Kanuni Faiz Oranı Değişti: Reeskontun Yüzde Sekseni
Elinizde yıllar önce kesinleşmiş bir alacak varsa, faiziyle birlikte tahsil ettiğinizde paranın alım gücünün eridiğini fark etmişsinizdir. Anayasa Mahkemesi de aynı tespiti yaptı ve kanuni faizi düzenleyen hükmü iptal etti. İptal 1 Eylül 2026’da yürürlüğe girecekti. 12. Yargı Paketi bir ay önce devreye girerek kanuni faizi sabit yüzdeden çıkardı ve Merkez Bankası reeskont oranına bağladı. Bu yazıda yeni formülü, nasıl hesaplanacağını ve hangi alacakları etkileyeceğini açıklıyoruz.
Kısa Cevap
Kanuni faiz artık sabit bir yüzde değil; Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni olarak uygulanıyor. 7589 sayılı Kanunun 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi tümüyle değiştirildi. Eski metin oranı “yıllık yüzde on iki” olarak belirliyor ve Cumhurbaşkanına bunu bir katına kadar artırma yetkisi veriyordu; oran fiilen 1 Haziran 2024’ten beri yüzde 24 olarak uygulanıyordu. Yeni düzenlemede Cumhurbaşkanının oran belirleme yetkisi kaldırıldı. Ayrıca 30 Haziran’daki reeskont oranı 31 Aralık’takinden beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında yeni oranın yüzde sekseni geçerli olur.
Neden Değişti? Anayasa Mahkemesinin İptal Gerekçesi
Kahramanmaraş 3. İdare Mahkemesi, deprem nedeniyle taşınmazın yıkılmasından doğan tazminat davasında 3095 sayılı Kanunun 1. maddesini Anayasa’ya aykırı buldu ve iptali için başvurdu. Anayasa Mahkemesi 22 Temmuz 2025 tarihli kararıyla maddeyi “sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri” yönünden iptal etti.
Kararın gerekçesi, faizin ekonomik işlevine dayanır:
“Hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi etmek amacıyla paranın asıl sahibine faiz uygulanmak suretiyle ödenmesinin öngörüldüğü durumlarda asıl alacağa uygulanacak faiz oranının… paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi edecek nitelikte olması… gerekmektedir.”
(AYM, E.2024/24, K.2025/164)
Mahkeme, Cumhurbaşkanına tanınan yetkinin oranı en fazla yüzde 24’e çıkarmaktan ibaret olduğunu, bunun enflasyonist ortamda yeterli olmadığını ve hukuk sisteminde alacağın değer kaybını önleyecek etkili bir hukuk yolunun bulunmadığını tespit ederek kuralı, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesindeki etkili başvuru hakkına aykırı buldu.
İptalin yürürlüğü dokuz ay ertelendi: 1 Eylül 2026. 7589 sayılı Kanun bu tarihten önce yürürlüğe girerek boşluğu kapattı.
Yeni Formül Nasıl İşliyor?
Yeni m. 1 iki cümleden oluşuyor:
Kanuni faiz = TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı × %80
İkinci cümle yıl ortası düzeltmesi getiriyor:
Reeskont oranı 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan orandan beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’da belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.
Burada üç kritik nokta vardır:
- Baz alınan oran “kısa vadeli kredi işlemleri” reeskont oranıdır. Merkez Bankasının açıkladığı bu oran, kanuni faizin tek girdisidir; ayrıca bir katsayı veya idari karar devreye girmez.
- Oran yıl boyunca sabit değildir. Beş puanlık eşik aşılırsa yılın ikinci yarısı için oran yeniden belirlenir. Bu, uzun süren dosyalarda faiz hesabının dönemsel yapılmasını gerektirir.
- Cumhurbaşkanının müdahale yetkisi yoktur. Eski ikinci fıkradaki “aylık belirleme, yüzde onuna kadar indirme, bir katına kadar artırma” yetkisi metinden çıkarılmıştır.
Ticari İşlerdeki Avans Faiziyle İlişkisi
Yeni düzenlemenin yapısı tesadüf değildir: 3095 sayılı Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrasında ticari işler için öngörülen avans faizi mekanizması da aynı mantığa dayanır — Merkez Bankasının reeskont/avans oranı ve beş puanlık yıl ortası eşiği. Kanun koyucu, kanuni faizi bu mekanizmayla paralel hâle getirmiştir.
Bunun pratik sonucu, kanuni faiz ile ticari işlerdeki temerrüt faizi arasındaki makasın daralmasıdır. Eski sistemde kanuni faiz sabit bir yüzdede kalırken avans faizi piyasa koşullarına göre hareket ediyor, bu da ticari olmayan alacak sahibi aleyhine bir fark yaratıyordu.
Munzam Zarar Talepleri Ne Olacak?
Kanuni faizin enflasyonun altında kalması, uygulamada TBK m. 122’ye dayalı munzam (aşkın) zarar taleplerinin temel dayanağıydı: temerrüt faizi zararı karşılamıyorsa, alacaklı aşan kısmı ayrıca isteyebilir.
Anayasa Mahkemesi çoğunluğu, munzam zarar yolunun tek başına yeterli bir mekanizma sayılamayacağı sonucuna vardı. Karşıoyda ise TBK m. 122’nin zaten etkili bir yol olduğu, Yargıtay içtihadının enflasyonist dönemlerde aşkın zararın varlığını karine olarak kabul ettiği savunuldu ve Yargıtay 6. HD, E.2024/3534, K.2025/15, T. 13.01.2025 sayılı karara atıf yapıldı.
Burada okuyucunun mutlaka bilmesi gereken bir tablo var: munzam zararın ispatı konusunda Yargıtay içinde görüş ayrılığı sürüyor ve baskın uygulama davacı aleyhinedir.
- Somut ispat çizgisi — yürürlükteki baskın uygulama. Hukuk Genel Kurulu, 09.12.2021 tarihli E.2017/2800, K.2021/1629 sayılı kararıyla karine görüşünü açıkça reddetmiş; faizi aşan zararın “genel ekonomik olumsuzlukların dışında, davacının durumuna özgü somut vakıalarla” ispatlanması gerektiğini belirtmiştir. Bu çizgi sonraki kararlarla sürdürülmüştür (3. HD, E.2024/2657, K.2025/1765, T. 19.03.2025; 9. HD, E.2025/8761, K.2025/9292, T. 27.11.2025).
- Karine çizgisi — azınlıkta. Bazı daireler, getirilerin temerrüt faizini aşması hâlinde zararın karine sayılacağını kabul eder. Güncel örnek 6. HD’nin E.2024/3534, K.2025/15 sayılı kararıdır; bu kararda yüksek enflasyon dönemlerinde soyut yöntemin uygulanacağı, normal enflasyon dönemlerinde ise somut ispat aranacağı belirtilmiştir. Hesapta esas alınan sepet altı unsurludur: TEFE-TÜFE, üç aylık ortalama mevduat faizi, devlet tahvili faizi, döviz kurları, asgari ücret artışı ve altın.
Pratik sonuç: Salt enflasyon, kur veya altın verisine dayanan bir munzam zarar talebi, Hukuk Genel Kurulu çizgisi karşısında reddedilme riski taşır. Davacı, geç tahsil yüzünden malvarlığında doğan somut azalmayı — daha yüksek faizle borçlanmak, dövizli borcu yüksek kurdan kapatmak, cezai şart ödemek gibi — ortaya koymalıdır.
Yeni faiz oranı reeskonta bağlandığı için kanuni faiz ile enflasyon arasındaki makas daralacaktır. Bu, munzam zarar taleplerini ortadan kaldırmaz; ancak temerrüt faizini aşan zararın hesabında baz alınan faiz tutarı yükseleceğinden, talep edilebilecek fark azalacaktır.
Hangi Alacaklarda Uygulanır?
Kanuni faiz, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken ve miktarı sözleşmeyle tespit edilmemiş hâllerde uygulanır. Anayasa Mahkemesi kararında da vurgulandığı gibi kural, sözleşmeden kaynaklanan borç ilişkilerinin yanı sıra haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve yargı uygulamaları gözetildiğinde kamu hukukundan kaynaklanan borç ilişkileri bakımından da geçerli, ortak bir kuraldır.
Bu nedenle değişiklik, trafik kazası tazminatlarından idareye karşı açılan tam yargı davalarına, işçilik alacaklarından sebepsiz zenginleşme davalarına kadar geniş bir alanı etkiler.
Sözleşmede faiz oranı kararlaştırılmışsa bu hüküm uygulanmaz; sözleşme oranı geçerlidir (TBK m. 120 sınırları saklıdır).
Yürürlük ve Geçiş: Hangi Döneme Hangi Oran?
7589 sayılı Kanunun 10. maddesi 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi ve bu madde için geçici m. 1’de ayrı bir geçiş hükmü öngörülmedi.
Faiz, işlediği döneme ait hukuki rejime tabi olduğundan, uygulamada hesabın dönemsel yapılması gerekir: 31 Temmuz 2026’ya kadar işleyen dönem için o tarihte yürürlükte olan oran, sonrası için yeni formül. Bu, uzun süredir işleyen alacaklarda faiz hesabının tek bir oranla yapılamayacağı anlamına gelir.
Bilirkişi raporu alınan dosyalarda, raporun bu dönemselliği gözetip gözetmediğinin denetlenmesi önem taşır.
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ne Diyor?
- AYM, E.2024/24, K.2025/164, T. 22.07.2025: 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi, sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden, alacağın enflasyon karşısındaki değer kaybını telafi edecek bir mekanizma öngörmediği ve hukuk sisteminde bu kaybı önleyecek etkili bir yol bulunmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkına aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
- AYM, E.1997/34, K.1998/79, T. 15.12.1998: Enflasyon ve buna bağlı döviz kuru, mevduat faizi ve tahvil faizlerinin kanuni faizin üstünde gerçekleşmesinin borçluyu yararlandırıp alacaklıyı zarara uğrattığı, bu durumun kamu düzenini bozduğu belirtilmiştir.
- Yargıtay HGK, E.2017/2800, K.2021/1629, T. 09.12.2021: Munzam zararda karine görüşü Kurul çoğunluğunca reddedilmiş; faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği belirtilmiştir. Bilirkişinin salt ekonomik göstergelere dayalı hesabı “varsayıma dayalı” sayılmıştır. Baskın uygulama budur.
- Yargıtay 3. HD, E.2024/2657, K.2025/1765, T. 19.03.2025 ve 9. HD, E.2025/8761, K.2025/9292, T. 27.11.2025: Aynı çizgi sürdürülmüş; paranın satın alma gücündeki azalmanın tek başına munzam zararın ispatına yetmediği gerekçesiyle ret kararları onanmıştır.
- Yargıtay 6. HD, E.2024/3534, K.2025/15, T. 13.01.2025: Karşıt çizgiyi temsil eden güncel karar. Somut/soyut yöntem ayrımı yapılarak yüksek enflasyon dönemlerinde soyut yöntemin uygulanacağı, munzam zararın karine sayılacağı belirtilmiştir. Daire düzeyinde bir karardır ve Hukuk Genel Kurulu içtihadını değiştirmez.
Sık Sorulan Sorular
Kanuni faiz oranı şimdi yüzde kaç?
Sabit bir yüzde yoktur. Oran, Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni olarak hesaplanır. Hesaplama yapılırken ilgili döneme ait reeskont oranına bakılması gerekir.
Devam eden davamda faiz nasıl hesaplanacak?
Faiz, işlediği döneme ait rejime tabidir. 31 Temmuz 2026’ya kadar işleyen dönem için önceki oran, sonrası için yeni formül uygulanır. Bilirkişi raporunun bu dönemselliği gözetmesi gerekir.
Bu değişiklik ticari işlerdeki temerrüt faizini de etkiler mi?
Dolaylı olarak evet. 3095 sayılı Kanunun 2. maddesi, sözleşmeyle kararlaştırılmamış hâllerde 1. maddedeki orana atıf yapar; ticari işlerde avans faizi oranı daha yüksekse o oran istenebilir. Kanuni faiz yükseldikçe iki oran arasındaki fark daralır.
Munzam zarar davası açmanın anlamı kalmadı mı?
Kalmıştır. TBK m. 122 yürürlüktedir ve temerrüt faizini aşan zarar talep edilebilir. Ancak kanuni faiz reeskonta bağlandığı için aşan kısım azalacak, dolayısıyla talep edilebilecek fark küçülecektir.
Cumhurbaşkanı kararıyla oran yeniden belirlenebilir mi?
Hayır. Eski maddedeki oran belirleme yetkisi yeni metinde yer almamaktadır; oran doğrudan reeskont oranına bağlanmıştır.
Sözleşmemde faiz oranı yazıyor; bu değişiklik beni etkiler mi?
Kural olarak hayır. 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi, faiz miktarının sözleşmeyle tespit edilmediği hâllerde uygulanır. Sözleşmede geçerli biçimde kararlaştırılmış bir oran varsa o oran uygulanır; TBK m. 120’deki üst sınırlar saklıdır.
İcra takibimde işleyecek faiz de değişti mi?
Takip talebinde talep edilen faiz türüne bağlıdır. Kanuni faiz talep edilmişse yeni formül, 31 Temmuz 2026’dan sonraki dönem bakımından uygulanır; ticari işlerde avans faizi talep edilmişse 3095 sayılı Kanunun 2. maddesindeki mekanizma geçerliliğini korur.
Sonuç
Kanuni faizin sabit bir yüzdeden çıkarılıp Merkez Bankası reeskont oranına bağlanması, Anayasa Mahkemesinin “alacağın değer kaybını telafi edecek bir mekanizma yok” tespitine verilmiş yapısal bir cevaptır. Oran artık idari bir karara değil, açıklanan bir orana bağlıdır ve yıl ortasında beş puanlık eşik aşılırsa kendiliğinden güncellenir.
Devam eden dosyalarda bugün atılabilecek en kritik adım, faiz hesabının dönemsel yapılıp yapılmadığını bilirkişi raporu üzerinden denetlemektir; tek oran üzerinden yapılan hesaplar 31 Temmuz 2026 sonrası dönemi eksik yansıtacaktır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1 — kanuni faiz
- 3095 sayılı Kanun m. 2 — temerrüt faizi ve ticari işlerde avans faizi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 120 — temerrüt faizi oranı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 122 — aşkın (munzam) zarar
- 7589 sayılı Kanun m. 10 (RG 31.07.2026, S. 33326)
- AYM, E.2024/24, K.2025/164, T. 22.07.2025
- AYM, E.1997/34, K.1998/79, T. 15.12.1998
- Yargıtay 6. HD, E.2024/3534, K.2025/15, T. 13.01.2025
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir. Faiz hesabı alacağın türüne, temerrüt tarihine ve döneme göre değiştiğinden, hesaplamanın dosya üzerinden yapılması gerekir.
Yayın tarihi: 31.07.2026 · Son güncelleme: 31.07.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr
İlgili faaliyet alanı: Tazminat Hukuku · Bu konuda hukuki değerlendirme ihtiyacınız varsa iletişim bilgilerine Randevu ve Danışma sayfasından ulaşabilirsiniz.








