Anlaşmalı Boşanma: Şartları, Protokol ve Süreç

Eşlerin boşanmanın tüm sonuçları üzerinde uzlaşabildiği durumlarda anlaşmalı boşanma, en hızlı ve en az yıpratıcı yol olarak öne çıkar. Ancak uygulamada davanın kendisi değil, protokolün nasıl kaleme alındığı belirleyici olur: karar kesinleştikten sonra protokolde yazmayan bir hakkı talep etmek çoğu zaman mümkün olmaz. Bu yazıda anlaşmalı boşanmanın yasal şartlarını, protokolde nelerin yer alması gerektiğini, hâkimin denetim yetkisini ve Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Kısa Cevap
Anlaşmalı boşanma için dört şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların boşanma iradesinin uyuşması, hâkimin tarafları duruşmada bizzat dinleyip iradelerini özgürce açıkladıklarına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması. Bu şartlardan biri eksikse dava anlaşmalı olarak sonuçlanamaz ve çekişmeli boşanmaya dönüşür. Karar kesinleştikten sonra ise protokolün dışına çıkmak kural olarak mümkün değildir; bu nedenle protokolün eksiksiz ve açık yazılması sürecin en kritik aşamasıdır.
Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiştir. Bu yol, çekişmeli boşanmadan farklı olarak kusur tartışmasını gerektirmez; taraflar temel konularda anlaştığında hâkim, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını doğrudan kabul eder. Zina gibi özel boşanma sebeplerine dayanan davalarda yürütülen delil ve kusur incelemesi, anlaşmalı boşanmada gündeme gelmez.
Anlaşmalı Boşanmanın Yasal Şartları
TMK m.166/3 hükmü, anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için birden fazla şartın bir arada bulunmasını arar. Bu şartlardan biri eksikse, dava anlaşmalı olarak sonuçlanamaz.
1. Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması
Anlaşmalı boşanmanın ilk ve vazgeçilmez şartı, evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Bir yılını doldurmamış evliliklerde bu yol kapalıdır; bu durumda eşlerin ancak çekişmeli boşanma davası açması mümkündür. Süre, evlenme tarihinden itibaren hesaplanır ve fiilen birlikte yaşanıp yaşanmadığına bakılmaz — kanun, evlilik birliğinin resmen kurulduğu tarihi esas alır.
2. Tarafların iradesinin uyuşması
İkinci şart, eşlerin boşanma konusunda ortak bir iradeye sahip olmasıdır. Kanun bu iradenin iki biçimde ortaya konmasına imkân tanır:
- Eşlerin birlikte (müşterek) dava açması,
- Bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eşin kabul etmesi.
Her iki hâlde de evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu karine olarak kabul edilir; tarafların ayrıca kimin kusurlu olduğunu ispatlamasına gerek yoktur. Kanun bu noktada özel bir kural daha getirir: bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağına ilişkin genel usul hükmü uygulanmaz.
3. Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi
Anlaşmalı boşanmanın en çok gözden kaçan şartı budur. Hâkim, boşanmaya karar verebilmek için tarafları duruşmada bizzat dinlemek ve iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmek zorundadır.
Bu, uygulamada sık sık bozma sebebi olur: yalnızca avukatın beyanı ya da tarafın duruşmaya hiç gelmemesi yeterli değildir. Eşlerin bizzat hâkim huzuruna çıkıp boşanma ve protokol iradesini kendi ağzından açıklaması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yalnızca taraf vekillerinin beyanıyla yetinilerek kurulan boşanma hükmünü usul ve yasaya aykırı bulmuştur (2. HD, E. 2012/10613, K. 2013/11155, T. 19.04.2013).
4. Düzenlemenin hâkim tarafından uygun bulunması
Son şart, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemenin — yani protokolün — hâkim tarafından uygun bulunmasıdır. Hâkim protokolü hakkaniyete ve özellikle çocukların menfaatine aykırı görürse, boşanmaya bu hâliyle karar veremez.

Boşanma Protokolünde Neler Yer Almalı?
Protokol, anlaşmalı boşanmanın kalbidir. Kanun, protokolde iki ana başlığın mutlaka düzenlenmesini ister.
Boşanmanın malî sonuçları:
- Nafaka: Eşlerden birine yoksulluk nafakası ödenip ödenmeyeceği, ödenecekse miktarı; ortak çocuk varsa iştirak nafakası. Nafaka türleri arasındaki farklar için nafaka türleri rehberimize bakabilirsiniz.
- Maddi ve manevi tazminat: Taraflardan birinin diğerine tazminat ödeyip ödemeyeceği.
- Mal paylaşımı: Evlilik boyunca edinilen malların nasıl paylaşılacağı; taşınmazlar, araçlar ve ev eşyaları.
Ortak çocuklara ilişkin düzenlemeler:
- Velayet: Çocuğun velayetinin hangi eşe bırakılacağı.
- Kişisel ilişki: Velayeti almayan eşin çocukla hangi gün ve saatlerde görüşeceği.
Bu kalemlerden herhangi birinde uzlaşma sağlanamazsa dava anlaşmalı olmaktan çıkar ve kusur ile delillerin ayrıntılı incelendiği çekişmeli boşanmaya dönüşür.
Taşınmaz ve mal paylaşımı maddelerinde özel dikkat
Uygulamada en çok uyuşmazlık, protokolün mal tasfiyesine ilişkin maddelerinden doğar. Taşınmazlar ada, parsel ve bağımsız bölüm numarasıyla; araçlar plaka ve şasi bilgisiyle tereddüde yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır. Yargıtay, protokolde ve ek protokolde mal paylaşımı ile ev eşyalarına ilişkin düzenlemelerin taraflarca yapılabileceğini kabul etmektedir (2. HD, E. 2016/40, K. 2016/5055, T. 15.03.2016).
Bu maddelerdeki bir yazım hatasının sonradan düzeltilmesi ise, aşağıda göreceğimiz üzere son derece güçtür. Tarafların hangi mallar üzerinde hak sahibi olduğunun tespiti için edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin yazımız yol gösterici olabilir.
Protokolde Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada protokolden doğan uyuşmazlıkların büyük bölümü, hukuki bilgi eksikliğinden değil, metnin aceleye getirilmesinden kaynaklanır. En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
Malvarlığının eksik sayılması. Taraflar çoğu zaman evi ve aracı düzenler, ancak banka hesaplarını, bireysel emeklilik birikimlerini, şirket paylarını, kıdem tazminatı gibi alacakları ya da henüz tapuya tescil edilmemiş taşınmaz haklarını protokole yazmayı unutur. Protokolde yer almayan kalem, kesinleşmeden sonra kural olarak istenemez.
Belirsiz tanımlama. “Yazlık”, “köydeki tarla”, “babamdan kalan yer” gibi ifadeler tapu kaydıyla birebir örtüşmediğinde infaz aşamasında tereddüt doğar. Taşınmazın il, ilçe, mahalle, ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgisiyle yazılması gerekir.
Edimin zamanının ve şeklinin belirtilmemesi. “Devredilecektir” ifadesi tek başına yetersizdir; devrin hangi tarihe kadar yapılacağı, masrafların kime ait olacağı ve yerine getirilmemesi hâlinde ne olacağı açıkça düzenlenmelidir.
Nafakanın artış ölçütünün yazılmaması. İştirak veya yoksulluk nafakasına her yıl hangi oranda artış uygulanacağı belirtilmezse, taraflar birkaç yıl sonra yeniden dava açmak zorunda kalabilir.
Feragat ifadelerinin kapsamının belirsiz bırakılması. “Birbirimizden hiçbir talebimiz yoktur” türü genel ifadelerin hangi alacakları kapsadığı sonradan tartışma konusu olur; malî sonuçların kalem kalem sayılması daha güvenlidir.
Çocuğa ilişkin düzenlemenin takvime bağlanmaması. Kişisel ilişki düzeni yalnızca “uygun zamanlarda görüşülecektir” biçiminde yazıldığında, taraflar arasındaki ilk anlaşmazlıkta hükmün icrası mümkün olmaz. Gün, saat, teslim ve iade yeri ile dinî bayram, yarıyıl ve yaz tatili düzeninin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir; ölçütler için çocukla kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin yazımıza bakılabilir.
Protokolün dava dilekçesiyle çelişmesi. Dilekçede talep edilenle protokolde yazan miktar veya düzenlemenin farklı olması, duruşmada hâkimin tereddüdüne ve çoğu zaman ek süre verilmesine yol açar; bu da tek celsede bitmesi beklenen davayı uzatır.
Protokol metninin madde madde nasıl kurulacağı, hangi ifadelerin geçersiz sayıldığı ve örnek madde başlıkları için anlaşmalı boşanma protokolü rehberimize bakabilirsiniz.

Hâkimin Protokole Müdahale Yetkisi
Hâkim protokolü olduğu gibi onaylamak zorunda değildir. Kanun, hâkime tarafların ve özellikle çocukların menfaatini gözeterek protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapma yetkisi tanır. Çocuk için öngörülen iştirak nafakası çok düşükse ya da kişisel ilişki düzeni çocuğun yararına aykırıysa, hâkim bunları değiştirebilir.
Ancak kritik bir denge vardır: hâkimin yaptığı değişiklik taraflarca da kabul edilmedikçe boşanmaya hükmedilemez. Eşler yeni düzenlemeyi benimsemezse anlaşma bozulur ve dava çekişmeli hâle gelebilir. Bu nedenle protokol hazırlanırken çocukların menfaatinin baştan gözetilmesi, sürecin sorunsuz ilerlemesini sağlar.
Protokolün Hüküm Fıkrasına Geçirilmesi ve İnfaz
Protokolün hazırlanması tek başına yeterli değildir; kararın hüküm fıkrasına doğru biçimde geçirilmesi gerekir. Aksi hâlde taraflar anlaşmış olsa bile, kararın icrası aşamasında tereddüt doğar.
Yargıtay bu noktayı açıkça vurgular: TMK m.166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmaya karar verildiğinde, tarafların anlaşmasına esas olan ve hâkim tarafından uygun görülen protokol hükümlerinin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde kararın hüküm fıkrasında açıkça belirtilmesi gerekir (2. HD, E. 2006/16394, K. 2007/5066, T. 28.03.2007).
Uygulamada bu, protokolün ayrıca “kararın eki sayılmasına” hükmedilmesi ve önemli edimlerin hüküm fıkrasında ayrı bentler hâlinde gösterilmesiyle sağlanır.
Anlaşmalı Boşanma Süreci Nasıl İşler?
Anlaşmalı boşanma, uygulamada tek celsede sonuçlanabilen en hızlı boşanma türüdür. Süreç genel olarak şu adımlardan oluşur:
- Protokolün hazırlanması: Eşler, boşanmanın tüm sonuçlarını düzenleyen protokolü hazırlar ve imzalar.
- Dava dilekçesi ve başvuru: Protokolle birlikte aile mahkemesine başvurulur. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.
- Duruşma: Hâkim tarafları bizzat dinler, iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirir ve protokolü inceler.
- Karar: Şartlar tamamsa hâkim boşanmaya karar verir ve protokolü hükme geçirir.
- Kesinleşme: Kararın tebliği ve istinaf süresinin geçmesiyle karar kesinleşir. İstinaf süresi kural olarak iki haftadır; taraflar istinaf yolundan karşılıklı feragat ederse kesinleşme daha erken gerçekleşir.
Duruşma gününün nasıl işlediği ve vekille takip ayrıntıları için anlaşmalı boşanmada duruşma süreci yazımıza bakabilirsiniz.

Görevli ve yetkili mahkeme
Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmamış yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetki bakımından kanun tarafları serbest bırakmaz ama iki seçenek tanır: boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168). Anlaşmalı boşanmada taraflar birlikte başvurduğu için bu kural nadiren uyuşmazlık doğurur; yine de dilekçenin yetkisiz bir mahkemeye verilmesi, sürecin en hızlı yolunu gereksiz yere uzatır.
Dilekçe ve eklenecek belgeler
Anlaşmalı boşanma başvurusunda mahkemeye sunulan dosya genellikle şu belgelerden oluşur: tarafların birlikte imzaladığı dava dilekçesi, her sayfası imzalanmış boşanma protokolü, tarafların kimlik fotokopileri ve vekille takip ediliyorsa vekâletnameler. Boşanma davalarında vekâletnamenin özel yetki içermesi ve fotoğraflı düzenlenmesi gerekir.
Protokolün her sayfasının ayrı ayrı imzalanması, sonradan “bu sayfayı görmedim” biçiminde ortaya çıkan itirazların önüne geçer. Uygulamada protokolün iki nüsha hazırlanıp bir nüshasının taraflarda kalması da yerleşik bir alışkanlıktır.
Masraflar
Anlaşmalı boşanmada yargılama giderleri genel olarak başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı ile gider avansından oluşur. Harç ve avans tutarları her yıl yeniden belirlendiğinden, güncel miktarların başvuru sırasında mahkeme veznesinden teyit edilmesi gerekir.
Boşanma İradesinden Dönmek Mümkün mü?
Evet. Boşanma kararı kesinleşene kadar taraflar boşanma ve protokol iradesinden dönebilir. Bu esneklik, boşanma iradesinin son ana kadar hür ve samimi olmasını güvence altına almaya yöneliktir. Eşlerden biri son anda vazgeçerse süreç anlaşmalı olmaktan çıkar ve dava çekişmeli olarak görülmeye devam eder.
Karar Kesinleştikten Sonra Protokol Değiştirilebilir mi?
Bu, uygulamanın en sancılı sorusudur ve cevabı kural olarak hayır‘dır.
Karar kesinleştikten sonra, protokolde yer almayan bir edimin sonradan talep edilmesi mümkün değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yakın tarihli bir kararında bu ilke net biçimde ortaya konmuştur: anlaşmalı boşanma protokolünde belirli bir parsel yazılıyken, sonradan protokolde hiç geçmeyen başka bir taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili istenmiş; yerel mahkeme irade fesadına dayanarak bu talebi kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddetmiştir. Yargıtay ise, tarafların vekille temsil edildiği ve protokolü imzaladığı, kararın eki sayılan protokol hükümlerinin ve kesinleşmiş mahkeme kararının dışına çıkılamayacağı gerekçesiyle kararı bozmuştur (2. HD, E. 2026/147, K. 2026/3575, T. 02.04.2026).
Bu karar iki pratik sonucu birlikte gösterir:
- Protokolde taşınmaz tarif edilirken ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgisinin birebir doğru yazılması zorunludur; “sitedeki yazlık” gibi ifadeler tapu kaydıyla örtüşmediğinde sonradan düzeltilemez.
- Protokol imzalanmadan önce tapu kayıtlarının fiilen incelenmesi, duruşma günü önüne konan metni aceleyle imzalamaktan çok daha güvenlidir.
Boşanma Kesinleştikten Sonra Ne Değişir?
Anlaşmalı boşanmada taraflar çoğu zaman protokolün malî maddelerine odaklanır; oysa kararın kesinleşmesi, protokolde hiç yazmasa bile kendiliğinden doğan birtakım hukuki sonuçlar üretir.
Soyadı. Boşanma hâlinde kadın, evlenmeyle kazandığı kişisel durumunu korur ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim soyadını taşımasına izin verebilir; koşullar değişirse koca bu iznin kaldırılmasını isteyebilir (TMK m.173). Bu talebin boşanma davası içinde ileri sürülmesi, sonradan ayrı dava açma yükünden kurtarır.
Miras. Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar; ayrıca boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler (TMK m.181). Vasiyetname veya miras sözleşmesi bulunan dosyalarda bu sonucun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Mal rejiminin tasfiyesi. Boşanma kararıyla mal rejimi sona erer. Taraflar protokolde tasfiyeyi eksiksiz düzenlemişse ayrıca dava açmaya gerek kalmaz; düzenlememişlerse mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davanın konusu olur. Protokolde “mal paylaşımı konusunda anlaşılmıştır” denip kalemler sayılmadığında, uygulamada tam da bu ayrı dava gündeme gelir.
Sosyal güvenlik ve sağlık yardımı. Eşin sigortalılığı üzerinden sağlanan genel sağlık sigortası kapsamı boşanmanın kesinleşmesiyle sona erer. Bu, protokolün konusu olmamakla birlikte, özellikle çalışmayan eş bakımından kesinleşme tarihinden itibaren kendi sigortalılığını düzenlemesini gerektirir.
Yargıtay Ne Diyor?
Anlaşmalı boşanmada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik yaklaşımı dört başlıkta toplanabilir:
| Konu | İlke | Karar |
|---|---|---|
| Bizzat dinleme | Yalnızca vekil beyanıyla hüküm kurulamaz; taraf asıllarının beyanı alınmalıdır | E. 2012/10613, K. 2013/11155 |
| İnfaz kabiliyeti | Protokol hükümleri, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm fıkrasında gösterilmelidir | E. 2006/16394, K. 2007/5066 |
| Mal tasfiyesi | Taraflar protokolde mal paylaşımı ve ev eşyalarına ilişkin düzenleme yapabilir | E. 2016/40, K. 2016/5055 |
| Kesinleşme sonrası | Kararın eki sayılan protokolün ve kesinleşmiş hükmün dışına çıkılamaz | E. 2026/147, K. 2026/3575 |
Sık Sorulan Sorular
Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer?
Şartlar tam ve protokol eksiksizse dava çoğu zaman tek duruşmada sonuçlanır. Karar tarihinden sonra tebligat ve iki haftalık istinaf süresi eklendiğinde, dava birkaç hafta ilâ birkaç ay içinde kesinleşebilir. Mahkemelerin iş yoğunluğu duruşma gününü etkiler.
Anlaşmalı boşanmada avukat zorunlu mu?
Hukuken avukatla temsil zorunluluğu yoktur. Ancak protokolün nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımını eksiksiz kapsayacak biçimde hazırlanması teknik bilgi gerektirir; özellikle taşınmaz devri içeren protokollerde sonradan düzeltme imkânı bulunmadığından, metnin baştan doğru kurulması önem taşır.
Duruşmaya katılmadan, sadece avukatım aracılığıyla boşanabilir miyim?
Hayır. Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi zorunludur. Yalnızca vekil beyanı ya da duruşmaya katılmamak yeterli sayılmaz.
Bir yılı doldurmamış evlilikte anlaşmalı boşanma olur mu?
Hayır. TMK m.166/3 evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasını şart koşar. Bir yılını doldurmamış evliliklerde eşler anlaşsa bile ancak çekişmeli boşanma davası açılabilir.
Protokolde yazmayan bir alacağı sonradan isteyebilir miyim?
Kural olarak hayır. Karar kesinleştikten sonra protokolün ve hükmün dışına çıkılamaz. Bu nedenle protokol imzalanmadan önce tüm malvarlığı kalemlerinin tek tek gözden geçirilmesi gerekir.
Protokolde çocuğun velayetinde anlaşamazsak ne olur?
Velayet, kişisel ilişki, nafaka veya mal paylaşımı gibi konulardan herhangi birinde anlaşma sağlanamazsa dava anlaşmalı olmaktan çıkar ve çekişmeli boşanmaya dönüşür.
Sonuç
Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanmanın malî sonuçları ve çocukların durumu üzerinde uzlaştığı hâllerde hem zaman hem yıpranma açısından avantaj sağlar. Bununla birlikte bir yıllık evlilik şartı, tarafların hâkim huzurunda bizzat dinlenmesi ve protokolün eksiksiz düzenlenmesi gibi koşullar titizlikle karşılanmalıdır.
Sürecin en kalıcı etkisi protokolde ortaya çıkar: karar kesinleştikten sonra protokolde yazmayan bir hakkın talep edilmesi kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle protokol, boşanmanın en hızlı aşaması değil, en dikkat isteyen aşamasıdır.
Uygulamada bu sonuç şöyle özetlenebilir: anlaşmalı boşanmada asıl emek duruşma salonunda değil, protokolün hazırlandığı masada harcanır. Duruşma çoğu zaman dakikalarla ölçülürken, o gün imzalanan metin tarafların yıllarca sürecek malî ilişkisini belirler. Tapu kayıtlarının önceden incelenmesi, malvarlığı kalemlerinin tek tek sayılması ve çocuğa ilişkin düzenlemenin takvime bağlanması, sonradan telafisi bulunmayan kayıpların önüne geçer.
Her boşanma dosyası kendine özgü koşullar taşır; protokolün içeriği ve süreç kişiden kişiye değişir. Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır ve somut hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.166/3
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.168
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.173
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.181
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.184
- Yargıtay 2. HD, E. 2026/147, K. 2026/3575, T. 02.04.2026
- Yargıtay 2. HD, E. 2016/40, K. 2016/5055, T. 15.03.2016
- Yargıtay 2. HD, E. 2012/10613, K. 2013/11155, T. 19.04.2013
- Yargıtay 2. HD, E. 2006/16394, K. 2007/5066, T. 28.03.2007
- Yargıtay 2. HD, E. 2024/5693, K. 2025/2225, T. 03.03.2025
- Yargıtay 2. HD, E. 2025/443, K. 2025/832, T. 03.02.2025
- Yargıtay 2. HD, E. 2016/12347, K. 2018/2564, T. 27.02.2018
Bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay kendine özgü koşullarda değerlendirilmelidir. Yazı, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Yayın tarihi: 24.07.2026 · Son güncelleme: 16.08.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr