Nitelikli Dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f): IBAN Kiralama ve Sorumluluk

Yazar: Avukat Şerafettin Kaya (Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219)
Kısa Cevap
Evet; Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 05.05.2025 tarihli, E.2021/32715, K.2025/5399 sayılı kararına göre, banka hesabının kendisine ait olduğunu kabul edip de hesabın üçüncü kişilerce nasıl ele geçirildiğini veya kullanıldığını makul ve denetlenebilir delillerle açıklayamayan hesap sahibi, TCK m.158/1-f uyarınca doğrudan nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûm edilir. “Sadece komisyon karşılığı hesabımı kullandırdım” veya “arkadaşıma yardım ettim” savunması, hesap sahibinin bu açıklama yükünü karşılamadığı sürece cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Güncelleme (16.08.2026): 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanunun 13. maddesiyle TCK m. 158’e eklenen dördüncü fıkra uyarınca, bu madde ile m. 157’deki suçlara iştirakin; kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu hüküm sorumluluğu kaldırmaz; yalnızca katkısı hesap veya kart bilgisini vermekten ibaret kalan kişi bakımından cezayı indirir. Ayrıntı için hesap veya kart verene dolandırıcılıkta yarı indirim yazısına bakılabilir.
Yazar: Avukat Şerafettin KAYA
Kurum: Kocaeli Barosu – Sicil: 2219
İletişim & Web: www.serafettinkaya.av.tr
Kısa Özet
Dijital dönüşümün ve finansal teknolojilerin hızla geliştiği günümüz dünyasında, dolandırıcılık suçları klasik yöntemlerden sıyrılarak siber uzaya ve bankacılık sistemlerine entegre olmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 158. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen “bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçu, hem işleniş biçimi hem de mağdurlarda yarattığı güven ihlali nedeniyle kanun koyucu tarafından nitelikli hal kabul edilerek ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Son yıllarda organize suç örgütleri ve siber dolandırıcılar, kimliklerini gizlemek ve yasa dışı para trafiğini izole etmek amacıyla üçüncü şahıslara ait banka hesaplarını ve IBAN (Uluslararası Banka Hesap Numarası) bilgilerini “kiralama”, “ödünç alma” veya “komisyon karşılığı kullandırma” yöntemlerine yoğun bir şekilde başvurmaktadır. Uygulamada banka hesabını veya IBAN bilgisini bu tür faillere kullandıran hesap sahipleri, çoğu zaman sadece küçük bir komisyon aldıklarını veya arkadaşlarına yardım ettiklerini iddia ederek cezai sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadırlar. Ancak Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 05.05.2025 tarihli ve E. 2021/32715, K. 2025/5399 sayılı güncel ve emsal nitelikteki kararı, bu savunmaları kesin bir dille reddederek; banka hesabının kendisine ait olduğunu kabul edip de hesabın üçüncü kişiler tarafından nasıl ele geçirildiğini veya kullanıldığını makul ve denetlenebilir delillerle izah edemeyen hesap sahibinin doğrudan TCK m. 158/1-f-son uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkum edilmesi gerektiğini hüküm altına almıştır. Bu çalışmada, TCK m. 158/1-f suçunun dogmatik yapısı, bilişim ve banka araçlığı kavramları ile IBAN kullandıranların asli fail veya yardım eden sıfatıyla sorumlulukları Yargıtay içtihatları ışığında derinlemesine incelenmiştir.
1. Giriş ve Konunun Takdimi
Dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına yarar sağlama fiilidir (TCK m. 157). Suçun temel şeklinde korunan hukuki değer; bireylerin malvarlığı hakkı ile ticari ve ekonomik hayattaki dürüstlük ve karşılıklı güven ilişkisidir. Ancak faillerin, suçun işlenmesini kolaylaştıran, mağdurun denetim imkânını zayıflatan ve aldatma kabiliyetini maksimize eden özel araç veya kurumları kullanması, kanun koyucu tarafından TCK m. 158 altında “nitelikli haller” olarak tasnif edilmiştir.
Bu nitelikli haller içerisinde uygulamada en sık rastlanılan ve sanal ortamda muazzam bir mağduriyet dalgası yaratan suç tipi, TCK m. 158/1-f bendinde yer alan “bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçudur. Özellikle e-ticaret platformları, sosyal medya ağları (İnstagram, Facebook vb.) ve anlık mesajlaşma uygulamaları (WhatsApp, Telegram) üzerinden sahte ilanlar vererek ağlarına düşürdükleri mağdurlardan parayı tahsil etmek isteyen failler, izlerini kaybettirmek için “IBAN kiralama” olarak adlandırılan yöntemi sistematik bir suç enstrümanı haline getirmişlerdir. Özellikle üniversite öğrencileri, ev kadınları, işsizler veya asgari ücretle çalışan bireyler; sosyal medyada gördükleri “oturduğun yerden günlük 1.000 TL kazanma fırsatı” gibi aldatıcı ilanlarla banka hesaplarını, internet bankacılığı şifrelerini ve IBAN’larını bu suç şebekelerine devretmektedirler. Soruşturma aşamasında hesap sahiplerinin ileri sürdükleri “ben sadece hesabımı kullandırdım, dolandırıcılıktan haberim yoktu” şeklindeki savunmalarının hukuki geçerliliği, Yargıtay içtihatları ile net bir temele oturtulmuştur.
2. Normatif Çerçeve ve Hukuki Temeller
2.1. TCK m. 158/1-f Hükmünün Normatif Analizi
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; “Dolandırıcılık suçunun; Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi halinde, dört yıldan on yıla kadar hapis ve suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olmamak üzere adli para cezasına hükmolunur” düzenlemesi yer almaktadır. Maddenin son fıkrasında (TCK m. 158/1-f-son) ise bu bent kapsımına giren fiiller yönünden verilecek hapis cezasının alt sınırının dört yıldan, adli para cezasının miktarının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı özel olarak vurgulanmıştır.
Hükümde üç farklı kurumsal/teknolojik yapı “araç” olarak öngörülmüştür:
- Bilişim Sistemleri: Verileri toplayan, yerleştiren, depolayan, işleyen, nakleden veya üreten otomatik elektro-manyetik sistemlerdir (bilgisayarlar, internet ağları, sunucular, mobil uygulamalar, ATM’ler).
- Banka Kurumları: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyet gösteren mevduat bankaları, katılım bankaları ve kalkınma/yatırım bankalarıdır.
- Kredi Kurumları: Banka niteliği taşımamakla birlikte kanunla yetkilendirilerek ödünç para veya kredi vermeye yetkili kılınan finansal kuruluşlardır (faktoring, finansal kiralama ve finansman şirketleri).
2.2. “Araç Olarak Kullanma” Kavramının Dogmatik Kapsamı
Bir suçun TCK m. 158/1-f kapsamında cezalandırılabilmesi için bilişim sisteminin, bankanın veya kredi kurumunun salt olayda yer alması yeterli değildir; bu kurum veya sistemlerin “suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması” zorunludur. Doktrin ve Yargıtay uygulamalarında araç olarak kullanma kıstası şu şekilde somutlaştırılır:
– Mağdurun Aldatılmasındaki Rol: Hileli davranışın sergilenmesinde veya mağdurun iradesinin sakatlanıp tasarrufta bulunmasında bilişim sisteminin ya da bankanın sağladığı kurumsal güven, sürat ve kolaylık etkin rol oynamalıdır. Örneğin, sahte bir e-ticaret sitesi kurarak mağduru aldatmak bilişim sisteminin araç olarak kullanılmasıdır.
– Paranın Nakli ve Tahsili (Banka Hesabının Araçlığı): Mağdurun, failin hilesine aldanarak parayı bir banka hesabına (IBAN numarasına) havale/EFT yapması durumunda, banka kurumu “ödeme aracı” ve “suçun işlenmesini kolaylaştıran bir vasıta” olarak kullanıldığından doğrudan TCK m. 158/1-f bendi uygulama alanı bulur. Zira mağdur, parayı elden teslim etmek yerine bankacılık sisteminin sağladığı transfer imkânına güvenerek göndermektedir.
3. Doktrinel Tartışmalar ve Teorik Yaklaşımlar
3.1. IBAN Kullandıranların Ceza Hukukundaki Sıfatı ve Sorumluluk Teorileri
Banka hesabını veya IBAN bilgisini bir başkasına kullandıran kişinin (hesap sahibinin) işlenen nitelikli dolandırıcılık suçundaki konumu doktrinde ve uygulamada yoğun tartışmalara neden olmaktadır. Bu konuda üç temel teorik yaklaşım mevcuttur:
– Birinci Görüş (Müşterek Fail / Asli Fail Teorisi – TCK m. 37): Bu görüşe göre; banka hesabı ve IBAN, nitelikli dolandırıcılık suçunun maddi unsurunu oluşturan “haksız menfaatin elde edilmesi” aşamasının olmazsa olmazıdır. Hesap sahibi olmadan paranın failin tasarruf alanına geçmesi mümkün değildir. Hesap sahibi, internet bankacılığı şifrelerini veya ATM kartını dolandırıcılara vererek yahut gelen parayı çekip onlara teslim ederek suç üzerinde ortak hâkimiyet kurmuştur. Dolayısıyla sanık, TCK m. 37/1 uyarınca suçu müştereken işleyen asli faildir.
– İkinci Görüş (Yardım Eden Teorisi – TCK m. 39): Bu görüşe göre; hesap sahibinin asıl dolandırıcılık fiilinden (hileli davranışlardan, sahte ilan vermekten, mağdurla görüşmekten) haberdar olmadığı, ancak hesabına gelen paranın yasa dışı bir kaynaktan geldiğini öngörebilecek durumda olduğu durumlarda suç üzerinde ortak hâkimiyeti yoktur. Suçun işlenmesine sadece banka hesabını tahsis ederek maddi yardımda bulunmuştur. Bu nedenle sanığın sorumluluğu TCK m. 39 uyarınca “yardım eden” sıfatıyla sınırlandırılmalı ve cezasında indirime gidilmelidir.
– Üçüncü Görüş (Kusursuzluk / Beraat Yaklaşımı): Bu savunma ağırlıklı görüşe göre; hesap sahibi kimlik bilgilerini kaybetmişse, internet bankacılığı şifresi hacklenmişse veya bir arkadaşına borç para geleceği zannıyla hesabını iyi niyetle tahsis etmişse, dolandırıcılık kastı (suç kastı) bulunmadığından beraat ettirilmelidir.
3.2. Kast ve Olası Kastın İspatı Sorunsalı
Ceza hukukunun temel ilkesi gereğince dolandırıcılık suçu ancak kasten işlenebilen bir suçtur; taksirli hali cezalandırılamaz (TCK m. 21-22). IBAN kiralayan veya hesabını kullandıran kişilerin en temel savunması “kastım yoktu, kandırıldım” şeklindedir. Doktrinde Centel/Zafer/Çakmut ve Artuk/Gökcen/Yenidünya, hayatın olağan akışında bir kimsenin tanımadığı veya ticari/akrabalık bağı bulunmayan kişilere banka hesabını, şifrelerini ve IBAN’ını hiçbir neden yokken (veya küçük bir komisyon karşılığında) tahsis etmesinin dürüstlük ve makul insan ölçütleriyle bağdaşmadığını, bu durumda failin “olası kastla” veya doğrudan “kastla” hareket ettiğinin kabulü gerektiğini vurgular.
4. Yargıtay İçtihatları Işığında Uygulama ve Analiz
Yargıtay 11. Ceza Dairesi ve 15. Ceza Dairesi (kapatılan), banka hesaplarının ve IBAN’ların suçta kullanılmasında sanıkların sorumluluğunu belirlerken son derece net ve objektif ispat kuralları geliştirmiştir.
4.1. “Hesabın Nasıl Ele Geçirildiğini İzah Edememe” Kriteri ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi E. 2021/32715, K. 2025/5399 Kararı
Yargıtay uygulamasında, paranın yatırıldığı IBAN sahibinin cezai sorumluluğunun tayininde ispat yükünün ve izah yükümlülüğünün sınırları keskin bir şekilde çizilmiştir. Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 05.05.2025 tarihli ve E. 2021/32715, K. 2025/5399 sayılı ufuk açıcı ilamında bu husus emsal bir kuralla taçlandırılmıştır.
Anılan karara konu somut olayda;
– Katılan (mağdur), internette gördüğü araç satışı ilanındaki numarayı aramış, kendisinden kapora istenmesi üzerine sanık adına kayıtlı IBAN numaralı hesaba 100 TL göndermiştir.
– Paranın gönderilmesine rağmen araç teslim edilmemiş ve telefonlara cevap verilmemiştir.
– Sanık savunmasında; banka hesabının kendisine ait olduğunu kabul etmiş, ancak dolandırıcılık suçlamasını reddederek hesabının başkaları tarafından kullanıldığını veya ele geçirildiğini ileri sürmüştür.
– İlk Derece Mahkemesi sanığın suç kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi beraat kararını şu gerekçeyle BOZMUŞTUR:
> “Sanığın hesabın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak suçlamaları kabul etmeyip, hesabın diğer kişiler tarafından nasıl ele geçirildiğini izah edemediği şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın TCK’nın 158/1-f-son maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyeti yerine, yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde sanık hakkında beraat hükmü verilmesi yasaya aykırıdır.”
Yüksek Mahkemenin bu ilamı, uygulayıcılara şu kesin kuralı vermektedir: Bir banka hesabı sahibi, hesabına suç parası geldiğinde salt “hesabımı başkası kullandı, ben çekmedim, kartımı kaybettim, şifremi çaldırdım” diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Sanık;
- Kartını veya şifresini kaybetmişse buna dair suç tarihinden önce verilmiş resmi bir kayıp/çalıntı ihbarı (karakol başvurusu, banka çağrı merkezi kaydı) sunmak zorundadır.
- Hesabını bir başkasına kullandırdığını iddia ediyorsa, o kişinin kimlik bilgilerini, aralarındaki somut ilişkiyi ve paranın akıbetini (örneğin ATM kameralarından parayı çeken kişinin kendisi olmadığını) makul delillerle kanıtlamakla/izah etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde, hayatın olağan akışı gereğince hesap sahibi fiilin asli faili olarak kabul edilerek TCK m. 158/1-f uyarınca ağır hapis cezasına çarptırılır.
4.2. Sosyal Medya İlanlarıyla İşlenen Suçlarda Bilişim Araçlığı ve Uzlaşma Sınırı (Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2025/11399 K.)
Yargıtay içtihatlarında dikkat edilmesi gereken son derece ince bir ayrıntı da, fiilin TCK m. 158/1-f (bilişim sistemi vasıtasıyla nitelikli hal) mi yoksa TCK m. 157/1 (basit dolandırıcılık) mi olacağı hususudur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 15.09.2025 tarihli ve E. 2025/3461, K. 2025/11399 sayılı kararında bu ayrım çok net yapılmıştır:
– Nitelikli Hal (TCK m. 158/1-f): Eğer fail kendisi bir e-ticaret sitesine veya sosyal medya platformuna aldatıcı bir satılık ilanı koymuşsa, mağdur bu ilanı görerek faile ulaşmış ve parasını göndermişse, bilişim sistemi suçun işlenmesini kolaylaştıran bir vasıta olarak kullanıldığından fiil nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) suçu oluşturur.
– Basit Hal (TCK m. 157/1 – Uzlaşma Kapsamında): Eğer mağdur (katılan) sosyal medya hesabından bir mala (örneğin araba parçasına) ihtiyacı olduğuna dair ilan/yazı paylaşmışsa, fail bu paylaşımı görüp mağdurla iletişime geçerek “o parça bende var” diyerek parayı almışsa; burada bilişim sistemi fail tarafından bir araç olarak kullanılmamış, sadece iletişim vasıtası yapılmıştır. Bu durumda eylem basit dolandırıcılık (TCK m. 157/1) suçunu oluşturur ve 5271 sayılı CMK m. 253 uyarınca uzlaşma kapsamındadır.
4.3. “Komisyon Karşılığı IBAN Kullandırma” ve Organize Suç Ağları
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan “komisyon karşılığı (örneğin gelen paranın %10’u veya günlük sabit 1.500 TL karşılığı) IBAN kiralama” vakalarında Yargıtay; hesap sahibinin suç örgütünün veya dolandırıcılık şebekesinin yasa dışı amacını bildiğini kabul etmektedir. Bir kimsenin hiçbir ticari faaliyeti yokken hesabına sürekli farklı şahıslardan para gelmesi ve bu paraların anında çekilerek üçüncü kişilere veya kripto para borsalarına aktarılması, faillerin TCK m. 37/1 uyarınca müşterek fail veya en hafif ihtimalle TCK m. 39 uyarınca suçun işlenmesine yardım eden olarak cezalandırılmasını gerektiren kesin delil niteliğindedir.
5. Sonuç ve Değerlendirme
Bilişim sistemlerinin ve banka hesaplarının araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık suçları, modern ceza hukukunun en agresif şekilde mücadele ettiği alanlardan biri haline gelmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2025 yılında imza attığı istikrarlı içtihatlar, toplumda yanlış bir algı olan “IBAN kiralatmaktan veya banka hesabı kullandırmaktan bir şey olmaz, en fazla haberim yoktu derim kurtulurum” yanılgısını yerle bir etmiştir.
Hukuki sonuçlar ve tavsiyeler şu şekilde özetlenebilir:
– Birincisi: Banka hesabı ve IBAN numarası, kişinin kimlik numarası kadar şahsi ve mahrem bir finansal enstrümandır. Tanıdık dahi olsa bir başkasının kullanımına açılması, şifrelerin devredilmesi veya komisyon karşılığı kiralanması doğrudan ağır ceza mahkemelerinde sanık sıfatıyla yargılanma sonucunu doğurur.
– İkincisi: Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin E. 2021/32715, K. 2025/5399 sayılı kararı uyarınca; hesabın kendisine ait olduğunu kabul edip de hesabın başkaları tarafından nasıl ele geçirildiğini resmi delillerle izah edemeyen hesap sahibi, TCK m. 158/1-f-son uyarınca 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve yüksek adli para cezası ile cezalandırılacaktır.
– Üçüncüsü: Bir banka hesabının veya kartının irade dışı kaybedilmesi, çalınması veya şifresinin ele geçirilmesi halinde, hesap sahibinin derhal bankayı arayarak hesabı bloke ettirmesi ve en yakın kolluk birimine yazılı müracaatta bulunarak kayıp/çalıntı tutanağı tutturması cezai sorumluluktan kurtulmanın yegâne yoludur.
Kaynakça
– ARTUK, M. Emin / GÖKCEN, Ahmet / YENİDÜNYA, A. Caner: Türk Ceza Kanunu Yorumu, 6. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2019.
– CENTEL, Nur / ZAFER, Hamide / ÇAKMUT, Özlem: Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt I, 4. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2017.
– ÖZBEK, V. Özer / DOĞAN, Koray / BACAKSIZ, Pınar: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 15. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021.
– PARLAR, Ali / HATİPOĞLU, Muzaffer: 5237 Sayılı TCK’da Malvarlığına Karşı Suçlar, Bilge Yayınevi, Ankara 2018.
– Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 29.11.2022 T., E. 2021/405, K. 2022/748.
– Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 05.05.2025 T., E. 2021/32715, K. 2025/5399.
– Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 15.09.2025 T., E. 2025/3461, K. 2025/11399.
– Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 01.03.2021 T., E. 2017/31983, K. 2021/2138.
Ek: Doğrulanmış Yargıtay İçtihadı Tam Metni
Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/32715, K. 2025/5399, Tarih: 05.05.2025
Erişim Kaynağı: T.C. Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi (documentId: 1152761800)
Karar Özeti: Katılanın araç satış ilanını arayarak sanığa ait IBAN numarasına kapora gönderdiği olayda; hesabın kendisine ait olduğunu kabul eden ancak suçlamaları reddederek hesabın diğer kişiler tarafından nasıl ele geçirildiğini izah edemeyen sanık hakkında TCK m. 158/1-f-son uyarınca mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesi kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
T.C.
YARGITAY
11. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2021/32715
KARAR NO: 2025/5399
KARAR TARİHİ: 05.05.2025
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/33 E. 2016/251 K.
SUÇ: Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık … tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılanın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;
Katılanın araç satışına dair internet ilanını görmesi üzerine belirtilen cep telefonunu aradığı, yapılan görüşmede sanık … adına kayıtlı olan iban nolu hesaba cüzi bir miktar kapora gönderilmesi istenmesi üzerine katılanın 100 TL gönderdiği, anlaşma gereği aracın 15/08/2011 tarihinde Konya’ya getirilerek katılana teslim edileceği bildirilmesine rağmen, aracın teslim edilmediği gibi telefonlara da cevap verilmediği, sanığın hesabın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak suçlamaları kabul etmeyip, hesabın diğer kişiler tarafından nasıl ele geçirildiğini izah edemediği şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın TCK’nın 158/1-f-son maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyeti yerine, yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde sanık hakkında beraat hükmü verilmesi,
Yasaya aykırı, katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.05.2025 tarihinde karar verildi.
Yazar: Avukat Şerafettin Kaya
Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219 | Avukatlık ve Hukuk Danışmanlığı
Bu makale, Avukat Şerafettin Kaya tarafından kaleme alınmış olup, 3 Makalelik Güncel Hukuki Konular ve Yargıtay İçtihatları Serisi’nin bir parçasıdır.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Hesabımı komisyon karşılığı kullandırdım, sorumluluğum doğar mı?
Sadece komisyon aldığını ya da arkadaşına yardım ettiğini söylemek tek başına yeterli değildir. Hesap sahibi izah yükünü karşılayamadığı sürece cezai sorumluluk ortadan kalkmaz.
Hangi durum suç kastının belirtisi sayılır?
Hiçbir ticari faaliyeti olmayan kişinin hesabına sürekli farklı şahıslardan para gelmesi ve bu paraların anında çekilerek üçüncü kişilere veya kripto para borsalarına aktarılması belirleyici görülmektedir.
Nitelikli dolandırıcılığın cezası nedir?
TCK m.158/1-f-son uyarınca 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ve yüksek tutarlı adli para cezası öngörülmüştür.
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu m.321
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.21
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.37
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.39
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.157
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.158
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.253
- 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m.8
- Yargıtay 11. CD, E.2021/32715, K.2025/5399, T. 05.05.2025
- Yargıtay 11. CD, E.2025/3461, K.2025/11399, T. 15.09.2025
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2021/405, K.2022/748
- Yargıtay 15. CD, E.2017/31983, K.2021/2138, T. 01.03.2021
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarına göre değerlendirilir.
Yayın tarihi: 28.07.2026 · Son güncelleme: 30.07.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr