Yapay Zekâ Kaynaklı Zararlarda Sorumluluk Rejimi

Yapay zekâ kaynaklı zararlarda sorumluluk rejimi — Yapay Zekâ ve Hukuk serisi II, Av. Şerafettin Kaya Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu

Bu yazı, Yapay Zekâ ve Hukuk başlıklı beş bölümlük akademik serinin ikinci bölümüdür. Birinci bölümde yapay zekânın hukuki statüsü ele alınmış; yapay zekânın hukuk süjesi değil, “özerk araç” niteliğinde bir hukuki nesne olduğu sonucuna varılmıştı. Bu bölümde, böyle bir aracın sebep olduğu zarardan kimin, hangi hükme dayanarak sorumlu tutulacağı incelenmektedir.

Kısa Cevap

Bu çalışma, yapay zekâ kaynaklı zararlarda Türk hukukunda uygulanabilecek hükümler bakımından (kusur sorumluluğu, ifa yardımcısı, tehlike sorumluluğu, ürün sorumluluğu) bir eksiklik bulunmadığı; asıl güçlüğün kusurun ve illiyet bağının ispatı düzeyinde ortaya çıktığı sonucuna varır. Uygulayıcı bakımından en verimli hukuki dayanaklar 7223 sayılı Kanun’un ürün sorumluluğu rejimi ile TBK m.66/3 ve m.71’dir; ancak bu hükümler de “uygunsuzluk” ve “adam çalıştıran” gibi kavramlar bakımından yorum güçlükleri taşır.

Öz

Çalışma, yapay zekâ kaynaklı zararlarda Türk sorumluluk hukukunun sunduğu dayanakları; kusur sorumluluğu, ifa yardımcısı, adam çalıştıran, hayvan bulunduran, tehlike sorumluluğu ve ürün sorumluluğu rejimleri çerçevesinde incelemektedir. Ulaşılan sonuç, Türk hukukunda uygulanabilecek hüküm bakımından bir eksiklik bulunmadığı; asıl güçlüğün kusurun ve illiyet bağının ispatı düzeyinde doğduğudur. Çalışmada, uygulayıcı bakımından en verimli hatların 7223 sayılı Kanun’un ürün sorumluluğu rejimi ile TBK m.66/3 ve m.71 olduğu; buna karşılık bu hükümlerin de “uygunsuzluk”, “işletme” ve “adam çalıştıran” unsurları bakımından yorum güçlükleri taşıdığı savunulmaktadır.

Anahtar kelimeler: yapay zekâ, haksız fiil, tehlike sorumluluğu, ürün sorumluluğu, ifa yardımcısı, ispat yükü, illiyet bağı.

Yöntem notu. Mevzuat metinleri resmî kaynaktan tam metin olarak alınmıştır. Yargı kararları, Yargıtay ve Danıştay karar veri tabanları üzerinden Temmuz 2026 itibarıyla taranmış; atıf yapılan kararların tamamı tam metinden veya karar metni alıntısından doğrulanmıştır. Metindeki olumsuz tespitler (“rastlanmamıştır”) bu tarama kapsamıyla sınırlıdır.

1. Sorunun Konumlandırılması

Otonom bir sistemin sebep olduğu zararda sorumluluğun tespiti, Türk hukukunda üç ayrı güçlükle karşılaşır.

Birincisi, fail çokluğudur. Klasik haksız fiilde zarar veren tekil bir davranışa bağlanır. Yapay zekâ zincirinde ise eğitim verisini derleyen, temel modeli geliştiren, modeli belirli bir amaca göre ince ayarlayan (fine-tuning), sistemi ürüne gömen, sistemi işleten ve nihayet kullanan kişiler bulunur. Bunların her biri zararın oluşumuna farklı ölçüde katkı sağlamıştır ve çoğu zaman birbirlerinin yaptığından habersizdir.

İkincisi, kusurun tespiti sorunudur. Kusur, hukuka aykırı sonucu öngörme ve önleme imkânı bulunmasına rağmen gerekli özenin gösterilmemesidir. Öngörülemezlik özelliği taşıyan bir sistemde, çıktının önceden görülebilir olduğunu ispat etmek çoğu hâlde mümkün değildir.

Üçüncüsü, illiyet bağıdır. Zararın hangi aşamadaki hangi eksiklikten kaynaklandığını göstermek, sistemin iç işleyişi açıklanabilir olmadığında teknik olarak imkânsıza yaklaşır.

Türk doktrininde konu, yapay zekânın otonom davranışlarından doğan sorumluluk başlığı altında ele alınmakta ve mevcut kusursuz sorumluluk kalıplarının yeterliliği tartışılmaktadır (bk. AKKURT; BAK; GÜNER). Aşağıda Türk hukukunun sorumluluk kalıpları, yukarıdaki üç güçlük karşısında sırayla sınanmaktadır.

2. Kusur Sorumluluğu ve İspat Düzeyindeki Çöküş

2.1. Genel kural ve ispat yükü

TBK m.49/1 uyarınca “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” İspat yükü ise m.50/1’de açıkça düzenlenmiştir: “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.”

Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, yapay zekâ bakımından sonuç ağırdır. Zarar gören, yalnızca zararını değil, zarar verenin kusurunu da ispat etmek zorundadır. Model mimarisinin, eğitim verisi seçiminin veya doğrulama süreçlerinin hangi noktada özen ölçütünün altında kaldığını göstermesi beklenen kişi, sistemin iç yapısına hiçbir erişimi bulunmayan zarar görendir. Bilgi ile ispat yükü, birbirine taban tabana zıt taraflarda toplanmıştır.

TBK m.50/2, zararın miktarının tam olarak ispat edilememesi hâlinde hâkime hakkaniyete göre belirleme yetkisi tanır. Ancak bu hüküm yalnızca miktara ilişkindir; kusurun varlığının ispatındaki güçlüğü gidermez.

2.2. Uygulamadan bir teşhis: çelişen bilirkişi raporları

Teknik kusurun ispatındaki güçlük, yapay zekâya özgü yeni bir sorun değildir; karmaşık ürünlerde uzun süredir gözlenmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin bir kararı bu tabloyu çarpıcı biçimde ortaya koyar. Seyir hâlindeki bir aracın amortisör milinin kırılması sonucu meydana gelen ölümlü kazada, olayın imalat hatasından mı yoksa sürücü kusurundan mı kaynaklandığı tartışılmış; aynı olay hakkında birbiriyle çelişen en az altı ayrı bilirkişi raporu düzenlenmiş ve beş ayrı dava açılmıştır. Raporların bir kısmı imalat hatası, diğerleri sürücü kusuru saptamıştır. Daire, dosya üzerinden yapılan incelemeyi hükme elverişsiz bularak otomotiv ana bilim dalı ile malzeme ve metalurji mühendisliği bölümlerinden seçilecek kuruldan, gerektiğinde laboratuvar ortamında inceleme yaptırılmasını emretmiştir (Yargıtay 17. HD, 12.09.2013, E.2011/5669, K.2013/12053).

Bu karar, fiziksel ve laboratuvarda incelenebilir bir parça hakkındadır. Metal bir milin kırılma yüzeyi mikroskop altında incelenebilir. Buna karşılık bir sinir ağının belirli bir girdiye neden belirli bir çıktı verdiği, aynı anlamda “incelenebilir” değildir. Fiziksel bir parçada dahi altı çelişkili rapor üretilebiliyorsa, milyarlarca parametreli bir modelde kusurun bilirkişi marifetiyle tespiti beklentisi gerçekçi değildir.

2.3. Otomatik devreye giren alt sistemler

Yargıtay içtihadında, insan iradesinden bağımsız olarak devreye giren bir alt sistemin sebep olduğu zarara ilişkin dikkate değer bir karar bulunmaktadır. Kapalı otoparkta park hâlindeki bir aracın motor bloğundan çıkan yangında, zararın otomatik devreye giren ön cam suyu ısıtma sistemindeki imalat hatasından kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Davacı, üreticinin aynı modelde dünya çapında 1,5 milyon aracı geri çağırdığına ilişkin haber çıktılarını dosyaya sunmuştur. Daire, bilirkişi kurulunun otopark nem koşullarını değerlendirmemesini ve geri çağırmaya ilişkin haberlerin gerçekliğinin distribütörden sorulmamasını eksik inceleme sayarak kararı bozmuştur (Yargıtay 17. HD, 29.01.2015, E.2014/23024, K.2015/1164).

Kararın kapsamı hakkında bir kayıt: Bu bir eksik inceleme bozmasıdır; Daire sorumluluk hakkında esasa ilişkin bir hüküm kurmamış, davalı da üretici değil satıcı şirkettir. Dolayısıyla karardan “geri çağırma, ayıbın varlığının delilidir” biçiminde bir kural çıkarılamaz. Karardan çıkarılabilecek olan daha ölçülü bir sonuçtur: bir ürünün toplu olarak geri çağrılmış olması, mahkemece araştırılması zorunlu bir olgudur. Yapay zekâ bağlamında bunun karşılığı, bir modelin geri çekilmesi, sürümünün yayından kaldırılması veya güvenlik yamasıyla düzeltilmesi olgularının re’sen araştırılması gereken olgular hâline gelmesidir.

3. Sözleşmesel Sorumluluk: Yapay Zekâ “İfa Yardımcısı” mıdır?

3.1. TBK m.116 metni ve nitelendirme sorunu

TBK m.116/1 şu hükmü içerir: “Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.” Hüküm, borçluya kurtuluş kanıtı tanımaz.

Doktrinde, otonom sistemlerin bu hüküm anlamında “yardımcı kişi” sayılıp sayılamayacağı tartışılmaktadır. Hüküm lafzen kişilere atıf yapmakta (“birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar”); birinci bölümde ulaşılan sonuç uyarınca yapay zekâ kişi olmadığından, doğrudan uygulama mümkün görünmemektedir.

Bununla birlikte bu tespit, borçluyu sorumluluktan kurtarmaz; yalnızca dayanağı değiştirir. Borçlu, edimini bir insan yardımcı yerine bir yazılım aracılığıyla ifa etmeyi seçmişse, bu araç seçimi onun kendi davranışıdır. Edim gereği gibi ifa edilmemişse TBK m.112 uyarınca sorumluluk doğar: “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”

Burada savunulan görüş şudur: Yapay zekâ, ifa yardımcısı değil, ifa aracıdır; ancak bu nitelendirme borçlunun sorumluluğunu hafifletmez. Zira insan yardımcının kendi kusuru bir dereceye kadar borçludan bağımsız değerlendirilebilirken, aracın işleyişi borçlunun hâkimiyet alanındadır. Borçlunun “yazılım öyle karar verdi” savunması, “kullandığım makine öyle çalıştı” savunmasından hukuken farklı değildir ve dinlenmemelidir. Bu sonuç, TBK m.116/3’ün değer yargısıyla da uyumludur: uzmanlık gerektiren ve izne tâbi bir hizmette, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumsuzluk anlaşması kesin olarak hükümsüzdür.

3.2. Bir uyarı: içtihattaki görünüm sınırlıdır

TBK m.116’nın otonom sistemlere uygulandığı bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır. İfa yardımcısı sorumluluğunun klasik uygulamasına ilişkin kararlarda ise atıf yaparken dikkat gerekir; zira bu kararların bir kısmında ilgili tespit ilk derece mahkemesinin gerekçesinde yer almakta veya taraf iddiası olarak aktarılmaktadır. Bu nedenle aşağıdaki değerlendirme, hükmün lafzı ve doktrindeki baskın görüş üzerine kurulmuştur; mevcut içtihada dayandırılmamıştır.

4. Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu: Gözden Kaçan Analoji

Karşılaştırmalı hukukta otonom sistemler için en çok tartışılan analoji, davranışı tam olarak kontrol edilemeyen insan-dışı bir varlığın sebep olduğu zarara ilişkin rejimdir. Türk hukukunda bunun karşılığı TBK m.67’dir:

“Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. / Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. / Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.”

Hükmün yapay zekâ bakımından üç yönü dikkat çekicidir.

a) Sorumluluğun bağlandığı sıfat. Hüküm mülkiyete değil, “bakımını ve yönetimini üstlenme”ye dayanır. Bu ölçüt, bir modelin lisans sahibi ile onu fiilen çalıştıran arasındaki ayrımda doğrudan kullanılabilir ve Avrupa Birliği düzenlemesindeki deployer kavramıyla örtüşür. “Geçici olarak üstlenme” ibaresi, bulut üzerinden erişilen modeller bakımından da elverişlidir.

b) Ara rejim niteliği. m.67, kurtuluş kanıtına açık bir kusursuz sorumluluktur: bulunduran, gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Bu, kusur sorumluluğu ile tehlike sorumluluğu arasında bir ara kademe oluşturur ve düşük riskli yapay zekâ uygulamaları bakımından ölçülü bir çözüm sunabilir.

c) Üçüncü kişi tarafından tahrik. m.67/3, hayvanın bir başkası tarafından ürkütülmesi hâlinde rücu hakkını saklı tutar; sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Bu yapı, kötü niyetli girdilerle manipüle edilen sistemler (istem enjeksiyonu, çekişmeli saldırı) bakımından son derece isabetli bir modeldir: bulunduran zarar görene karşı sorumlu kalır, saldırgana rücu eder.

Analojinin sınırı da açıktır. m.67 hayvanlara ilişkin özel bir hükümdür ve kıyasen uygulanması tartışmalıdır. Buna karşılık hükmün taşıdığı değer yargısı — davranışı tam kontrol edilemeyen bir varlığı yararına kullanan kişinin, o varlığın sebep olduğu zarara katlanması — yapay zekâ için de geçerlidir ve de lege ferenda bir model oluşturabilir.

5. Adam Çalıştıranın Sorumluluğu: TBK m.66/3

TBK m.66’nın ilk iki fıkrası, çalışanın verdiği zarardan adam çalıştıranın sorumluluğunu düzenler ve seçim, talimat ve gözetimde özen gösterildiğinin ispatı hâlinde kurtuluş imkânı tanır. Yapay zekâ “çalışan” olmadığından bu fıkralar doğrudan uygulanamaz. Türk doktrininde bu hüküm özelinde yapay zekâ değerlendirmesi yapılmıştır (bk. GÖKMEN).

Üçüncü fıkra farklı bir yapıdadır: “Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.”

Bu fıkra, sorumluluğu belirli bir çalışanın kusuruna değil, işletmenin çalışma düzenine bağlar. Türk doktrininde “organizasyon sorumluluğu” olarak anılan bu yapının yapay zekâ bakımından değeri şudur: ispat edilmesi gereken, hangi algoritmanın hangi nedenle hata verdiği değil; işletmenin bu tür bir zararın doğmasını önlemeye elverişli bir düzen kurup kurmadığıdır. Bir işletmenin risk değerlendirmesi yapıp yapmadığı, çıktıları izleyip izlemediği, insan gözetimi öngörüp öngörmediği ve kayıt tutup tutmadığı belgelerle ortaya konabilir.

Hükmün iki sınırı vurgulanmalıdır. Birincisi, fıkra da “bir işletmede adam çalıştıran” ibaresiyle başlar. Hiçbir insan çalışanın sürece dâhil olmadığı, tümüyle otomatikleşmiş bir faaliyette hükmün uygulanabilirliği tartışmalıdır; kanaatimizce burada işletmede insan çalıştırılıyor olması yeterli sayılmalı, zararın doğrudan bir çalışanın fiilinden kaynaklanması aranmamalıdır. Ancak bu, yorum yoluyla ulaşılan bir sonuçtur. İkincisi, m.66/3 kurtuluş kanıtına açıktır; işletme, çalışma düzeninin elverişli olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu yönüyle zarar gören bakımından m.71’den ve 7223 sayılı Kanun’un rejiminden daha zayıftır.

Bu kayıtlarla birlikte m.66/3, tartışmayı ispat edilemeyen teknik bir alandan ispat edilebilir bir yönetişim alanına taşıdığı için görece elverişli bir dayanaktır.

6. Tehlike Sorumluluğu: TBK m.71

6.1. Ölçüt ve yapay zekâya uygunluğu

TBK m.71/1 uyarınca “Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.” İkinci fıkra ölçütü verir: bir işletme, “mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir.”

Bu ölçütün yapay zekâ bakımından dikkat çekici yönü, tüm özen gösterilse dahi zarar doğmaya elverişliliği aramasıdır. Bu, öngörülemezlik özelliğinin tanımına yakındır. Dolayısıyla yüksek riskli alanlarda (sağlık teşhisi, otonom sürüş, kritik altyapı yönetimi) kullanılan sistemler bakımından m.71’in uygulanabilirliği ciddi olarak savunulabilir.

6.2. Yargıtay uygulaması

Tehlike sorumluluğunun fiilen uygulandığı alan, ağırlıklı olarak elektrik dağıtım ve iletim faaliyetleridir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yüksek gerilim hattına temas eden çocuğun ağır yaralanmasına ilişkin kararında, elektrik dağıtım şirketinin TBK m.71 uyarınca kusursuz sorumlu olduğunu; “burada işletme sahibi veya işletene kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır” ifadesiyle vurgulamış; sorumluluktan ancak illiyet bağını kesen sebeplerle (mücbir sebep, zarar görenin kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru) kurtulunabileceğini belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, 13.03.2024, E.2023/3054, K.2024/1127).

6.3. Malik mi, işleten mi? Çoğunluk ve azınlık görüşü

Enerji nakil hatlarından doğan zararda sorumluluğun kime ait olduğu bir başka kararda tartışılmıştır. Daire çoğunluğu, hem işletme hakkını devralan dağıtım şirketinin hem de yapı maliki sıfatıyla TEDAŞ’ın sorumlu olduğuna; taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinin zarar gören üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyeceğine hükmetmiştir. Karara eklenen karşı oyda ise “tehlike sorumluluğu tesise malik olmakla değil, bu tesisin işletilmesi ile doğar” görüşü savunulmuştur (Yargıtay 3. HD, 08.04.2021, E.2020/12409, K.2021/3851).

Bu ayrımın altı çizilmelidir: yürürlükteki içtihat, malikin de sorumlu olduğu yönündedir; işletme esasına dayanan görüş azınlıkta kalmıştır. Yapay zekâ bakımından bu, uygulayıcı için daha elverişli bir sonuç doğurur: modelin hak sahibi ile onu fiilen çalıştıran arasında sorumluluk paylaşımı sözleşmeyle yapılmış olsa dahi, bu sözleşme zarar görene karşı ileri sürülemeyecektir. Azınlık görüşünün savunduğu “işleten” ölçütü ise de lege ferenda tartışmada değerlidir; ancak mevcut içtihat olarak sunulamaz.

6.4. Nitelendirme çatışması: m.69 mu, m.71 mi?

Tehlike sorumluluğunun sınırları, Yargıtay’ın en üst kurulunda dahi tartışmalıdır. Petrol boru hattının terör saldırısıyla patlaması olayında Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, uyuşmazlığı TBK m.69 yapı malikinin sorumluluğu çerçevesinde değerlendirmiş ve üçüncü kişinin kasıtlı fiilinin illiyet bağını kestiği gerekçesiyle sorumluluğu reddetmiştir. Karşı oyda ise doğalgazın depolanması ve boru hattıyla iletilmesinin önemli ölçüde tehlike arzeden işletme faaliyeti niteliğinde olduğu savunulmuştur (Yargıtay HGK, 29.11.2017, E.2017/439, K.2017/1463).

Karar iki bakımdan öğreticidir. Birincisi, fiziksel ve teknik olarak somut bir faaliyette dahi nitelendirme birliği sağlanamamışsa, yazılım temelli sistemlerde daha büyük bir belirsizlik beklenmelidir. İkincisi, üçüncü kişinin ağır kusurunun illiyet bağını kestiği yönündeki yaklaşım, yapay zekâ bakımından bir risk barındırır: bir modelin kötü niyetli girdilerle manipüle edilmesi hâlinde işletenin tümüyle sorumsuz kalması sonucu doğabilir. Aşağıda görüleceği üzere 7223 sayılı Kanun bu konuda farklı ve daha isabetli bir çözüm benimsemiştir.

6.5. “İşletme” unsuru

TBK m.71’in uygulanmasında tartışmalı nokta, hükmün sorumluluğu bir işletmeye bağlamasıdır. Ticari bir organizasyon bünyesinde kullanılan yapay zekâ bakımından bu unsur karşılanır. Serbest erişimli bir modeli bireysel olarak kullanan kişi bakımından ise durum tartışmalıdır. Baskın görüşe göre “işletme” kavramı ticarilik gerektirmez ve örgütlü faaliyeti ifade eder; buna karşılık salt bireysel kullanımın kapsama girmediği savunulabilir. Bu hâlde de zarar gören dayanaksız kalmaz: bireysel kullanıcı TBK m.49, sağlayıcı ise kendi işletmesi üzerinden m.71 veya 7223 sayılı Kanun uyarınca sorumlu tutulabilir.

7. Ürün Sorumluluğu: 7223 Sayılı Kanun

Türk hukukunda ürün kaynaklı zararların asıl dayanağı, 6502 sayılı Kanun değil, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu‘dur. Bu ayrım kritiktir: 6502 yalnızca tüketici işlemlerini kapsar ve esas olarak seçimlik haklar rejimidir; 7223 ise tüketici sıfatı aranmaksızın uygulanan bir tazminat rejimi kurar.

7.1. Ürün sorumluluğu tazminatı (m.6)

Hüküm şöyledir: “(1) Ürünün, bir kişiye veya bir mala zarar vermesi halinde, bu ürünün imalatçısı veya ithalatçısı zararı gidermekle yükümlüdür. (2) İmalatçı veya ithalatçının sorumlu tutulabilmesi için, zarar gören tarafın uğradığı zararı ve uygunsuzluk ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmesi zorunludur. (3) Ürünün sebep olduğu zarardan birden fazla imalatçı veya ithalatçının sorumlu olması halinde, bunlar müteselsilen sorumlu tutulurlar. (4) İmalatçı veya ithalatçıyı üründen kaynaklanan tazminat sorumluluğundan kurtaran ya da bu sorumluluğu azaltan sözleşmelerin ilgili maddeleri hükümsüzdür. (5) … 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. (6) Tazminat talebi için zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde zararın doğduğu tarihten itibaren on yıldır. (7) Diğer kanunlardaki tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.”

Bu hükmün yapay zekâ bakımından dört sonucu vardır.

a) Kusur aranmaz. Zarar gören, imalatçının kusurunu ispat etmek zorunda değildir. Bu, yukarıda anlatılan kusur ispatı açmazını büyük ölçüde aşar.

b) Sorumsuzluk kayıtları hükümsüzdür. m.6/4, yapay zekâ hizmetlerinin kullanım koşullarında yaygın olarak yer alan sorumluluk sınırlama ve bertaraf etme kayıtları bakımından doğrudan sonuç doğurur. Bu kayıtlar, ürün niteliğindeki bir yapay zekâ sistemi bakımından geçersizdir.

c) Zamanaşımı elverişlidir. Üç yıl / on yıllık süreler, 6502’deki iki yıllık süreden belirgin biçimde uzundur ve gecikmeli ortaya çıkan model zafiyetleri bakımından daha uygundur.

d) Kilit kavram “uygunsuzluk”tur. Zarar gören, uygunsuzluk ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmelidir. İşte serinin tezi tam burada görünür hâle gelir: kusur ispatı kaldırılmış; ancak yerine geçen uygunsuzluk ve nedensellik ispatı, opak bir sistemde neredeyse aynı ölçüde güçtür. Bir modelin çıktısının “uygun olmadığı” nasıl gösterilecektir? Öngörülemez davranış, tanım gereği bir uygunsuzluk mudur, yoksa teknolojinin kabul edilmiş bir özelliği midir? Kanun bu soruya cevap vermemektedir.

7.2. Kurtuluş hâlleri ve üçüncü kişi fiili (m.21)

m.21/2 uyarınca imalatçı veya ithalatçı; ürünü piyasaya kendisinin arz etmediğini, uygunsuzluğun dağıtıcının veya üçüncü bir tarafın ürüne müdahalesinden ya da kullanıcıdan kaynaklandığını veya uygunsuzluğun zorunlu teknik kurallara uygun üretimden doğduğunu ispat ederse kurtulur.

Asıl önemli hüküm m.21/3’tür: “İmalatçı veya ithalatçı, ikinci fıkrada belirtilen şartlardan birini ispatladığı takdirde, 6 ncı maddede belirtilen tazminat sorumluluğu kalkar. Zararın, üründeki uygunsuzluğun yanı sıra üçüncü bir kişinin fiili veya ihmalinden kaynaklanmış olması imalatçı veya ithalatçının 6 ncı maddede düzenlenen tazminat sorumluluğunu azaltmaz. Ancak, imalatçı veya ithalatçının üçüncü kişiye rücu hakkı saklıdır.”

Bu düzenleme, yukarıda tehlike sorumluluğu bakımından işaret edilen riski büyük ölçüde giderir. Üründe zaten bir uygunsuzluk varsa, üçüncü kişinin fiilinin eklenmesi sorumluluğu azaltmaz. Çekişmeli saldırıya karşı dayanıksız bir modelde uygunsuzluk tespit edilebildiği ölçüde, saldırganın varlığı sağlayıcıyı kurtarmayacak; yalnızca ona rücu hakkı verecektir. Kanaatimizce bu, TBK m.71 uygulamasındaki illiyeti kesme yaklaşımına kıyasla daha isabetli bir çözümdür.

m.21/4 ise zarar görenin kendi kusurunun bulunması hâlinde tazminatın azaltılabileceğini veya tamamen kaldırılabileceğini öngörür. Ayrıca m.11 uyarınca, imalatçı veya ithalatçının belirlenemediği hâllerde bilgi vermeyen dağıtıcı imalatçı gibi sorumlu tutulur; bu hüküm, tedarik zincirinin belirsizleştiği yapay zekâ hizmetlerinde işlevsel olabilir.

Türk doktrininde, otonom sistemler bakımından üreticinin gelişim riski savunması ileri sürüp süremeyeceği ayrıca tartışılmaktadır (bk. OKYAR / ÖZCAN BÜYÜKTANIR); Avrupa Birliği’nin ürün sorumluluğu rejimindeki gelişmelerin Türk hukukuna etkisi de incelenmiştir (bk. ALDEMİR TOPRAK).

8. Tüketici İşlemleri: 6502 Sayılı Kanun

Zarar gören tüketici sıfatını taşıyorsa 6502 sayılı Kanun ek imkânlar sunar. m.8/1’e göre ayıplı mal, “tüketiciye teslimi anında … objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan” maldır. m.11/2 uyarınca ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir; satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

8.1. İspat karinesi ve sınırı

m.10/1 şu karineyi kurar: “Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.

Üçüncü cümle, yapay zekâ bakımından belirleyicidir ve karinenin sunduğu avantajı büyük ölçüde tartışmalı hâle getirir. Sürekli öğrenen bir sistemde satıcının ilk savunması, tam olarak bu cümle olacaktır: ayıbın niteliği (sonradan öğrenme sonucu ortaya çıkması) karineyle bağdaşmaz. Dolayısıyla 6502 m.10, öğrenen sistemler bakımından güvenilir bir dayanak sayılamaz.

8.2. Statik ürün varsayımı

6502’nin kavramsal yapısı statik bir ürün varsayar. Ayıp “teslim anında” var olmalıdır; üretici, ayıbın piyasaya sürmeden sonra doğduğunu ispat ederse kurtulur (m.11/2 son cümle); ayıplı hizmette zamanaşımı m.16 uyarınca iki yıldır. Sürekli güncellenen bir sistemde bu varsayımların üçü de gerilime girer. Buna karşılık m.16/2, ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi hâlinde zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağını öngörür; bilinen model zafiyetlerinin açıklanmaması hâlinde bu hüküm işletilebilir.

Yapay zekâ sisteminin ayıplı mal mı yoksa ayıplı hizmet mi sayılacağı da tartışmalıdır. Cihaza gömülü sistemde mal rejimi; bulut üzerinden abonelikle sunulan sistemde m.13 vd. anlamında hizmet rejimi uygulanacaktır.

9. Değerlendirme ve De Lege Ferenda Öneriler

İnceleme, birinci bölümde ileri sürülen tezi doğrulamakta; ancak onu bir yönüyle de sınırlandırmaktadır. Türk hukukunda uygulanabilecek hüküm eksikliği yoktur: TBK m.49, m.66/3, m.67, m.71, m.112 ve m.116 ile 7223 ve 6502 sayılı Kanunlar zengin bir malzeme sunar. Üstelik 7223 m.6, kusur ispatı yükünü tümüyle kaldırmaktadır — yani “ispat çöküşü” iddiası kusur bakımından mutlak değildir.

Buna karşılık çöküş, yer değiştirerek devam etmektedir: kusur ispatı kalkmakta, yerine uygunsuzluk ve nedensellik bağı ispatı geçmektedir ve bu da opak bir sistemde aynı ölçüde güçtür. Yapılan taramada, yapay zekâ kaynaklı zarardan doğan sorumluluğa ilişkin bir Yargıtay veya Danıştay kararına rastlanmamış olması, hükümlerin henüz sınanmadığını göstermektedir.

Bu çerçevede şu öneriler savunulabilir:

  1. “Uygunsuzluk” ölçütünün somutlaştırılması. Yüksek riskli yapay zekâ sistemleri bakımından, öngörülen kullanım koşullarında makul biçimde beklenen güvenlik düzeyini sağlamayan sistemin uygunsuz sayılacağı açıkça düzenlenmelidir.
  2. Çürütülebilir nedensellik karinesi. Zarar görenin, sistemin kullanıldığını ve zararın sistemin tipik risk alanında doğduğunu ispat etmesi hâlinde nedensellik bağının varlığı karine olarak kabul edilmeli; aksinin ispatı imalatçıya yüklenmelidir.
  3. Kayıt tutma yükümlülüğü ve ispat kolaylığı. Yüksek riskli sistemlerde girdi, çıktı ve model sürüm kayıtlarının tutulması zorunlu kılınmalı; kaydın tutulmaması veya sunulmaması hâlinde hâkimin, zarar görenin bu konudaki iddiasını ispatlanmış sayabileceği öngörülmelidir. Bu, HMK m.220’deki belge ibrazından kaçınmanın sonucundan esinlenen; ancak ondan daha ağır bir yaptırım olacaktır.
  4. Tehlike sorumluluğunun kanunla teşmili. TBK m.71/2’nin son cümlesi, özel kanunlarda benzeri tehlikeler için tehlike sorumluluğu öngörülen işletmelerin de bu kapsamda sayılacağını belirtmektedir. Kanun koyucu, yüksek riskli yapay zekâ uygulamaları için özel bir hüküm getirerek tartışmayı sonlandırabilir.
  5. Zorunlu sorumluluk sigortası. Otonom sürüş ve tıbbi karar destek gibi alanlarda zorunlu sigorta, tazminatın fiilen tahsilini güvence altına alır. Bu önerinin maliyeti, primlerin nihai olarak kullanıcıya yansıması ve düşük riskli uygulamalarda ölçüsüz bir yük doğurma ihtimalidir; bu nedenle risk temelli kademelendirme şarttır.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Yapay zekânın verdiği zararda kusuru kim ispat etmek zorundadır?

Sistem bir ürün niteliğindeyse 7223 sayılı Kanun m.6 uyarınca kusur ispatı aranmaz; zarar gören yalnızca zararını ve uygunsuzluk ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat eder. Genel haksız fiil hükümlerine gidildiğinde ise TBK m.50 uyarınca kusuru zarar gören ispat eder. Somut olayda tehlike sorumluluğu (TBK m.71) veya işletmenin çalışma düzenine ilişkin sorumluluk (TBK m.66/3) uygulanabiliyorsa ispat yükü işletene geçer.

Yapay zekâ hizmetinin sözleşmesindeki “sorumluluk kabul edilmez” kaydı geçerli midir?

Ürün sorumluluğu bakımından hayır. 7223 sayılı Kanun m.6/4, imalatçı veya ithalatçıyı tazminat sorumluluğundan kurtaran ya da bu sorumluluğu azaltan sözleşme maddelerini hükümsüz saymaktadır.

Yazılımı geliştiren şirket mi, kullanan işletme mi sorumludur?

Somut olaya göre her ikisi de sorumlu tutulabilir ve sorumluluk çoğu hâlde müteselsildir. Yargıtay’ın yürürlükteki içtihadına göre, tesisin maliki ile işleteni arasındaki sorumluluk paylaşımına ilişkin sözleşme zarar gören üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.

Sistem kötü niyetli bir kullanıcı tarafından manipüle edilirse sağlayıcı kurtulur mu?

7223 sayılı Kanun m.21/3 uyarınca, üründe uygunsuzluk bulunduğu takdirde zararın ayrıca üçüncü kişinin fiilinden de kaynaklanmış olması sorumluluğu azaltmaz; sağlayıcının yalnızca rücu hakkı doğar. Genel hükümlerde ise üçüncü kişinin ağır kusurunun illiyet bağını kesebileceği kabul edilmektedir.

Sürekli güncellenen bir yapay zekâ hizmetinde zamanaşımı ne zaman başlar?

7223 sayılı Kanun m.6/6 uyarınca zarar ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren üç yıl, her hâlde zararın doğduğu tarihten itibaren on yıldır. Tüketici işlemlerinde 6502 m.16’daki iki yıllık süre uygulanır; ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi hâlinde zamanaşımı işlemez.

Sonuç

Yapay zekâ kaynaklı zararlarda Türk sorumluluk hukuku, sanıldığından donanımlıdır. 7223 sayılı Kanun’un ürün sorumluluğu rejimi kusur ispatını kaldırmakta, sorumsuzluk kayıtlarını geçersiz saymakta ve üçüncü kişi fiilinin sorumluluğu azaltmayacağını öngörmektedir. TBK m.66/3 tartışmayı organizasyon düzeyine taşımakta, m.71 yüksek riskli faaliyetlerde kurtuluş kanıtına kapalı bir rejim sunmakta, m.67 ise davranışı kontrol edilemeyen varlıklar için elverişli bir değer yargısı barındırmaktadır.

Bununla birlikte bu araçların hiçbiri, çıktının niçin öyle oluştuğunun gösterilememesi sorununu çözmez. Kusur ispatı kaldırıldığında dahi uygunsuzluk ve nedensellik ispat edilmek zorundadır. Kanun koyucunun görevi, yeni bir sorumluluk türü icat etmek değil; bu iki kavramın yapay zekâ bağlamındaki içeriğini ve ispat rejimini bilgi asimetrisini giderecek biçimde düzenlemektir.

Serinin üçüncü bölümünde, yapay zekânın kişisel veriler üzerindeki etkisi; KVKK m.11/1-(g)’nin otomatik kararlar karşısındaki yetersizliği ve algoritmik ayrımcılığın anayasal boyutu incelenecektir.

Kaynakça

Doktrin

  • AKKURT, Sinan Sami: “Yapay Zekânın Otonom Davranışlarından Kaynaklanan Hukukî Sorumluluk”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2019, s. 39-59.
  • ALBAYRAK, Eda / GÜNDAY, Harun Mirsad: “Ruh Sağlığı Uygulamalarında Yapay Zekâ: Türk, Avrupa ve Ortak Hukuk Çerçevelerinde Hukukî Sorumluluk Analizi”, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2025, s. 806-821. DOI: 10.18863/pgy.1620119
  • ALDEMİR TOPRAK, İpek Betül: “Komisyon’un COM (2020) 64 Final Raporu Işığında Yapay Zekânın Hatalı İşleyişi İle İlgili Ürün Sorumluluğu Hukukuna İlişkin Düşünceler”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2021, s. 741-753. DOI: 10.33433/maruhad.898332
  • BAK, Başak: “Medeni Hukuk Açısından Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Yapay Zekâ Kullanımından Doğan Hukuki Sorumluluk”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2018, s. 211-232.
  • GÖKMEN, Emrah: “Adam Çalıştıranın Sorumluluğu Özelinde Yapay Zekânın İslâm ve Türk Hukuku Üzerinden Mukayeseli Olarak Değerlendirilmesi”, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2022, s. 931-992. DOI: 10.47136/asbuhfd.1073488
  • GÜNER, Cemil: “Yapay Zekânın Verdiği Zarardan Doğan Sözleşme Dışı Sorumluluğa Uygulanacak Hukuk”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2020, s. 229-272.
  • OKYAR, Dila / ÖZCAN BÜYÜKTANIR, Burcu Gülseren: “Otonom Yapay Zekâ Sistemlerinden Kaynaklanan Zararlar Bakımından Üretici Gelişim Riski Savunması İleri Sürebilir Mi?”, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2023, s. 1195-1217.

Mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu · 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu · 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.

Yargı kararları: Yargıtay HGK, 29.11.2017, E.2017/439, K.2017/1463 · Yargıtay 3. HD, 13.03.2024, E.2023/3054, K.2024/1127 · Yargıtay 3. HD, 08.04.2021, E.2020/12409, K.2021/3851 · Yargıtay 17. HD, 29.01.2015, E.2014/23024, K.2015/1164 · Yargıtay 17. HD, 12.09.2013, E.2011/5669, K.2013/12053.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları vardır; somut olayınız için mutlaka bir avukata danışınız.

Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.50
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.67
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.69
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.71
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.116
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.220
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.8
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.10
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.16
  • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.11
  • 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu m.6
  • 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu m.21
  • Yargıtay 17. HD, E.2011/5669, K.2013/12053, T. 12.09.2013
  • Yargıtay 17. HD, E.2014/23024, K.2015/1164, T. 29.01.2015
  • Yargıtay 3. HD, E.2023/3054, K.2024/1127, T. 13.03.2024
  • Yargıtay 3. HD, E.2020/12409, K.2021/3851, T. 08.04.2021

Yayın tarihi: 30.07.2026 · Son güncelleme: 30.07.2026

Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

Tazminat Hukuku

Sağlık Kurulu Raporuna İtiraz Nasıl Yapılır? Süre ve Usul

Sağlık kurulu raporuna itiraz nasıl yapılır, süresi kaç gündür, hakem hastane ne demektir? Engellilik raporu ve SGK maluliyet…

23.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Hekimin Aydınlatma Yükümlülüğü Nedir? Onam Formu Yeterli mi?

Hekimin aydınlatma yükümlülüğü nedir, onam formu tek başına yeterli mi ve ispat yükü kimdedir? Yargıtay kararlarıyla kapsam, şekil…

22.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Tazminat Davası

Hatalı estetik ameliyatta tazminat: estetik müdahale neden eser sözleşmesidir, hangi zararlar istenir ve süre nedir? Yargıtay kararıyla ayrıntılı…

21.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Tıp Hukuku ve Malpraktis Külliyatı: Sorumluluk Rejimleri

Malpraktiste görev: kamu→idari yargı hizmet kusuru, özel→adli yargı. Vekâlet ilişkisi, en hafif kusurdan sorumluluk, aydınlatma ve kayıt denetimi.

04.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Hekimlerin Cezai Sorumluluğu ve Soruşturma İzni Rejimi

Hekim hakkında ceza soruşturması Mesleki Sorumluluk Kurulu iznine bağlı. İzin yoksa soruşturma hukuka aykırı; taksir ve nedensellik ölçütleri.

03.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Hastanelerin Malpraktis Sorumluluğu: İspat Yükü ve Hizmet Kusuru

Özel hastane adli yargıda sözleşme ve adam çalıştıranın sorumluluğu, kamu hastanesi idari yargıda hizmet kusuru esasına göre sorumludur.

02.08.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp Randevu Ara