma yapan taraf bakımından tutarlı olan, ikilemi açıkça ortaya koymaktır: karar münhasıran otomatikse KVKK m. 11/1-g uygulanır; değilse, kararı veren insanın gerekçesi gösterilmelidir. Her iki hâlde de açıklanacak bir şey vardır.

KVKK m. 11/1-g yolu: münhasıran otomatik karara itiraz hakkı

Aynı İlkenin Üç Ayrı Alandaki Görünümü

Bu ölçüt, hukuk dallarına göre farklı kılıklarda karşımıza çıkar; özü değişmez.

Çalışma ilişkisinde. Yapay zekâ destekli bir ölçüme dayanılarak yapılan fesihte, İş Kanunu m. 19/2 uyarınca işçinin savunmasının alınması, m. 20/2 uyarınca da feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükünün işverende olması, açıklanamayan bir skoru işveren aleyhine çevirir. Ayrıntısı için işveren çalışanı yapay zekâ ile izleyebilir mi? yazımıza bakılabilir.

Disiplin hukukunda. Anayasa Mahkemesi, savunma davetiyesinde isnadın somut fiil, yer ve zaman belirtilerek, savunma hazırlamaya yetecek açıklıkta bildirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bir yazılım raporuna dayanan disiplin soruşturmasında bu ölçüt, raporun kendisinin de öğrenciye gösterilmesini gerektirir. Ayrıntısı için ödevde yapay zekâ kullanımı ve disiplin soruşturması yazımıza bakılabilir.

Kişisel verilerin korunmasında. Modelin eğitim verisindeki eşitsizlikleri sonuca taşıması hâlinde sorun yalnızca savunma hakkı değil, ayrımcılık yasağıdır. Bu boyut için yapay zekâ, kişisel veriler ve algoritmik ayrımcılık yazımızda ayrıntılı değerlendirme yer almaktadır.

Hukukun İstediği Açıklama, Teknik Açıklamadan Farklıdır

Bu tartışmada sık yapılan bir kavram karışıklığı vardır. Yazılım tarafı çoğu zaman şunu söyler: modern modellerin iç işleyişi, geliştiricileri tarafından bile tam olarak açıklanamaz; dolayısıyla hukukun istediği açıklama teknik olarak imkânsızdır.

Bu itiraz, hukukun ne istediğini yanlış anlamaktan doğar. Hukuk, modelin matematiksel iç yapısının anlatılmasını istemez. Bir bilirkişiden de beynindeki çıkarım sürecinin nörolojik haritası istenmez; ondan istenen, hangi veriye baktığı, hangi ölçütü uyguladığı ve sonuca hangi adımlarla vardığıdır. Algoritmik çıktı bakımından da beklenen budur:

  • Karar hangi verilere dayanmıştır, bu veriler hangi dönemi kapsamaktadır?
  • Ölçüt nedir, eşik değer nasıl belirlenmiştir?
  • Kişi kimlerle ve hangi esasa göre karşılaştırılmıştır?
  • Verinin eksik veya hatalı olduğu bildirildiğinde sonuç değişmekte midir?

Bu soruların hiçbiri modelin ağırlıklarının açıklanmasını gerektirmez; hepsi kayıt tutmayla cevaplanabilir niteliktedir. Nitekim bir sistemin “açıklanamaz” olması çoğu zaman teknik bir zorunluluktan değil, bu kayıtların hiç tutulmamış olmasından kaynaklanır.

Buradan pratik bir sonuç çıkar: açıklanamazlık, onu kullanan tarafın savunması değil, yükümlülüğünün ihlalidir. Hangi veriye dayandığını kaydetmeden karar üreten bir sistemi kullanmayı seçen taraf, bu seçimin sonucuna katlanır. Aksi hâlde, karar mekanizmasını denetlenemez kılan tarafa, denetlenmemekten doğan bir avantaj sağlanmış olurdu. İspat yükünün kimde olduğu kuralı tam da bu sonucu engeller.

Savunmada istenecek dört bilgi: veri, ölçüt, karşılaştırma ve düzeltme

Bu Yolun Sınırları

Bu tartışmayı olduğundan güçlü göstermek, savunma yapan tarafa zarar verir. Üç sınırı açıkça belirtmek gerekir.

Birincisi, yerleşik içtihat henüz yoktur. Türk mahkemeleri önünde “algoritmanın açıklanabilirliği” başlığı altında verilmiş yerleşik bir karar dizisi bulunmamaktadır. Yukarıda aktarılan kararlar bilirkişi raporlarına ve genel olarak teknik görüşe ilişkindir; ölçüt uygundur, ancak uygulama kıyas yoluyla kurulmaktadır.

İkincisi, teknik görüşe yaklaşım her zaman aynı yönde değildir. Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 09.11.2022 tarihli ve E. 2022/3420, K. 2022/4096 sayılı kararında, idari para cezasına dayanak yapılan kurum inceleme raporuna karşı bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesi tartışılmış; çoğunluk, bulguların hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözülebileceği gerekçesiyle kararı onamıştır. Raporun tespitlerinin mutlak doğru kabul edilmesini ve gerekçeli karar hakkının göz ardı edilmesini eleştiren görüş karşı oyda kalmıştır. Karşı oy, çoğunluk görüşünün yerini almaz; bu nedenle teknik çıktıya karşı her itirazın bilirkişi incelemesiyle sonuçlanacağı beklentisi gerçekçi değildir.

Üçüncüsü, itiraz somut olmak zorundadır. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal saydığı hâllerde itirazlar soyut değildi: ölçüm alanının başka bir dosyada farklı tespit edildiği, hesaplarda iki banka nedeniyle karışıklık bulunduğu gibi somut ve sonuca etkili iddialar ileri sürülmüştü. “Algoritma hata yapmış olabilir” biçiminde genel bir itirazın aynı korumayı sağlaması beklenmemelidir.

Uygulamada Ne Yapmalı?

Sıralama sonucu belirler.

  1. Kararın dayanağını yazılı olarak isteyin. Talebiniz sözlü kalmasın. İstenecek şey yalnızca sonuç değil, sonucun dayandığı veriler, ölçüm dönemi ve hesaplama esaslarıdır. Yazılı talep, sonraki aşamada “bilgi verilmedi” olgusunu ispatlamanızı sağlar.
  2. Veri sorumlusuna KVKK başvurusu yapın. İşlenen veriler hakkında bilgi (m. 11/1-b), işleme amacı (m. 11/1-c) ve münhasıran otomatik analiz sonucuna itiraz (m. 11/1-g) birlikte istenir. Sonuç alınamazsa Kurul’a şikâyet yolu açıktır.
  3. Savunmanızı somut hatalar üzerine kurun. Ölçümün kapsadığı dönemde raporlu ya da izinli olduğunuz günler, sisteme yansımayan çalışma biçimleri, karşılaştırıldığınız kişilerden farklı olan görev tanımınız — sonuca etkili, doğrulanabilir olgular.
  4. Çıktının size gösterilmediğini tutanağa geçirin. Anayasa Mahkemesi kararlarında ihlal sonucunu doğuran olgu, raporun ilgiliye ulaşmamış olmasıydı. Bu olgunun dosyada görünür olması gerekir.
  5. Yaptırıma karşı süresi içinde başvurun. Savunma hakkına ilişkin itirazlar, esasa ilişkin itirazlarla birlikte ve süresinde ileri sürülmelidir; süre kaçırıldığında bu tartışmanın pratik değeri kalmaz.
  6. Teknik karşı görüş sunmayı değerlendirin. Karşı tarafın teknik iddiasına ancak teknik bir değerlendirmeyle etkili biçimde cevap verilebildiği hâller vardır. Aleyhe delil bir ses veya görüntü kaydıysa izlenecek usul için ses veya görüntü kaydı sahteyse nasıl itiraz edilir? yazımıza bakılabilir.

Sık Sorulan Sorular

İşveren “yazılım böyle söyledi” derse bu geçerli bir gerekçe midir?

Tek başına değildir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverendedir; sebebi ortaya koyamayan bir çıktı bu yükü karşılamaz. İşveren, ölçümün neye dayandığını ve sonucun nasıl üretildiğini ortaya koymak durumundadır.

Şirket “algoritma ticari sırdır, açıklayamam” diyebilir mi?

Ticari sır iddiası korunmaya değer bir menfaattir; ancak kişi aleyhine sonuç doğuran bir çıktının hiçbir unsurunun açıklanmaması sonucunu doğuramaz. Modelin kaynak kodu ile kararın dayandığı veriler ve ölçüm esasları farklı şeylerdir; savunma için gerekli olan ikincisidir.

Kararı bir insan onayladıysa itiraz hakkım kalmaz mı?

İnsan değerlendirmesi varsa KVKK m. 11/1-g’nin “münhasıran” şartı tartışmalı hâle gelir; ancak savunma hakkı ortadan kalkmaz. Bu kez değerlendirmeyi yapan kişinin gerekçesi denetlenir.

Veriyi kendim toplayıp ispat edebilir miyim?

Hukuka aykırı yolla elde edilen delil hukuk yargılamasında da hükme esas alınamaz (HMK m. 189/2). Sisteme izinsiz erişim gibi yollar, savunmanızı güçlendirmek yerine dosyanın tamamını riske atar.

Bu ilkeler yalnızca yapay zekâ için mi geçerlidir?

Hayır. Aktarılan ölçütler her teknik görüş için geçerlidir; yapay zekâ bunları yalnızca daha görünür hâle getirmiştir.

Sonuç

Algoritmik karar tartışması çoğu zaman teknolojinin ne kadar geliştiği üzerinden yürütülür. Oysa hukuki mesele daha eskidir ve daha sadedir: bir merci, kişi aleyhine karar verirken dayandığı şeyi açıklamak zorundadır. Türk hukuku bu ölçütü teknik görüş bakımından zaten geliştirmiştir; denetime elverişli olmayan bir rapor hükme esas alınamıyorsa, dayanağını açıklayamayan bir yazılım çıktısı da tek başına yaptırımın temeli olamaz.

Buradaki asıl değişiklik, savunma hakkının kapsamında değil, savunmanın hedefindedir. Artık yalnızca vakıanın doğruluğu değil, vakıayı üreten ölçümün kendisi tartışmaya açılmaktadır. Bu alanda yerleşik içtihat henüz oluşmamıştır ve her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Dayanak Mevzuat ve Kararlar

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Yayın tarihi: 11.09.2026 · Son güncelleme: 11.09.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Faydalı Olabilecek Diğer İçeriklerimiz

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara