Pzt–Cum 09:00–18:30 Gebze / Kocaeli

Nafaka Ödememe Cezası ve Şikâyet: Tazyik Hapsi

Nafaka ödememe cezası ve tazyik hapsi konulu yazının kapak görseli.

Nafakanın ödenmemesi, alacaklı bakımından yalnızca bir para alacağı sorunu değildir; kanun bu davranışa hapisle sonuçlanabilecek ayrı bir yaptırım bağlamıştır. Buna karşılık uygulamada verilen tazyik hapsi kararlarının önemli bir bölümü, şartlarından biri eksik olduğu için sonradan kaldırılmaktadır. Bu yazı, cezanın hangi hâllerde gerçekten doğduğunu ve hangi hâllerde doğmadığını anlatmaktadır.

Kısa Cevap

Nafaka hükmüne uymayan borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Ancak bu yaptırım kendiliğinden doğmaz: nafakanın mahkeme kararına dayanması, icra takibi başlatılıp icra emrinin tebliğ edilmiş olması, icra emrinin tebliği ile şikâyet arasında en az bir aylık cari nafaka borcunun işlemiş olması ve şikâyetin öğrenmeden itibaren üç ay, her hâlde bir yıl içinde yapılmış olması gerekir. Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmış olması hâlinde tazyik hapsi bu davanın sonuna bırakılabilir. Borç ödenirse ceza bütün sonuçlarıyla düşer; hapis uygulanmaya başlanmışsa borçlu tahliye edilir. Tazyik hapsi adlî sicile işlemez.

Yaptırımın Kaynağı: İİK m. 344

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası” başlıklı 344. maddesi şu düzenlemeyi içerir: nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

Buradaki yaptırımın niteliği önemlidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2023 tarihli kararında, 5271 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki tanıma dayanılarak tazyik hapsinin bir suç karşılığı olmadığı; kısmî bir düzeni korumak amacıyla öngörülen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen bir yaptırım olduğu belirtilmiştir.

Yani tazyik hapsi bir “sabıka” oluşturmaz; amacı cezalandırmak değil, ödemeye zorlamaktır. Bu amaç, borç ödendiği anda hapsin sona ermesini de açıklar.

Cezanın Doğması İçin Aranan Altı Şart

Uygulamanın çatısını Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.04.2005 tarihli ve 2005/17-7 Esas, 2005/37 Karar sayılı kararı kurmuştur. Bu karara, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2025, 09.01.2024, 26.09.2023 ve 20.01.2026 tarihli kararlarında aynı ifadelerle atıf yapılmaktadır. Buna göre nafaka hükmüne uymamak eyleminin oluşabilmesi için:

Birincisi, nafaka ödenmesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması gerekir.

İkincisi, aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanılmış ve icra emrinin borçluya tebliğ edilmiş olmalıdır.

Üçüncüsü, borçlu ilamda yazılı ödeme koşullarına uymamış olmalıdır.

Dördüncüsü, aylık nafakaya hükmedilmesi hâlinde icra emrinin tebliği ile şikâyet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcu bulunmalıdır.

Beşincisi, borçlu tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir dava bulunmamalı; dava açılmışsa sonuçlanmış olmalıdır.

Altıncısı, şikâyet hakkı, eylemin işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde işlenmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.

Bu şartlar birlikte aranır. Biri eksikse tazyik hapsi kararı hukuka aykırı hâle gelir.

Tazyik hapsi için aranan altı şart ve eksikliğinin sonucu
SıraŞartEksik olursa
1Nafakanın kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanmasıYaptırımın dayanağı doğmaz
2İcra takibine başlanmış ve icra emrinin borçluya tebliğ edilmiş olmasıŞikâyet, takip olmadan sonuç doğurmaz
3Borçlunun ilamdaki ödeme koşullarına uymamış olmasıEylem oluşmaz
4İcra emrinin tebliği ile şikâyet arasında en az bir aylık cari nafaka borcunun işlemiş olmasıYalnızca birikmiş nafaka talep edilen takipte eylemin unsurları oluşmaz
5Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davasının bulunmaması ya da sonuçlanmış olmasıBağımsız dava varsa bekletici mesele yapılır; derdest boşanma davası tek başına yetmez
6Şikâyetin öğrenmeden itibaren üç ay, her hâlde eylemden itibaren bir yıl içinde yapılmasıO aya ilişkin şikâyet hakkı düşer; alacak ve sonraki ayların şikâyet hakkı devam eder
Nafaka hükmüne uymamak nedeniyle tazyik hapsine karar verilebilmesi için aranan altı şartı gösteren kart görseli.
Altı şart birlikte aranır, biri eksikse sonuç doğmaz.

En Sık Yapılan Hata: Yalnızca Birikmiş Nafakayı Talep Etmek

Uygulamada kararların bozulmasına yol açan en teknik nokta, dördüncü şartın nasıl anlaşıldığıdır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2023 tarihli kararında aktarılan Başsavcılık görüşünde, önceki bir Daire kararına dayanılarak şu ölçüt ortaya konmuştur: takip talebinde cari nafaka alacağı talep edilmeyip yalnızca adi alacak niteliğindeki geçmiş dönem nafaka borçlarının tahsili istenmişse ve işleyecek aylık nafaka talebi yoksa, eylemin unsurları oluşmaz.

Aynı kararda Daire, önündeki dosyada takip talebi ile ödeme emrinde “devam edecek aylara ilişkin işleyecek nafaka bedelleri de dahil olmak üzere ve bu bedeller yönünden devam etmek üzere” ibarelerinin kullanıldığını, böylece takip tarihinden itibaren aylık işleyecek nafaka alacağının açıkça talep edildiğini tespit ederek kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.

Bunun pratik anlamı şudur: takip talebi düzenlenirken yalnızca geçmişte birikmiş tutar yazılmışsa, sonradan tazyik hapsi istenmesi sonuç vermez. İşleyecek aylara ilişkin nafakanın da takibe konu edildiği takip talebinde açıkça belirtilmelidir.

Yargıtay Ne Diyor? Her Ay Ayrı Bir Eylem Sayılır

Nafaka borcu süregelen bir borç olduğundan, ödenmeyen her ay bakımından ayrı sonuç doğar.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 09.01.2024 tarihli kararında bu husus açıkça tartışılmıştır. Olayda alacaklı, aynı icra takibine dayanarak bir ayın nafakası için ayrı, ertesi ayın nafakası için ayrı şikâyette bulunmuş; icra ceza mahkemesi de iki ayrı tazyik hapsine karar vermiştir. Başsavcılık, dosyaların birleştirilerek tek ceza verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma istemişse de Daire bu istemi reddetmiştir.

Daire kararında, şikâyete konu edilen nafaka alacaklarının farklı aylara ilişkin ayrı nafakalar olduğu, İİK m. 344 gereğince ödenmeyen her aya ilişkin nafaka borcunun ayrı ayrı sonuç doğuracağı ve her bir nafaka alacağı bakımından ayrı hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir. Aynı icra takibindeki farklı aylara ilişkin nafaka alacağından dolayı borçlunun ayrı ayrı cezalandırılması mümkündür.

Bu tespit, hem alacaklı hem borçlu bakımından ağır sonuçlar doğurur. Ödemenin uzun süre aksatılması, tek bir üç aylık tazyik hapsi riskiyle değil, tekrarlanan kararlarla karşılaşma riski anlamına gelir.

Şikâyet Süresi: Üç Ay ve Bir Yıl

Süre, uygulamada en çok gözden kaçan ve en kolay kaybedilen şarttır.

İcra ve İflas Kanunu’nun “Şikayet süresi” başlıklı 347. maddesine göre, bu bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2025 tarihli kararında bu kural somut olaya uygulanmıştır. Kararda, şikâyete konu edilen ayın nafaka borcu bakımından üç aylık sürenin şikâyet tarihinden önce dolduğu tespit edilmiş; icra ceza mahkemesinin tazyik hapsi kararı bozularak düşme kararı verilmesi ve borçlunun bu karardan dolayı hürriyeti kısıtlanmışsa derhâl salıverilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Süre her ay için ayrı işler. Ocak ayı nafakası için süre kaçırılmış olsa bile, sonraki aylar bakımından şikâyet hakkı ayrıca doğar. Bu nedenle sürenin kaçırılması alacağı değil, yalnızca o aya ilişkin şikâyet hakkını ortadan kaldırır; alacak icra takibiyle tahsil edilmeye devam edilir.

Nafaka ödememe şikâyetinde geçerli olan üç ay, bir yıl ve iki yıllık süreleri gösteren tablo.
Sürenin kaçması alacağı değil, o aya ilişkin şikâyet hakkını düşürür.

Nafakanın Azaltılması Davası ve Bekletici Mesele

İİK m. 344/2 uyarınca borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Ancak burada ince bir ayrım vardır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20.01.2026 tarihli kararında bu ayrım netleştirilmiştir. Kararda önce, Dairenin yerleşik içtihadına göre nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir dava bulunması hâlinde bunun bekletici mesele yapılarak sonuçlanmasının beklenmesi gerektiği teyit edilmiştir. Kararda bu yönde Dairenin 14.01.2025 tarihli bir başka ilamına da atıf yapılmıştır.

Buna karşılık aynı kararda somut olay bakımından farklı bir sonuca ulaşılmıştır: tedbir nafakası, boşanma davası görülürken 4721 sayılı Kanun’un 169. maddesine göre ara kararla verilen bir nafaka olduğundan, yalnızca boşanma davasının derdest olması ve o davada borçlunun gelir durumunun tespiti için bilirkişi incelemesine karar verilmiş olması bekletici mesele sayılmamıştır. Daire, bağımsız olarak açılmış bir nafakanın azaltılması veya kaldırılması davası bulunmadığından bu hususun bekletici mesele yapılamayacağını belirterek kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.

Sonuç olarak koruma sağlayan şey, boşanma davasının sürüyor olması değil, bağımsız bir azaltma veya kaldırma davasının açılmış olmasıdır.

Ödeme, Feragat ve İki Yıllık İnfaz Süresi

Tazyik hapsinin amacı ödemeye zorlamak olduğundan, ödeme her aşamada sonucu değiştirir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesine göre, bu bapta yazılı olup takibi şikâyete bağlı olan fiillerde müşteki feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer. Aynı maddeye eklenen fıkraya göre icra mahkemesinin bu bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.

Bu maddede nafaka alacakları bakımından bir istisna daha vardır: alacak miktarı asgari ücretin altında kalan takiplerde tazyik ve disiplin hapsi uygulanmayacağı kuralı, nafaka alacaklarına ilişkin takipler bakımından geçerli değildir. Yani nafaka alacağı düşük tutarlı olsa da tazyik hapsi yolu kapanmaz.

Görev bakımından ise İİK m. 346 uyarınca tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir ve bu işler diğer mahkemelerde görülen ceza davalarıyla birleştirilemez.

Nafakanın türü ve şartları bakımından ayrıntı için nafaka türlerini ele alan yazımıza, takibe itiraz edilmesi hâlinde izlenecek yol için icra takibine itiraz konusundaki yazımıza, nafakanın kesilmesi tartışmaları için nafaka alan eşin işe girmesi hakkındaki yazımıza ve yoksulluk nafakasının hangi hâllerde kesileceğine ilişkin yazımıza bakılabilir.

Nafaka ödememe nedeniyle şikâyet sürecinin nafaka kararından tazyik hapsi kararına kadar olan aşamalarını gösteren akış şeması.
Zincirin ilk halkası doğru kurulmazsa son halka tutmaz.

Uygulamada Ne Yapmalı?

  1. Şikâyetten önce nafaka ilamının kesinleşip kesinleşmediğini kontrol edin.
  2. İcra takibi başlatılmamışsa önce takip açın; şikâyet, takip olmadan sonuç doğurmaz.
  3. Takip talebine yalnızca birikmiş tutarı değil, işleyecek aylara ilişkin nafakayı da açıkça yazdırın.
  4. İcra emrinin borçluya tebliğ edildiğini tebligat parçasıyla belgeleyin.
  5. İcra emrinin tebliği ile şikâyet arasında en az bir aylık cari nafaka borcunun işlemiş olmasını bekleyin.
  6. Her ay için ayrı ayrı ödenmeme durumunu takip edin; her ay ayrı şikâyet konusu olabilir.
  7. Üç aylık süreyi öğrenme tarihinden, bir yıllık süreyi eylem tarihinden hesaplayın ve takvime işleyin.
  8. Borçlu iseniz ödeme gücünüz düştüğünde beklemeyin; bağımsız bir azaltma veya kaldırma davası açın.
  9. Ödeme yaptıysanız makbuz, dekont ve banka kaydını dosyaya sunun; itfa cezayı bütün sonuçlarıyla düşürür.
  10. Verilen tazyik hapsi kararına karşı itiraz yolunu ve süresini kaçırmayın.

Sık Sorulan Sorular

Nafaka ödemeyen kişi doğrudan hapse girer mi? Hayır. Kendiliğinden işleyen bir sonuç yoktur. Alacaklının şikâyeti, kesinleşmiş nafaka kararı, başlatılmış icra takibi ve tebliğ edilmiş icra emri gerekir. Şartlardan biri eksikse tazyik hapsine karar verilemez.

Tazyik hapsi sabıka kaydına işler mi? Hayır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2023 tarihli kararında tazyik hapsinin adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen, tekerrüre esas olmayan, ertelenemeyen bir yaptırım olduğu belirtilmiştir.

Borcu ödersem hapisten çıkar mıyım? Evet. İİK m. 344 uyarınca hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir. İİK m. 354 uyarınca borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.

Şikâyet süresini kaçırırsam alacağım da gider mi? Hayır. Üç aylık ve bir yıllık süreler yalnızca şikâyet hakkını düşürür. Nafaka alacağı icra takibiyle tahsil edilmeye devam eder ve sonraki aylar için şikâyet hakkı yeniden doğar.

Boşanma davası sürerken tedbir nafakası ödemezsem korunur muyum? Hayır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20.01.2026 tarihli kararında, derdest boşanma davasında ara kararla hükmedilen tedbir nafakası bakımından, ayrıca bağımsız bir azaltma veya kaldırma davası bulunmadıkça bekletici mesele yapılamayacağı belirtilmiştir.

Aynı takipte birden fazla ay için ayrı ayrı ceza verilebilir mi? Evet. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 09.01.2024 tarihli kararında, ödenmeyen her aya ilişkin nafaka borcunun ayrı ayrı sonuç doğuracağı ve her biri için ayrı hüküm kurulabileceği kabul edilmiştir.

Sonuç

Nafaka ödememenin yaptırımı, kâğıt üzerinde basit görünen ama uygulamada teknik şartlara bağlanmış bir kurumdur. Alacaklı bakımından en kritik nokta takip talebinin doğru düzenlenmesi ve sürelerin kaçırılmamasıdır; yalnızca birikmiş nafaka istenen bir takip, tazyik hapsi için dayanak olmaz. Borçlu bakımından ise doğru yol ödemeyi tek taraflı kesmek değil, bağımsız bir azaltma veya kaldırma davası açmaktır. Her iki taraf için de belirleyici olan, ödemenin ve tebligatın belgelenmesidir.

Dayanak Mevzuat ve Kararlar

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 344, 346, 347, 354
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2, 309
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 169
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2005/17-7, K. 2005/37, T. 19.04.2005
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/5270, K. 2023/5343, T. 26.09.2023
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/9403, K. 2024/68, T. 09.01.2024
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/3010, K. 2025/3861, T. 13.05.2025
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2026/227, K. 2026/222, T. 20.01.2026

Hukuki Bilgilendirme

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Tazyik hapsi talepleri takip dosyasının içeriğine ve tebligat tarihlerine göre değerlendirildiğinden, dosya incelenmeden değerlendirme yapılmamalıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilir.

Yayın tarihi: 20.08.2026 · Son güncelleme: 20.08.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara