Ortak Velayet Nedir? Şartları ve Uygulaması

Türk Medeni Kanunu’nun sözü, boşanmada velayetin tek bir tarafa bırakılacağı yönündedir. Buna rağmen bugün mahkemeler ortak velayete karar verebilmekte, yabancı mahkemelerin ortak velayet hükümleri Türkiye’de tanınmaktadır. Bu tabloyu anlamak için kanun metnine değil, kanunla milletlerarası andlaşma arasındaki ilişkiye bakmak gerekir.
Kısa Cevap
Ortak velayet, boşanmadan sonra velayetin ana ve babada birlikte kalmasıdır. Kanun metni boşanmada velayetin çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olacağını söylese de, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017 tarihli kararlarında ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığını kabul etmiştir. Dayanak, Anayasa m. 90/son uyarınca iç hukuk hâline gelen 7 Nolu Ek Protokol’ün 5. maddesidir. Uygulamada belirleyici olan iki ölçüt vardır: çocuğun üstün yararı ve tarafların ortak velayet konusunda çekişmesinin bulunmaması. Kararda yerleşim yeri belirleme yetkisinin kime ait olduğu ayrıca düzenlenir.
Kanun Metni Ne Diyor?
Başlangıç noktası açık bir kural içerir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesine göre evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.
Aynı Kanun’un 182. maddesine göre mahkeme, boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.
Bu maddelerin lafzı, boşanmada velayetin tek elde toplanacağını düşündürür. Nitekim uzun yıllar uygulama da bu yönde olmuştur. Değişim, kanun metninin değişmesiyle değil, üst norm sayılan bir milletlerarası andlaşmanın yürürlüğe girmesiyle yaşanmıştır.
Dönüm Noktası: 7 Nolu Ek Protokol
Türkiye Cumhuriyeti adına 14 Mart 1985 tarihinde imzalanan “11 Nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokol”, 6684 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunarak 25.03.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iç hukuk hâline gelmiştir.
Protokol’ün 5. maddesine göre eşler, evlilik bakımından, evlilik süresince ve evliliğin bitmesi hâlinde, kendi aralarındaki ve çocuklarıyla olan ilişkilerinde, özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluluklar açısından eşittir. Aynı madde, devletlerin çocuklar yararına gereken tedbirleri almalarına engel değildir.
Bu hükmün ağırlığını Anayasa belirler. Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına göre usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda andlaşma hükümleri esas alınır.
Böylece, boşanma sonrasında ana ve babanın çocukla ilişkilerinde eşit olduğu kuralı, Medeni Kanun’un velayeti tek tarafa bırakan lafzının önüne geçebilecek bir dayanak hâline gelmiştir.

Yargıtay Ne Diyor?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu tartışmayı iki kararla çözmüştür.
İlk karar 20.02.2017 tarihlidir. Olayda İngiliz vatandaşı olan baba, evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin anne ve babaya birlikte verilmesini istemiş; yerel mahkeme, tarafların millî hukukuna göre bu mümkün olsa da ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, iç hukuktaki düzenlemeleri ve kamu düzeni kavramını ayrıntılı biçimde inceledikten sonra, ortak velayet düzenlenmesinin Türk kamu düzenine “açıkça” aykırı olduğunu ya da Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını ihlal ettiğini söylemenin mümkün olmadığı sonucuna varmış ve kararı bozmuştur.
İkinci karar 04.12.2017 tarihlidir ve bu kez taraflar Türk vatandaşıdır. Olayda yabancı mahkemenin boşanma kararında çocuğun ortak velayette bırakılması hükmü yer almış; yerel mahkeme boşanmayı tanımış, ancak velayete ilişkin kısmı kamu düzenine aykırı görerek tanımayı reddetmiştir. Daire aynı gerekçeyle bu kararı da bozmuş ve yabancı ilamın velayete ilişkin kısmının da tanınması gerektiğini belirtmiştir.
Bu ikinci kararda geçen bir ifade uygulama bakımından belirleyicidir: Daire, tanıma koşullarının oluştuğunu tespit ederken “tarafların ortak velayet konusunda çekişmelerinin bulunmadığı” olgusuna açıkça dayanmıştır. Yani ortak velayeti mümkün kılan şey yalnızca hukuki dayanak değil, tarafların bu konudaki uzlaşmasıdır.
Ortak Velayetin Fiilî Şartları
İçtihattan ve velayet hukukunun genel ilkelerinden çıkan ölçütler şunlardır.
Birincisi ve en önemlisi çocuğun üstün yararıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06.05.2025 tarihli kararında çocuğun üstün yararı, çocuğu ilgilendiren her işte göz önüne alınması zorunlu olan ve somut olayda çocuk için en iyisinin ne olduğunu belirlemede dikkate alınan bir ölçüt olarak tanımlanmıştır. Aynı kararda velayetin, bir hak olduğu kadar çocuğun üstün yararının sağlanması bakımından yetki ve sorumluluk da içerdiği belirtilmiştir.
İkincisi tarafların uzlaşmasıdır. Ortak velayet, çocuğa ilişkin kararların birlikte alınmasını gerektirir. Eğitim, sağlık ve yerleşim yeri gibi konularda sürekli anlaşmazlık yaşayan ebeveynler bakımından bu düzen fiilen işlemez.
Üçüncüsü coğrafi ve pratik elverişliliktir. Ebeveynlerin birbirine uzak yerlerde yaşaması, çocuğun okul düzeninin bozulması gibi sonuçlar doğuruyorsa ortak velayet çocuğun yararına olmaz.
Dördüncüsü çocuğun görüşüdür. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun dinlenmesi ve görüşünün değerlendirilmesi, velayet düzenlemesinin ayrılmaz parçasıdır.
| Ölçüt | Ne aranır | Karşılanmazsa |
|---|---|---|
| Çocuğun üstün yararı | Somut olayda çocuk için en iyisinin ne olduğu; velayet bir hak olduğu kadar yetki ve sorumluluk da içerir | Talep reddedilir; ölçüt diğer üçünün önünde gelir |
| Tarafların çekişmesizliği | Ortak velayet konusunda uzlaşma; Yargıtay 04.12.2017 tarihli kararında bu olguya açıkça dayanmıştır | Eğitim, sağlık ve yerleşim yeri kararları alınamayacağından düzen fiilen işlemez |
| Coğrafi ve pratik elverişlilik | Ebeveynlerin birbirine yakınlığı, çocuğun okul düzeninin korunması | Çocuğun yararına olmadığı sonucuna varılır |
| Çocuğun görüşü | Ayırt etme gücüne sahip çocuğun dinlenmesi ve görüşünün değerlendirilmesi | Velayet düzenlemesi eksik kalır |
| Kararda ayrıca düzenlenmesi gereken | Yerleşim yeri belirleme yetkisinin kime ait olduğu; bu yazılmazsa sonraki uyuşmazlıkların çoğu doğar | |

Ortak Velayette Yerleşim Yeri Sorunu
Ortak velayetin en çok tartışma doğuran yanı, çocuğun nerede yaşayacağıdır. Uygulamada bu sorun, velayet ortak bırakılırken yerleşim yeri belirleme yetkisinin taraflardan birine tanınmasıyla çözülmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29.11.2018 tarihli kararı bu yapının sonuçlarını göstermektedir. Türk vatandaşı olan tarafların yabancı mahkemede boşandıkları, çocuğun ortak velayete bırakıldığı, ancak yerleşim yeri belirleme yetkisinin tek başına anneye verildiği olayda baba, annenin çocuğu Türkiye’ye getirip alıkoyduğunu ileri sürerek Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme kapsamında iade talebinde bulunmuştur.
Daire, yabancı mahkemece çocuğun ortak velayete bırakıldığı ve yerleşim yeri belirleme yetkisinin tek başına anneye verildiği, ayrıca annenin baba ile çocuğun kişisel ilişkisine engel olduğuna dair bir iddia ve delil bulunmadığı gerekçesiyle, çocuğun kaçırılmasından ve haksız alıkonulmasından söz edilemeyeceğine karar vermiştir.
Buradan çıkan sonuç şudur: ortak velayet kararında yerleşim yeri belirleme yetkisinin kime ait olduğunun açıkça yazılması, sonraki uyuşmazlıkların çoğunu baştan önler.
Velayetin nasıl belirlendiği ve çocuğun üstün yararının nasıl ölçüldüğü konusunda ayrıntı için velayetin belirlenmesine ilişkin yazımıza, velayet davasının işleyişi için velayet davası hakkındaki yazımıza, görüşme düzeninin kurulması için çocukla kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin yazımıza ve tarafların anlaşarak boşandığı hâller için anlaşmalı boşanma protokolü rehberimize bakılabilir.
Ortak Velayetin Sona Ermesi ve Kanun Yolu
Ortak velayet kalıcı bir düzen değildir; şartları değişirse kaldırılabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken teknik bir usul kuralı vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin 13 numaralı alt bendine göre “velayetin kaldırılması, velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin geri verilmesi” çekişmesiz yargı işlerindendir.
Aynı Kanun’un 362. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine göre ise bölge adliye mahkemelerinin çekişmesiz yargı işlerinde verdiği kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 27.06.2018 tarihli kararında bu kural uygulanmıştır. Ortak velayetin kaldırılarak velayetin anneye verilmesi istemli birleşen davanın çekişmesiz yargı işi olduğu, bölge adliye mahkemesince çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararların kesin nitelikte bulunduğu ve bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı belirtilerek temyiz talebi reddedilmiştir.
Bunun pratik sonucu ağırdır: boşanma davası içinde verilen velayet hükmü temyiz edilebilirken, boşanmadan sonra açılan velayetin değiştirilmesi davasında istinaf mercii son sözü söyler.
Ayrıca 4721 sayılı Kanun’un 182. maddesine 2021 yılında eklenen fıkra uyarınca mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder.

Uygulamada Ne Yapmalı?
- Ortak velayet talebini dilekçede açıkça ve gerekçeli biçimde ileri sürün; zımnen istenmiş sayılmaz.
- Talebi Anayasa m. 90/son ve 7 Nolu Ek Protokol m. 5 ile birlikte dayandırın.
- Karşı tarafın bu konudaki tutumunu netleştirin; çekişme varsa talebin kabul şansı düşer.
- Çocuğun üstün yararını somut delillerle ortaya koyun: okul, sağlık, sosyal çevre kayıtları.
- Yerleşim yeri belirleme yetkisinin kime ait olacağını hükümde açıkça isteyin.
- Eğitim, sağlık ve yurt dışına çıkış gibi konularda karar alma usulünü baştan belirleyin.
- Anlaşmalı boşanmada protokole ortak velayet ve işleyiş kurallarını yazın.
- İştirak nafakasının ortak velayet hâlinde de gündeme gelebileceğini göz önünde bulundurun.
- Sosyal inceleme raporu talebini erken aşamada yapın.
- Boşanmadan sonra açılacak velayet davasında bölge adliye mahkemesi kararının kesin olabileceğini hesaba katın.
Sık Sorulan Sorular
Türk hukukunda ortak velayet mümkün mü? Evet. Kanun metni boşanmada velayetin çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olacağını söylese de, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2017 ve 04.12.2017 tarihli kararlarında ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı kabul edilmiştir.
Taraflardan biri istemezse ortak velayete karar verilir mi? Uygulamada çok güçtür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.12.2017 tarihli kararında tarafların ortak velayet konusunda çekişmelerinin bulunmadığı olgusuna açıkça dayanılmıştır.
Ortak velayette çocuk kiminle yaşar? Kararda yerleşim yeri belirleme yetkisi taraflardan birine tanınabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29.11.2018 tarihli kararında bu yetkinin tek başına anneye verildiği bir düzen esas alınmıştır.
Ortak velayet varsa nafaka ödenmez mi? Ödenmemesi gerektiği söylenemez. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma yükümlülüğü devam eder; ortak velayet bu yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Yabancı mahkemenin ortak velayet kararı Türkiye’de geçerli olur mu? Tanıma koşulları varsa evet. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.12.2017 tarihli kararında, yabancı ilamın velayete ilişkin kısmının da tanınması gerektiğine hükmedilmiştir.
Ortak velayet kararı sonradan değiştirilebilir mi? Evet. Velayetin kaldırılması veya değiştirilmesi mümkündür; ancak bu iş çekişmesiz yargı işi olduğundan bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz yolu kapalıdır.
Sonuç
Ortak velayet, Türk hukukunda kanun metninin değil, üst norm sayılan bir milletlerarası andlaşmanın ve onu uygulayan içtihadın ürünüdür. Bu nedenle talebin dayanağı doğru kurulmadığında reddedilmesi kolaydır. Kabul şansını artıran iki unsur bellidir: tarafların bu konuda çekişmesinin bulunmaması ve çocuğun üstün yararının somut verilerle ortaya konması. Kararın kaleme alınışında ise en kritik ayrıntı, yerleşim yeri belirleme yetkisinin ve karar alma usulünün açıkça düzenlenmesidir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 182, 335, 336, 337
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 362, 382
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 90
- 7 Nolu Ek Protokol m. 5 (6684 sayılı Kanun; RG 25.03.2016)
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/15771, K. 2017/1737, T. 20.02.2017
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/18674, K. 2017/13800, T. 04.12.2017
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/3738, K. 2018/8266, T. 27.06.2018
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/7114, K. 2018/13831, T. 29.11.2018
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7121, K. 2025/4623, T. 06.05.2025
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Velayet düzenlemeleri çocuğun somut durumuna ve dosyadaki delillere göre değerlendirildiğinden, dosya incelenmeden değerlendirme yapılmamalıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilir.
Yayın tarihi: 20.08.2026 · Son güncelleme: 20.08.2026 Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr