Taşınmaza El Koyma (CMK 128) ve Şirkete Kayyım

Yazar: Avukat Şerafettin Kaya (Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219)
Yazar: Avukat Şerafettin Kaya
Tarih: 2026
Kategori: Ceza Muhakemesi Hukuku, Makaleler
Etiketler: ceza muhakemesi, cmk 128, cmk 133, malvarlığına el koyma, kayyım atanması, masak raporu, avukat şerafettin kaya, yargıtay
—
Kısa Cevap
Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma (CMK m. 128) yalnızca kanunda sınırlı sayıda sayılan katalog suçlarda mümkündür ve kararı ağır ceza mahkemesi oy birliğiyle verir. Bu tedbirin en çok gözden kaçan ön şartı, suçtan elde edildiğine dair somut delil bulunduğunu gösteren MASAK, BDDK veya SPK raporudur; böyle bir rapor dosyada yoksa el koyma kararı hukuka aykırıdır. Şirket yönetimine kayyım atanması (CMK m. 133) ise ayrı ve daha dar bir katalogla sınırlıdır. Savunma bakımından yapılacak ilk denetim, kararın bu teknik rapora dayanıp dayanmadığı ve tedbirin süresinin makul olup olmadığıdır.
1. Giriş: Ekonomik Suçlarla Mücadele ve Mülkiyetin Ağır Sınırlandırılması
Modern ceza muhakemesinin temel hedeflerinden biri, sadece suç faillerini cezalandırmak değil, aynı zamanda “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini” (proceeds of crime) aklanmadan ve kaçırılmadan dondurmak, malvarlığının suçun işlenmesinde finansman aracı olarak kullanılmasının önüne geçmektir.
Ancak bireylerin banka hesaplarına, taşınmazlarına, alacaklarına el konulması yahut sahip oldukları ticari şirketlerin yönetimine kayyım atanması, ekonomik ve ticari hayatı bir anda felç eden, telafisi imkânsız zararlar doğurabilen en ağır koruma tedbirlerindendir. Bu nedenle 5271 sayılı CMK’nın 128. maddesi (Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma) ve 133. maddesi (Şirket yönetimine kayyım atanması), sıradan eşya el koymalarından çok daha katı katalog suç listelerine ve kurumsal raporlama ön şartlarına bağlanmıştır.
2. Taşınmazlara, Hak ve Alacaklara El Koyma Rejimi (CMK m. 128)
CMK’nın 128. maddesi, şüphelinin veya sanığın “suçtan elde edildiğine” veya suçun işlenmesinde kullanıldığına dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan taşınmazlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesabına, alacaklarına, kıymetli evrakına, ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına ve kiralık kasa içeriklerine el konulmasını düzenler.
A. Sınırlı Sayıda (Katalog) Suç Şartı
CMK m. 128 uyarınca malvarlığı değerlerine el koyma tedbiri her suç için uygulanamaz. Bu tedbire ancak kanunda sayılan katalog suçların soruşturulması veya kovuşturulması halinde karar verilebilir:
– TCK’da yer alan zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, hileli iflas, uyuşturucu madde ticareti, ihaleye fesat karıştırma, tefecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları,
– Terörün Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ile Vergi Usul Kanunu’nun (m. 359) kaçakçılık suçları,
– 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki zimmet suçu.
B. Hayati Ön Şart: MASAK, BDDK, SPK veya Kamu Kurumu Raporu (CMK m. 128/2)
CMK’nın 128/2. maddesi, hâkimlerin önlerine gelen soyut iddialarla kişilerin malvarlığına el koymasını önlemek için çok güçlü bir teknik denetim filtresi getirmiştir:
“Bu madde hükmüne göre elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Hazine ve Maliye Bakanlığı veya Kamu Gözetimi Kurumundan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınması gerekir.”
Bu kural gereğince; dosyada MASAK veya ilgili kurum tarafından hazırlanmış, el konulacak paranın veya gayrimenkulün suçtan elde edildiğini gösterir somut bir analitik rapor bulunmadan, sadece kolluk tutanağına dayanılarak taşınmazlara veya banka hesaplarına el koyma kararı verilemez. Rapor alınmaksızın verilen kararlar açıkça kanuna aykırıdır.
C. Karar Vermeye Yetkili Merci ve Ağır Ceza Mahkemesi Kuralı
Soruşturma evresinde CMK m. 128 kapsamındaki el koyma kararı ancak sulh ceza hâkimliği tarafından verilebilir (Savcının veya kolluğun bu tür malvarlıklarına el koyma emri verme yetkisi yoktur). Ancak hâkim karar verebilmek için Cumhuriyet savcısının talebini incelediğinde, talep ancak bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğince karara bağlanır. Ayrıca kararda somut delillerin neler olduğu tek tek gösterilmelidir.
3. Şirket Yönetimine Kayyım Atanması Tedbiri (CMK m. 133)
Bir ticari şirketin faaliyetleri çerçevesinde suç işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi ve suç delillerinin karartılmasının önlenmesi için, şirket yönetim organının yetkilerinin tümüyle veya kısmen devredileceği bir veya birden fazla “kayyım” atanabilir.
A. CMK m. 133’ün Katı Sınırları
– Katalog Suç Şartı: Şirkete kayyım atanması da CMK m. 133/4’te sayılan ağır katalog suçlar (uyuşturucu ticareti, sahtecilik, suç gelirlerini aklama, silah kaçakçılığı, terör örgütü faaliyeti vb.) için mümkündür.
– Sadece Hâkim veya Mahkeme Kararı: Kayyım atama kararı soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme tarafından verilir. Savcılığın kayyım atama yetkisi yoktur.
– Geçicilik İlkesi: Kayyımlık tedbiri de bir cezalandırma veya şirketi devletleştirme aracı değildir; deliller güvence altına alındığı anda tedbire son verilmelidir.
B. El Koyma ile Kayyım Atamanın Birlikte Uygulanması
Uygulamada çoğu zaman şirketin malvarlığına (banka hesaplarına) CMK m. 128 uyarınca el konulurken, aynı zamanda yönetimine CMK m. 133 uyarınca kayyım atanmaktadır. Ancak malvarlığının dondurulması ile şirketin ticari faaliyetlerinin devam ettirilmesi arasındaki denge gözetilmeli; şirketin işçilerinin maaşlarını ödeyemez, ticari borçlarını karşılayamaz ve iflasa sürüklenir hale gelmesine engel olunmalıdır.
4. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Normları: Ölçülülük Denetimi
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında, CMK m. 128 ve 133 tedbirlerinin malik üzerinde “ölçüsüz bir yük” oluşturmaması gerektiği vurgulanmaktadır.
A. Yargıtay İçtihatları ve MASAK Raporu Zorunluluğu
Yargıtay Ceza Daireleri (örneğin 10. CD, 7. CD ve 16. CD), CMK’nın 128/2. maddesinde öngörülen MASAK veya ilgili kurum raporu alınmadan verilen el koyma kararlarını kanuna aykırı bulmakta, malvarlığının suçtan elde edildiği hususunda somut ve teknik bir tespit bulunmadıkça şüphelinin tüm malvarlığına “bloke konulmasını” mülkiyet hakkının ihlali olarak nitelendirmektedir.
Örneğin Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin E. 2018/786, K. 2018/4486 sayılı kararında ve benzer malvarlığı kararlarında; elkoyma işlemlerinin kanuni şartlara ve ön raporlamaya dayanmasının zorunlu olduğu teyit edilmiştir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Taşınmaz, hak ve alacaklara her suçta el konulabilir mi?
Hayır. CMK m.128 kapsamındaki el koyma yalnızca kanunda sınırlı sayıda sayılan katalog suçlarda mümkündür ve kararı ağır ceza mahkemesi oy birliğiyle verir.
En çok gözden kaçan ön şart nedir?
Malvarlığının suçtan elde edildiğine dair somut delil bulunduğunu gösteren MASAK, BDDK veya SPK raporu. Dosyada böyle bir teknik rapor yoksa el koyma kararı hukuka aykırıdır.
Şirket yönetimine kayyım atanması aynı kapsamda mı?
Hayır. CMK m.133 uyarınca kayyım atanması ayrı ve daha dar bir katalogla sınırlıdır. Savunma bakımından ilk denetim, kararın teknik rapora dayanıp dayanmadığı ve tedbir süresinin makul olup olmadığıdır.
B. AYM Bireysel Başvuru Kararları (Mülkiyet Hakkı İhlali)
Anayasa Mahkemesi, ceza soruşturmalarında yıllarca devam eden banka hesabı blokelerini ve taşınmaz üzerindeki satılamaz/devredilemez şerhlerini, makul sürede dava açılmaması durumunda Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkının açık ihlali olarak görmektedir. AYM’ye göre, soruşturma makamları malvarlığının suçla ilgisini makul bir sürede delillendirmeli, aksi halde el koyma tedbiri derhal kaldırılmalıdır.
5. Sonuç
Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma ile şirketlere kayyım atanması, ekonomik teşebbüs hürriyetini ve mülkiyet hakkını en derinden sarsan müdahalelerdir. CMK m. 128’in MASAK/BDDK raporu önşartı ve CMK m. 133’ün katalog suç sınırlaması, uygulayıcılar tarafından asla göz ardı edilmemesi gereken anayasal engellerdir. Avukatların, dosyadaki el koyma kararlarının bu teknik raporlara dayanıp dayanmadığını ve tedbirin süresinin makul olup olmadığını denetleyerek sulh ceza hâkimliklerine itirazda bulunması, müvekkillerinin ticari ve ekonomik mahvoluşunu önleyecek en temel yargısal savunma aracıdır.
—
Avukat Şerafettin Kaya
Kocaeli Barosu (Sicil No: 2219) – Avukatlık ve Hukuk Danışmanlığı
www.serafettinkaya.av.tr
Yazar: Avukat Şerafettin Kaya
Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219 | Avukatlık ve Hukuk Danışmanlığı
Bu makale, Avukat Şerafettin Kaya tarafından kaleme alınmış olup, 10 Makalelik Ceza Muhakemesi Hukuku Serisi serisinin bir parçasıdır.
Konuyla ilgili diğer çalışmalarımız: HAGB şartları ve istinaf yolu, adli sicil ve arşiv kaydının silinmesi, infaz hesabı, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik, tekerrür ve mükerrirlik uygulamaları, silahlı terör örgütü üyeliği suçu, nitelikli dolandırıcılık ve IBAN kiralama.
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.128
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.133
- Yargıtay 10. CD, E.2018/786, K.2018/4486
Yayın tarihi: 03.08.2026 · Son güncelleme: 16.08.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr