Tüketici Davalarında Zorunlu Arabuluculuk: Kapsam ve İstisna

Tüketici mahkemesine dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunludur. Bu kural 2020’den beri yürürlükte olmasına rağmen, davaların bir kısmı hâlâ arabuluculuk aşaması atlanarak açılıyor ve esasa hiç girilmeden usulden reddediliyor. Asıl karışıklık ise istisnalarda: hangi uyuşmazlığın arabuluculuk kapsamı dışında olduğu sanıldığı kadar geniş değil.
Kısa Cevap
6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesine göre tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Kural 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Beş hâl bu zorunluluğun dışındadır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir; son tutanağın dilekçeye eklenmemesi hâlinde ise bir haftalık kesin süre verilir. Bu iki eksiklik arasındaki fark, davanın kaderini belirler.
Kural: Dava Açmadan Önce Arabulucuya
Zorunluluk, 7251 sayılı Kanun’un 59. maddesiyle 6502 sayılı Kanun’a eklenen 73/A maddesinden doğar. Hüküm, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09.12.2025 tarihli kararında yürürlük tarihi de teyit edilmiştir: tüketici mahkemelerinde görülen davalar 28.07.2020 tarihi itibarıyla zorunlu arabuluculuğa tabidir. Bu tarihten sonra açılan davalarda şart aranır.
Anılan kararda, avukatın vekâlet görevini yerine getirmemesinden doğan tazminat istemi de taraflar arasındaki temel ilişkinin tüketici işleminden kaynaklandığı gerekçesiyle zorunlu arabuluculuk kapsamında görülmüş ve arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilmiştir.
Beş İstisna
6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesinin birinci fıkrası, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı hâlleri sayar:
Birincisi, tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklardır. Bu uyuşmazlıklarda zaten hakem heyetine başvuru yolu işler.
İkincisi, tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlardır.
Üçüncüsü, 73. maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalardır. Bunlar tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık tarafından, tüketicileri genel olarak ilgilendiren ve kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi bulunan hâllerde açılan davalardır.
Dördüncüsü, 74. maddede belirtilen davalardır.
Beşincisi, tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklardır.

“Taşınmazın Aynından Doğan” Ne Demek?
Uygulamada en çok yanlış anlaşılan istisna budur ve konut alımlarında sıkça gündeme gelir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2024 tarihli kararında ölçüt açıkça konulmuştur. Karara göre bu istisna, taşınmaz eşya üzerinde kurulan, sahibine doğrudan hâkimiyet sağlayıp herkese karşı ileri sürülebilen haklarla ilgili uyuşmazlıklara ilişkindir. Taşınmazın aynından doğan davalar, doğrudan doğruya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka dayanan davalar olabileceği gibi, şahsi bir talep hakkı doğuran sözleşmeye dayanarak taşınmaz üzerinde bir ayni hak değişikliği veya ayni hak sahipliğinde bir değişiklik ortaya çıkaran davalar da olabilir.
Somut olayda davacı, satın aldığı konutun ayıplı olduğu iddiasıyla önce ücretsiz onarım, mümkün olmazsa onarım bedeli ve değer kaybı istemişti. Daire, bu taleplerin taşınmaz üzerinde mülkiyet değişikliğine neden olabilecek nitelikte olmadığını, ayni hak değişikliği veya ayni hak sahipliğinde değişiklik doğurmadığını belirterek istisna kapsamında sayılmadığı sonucuna varmış ve usulden ret kararını onamıştır.
Kısacası: konut ayıplıdır diye açılan onarım, bedel indirimi veya değer kaybı davaları arabuluculuğa tabidir. İstisna, tapu iptali ve tescil gibi mülkiyet değişikliği doğuran taleplere ilişkindir.
Arabuluculuk Süreci Nasıl İşler?
Başvuru, karşı tarafın yerleşim yeri veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Büro, listeden bir arabulucu görevlendirir ve süreç bu görevlendirmeyle başlar.
Arabulucu tarafları davet eder; taraflar bizzat, kanuni temsilcileri ya da avukatları aracılığıyla katılabilir. Görüşmeler sonunda anlaşma sağlanırsa anlaşma belgesi, sağlanamazsa anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak düzenlenir. Dava açılırken mahkemeye sunulacak belge bu son tutanaktır.
Sürecin bir yan etkisi de zamanaşımı bakımındandır: arabuluculuk bürosuna başvurulması, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler açısından koruma sağlar. Bu nedenle süre sonuna yaklaşılan dosyalarda başvurunun geciktirilmemesi ayrıca önem taşır.
Şart Yerine Getirilmezse Ne Olur?
Sonuç, eksikliğin türüne göre değişir. Bu ayrım 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir.
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmazsa mahkeme, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderir. İhtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın dava usulden reddedilir.
Buna karşılık arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir. Yani süre verilmez.
Bu ayrım kritiktir: eksik olan yalnızca belge ise düzeltme imkânı vardır, eksik olan başvurunun kendisi ise yoktur.
| Eksiklik | Mahkemenin yapacağı | Sonuç |
|---|---|---|
| Son tutanak dilekçeye eklenmemiş | Bir haftalık kesin süre içinde sunulması, aksi hâlde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderir | Süre içinde sunulursa dava görülür; sunulmazsa dilekçe karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın usulden reddedilir |
| Arabulucuya hiç başvurulmamış | Herhangi bir işlem yapmaz; süre vermez | Dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir |
| Başvuru dava açıldıktan sonra yapılmış | Şartın dava tarihinde mevcut olup olmadığına bakar | Şart sağlanmış sayılmaz; dava usulden reddedilir |
| Görevsizlik sonrası, dosya kaydından sonra başvurulmuş | Başvurunun kayıttan önce yapılıp yapılmadığını denetler | Kayıttan sonraki başvuru şartı sağlamaz (3. HD, E. 2025/1497, K. 2025/4794) |

Görevsizlik Kararından Sonra Ne Yapmalı?
Dava yanlışlıkla asliye hukuk mahkemesinde açılmış ve mahkeme görevsizlik kararı vermişse, arabuluculuk şartının hangi anda tamamlanacağı belirleyici hâle gelir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 13.10.2025 tarihli kararına konu olayda dava asliye hukuk mahkemesinde açılmış, görevsizlik kararı üzerine dosya tüketici mahkemesine gönderilmişti. Görevsizlik kararı 11.09.2024’te kesinleşmiş, dosya 27.09.2024’te tüketici mahkemesine kaydedilmiş, arabuluculuk başvurusu ise 30.09.2024 tarihinde yani kayıttan sonra yapılmıştı.
Daire, kararı onamıştır. Bölge adliye mahkemesi kararında yerleşik uygulama şöyle özetlenmiştir: görevsizlik kararı üzerine dosyanın görevli mahkemeye kaydı öncesinde dava şartı olan arabuluculuk koşulunun yerine getirilmesi durumunda dava, dava şartı yokluğundan reddedilemez. Somut olayda başvuru kayıttan sonra yapıldığı için şart yerine getirilmemiş sayılmıştır.
Buradan çıkan pratik kural nettir: görevsizlik kararı kesinleştiğinde, dosya tüketici mahkemesine kaydedilmeden önce arabuluculuk başvurusu yapılmalıdır.

Yargıtay Ne Diyor?
Üç karar birlikte okunduğunda, Dairenin yaklaşımı üç noktada toplanır.
Birincisi, kapsam geniş yorumlanmaktadır. Taraflar arasındaki temel ilişki tüketici işleminden kaynaklanıyorsa, uyuşmazlığın konusu ne olursa olsun arabuluculuk şartı aranmaktadır. 09.12.2025 tarihli kararda avukat ile iş sahibi arasındaki ilişki bu kapsamda değerlendirilmiştir.
İkincisi, istisnalar dar yorumlanmaktadır. 04.11.2024 tarihli kararda ayıplı konuta ilişkin onarım ve bedel talepleri, taşınmazın aynından doğan uyuşmazlık sayılmamıştır.
Üçüncüsü, zamanlama katı biçimde uygulanmaktadır. 13.10.2025 tarihli kararda, arabuluculuk başvurusunun dosyanın tüketici mahkemesine kaydından üç gün sonra yapılmış olması dava şartının yerine getirilmemesi sayılmıştır.
Hangi davaların dava şartı arabuluculuğa tabi olduğuna ilişkin genel çerçeve dava şartı zorunlu arabuluculuk hangi davalar yazısındadır. Ayıp hâlindeki talep seçenekleri için ayıplı mal ve hizmette tüketicinin hakları ve ayıplı malda tüketicinin seçimlik hakları yazılarına, anlaşma sağlanması hâlinde arabuluculuk anlaşma belgesinin icra edilebilirliği yazısına bakılabilir.
Uygulamada Ne Yapmalı?
- Talebinizin tüketici hakem heyetinin görev sınırı içinde kalıp kalmadığını önce belirleyin; kalıyorsa arabuluculuk aranmaz.
- Parasal sınırlar her yıl güncellendiğinden, başvuru anındaki güncel tutarı teyit edin.
- Arabuluculuk başvurusunu dava açmadan önce yapın; sonradan yapılan başvuru şartı sağlamaz.
- Son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine ekleyin.
- Tutanağı eklemeyi unuttuysanız verilecek bir haftalık kesin süreyi kaçırmayın.
- Karşı tarafı ve talebinizi başvuruda doğru gösterin; eksik taraf gösterimi sonraki aşamalarda tartışma yaratır.
- Konut ayıbına dayanan onarım, bedel indirimi ve değer kaybı taleplerinde arabuluculuğa gidin; istisna sanmayın.
- Tapu iptali ve tescil gibi mülkiyet değişikliği doğuran taleplerde istisnayı gerekçelendirerek ileri sürün.
- Dava yanlış mahkemede açılmış ve görevsizlik kararı verilmişse, dosya tüketici mahkemesine kaydedilmeden önce arabuluculuğa başvurun.
- Anlaşma sağlanırsa tutanağın icra edilebilirliğini ve içeriğinin açıklığını kontrol edin.
Sık Sorulan Sorular
Tüketici davalarında arabuluculuk ne zaman zorunlu hâle geldi? 28.07.2020 tarihinde. Bu tarihten sonra tüketici mahkemelerinde açılan davalarda, kanunda sayılan istisnalar dışında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Hangi uyuşmazlıklarda arabuluculuk aranmaz? Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar, hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar, 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesinin altıncı fıkrasındaki davalar, 74. maddedeki davalar ve tüketici işlemi mahiyetinde olup taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar.
Ayıplı konut davası taşınmazın aynından doğan uyuşmazlık sayılır mı? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2024 tarihli kararına göre, onarım ve bedel talepleri taşınmaz üzerinde ayni hak değişikliği doğurmadığından bu istisna kapsamında sayılmaz; arabuluculuğa başvurulması gerekir.
Arabulucuya gitmeden dava açtım, süre verilir mi? Hayır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa herhangi bir işlem yapılmaksızın dava usulden reddedilir. Süre yalnızca son tutanağın dilekçeye eklenmemiş olması hâlinde verilir.
Görevsizlik kararı sonrası arabuluculuğa ne zaman başvurmalıyım? Dosyanın görevli tüketici mahkemesine kaydedilmesinden önce. Kayıttan sonra yapılan başvuru, dava şartını sağlamamaktadır.
Sonuç
Tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk, davanın önündeki basit bir formalite değil, atlandığında telafisi olmayan bir aşamadır. Yargıtay kapsamı geniş, istisnaları ise dar yorumlamaktadır; bu da pratikte “acaba istisna mıdır” tereddüdünün lehte sonuçlanma ihtimalini azaltır. Bu nedenle tereddütlü hâllerde arabuluculuk başvurusu yapmak, yapmamaktan her zaman daha güvenlidir. Yapılacak tek ek iş bir başvuru dilekçesiyken, yapılmadığında kaybedilen şey davanın kendisidir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73, 73/A, 74
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114, 115
- 7251 sayılı Kanun m. 59
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5454, K. 2024/3506, T. 04.11.2024
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1497, K. 2025/4794, T. 13.10.2025
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/821, K. 2025/6003, T. 09.12.2025
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Tüketici hakem heyetlerine ilişkin parasal sınırlar her yıl güncellendiğinden, başvuru anındaki güncel tutarların ayrıca teyit edilmesi gerekir. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilir.
Yayın tarihi: 22.09.2026 · Son güncelleme: 22.09.2026 Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr