Kiracının Kiralanana Yaptığı Faydalı ve Zorunlu Masraflar: Tahsil Şartları, Hesaplanması ve Güncel Yargıtay İçtihadı

Boş bir depoyu kiralayıp zeminine beton döken, kaba inşaat hâlindeki bir binayı işyerine dönüştüren, elektrik altyapısını baştan kuran kiracı, sözleşme sona erdiğinde yaptığı bu harcamaların karşılığını isteyebilir mi? Kira hukukunun uygulamada en çok tartışılan sorularından biri budur ve cevabı, çoğu kişinin sandığından çok daha nüanslıdır.
Kısa Cevap
Evet, kiracı kiralanana yaptığı ayrılamayan faydalı ve zorunlu masrafların bedelini, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça vekâletsiz iş görme hükümlerine (TBK m.526 vd., m.530) dayanarak kiraya verenden isteyebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2023 tarihli kararına göre, kiraya verenin “ben istemedim, benimsemiyorum” savunması tek başına bu alacağı ortadan kaldırmaz; TBK m.530 uyarınca kiraya veren, imalatı istemese dahi zenginleştiği ölçüde bedeli ödemekle yükümlüdür. Talebin akıbeti, masrafın zorunlu mu yoksa yalnızca faydalı mı olduğuna göre değişir.
Bu yazıda, kiracının kiralanana yaptığı faydalı ve zorunlu masrafların hangi şartlarla istenebileceğini, bedelin nasıl hesaplandığını, alacağın ne zaman muaccel olduğunu ve kira borcuyla takas edilip edilemeyeceğini, Yargıtay’ın 2025 ve 2026 tarihli güncel kararları ışığında ele alıyoruz.
Temel kural: imalat bedeli istenebilir
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre kiracı, kiralanana yaptığı faydalı ve zorunlu imalatlardan alınıp götürülmesi mümkün olmayanların bedelini, kural olarak kiraya verenden isteyebilir. Bu talebin hukuki dayanağı Türk Borçlar Kanunu’nun 526 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümleridir; tamamlayıcı olarak sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TBK m. 77 vd. hükümlerine de başvurulur.
Bu noktada TBK m. 530 belirleyicidir:
“İşsahibi, kendi menfaatine yapılmamış olsa bile, işgörmeden doğan faydaları edinme hakkına sahiptir; ancak zenginleştiği ölçüde, işgörenin masraflarını ödemek ve giriştiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür.”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 530
Hükmün önemi şuradadır: kiraya veren, imalatı kendisinin istemediğini, hatta uygun bulmadığını söylese dahi, zenginleştiği ölçüde bedeli ödemekle yükümlüdür. Uygulamada sık duyulan “ben istemedim, benimsemiyorum” savunması, tek başına alacağı ortadan kaldırmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2023 tarihli kararı kuralı şöyle özetler:
“Sözleşmede aksine hüküm bulunmaması hâlinde, kiracı kural olarak kiralanana yaptığı faydalı ve zorunlu imalatlardan alınıp götürülmesi mümkün olmayanların yapıldıkları tarihler itibariyle bedellerini, ‘vekâletsiz iş görme’ hükümlerine göre kiraya verenden isteyebilir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/229, K. 2023/1553
Hangi masraf hangi kategoriye girer?
Talebin akıbeti, büyük ölçüde imalatın hangi kategoriye girdiğine bağlıdır. Yargıtay dört ayrım yapar:
| Tür | Niteliği | Örnek | İstenebilir mi? |
|---|---|---|---|
| Zorunlu masraf | Taşınmazın korunması veya kullanılabilir olması için kaçınılmaz | Taşıyıcı güçlendirme, çatı onarımı, çöken zeminin sağlamlaştırılması | Evet |
| Faydalı masraf | Zorunlu değil ama kullanım değerini ve verimi artıran | Zemin betonu, kalıcı bölme duvarlar, elektrik altyapısının güçlendirilmesi | Evet |
| Lüks masraf | Yalnız kiracının kişisel tercihine hizmet eden konfor unsuru | Özel dekorasyon, kurumsal giydirme | Hayır |
| Tezyinat (süsleme) | Boya, badana, kaplama, dekoratif işler | Duvar kâğıdı, dekoratif alçı, badana | Hayır |
Buna bir de sökülüp götürülebilen imalatlar eklenir: raflar, klimalar, tabelalar, hareketli bölmeler. Bunların bedeli istenemez; ancak kiracı bunları söküp götürebilir.
Yargıtay, bilirkişi raporunda bu ayrımın kalem kalem ve tereddüde yer vermeyecek şekilde yapılmasını arar. Ayrım yapılmamış bir rapora dayanan hüküm istikrarlı biçimde bozulmaktadır.
Sözleşmedeki “Masraf isteyemez” kaydı ne kadar güçlü?
Kira sözleşmelerinin matbu genel şartlarında neredeyse istisnasız şu tarz bir madde bulunur: “Kiracının kiralananda yaptıracağı tezyinat masrafları kendisine ait olacak, sözleşme bittiğinde yapılan her türlü masraf için tazminat isteme hakkı olmayacaktır.”
Bu kayıt her şeyi bitirir mi? Hukuk Genel Kurulu’nun 22.06.2021 tarihli kararı, kaydın bağlamına bakılması gerektiğini ortaya koymuştur:
“Bu hüküm tezyinat giderleri ile ilgilidir. Davalı-karşı davacının talebi ise zorunlu ve faydalı giderlere yöneliktir. Sözleşmenin 12. maddesinin tezyinat masraflarına ilişkin olması nedeniyle, zorunlu ve faydalı masrafların da bu madde kapsamında değerlendirilmesi kabul edilemez. Davalı-karşı davacı, kiralanana yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları kiraya veren malikten isteyebilecektir.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/967, K. 2021/804 — oy çokluğu
Yani feragat kaydı “tezyinat” başlığı altında veya bağlamında kurulmuşsa, yalnızca süsleme masraflarını kapsar; kalıcı ve esaslı imalatları kapsamaz.
Ancak bu kararı sınırsız bir güvence saymamak gerekir. Aynı Yargıtay, kaydın açık, kapsayıcı ve tezyinatla sınırlı olmadığı dosyalarda red kararlarını onamaktadır:
- Sözleşmede “kiracı, kira sözleşmesinin sonunda yaptığı masrafları kiraya verenden talep etmeyecektir” ve şartnamede “kiracının yaptığı eklentiler kira bitiminde demirbaş olarak kaydedileceğinden hiçbir hak iddia edilmeyecektir” düzenlemeleri bulunan ve kira süresi tamamen dolmuş olan bir dosyada davanın reddi onanmıştır. (Yarg. 3. HD, E. 2023/229, K. 2023/1553)
- Kiracının imalat karşılığında üç yıl kira ödemediği, sözleşmede de masraf talep edilemeyeceğinin düzenlendiği bir dosyada, masrafların “kira bedeli karşılığı olarak karşılanmış sayılacağı” gerekçesiyle red kararı onanmıştır. (Yarg. 3. HD, E. 2023/3276, K. 2024/1563)
Sonuç: Feragat kaydı üç koşulun bir araya gelmesi hâlinde etkili olur — kayıt tezyinatla sınırlı değilse, kira süresi tamamen dolmuşsa ve imalata karşılık kira indirimi gibi bir edim sağlanmışsa.
Güncel ve kritik gelişme: erken tahliyede kalan süreyle orantılı talep
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 25.03.2026 tarihli kararı, sözleşmede geniş bir feragat kaydı bulunsa dahi kiracıyı tümüyle korumasız bırakmayan bir denge kurmaktadır:
“Sözleşme ile bu imalatların kiraya verenden talep edilemeyeceği ya da kiraya verene terk edileceği kararlaştırılabilir. Bu kararlaştırma, yine aksi belirtilmedikçe tüm kira süresi bakımından geçerli olacağından; erken tahliye durumunda kiracı, kalan süre ile orantılı olarak kiralanana yaptığı sökülüp götürülemeyen faydalı ve zorunlu imalatların bedellerini talep edebilecektir.“
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4598, K. 2026/1596
Mantık açıktır: kiracı, imalatın bedelini sözleşme süresi boyunca kullanarak amorti edeceği varsayımıyla feragat etmiştir. Süre dolmadan çıkmak zorunda kalmışsa, kullanamadığı süreye düşen kısım için talep hakkı doğar.
Aynı karar bir başka önemli tespiti de içerir:
“Kira sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayalı olup olmaması, faydalı ve zorunlu imalat bedellerinin talep edilmesi yönünden sonucu etkili değildir.“
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4598, K. 2026/1596
Yani kiracı temerrüde düşmüş ve hakkında tahliye kararı verilmiş olsa dahi, imalat bedeli alacağı ayakta kalır.
Bedel nasıl hesaplanır?
Uygulamada en çok yanlış anlaşılan konu budur. Bedel, bugünkü yapım maliyeti değildir. Yargıtay’ın formülü şudur: imalatın yapıldığı tarihteki rayiç bedeli eksi tahliyeye kadar geçen sürede oluşan yıpranma payı (amortisman). Erken tahliye söz konusuysa buna kalan süre / toplam süre oranı da uygulanır.
Kritik bir ayrıntı: yapım tarihi ispatlanamazsa, imalatın sözleşmenin başlangıcında yapıldığı kabul edilir. Bu karine kiracı aleyhinedir; çünkü yıpranma payı en uzun süre üzerinden hesaplanır. Bu nedenle fatura, irsaliye, banka dekontu, hakediş belgeleri, ruhsat evrakı ve tarihli fotoğraflar doğrudan alacağın miktarını etkiler.
Bedelin imal tarihine sabitlenmesi, enflasyonist bir ortamda kiracı bakımından ciddi bir değer aşınması yaratır. Bu nedenle temerrüt faizi talebi ve koşulları varsa munzam zarar değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.
Alacak ne zaman muaccel olur? Kirayı ödemeyi bırakabilir miyim?
Bu, uygulamada en pahalı hataların yapıldığı noktadır.
Faydalı ve zorunlu masraf alacağı, kiralananın tahliye edilip anahtarın kiraya verene teslim edildiği anda muaccel olur. Hukuk Genel Kurulu bunun gerekçesini şöyle açıklar:
“Malvarlıklarındaki azalma ve çoğalmanın, diğer bir deyişle sebepsiz zenginleşme olgusunun dava konusu taşınmazın karşı tarafa teslim edildiği tarihte gerçekleşeceği açıktır. Dolayısıyla, giderlerin yapıldığı taşınmaz malike teslim edilmediği sürece iade borcunun doğduğundan da bahsedilemez.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/967, K. 2021/804, § 23
Bunun doğrudan sonucu şudur: kiracı, taşınmazda otururken “nasıl olsa içeride alacağım var” diyerek kira ödemeyi bırakamaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu konuda tereddüde yer bırakmaz:
“Kiracının yaptığı kiralanana yönelik değer arttırıcı masraf ve harcamaları akdi ilişkinin devamı sırasında kira bedelinden mahsup edebilmesi için konuya ilişkin sözleşmede ayrıca bir düzenleme bulunması gerekir. (…) Bu durumda davalı kiracı ancak taşınmazı tahliye ettikten sonra kiralanana yaptığı faydalı ve zorunlu masrafları talep edebilecektir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/7430, K. 2019/3928
Sözleşmede böyle bir düzenleme yoksa, tahliyeden önce yapılan takas beyanı TBK m. 139‘un aradığı “her iki borcun da muaccel olması” şartını karşılamaz. Kiracı bu yolu seçerse temerrüde düşer; kendisine TBK m. 315 uyarınca (çatılı işyeri kiralarında en az otuz günlük) süre verilerek fesih ihtarı gönderilebilir, icra takibi ve tahliye davasıyla karşılaşabilir.
Doğru sıralama şudur: önce tahliye ve anahtar teslimi, aynı gün takas-mahsup ihtarnamesi, sonra dava.
Buna karşılık iki hüküm kiracı lehinedir:
- TBK m. 139/2: “Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.” Kiraya verenin “alacağın tartışmalı, takas edemezsin” itirazı sonuç doğurmaz.
- TBK m. 326: “Kiracı ve kiraya veren, kira sözleşmesinden doğan alacaklarını takas etme hakkından önceden feragat edemezler.” Sözleşmedeki “kiracı takas yapamaz” kaydı geçersizdir. Ancak bu hüküm, muacceliyet şartını ortadan kaldırmaz.
Ayrıca takas ve mahsup talebinin mutlaka karşı dava biçiminde ileri sürülmesi zorunlu değildir; kiraya verenin açtığı bir alacak davasında veya itirazın iptali davasında savunma (def’i) olarak da ileri sürülebilir.
Taşınmaz satılmışsa dava kime açılır?
Kiralanan taşınmaz el değiştirmişse, alacağın muhatabı değişir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23.12.2025 tarihli kararı bu soruyu netleştirir:
“Kiralananda satış tarihinden önce gerçekleştirilen zorunlu ve faydalı masrafların satış bedeli içinde kalmasına, yeni malikin taşınmazı mevcut hâli ile görerek satın almış bulunmasına, bu durumda kiralananda yapılan tadilat ve onarımlar nedeniyle oluşan zenginleşmenin önceki maliklerden talep edilebilecek olmasına (…) göre kararın onanmasına karar verilmiştir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2143, K. 2025/6334
Mantık şudur: imalatın yarattığı değer satış bedeline yansımış, yani zenginleşme eski malikin cebinde gerçekleşmiştir. Bu nedenle dava açılmadan önce güncel tapu kaydının ve takyidat belgesinin incelenmesi, husumetin doğru yöneltilmesi bakımından zorunludur.
Zamanaşımı: 10 yıl, ama dikkatli olmak gerekir
Vekâletsiz iş görme dayanağında alacak, TBK m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir ve süre tahliye/teslim tarihinden işlemeye başlar. Yukarıda anılan 23.12.2025 tarihli karar bu süreyi açıkça uygulamıştır.
Ancak bir incelik vardır: Hukuk Genel Kurulu, aynı talebi nitelendirirken sebepsiz zenginleşme hükümlerine işaret etmiştir. Sebepsiz zenginleşmede ise TBK m. 82 uyarınca öğrenmeden itibaren iki yıllık, her hâlde on yıllık zamanaşımı söz konusudur.
Bu ikilik pratikte bir risk yaratır. Güvenli yol, talebi her iki hukuki sebebe birlikte dayandırmak ve davayı tahliyeden itibaren iki yıl içinde açmaktır. Arabuluculuk başvurusundan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımının duracağı da unutulmamalıdır (HUAK m. 18/A-15).
Sıkça gözden kaçan hüküm: TBK m. 321/3
Türk Borçlar Kanunu’nun 321. maddesinin son fıkrası şöyledir: “Kiracı, aksine yazılı bir anlaşma yoksa, kiraya verenin rızasıyla yaptığı yenilik ve değişiklikler sebebiyle kiralananda ortaya çıkan değer artışının karşılığını isteyemez.”
Bu hüküm ilk bakışta yukarıda anlatılan her şeyi geçersiz kılıyormuş gibi görünür. Oysa Yargıtay iki farklı talebi ayırmaktadır:
| Talep | Dayanak | Sonuç |
|---|---|---|
| Kiralananın değerindeki artıştan pay | TBK m. 321/3 | Kural olarak istenemez |
| Yapılan imalatın imal tarihindeki bedeli (yıpranma düşülerek) | TBK m. 526, 530 / m. 77 | Sözleşmede aksi kayıt yoksa istenebilir |
Bu ayrım teorik bir incelik değildir. Hukuk Genel Kurulu’nun incelediği dosyada yerel mahkeme, tazminatı “taşınmaza kattığı artı değer” üzerinden hesaplamış ve karar bu nedenle bozulmuştur. Talebin dilekçede, ihtarnamede ve bilirkişiye yöneltilen sorularda “değer artışı” değil, “faydalı ve zorunlu imalat bedeli” olarak kurulması bu yüzden önemlidir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası ise kiracı lehinedir: yenilik ve değişikliklere rıza gösteren kiraya veren, yazılı olarak kararlaştırılmış olmadıkça kiralananın eski durumuyla geri verilmesini isteyemez. Bu hüküm, “yaptığını sök, eski hâline getir” taleplerine karşı doğrudan bir savunma sağlar.
Delil tespiti: gerekli, ama sanıldığı kadar kesin değil
Kalıcı imalatların tahliyeden sonra kaybolması, üzerlerinin kapatılması veya taşınmazın satılması ihtimali karşısında, tahliyeden önce ya da tahliye günü delil tespiti (HMK m. 400) yaptırılması yerinde olur. Tespitte inşaat mühendisi veya mimar bilirkişi görevlendirilmesi istenmelidir.
Ancak delil tespiti raporunun karşı tarafı bağlayan kesin bir belge olduğu düşünülmemelidir:
“Söz konusu raporların tebliğine rağmen belirli sürede itiraz edilmemesi hâlinde kesinleşeceği veya aleyhine tespit yaptırılan kişi hakkında kesin delil niteliği kazanacağına dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle delil tespiti yoluyla alınan bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan taraf, bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/6075, K. 2023/1269
Aynı kararda, konusunda uzman olmayan bir bilirkişinin (somut olayda “bankacı-hukukçu”) yıpranma payı ve imalat değerlendirmesi yapamayacağı da vurgulanmıştır.
Usul: nereye, nasıl başvurulur?
Zorunlu arabuluculuk. 01.09.2023’ten itibaren, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (HUAK m. 18/B-1-a). İlamsız icra yoluyla tahliye bu kapsamın dışındadır. Anlaşmama son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenmezse dava usulden reddedilir.
Görevli mahkeme. Kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere kira ilişkisine dair tüm uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, dava konusunun değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesidir (HMK m. 4/1-a).
Dava türü. Alacak miktarı bilirkişi incelemesi olmadan belirlenemiyorsa, uygulamada güvenli yol “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik X TL” biçiminde kısmi dava açıp rapor sonrası ıslah ile talebi artırmaktır. HMK m. 107, 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldığından belirsiz alacak davası yolu artık açık değildir; bilirkişi raporundan sonra HMK m. 109/4 uyarınca bir defaya mahsus talep artırımı yapılır. Bu tarihten önce açılmış davalarda geçici m. 1/10 uyarınca eski rejim uygulanmaya devam eder.
Güncelleme (01.08.2026): Belirsiz alacak davasına ilişkin açıklama, 7589 sayılı Kanunla (12. Yargı Paketi) yapılan değişikliğe göre güncellenmiştir. Ayrıntı için belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davada talep artırımı yazımıza bakabilirsiniz.
Tahliye günü için pratik uyarılar
- Anahtar teslim tutanağı düzenlenmeli, tutanağa imalat bedeline ilişkin talep haklarının saklı olduğu şerhi konulmalıdır. İbra içeren metinler imzalanmamalıdır.
- Kiraya veren tutanağı imzalamaz veya anahtarı almazsa, anahtar noter kanalıyla gönderilmeli ya da tevdi mahalline bırakılmalıdır. Muacceliyet ancak teslimin belgelenmesiyle doğar.
- Kiraya verenin hapis hakkı unutulmamalıdır: TBK m. 336 uyarınca kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olarak kiralananda bulunan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir. Kira borcu bulunan bir kiracının makine ve demirbaşlarını taşıması fiilen engellenebilir.
- Sözleşme süresinden önce çıkılıyorsa TBK m. 325 gereği borçlar, kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre boyunca devam eder. Ödeme gücü olan yeni bir kiracı önerilmesi bu borcu sona erdirir; öneri yazılı yapılmalı ve reddedilirse belgelenmelidir.
- Belirli süreli çatılı işyeri kirasında, sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirim yapılmazsa sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzar (TBK m. 347).
Özet kontrol listesi
- Sözleşme, ekleri ve varsa şartname; feragat kaydının tezyinatla sınırlı olup olmadığı yönünden okunur.
- İmalata ilişkin fatura, irsaliye, dekont, hakediş, ruhsat ve tarihli fotoğraflar toplanır (yapım tarihinin ispatı için).
- Güncel tapu kaydı ve takyidat alınır (husumetin doğru yöneltilmesi için).
- Kira borcu ödenir veya “tahliye sonrası doğacak imalat alacağından mahsup edilmek üzere” ihtirazi kayıtla ödenir; ödeme durdurulmaz.
- Tahliyeden önce veya tahliye günü delil tespiti yaptırılır.
- Anahtar, haklar saklı şerhiyle tutanakla teslim edilir.
- Aynı gün takas-mahsup ihtarnamesi keşide edilir.
- Arabuluculuğa başvurulur; anlaşma sağlanamazsa son tutanakla Sulh Hukuk Mahkemesi’nde kısmi alacak davası açılır.
- Dava, tahliyeden itibaren iki yıl içinde açılır.
Sonuç
Kiracının kiralanana yaptığı kalıcı imalatların bedelini isteyebilmesi, tek bir kurala değil birbirine bağlı bir dizi şarta bağlıdır: imalatın sökülüp götürülemez olması, faydalı veya zorunlu nitelik taşıması, kiraya verence benimsenmiş olması, sözleşmede geçerli ve kapsayıcı bir feragat kaydı bulunmaması ve taşınmazın tahliye edilerek teslim edilmiş olması.
Bedel, bugünkü inşaat maliyeti değil, imal tarihindeki rayiçten yıpranma payı düşülerek bulunan tutardır; erken tahliye hâlinde buna kalan süre oranı da uygulanabilir. En sık yapılan hata ise, alacağın muaccel olmadığı bir aşamada kira ödemesini durdurmak ve böylece hem temerrüde düşmek hem de takas hakkını hukuken kullanılamaz hâle getirmektir.
Her dosyanın sonucu, öncelikle kira sözleşmesinin metnine ve imalatın teknik niteliğine bağlıdır. Bu nedenle somut bir uyuşmazlıkta adım atmadan önce sözleşmenin ve belgelerin bir avukat tarafından incelenmesinde yarar vardır.
Konunun görsel özeti: 27 slaytlık sunum
Yukarıdaki konuyu şemalar, karşılaştırma tabloları ve karar alıntılarıyla adım adım özetleyen sunumu aşağıdan inceleyebilirsiniz. Sunum ok tuşlarıyla veya kaydırarak ilerler; sağ alttaki düğmeden tam ekran açılabilir.
.sk-deck-wrap{position:relative;width:100%;max-width:1000px;margin:0 auto;aspect-ratio:16/10;border-radius:12px;overflow:hidden;box-shadow:0 8px 30px rgba(14,36,56,.18);background:#0e2438}.sk-deck-wrap iframe{position:absolute;inset:0;width:100%;height:100%;border:0}.sk-deck-link{text-align:center;margin-top:12px;font-size:15px}.sk-deck-note{display:none}@media(max-width:780px){.sk-deck-wrap{display:none}.sk-deck-note{display:block;text-align:center;font-size:15px;color:#5f6f7e;margin-bottom:8px}}
Sunum küçük ekranlarda okunaklı olmadığı için gömülü gösterilmemektedir; aşağıdaki bağlantıdan tam ekran açabilirsiniz.
Sunumu ayrı sekmede tam ekran aç →
Yararlanılan başlıca kaynaklar
Mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77, 82, 139, 146, 315, 321, 325, 326, 336, 347, 526, 530 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 4, 400 · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A, 18/B
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Kiraya veren “ben bu imalatı istemedim” derse alacak düşer mi?
Düşmez. TBK m.530 uyarınca kiraya veren, işi istemese dahi imalat nedeniyle zenginleştiği ölçüde bedeli ödemekle yükümlüdür. Benimsememe savunması tek başına alacağı ortadan kaldırmaz.
Hangi masraflar istenebilir?
Kiralanandan ayrılamayan, yani sökülüp götürülemeyen zorunlu ve faydalı masraflar istenebilir. Talebin akıbeti masrafın zorunlu mu yalnızca faydalı mı olduğuna göre değişir; sözleşmede aksi kararlaştırılmışsa öncelikle o hüküm uygulanır.
Talebin hukuki dayanağı nedir?
Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça vekâletsiz iş görme hükümleri (TBK m.526 vd. ve m.530) uygulanır. Bu nedenle dava dilekçesinde talebin bu hukuki temele oturtulması gerekir.
İçtihat: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/967 K. 2021/804, T. 22.06.2021 · Yargıtay 3. HD, E. 2025/4598 K. 2026/1596, T. 25.03.2026 · Yargıtay 3. HD, E. 2025/2143 K. 2025/6334, T. 23.12.2025 · Yargıtay 3. HD, E. 2023/229 K. 2023/1553, T. 23.05.2023 · Yargıtay 3. HD, E. 2023/3276 K. 2024/1563, T. 07.05.2024 · Yargıtay 3. HD, E. 2022/6075 K. 2023/1269, T. 04.05.2023 · Yargıtay 3. HD, E. 2017/7430 K. 2019/3928, T. 30.04.2019 · Yargıtay 3. HD, E. 2017/3693 K. 2018/8255, T. 11.09.2018
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olaya ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliğinde değildir. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.77
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.82
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.139
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.315
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.321
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.325
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.326
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.336
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.347
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.526
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.530
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.4
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.109
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.400
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18
- Yargıtay 3. HD, E.2023/229, K.2023/1553, T. 23.05.2023
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/967, K.2021/804, T. 22.06.2021
- Yargıtay 3. HD, E.2025/4598, K.2026/1596, T. 25.03.2026
- Yargıtay 3. HD, E.2017/7430, K.2019/3928, T. 30.04.2019
- Yargıtay 3. HD, E.2025/2143, K.2025/6334, T. 23.12.2025
- Yargıtay 3. HD, E.2022/6075, K.2023/1269, T. 04.05.2023
- Yargıtay 3. HD, E.2023/3276, K.2024/1563, T. 07.05.2024
- Yargıtay 3. HD, E.2017/3693, K.2018/8255, T. 11.09.2018
Yayın tarihi: 29.07.2026 · Son güncelleme: 30.07.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr