Arama Kararı Vermeye Yetkili Merciler, Gecikmesinde Sakınca Bulunan Haller ve Savcı/Kolluk Yetkileri

Yazar: Avukat Şerafettin Kaya (Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219)
Kısa Cevap
Arama kararı vermeye kural olarak yetkili merci, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise davanın görüldüğü mahkemedir; ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde cumhuriyet savcısı, ona ulaşılamıyorsa kolluk amiri de arama kararı verebilir. Bu istisnai yetki en çok hukuka aykırı delil üretilen ve tartışmalı alanlardan biridir; gerekçesiz veya şartları oluşmadan verilen bir gecikmesinde-sakınca kararı, elde edilen delili hukuka aykırı hâle getirir.
1. Giriş: Hâkim Kararı Kuralı ve İstisnalar Rejimi
Ceza muhakemesi hukukunda temel hak ve özgürlüklerin korunmasının en güçlü teminatı, koruma tedbirlerine karar verme yetkisinin kural olarak bağımsız ve tarafsız bir yargı mercine, yani “hâkime” bırakılmış olmasıdır. Anayasa’nın 20 ve 21. maddeleri ile 5271 sayılı CMK’nın 119. maddesi bu kuralı açıkça tahkim etmiştir.
Ancak suç işlendikten sonra delillerin çok kısa sürede yok edilmesi, gizlenmesi veya şüphelinin kaçması riski her zaman mevcuttur. Adli mekanizmanın hâkimden karar alıncaya kadar geçecek sürede delil kaybına uğramasını önlemek amacıyla kanun koyucu, “gecikmesinde sakınca bulunan haller” (periculum in mora) adı altında istisnai bir yetki devri rejimi öngörmüştür. Bu rejimin kapsamı, kimlerin hangi mahallerde arama emri verebileceği ve bu emrin hukuken geçerli olabilmesi için aranacak gerekçe şartları, uygulamanın en tartışmalı ve en çok hukuka aykırı delil üreten alanını oluşturur.
2. Arama Kararı Vermeye Yetkili Temel Merci: Sulh Ceza Hâkimi
Soruşturma evresinde şüpheliye, sanğa veya üçüncü kişilere ait yerlerde arama yapılabilmesi için kural olarak sulh ceza hâkiminin kararı gerekir. Kovuşturma evresinde ise bu yetki davanın görüldüğü mahkemeye (örneğin Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesi) aittir.
Hâkim tarafından verilecek arama kararında CMK’nın 119/2. maddesi uyarınca şu hususların açıkça ve somut olarak gösterilmesi zorunludur:
- Aramanın nedenini oluşturan fiil (suç şüphesi),
- Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,
- Kararın geçerli olacağı zaman aralığı (başlangıç ve bitiş tarih ve saatleri),
- Aramanın geceleyin yapılıp yapılamayacağı (CMK m. 118 istisnaları hariç gece arama yasağı vardır).
Bu unsurlardan birinin eksikliği veya adresi belirsiz bir arama kararı verilmesi, kararı sakatlar.
3. Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal Kavramı
CMK’nın 2/1-j maddesinde “gecikmesinde sakınca bulunan hal”; “Derhâl işlem yapılmadığı takdirde suçun iz, eser, emare ve delillerinin kaybolması veya şüphelinin kaçması veya kimliğinin tespit edilememesi ihtimalinin ortaya çıkması ve gerektiğinde hâkimden karar almak için vakit bulunmaması hali” olarak tanımlanmıştır.
Bir olayda gecikmesinde sakınca bulunan halin varlıktan söz edilebilmesi için şu üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
– Aciliyet: Derhal müdahale edilmediği takdirde delil kaybı yaşanacağına dair somut bir tehlikenin varlığı.
– Zaman Darlığı: Sulh ceza hâkimine ulaşıp usulüne uygun karar alana kadar geçecek sürede bu tehlikenin gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olması.
– Hukuki İmkânsızlık (Objektiflik): Savcının veya kolluğun keyfi bir değerlendirmesi değil, mesai saatleri dışı, hafta sonu, ulaşım imkânsızlığı veya ani gelişen suç üstü hali gibi nesnel bir zaman sıkışıklığının bulunması.
4. Cumhuriyet Savcısının Yazılı Emri Yetkisi ve Sınırları
Gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığı durumunda arama emri verme yetkisi kural olarak Cumhuriyet savcısına geçer. Savcı bu emri ancak yazılı olarak verebilir (CMK m. 119/1).
A. Sözlü Emir Yasağı ve Yazılılığın Önemi
Türk hukukunda arama tedbiri için kolluğa “sözlü talimat” verilmesi kural olarak geçersizdir. Savcının telefonla veya telsizle kolluğa “arama yapın” demesi bir arama emri niteliği taşımaz. CMK m. 119/1 son derece açıktır: Emir mutlaka yazılı olmalıdır. Uygulamada bazen acele hallerde savcının önce sözlü talimat verdiği, ardından bunu yazılıya çevirdiği görülse de, arama tutanağının düzenlendiği saatte ortada fiziki veya güvenli elektronik imza ile imzalanmış yazılı bir emir yoksa yapılan işlem yetkisizlik nedeniyle hukuka aykırıdır.
B. Konut ve İşyeri Aramasında Savcının Tek İstisnai Merci Olması
Anayasa’nın 21. maddesi ve CMK m. 119/1 uyarınca, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi için hâkim kararı yoksa, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yazılı arama emri verme yetkisi sadece Cumhuriyet savcısına aittir. Kolluk amirinin bu mahallerde hiçbir koşulda arama emri verme yetkisi yoktur.
5. Kolluk Amirinin İstisnai Yetkisi ve Konut/İşyeri Yasağı
CMK m. 119/1 uyarınca; “Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler.”
Kolluk amirinin arama emri verebilmesi için iki kümülatif şart gerekir:
- Gecikmesinde sakınca bulunan bir durum olmalıdır.
- Cumhuriyet savcısına ulaşılamamalıdır (örneğin doğal afet, iletişim kesintisi, savcının acil bir operasyonda ulaşılamaz durumda olması). Savcıya ulaşmayı denemeden doğrudan kolluk amirinin emir vermesi hukuka aykırıdır.
Kritik Sınır: Kolluk amirinin yazılı emriyle asla konutta, yerleşim yerinde, işyerinde ve kamuya açık olmayan özel alanlarda arama yapılamaz. Kolluk amiri ancak şüphelinin üstünde, eşyasında (bavul, çanta) veya aracında arama emri verebilir.
6. Yargıtay İçtihatları: Denetim Somut Olay Üzerinden Yapılıyor
Uygulamada sıkça dile getirilen “mesai saati içinde savcı arama emri veremez” şeklindeki katı kural, Yargıtay kararlarında bu genellikte karşılık bulmamaktadır. Yüksek Mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâlin varlığını olayın somut koşullarına göre değerlendirmekte ve Cumhuriyet savcısının takdirine geniş bir alan tanımaktadır. Aşağıdaki üç kararın üçünde de ilk derece merciinin “arama usulsüz, delil hukuka aykırı” yönündeki değerlendirmesi Yargıtay tarafından kabul edilmemiştir.
A. Savcının takdir alanı: üç karar
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2018/786, K. 2018/4486 (24.05.2018): Sulh ceza hâkimliği, “gecikmesinde sakınca bulunan hâl şartlarının oluşmadığı ve arama emrinde buna dair bilgi ve belge bulunmadığı” gerekçesiyle elkoyma ile kan/idrar örneği alınmasının onaylanması talebini reddetmiş; Daire bu kararı kanun yararına bozmuştur. Karara göre araçtan esrar kokusu gelmesi üzerine suçüstü hâli bulunduğu, elkoyma ve vücuttan örnek alma işlemlerinin CMK m. 127 ve m. 75 ile Cumhuriyet savcısına tanınmış yetkiler olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/10505, K. 2023/137 (10.01.2023): Bölge adliye mahkemesi, arama kararının mesai saati içinde verildiği ve gecikmesinde sakınca hâlinin gerekçelendirilmediği gerekçesiyle beraat kararı vermiş; Daire bu kararı bozmuştur. Olayın bayram tatiline denk gelmesi nedeniyle mesai gün ve saati dışında arama kararı verilmesi hukuka uygun sayılmış, elde edilen delillerin hükme esas alınabileceği belirtilmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/12875, K. 2024/7420 (08.10.2024): İlk derece mahkemesi, kolluk tutanağının mesai saatinde (10:00) düzenlenmiş olmasına rağmen gece vakti savcılık emriyle arama yapılmasını usulsüz sayarak beraat kararı vermiş; bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırmış, Daire de mahkûmiyeti onamıştır. Karara göre tutanağın saat 10:00’da düzenlenmiş olması Cumhuriyet savcısının o saatte haberdar edildiği anlamına gelmez; savcı, keyfiliğe kaçmamak kaydıyla suç unsurlarının aranacak yerde bulunmasının kuvvetle muhtemel olduğu zaman dilimini takdir edebilir. Kararların yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimliğine sunulup onaylanmış olması belirleyici görülmüştür.
B. Savunma için pratik sonuç
Bu tablo karşısında savunmanın “emirde matbu ifade var” ya da “mesai saatiydi” demekle yetinmesi sonuç vermemektedir. Etkili bir itiraz için; hâkime başvurmanın fiilen mümkün olduğunun, ortada suçüstü hâli veya delil kaybı riski bulunmadığının ve özellikle CMK m. 127/3 ile m. 75/1’de öngörülen yirmi dört saatlik hâkim onayı sürecinin işletilmediğinin somut olarak ortaya konulması gerekir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz (CMK m. 75/1).
7. Sonuç
Arama yetkisinin hâkimden alınıp savcıya veya kolluğa devredilmesi, ceza muhakemesinde temel hakları en çok tehdit eden istisnalardan biridir. İstisnaların dar yorumlanması kuralı gereğince, uygulayıcıların “nasıl olsa savcı emri var” kolaycılığına kaçmadan, mesai saatlerinde mutlaka sulh ceza hâkimine başvurmaları yasal bir zorunluluktur. Savunma makamı avukatlarının, arama tutanaklarındaki saat ile arama emrinin veriliş saatini ve gerekçesini çapraz denetime tabi tutması, hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma hakkının korunması bakımından vazgeçilmez bir görevdir.
Aramanın diğer boyutları için geceleyin arama yasağı ile konut ve işyerinde arama usulleri ve avukat bürolarının aranmasındaki özel güvenceler yazılarına bakabilirsiniz.
Yazar: Avukat Şerafettin Kaya
Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219 | Avukatlık ve Hukuk Danışmanlığı
Bu makale, Avukat Şerafettin Kaya tarafından kaleme alınmış olup, 10 Makalelik Ceza Muhakemesi Hukuku Serisi serisinin bir parçasıdır.
Konuyla ilgili diğer çalışmalarımız: HAGB şartları ve istinaf yolu, adli sicil ve arşiv kaydının silinmesi, infaz hesabı, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik, tekerrür ve mükerrirlik uygulamaları, silahlı terör örgütü üyeliği suçu, nitelikli dolandırıcılık ve IBAN kiralama.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Gecikmesinde sakınca bulunan hâlde aramaya kim karar verebilir?
Hâkim kararı alınamayacak kadar zaman darlığı varsa savcı, savcıya da ulaşılamıyorsa kolluk amiri yazılı emir verebilir. Bu bir istisnadır, kural hâkim kararıdır.
Savcı ya da kolluk emriyle yapılan arama sonradan denetlenir mi?
Evet. Karar yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimliğine sunulup onaylanmalıdır; bu süreç işletilmezse arama usulsüz hâle gelir.
Avukat bürosu bu istisnadan yararlanır mı?
Hayır. Avukat bürolarında gecikmesinde sakınca bulunan hâl gerekçesiyle bile savcı veya kolluk emriyle arama yapılamaz.
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.21
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.118
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.119
- Yargıtay 10. CD, E.2018/786, K.2018/4486, T. 24.05.2018
- Yargıtay 7. CD, E.2022/1984, K.2025/13538, T. 03.11.2025
- Yargıtay 7. CD, E.2022/10505, K.2023/137, T. 10.01.2023
- Yargıtay 8. CD, E.2024/12875, K.2024/7420, T. 08.10.2024
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarına göre değerlendirilir.
Yayın tarihi: 29.07.2026 · Son güncelleme: 01.08.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr