İşçinin Sadakat Borcuna Aykırılık, Sır Saklama Yükümlülüğü ve Haklı Nedenle Derhal Fesih

İşçinin Sadakat Borcuna Aykırılık, Sır Saklama Yükümlülüğü ve Haklı Nedenle Derhal Fesih

Avukat Şerafettin KAYA

Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219

Bu makale serisi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin en güncel doğrulanmış emsal kararları ışığında kaleme alınmıştır.

Yazar: Avukat Şerafettin KAYA
Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219


Kısa Cevap

İşçinin sadakat borcuna aykırı davranması, 4857 sayılı Kanun m. 25/II-e uyarınca işverene iş sözleşmesini bildirim süresi tanımaksızın ve kıdem tazminatı ödemeksizin derhal feshetme hakkı verir. Sadakat borcu üç görünümde ortaya çıkar: iş sözleşmesi sürerken işverenle rekabet etmeme (bu yükümlülük ayrıca kararlaştırılmasa da kanundan doğar), meslek ve müşteri sırlarını saklama ve işverenin çıkarlarını koruma. Sözleşme sona erdikten sonraki rekabet yasağı ise ancak yazılı sözleşmeyle, yer, süre ve konu bakımından sınırlı olarak geçerlidir. Feshin geçerli olması için işverenin, fiili öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü içinde fesih hakkını kullanması gerekir.

I. Giriş: İş Sözleşmesinde Sadakat Borcunun Hukuki Temeli

İş sözleşmesi (hizmet akdi), yalnızca işgörme ve ücret ödeme yükümlülüklerinden ibaret basit bir sinallagmatik mübadele sözleşmesi değildir; taraflar arasında yüksek düzeyde karşılıklı güven (fides) ve kişisel bağlılık ilişkisi kuran sürekli borç ilişkisidir. Bu kişisel bağlılık ilişkisinin işçi yönünden en temel tezahürü sadakat borcudur.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 396/1. maddesi uyarınca; “İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır.” Doktrinde Prof. Dr. Sarper Süzek, Prof. Dr. Fikret Eren ve Prof. Dr. Hamdi Mollamahmutoğlu tarafından ifade edildiği üzere sadakat borcu; işçinin işverenin ticari, mali ve mesleki çıkarlarını koruma, ona zarar verebilecek her türlü eylem ve söylemden kaçınma, doğruluk ve bağlılık kurallarına uygun hareket etme mükellefiyetidir.


II. Sadakat Borcunun Görünüm Biçimleri ve Rekabet Yasağı

Sadakat borcu, iş sözleşmesinin devamı süresince kendiliğinden var olan kanuni bir borçtur. Bu borcun başlıca alt görünümleri şunlardır:

1. Sözleşme Süresince Rekabet Etmeme Yükümlülüğü (TBK m. 396/1)

İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez. İşçinin, işverenin faaliyet alanına giren bir ticari işletme kurması, rakip bir firmada gizlice veya açıkça çalışması ya da işverenin müşterilerini kendi şahsi hesabına yönlendirmesi, sadakat borcunun ağır ihlalidir.

2. Sır Saklama Yükümlülüğü (TBK m. 396/2)

İşçinin en kritik borçlarından biri sır saklama mükellefiyetidir. TBK m. 396/2 uyarınca; “İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.” İşverenin projelerini, müşteri portföyünü, fiyatlandırma stratejilerini, teknik çizimlerini veya üretim formüllerini izinsiz olarak dışarıya sızdırmak ya da üçüncü kişilere satmak, sır saklama borcunun açık bir ihlalidir.

Sadakat borcu üç görünümde ortaya çıkar: sözleşme sürerken rekabet etmeme (TBK m. 396/1), meslek ve müşteri sırlarını saklama (m. 396/2) ve işverenin haklı menfaatlerini koruma.
Sadakat borcu, ayrıca kararlaştırılmasa da iş sözleşmesinin doğasından doğar.

3. Sözleşme Sonrası Rekabet Yasağı Sözleşmesi (TBK m. 444-447)

İş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme yükümlülüğü ise ancak taraflar arasında yazılı ve geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesi (veya iş sözleşmesinde özel hüküm) bulunması halinde doğar. Ancak sözleşme sonrası rekabet yasağı olmasa dahi, işçinin iş ilişkisi sırasında öğrendiği üretim ve ticaret sırlarını sözleşme bittikten sonra kullanması veya satması, TBK m. 396/2 gereğince hukuka aykırıdır ve tazminat sorumluluğu doğurur.


Sözleşme sürerken rekabet etmeme yükümlülüğü kanundan doğar; sözleşme sona erdikten sonraki rekabet yasağı ancak yazılı sözleşmeyle ve yer, süre, konu bakımından sınırlı olarak geçerlidir.
Sözleşme sonrası rekabet yasağı, yazılı şekle ve üç yönlü sınırlamaya tabidir.

III. Haklı Nedenle Derhal Fesih (4857 s. Kanun m. 25/II) ve Hukuki Sonuçları

İşçinin sadakat borcuna, doğruluk ve bağlılık kurallarına aykırı davranması, işverene iş sözleşmesini bildirim süresi tanımaksızın ve tazminatsız olarak derhal feshetme hakkı verir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e bendinde bu durum açıkça hükme bağlanmıştır:
“İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” haklı fesih nedenidir.

Sadakat borcunu ihlal eden işçinin sözleşmesi haklı nedenle feshedildiğinde:
* İşçiye kıdem tazminatı ödenmez.
* İşçi ihbar süresine hak kazanamayacağı gibi, ihbar tazminatı da talep edemez.
* İşveren, işçinin sadakat borcuna aykırı eylemleri (örneğin müşteri çalma, projeyi satma, sır sızdırma) nedeniyle uğradığı maddi zararların tazminini genel hükümlere (TBK m. 112 vd.) göre işçiden talep edebilir.


IV. Görev Uyuşmazlığı ve Yargıtay İçtihadının Evrimi

İşçinin sır saklama borcuna veya rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle işveren tarafından açılan tazminat davalarında görevli mahkemenin tayini, doktrin ve yargı kararlarında uzun yıllar tartışma konusu olmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi’nin güncel içtihatlarına göre;
* Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin devamı süresince veya sözleşmenin sona ermesinden sonra iş sözleşmesinin kanundan doğan bir unsuru olan sır saklama yükümlülüğünün (TBK m. 396/2) ihlalinden kaynaklanıyorsa, görevli mahkeme 5521 (ve yeni 7036) sayılı Kanun uyarınca İş Mahkemesidir.
* Buna karşılık uyuşmazlık, iş sözleşmesinden tamamen bağımsız olarak akdedilen veya sözleşme sonrasına etki eden rekabet yasağı sözleşmesinden (TBK m. 444 vd.) kaynaklanan cezai şart veya tazminat talebi ise, 6102 sayılı TTK m. 4/1-c gereğince Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.

Aşağıda tam metnine yer verilen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2016/15516 E., 2016/17659 K. sayılı kararında; işletme müdürü olarak çalışan işçinin, şirkete ait makine çizim kodlarını ve projesini istifa ettikten hemen sonra rakip firmaya satması eyleminin rekabet yasağından ziyade sadakat borcunun alt unsuru olan sır saklama yükümlülüğünün ihlali niteliğinde olduğu ve bu tazminat davasında İş Mahkemesi’nin görevli olduğu içtihatlaştırılmıştır.


V. Ekler: Doğrulanmış Yargıtay İçtihadı Tam Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/15516
Karar No: 2016/17659
Karar Tarihi: 11.10.2016

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işveren vekili, şirketin ambalaj makineleri ve konveyör ekipmanları imalatı, alımı-satımı konusunda faaliyet gösterdiği, davalı … ‘in 13/02/2012 tarihli iş sözleşmesi ile müvekkil şirkette mühendis-işletme müdürü olarak çalışmaya başladığını, 13/06/2012 tarihinde istifa ederek görevinden ayrıldığını, davalının müvekkil şirkette görev aldığı sürece şirketin ticari faaliyetleri ile ilgili olarak şirket müşterileri ile bire bir iletişime geçtiği dava dışı …. da bu müşterilerden biri olduğunu, davalının müvekkil şirketin müşterisi olan …’a müvekkil şirkete ait projeyi sattığını, bu nedenle davalının müvekkil şirkete ait projeyi üçüncü şahıslara satarak sır saklama borcuna uymadığını, …. davacı şirketten bir adet shrink makinesi almak istediğini, daha sonra bu isteğinden vazgeçerek makinenin yan parçası olan kumaş paketleme ön sarıcı ünitesini satın almak isteyerek fiyat teklifi istediğini, davacı şirket tarafından 02/05/2012 tarihli teklifte fiyatın 9000 TL+KDV olarak bildirdiği, teklifin kabul edilerek sözleşme imzalandığını, …. 3600 TL avans gönderdiğini, sonrasında şirketi arayarak siparişten vazgeçtiğini, gönderdiği avansın iade edilip edilmeyeceğini sorduğunu, parasının 06/06/2012 tarihinde iade edildiğini, paranın iade edilmesinden bir hafta sonrasında 13/06/2013 tarihinde davalının görevinden istifa ettiğini, sonrasında …’ın davacı şirketi arayarak…. kendileri ile görüştüğünü ve bir makine kesimi yaptırmak istediklerini, buna istinaden …. kendilerine gönderdiği mailde davacı şirkete ait çizim kodlarının yer aldığını, davacı şirkete bu durumdan haberdar olup olmadıklarını sorduklarını, davacı şirketin durumdan haberdar olmadığını söylediğini, bunun üzerine …’ın amcasının …. ile görüşerek siparişteki projenin kime ait olduğunu sorduğunda projenin davacı şirketin eski çalışanı davalı …’den satın alındığının belirtildiğini, davalının davacıya ait projeyi üçüncü şahıslara satarak sır saklama borcuna uymadığını, Cankur Makine tarafından davacı şirkete verilen siparişin iptalinden kısa süre sonra aynı siparişlere ait makinelerin projesine ilişkin çizimlerin … ‘a mail atılarak imalatının talep edildiğini, çizimlerde Hasel logosunun çıkarıldığını fakat kodların aynen bırakıldığını, davacı şirket tarafından … ‘a gönderilen 03/04/2012 tarihli mailde davacı şirkete ait kodların açıkça görüldüğünü, makinenin 26.000 TL bedelinde olduğu davalının müvekkile ait projeyi kullanarak müvekkilin müşterisi şirkete sattığını, bu sebeple üçüncü şahsın makineyi üretmesinde yardımcı olduğunu ve haksız kazanç sağladığını, davacının akdettiği belirsiz süreli iş sözleşmesinin 12/E maddesinde davalının sır saklama borcunun açıkça hükme bağlandığını, üstelik davalının 13/06/2012 tarihinde istifa ederek 29/06/2012 tarihinde işten ayrıldığını ve bu nedenle iş sözleşmesinde belirtilen 60 günlük bildirim süresine uymadığını belirterek sözleşmedeki önel süresi için tazminat ve sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranması nedeni ile verdiği zarardan dolayı maddi tazminat talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, Söz konusu davacı işyerine ait makinenin bir patenti ya da markası bulunmadığını, şirink ambalaj makinesinin sadece bir fırın ve halka mal olduğunu, söz konusu işyerinde görevinin işletme müdürlüğü olduğunu, davacının sözünü ettiği projeyi görevi olmamasına rağmen kendisinin yaptığı projenin bir eser olması durumunda kendisine davacı tarafından tazminat ödenmesi gerektiğini, davacının bu proje sebebi ile afaki ve hayali bir zarara uğradığını belirttiğini, davacı tarafından iddia edilen maddi zararın fiilen ve maddi olarak ispat edilecek bir gelir kaybı olması gerektiği, davacının belirttiği 26.000 TL zarar ile dava arasında fiili irtibat ve illiyet bağı bulunmadığını, 60 gün önceden bildirimde bulunmamasından sebeple kendisinden 3.000 TL tazminat talep edildiğini, İş Kanunu’nun 17. maddesinde 6 aydan az sürmüş iş ilişkilerinden işçinin bu durumunun diğer tarafa yapılmasından başlanarak 2 hafta içinde iş akdinin feshedileceğinin belirtildiğini, bu sebeple 60 günlük sürenin geçersiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının davacı şirkette çalıştığı süre boyunca dava konusu olan Shrink makinası yada sarıcı ünitesine ait çizim ya da belgeleri dava dışı şirket ile paylaştığına dair herhangi somut bir delil elde edilemediği gibi Borçlar Kanunu’nun 396 maddesinde yer alan sadakat borcunun ” …İş gördüğü sırada öğrendiği özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararında kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli ölçüde işçi hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra sır saklamakla yükümlüdür.” maddesi ve Yargıtay kararları ışığında ve aynı zarara ilişkin Bakırköy 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/175 esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığı dikkate alındığında ve söz konusu dosyada alınan bilirkişi raporları incelendiğinde aktin feshinden sonraki haksız rekabete ilişkin davalara bakma görevinin asliye ticaret mahkemesi olduğu, ihbar öneli verildiği gerekçesi ile ihbar tazminatı yönünden davanın esastan reddine, sır saklama ve sadakat borcuna aykırı hareket etmesi nedeniyle davalıdan talep ettiği tazminat talebi yönünden ise Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsiz olduğuna karar verilmiştir.

D) Temyiz:
Kararı davalı işçi vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:
6098 sayılı TBK.’nun 396. Maddesi uyarınca “İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez.
İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.”
Keza kanunun TBK.’nun 427. Maddesi uyarınca “Hizmet buluşları üzerinde işçinin ve işverenin hakları, bunların kazanılması ile diğer sınaî ve fikrî mülkiyet hakları konusunda özel kanun hükümleri uygulanır.”
Diğer taraftan Rekabet yasağı 6098 sayılı T. Borçlar Kanunu’nun Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddalarında düzenlenmiştir. Bunun nedeni ise rekabet etmemenin sadakat borcunun bir gereği olmasıdır.

İş sözleşmesinin kurulması ile doğan sadakat borcu, işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur. Rekabet etmeme borcu ise, iş sözleşmesinin sonuçlarından olan; işçinin işverene sadakat borcu içinde yer alan alt bir yükümlülüktür. Taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş sözleşmesine konulmasına veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. Rekabet yasağının ihlaline bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür.

İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık, taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır (Süzek, S. İş Hukuku, Yenilenmiş 10. Baskı İstanbul 2014, S:344., YHGK. 22.09.2008 gün ve 2008/9-517 E, 2008/566 K. Sayılı ilamından. Aynı atıflar YHGK. ‘nun 21.09.2011 gün ve 2011/9-508 E, 2011/545 K ile Y. HGK. 27.02.2013 gün ve 2012/9-854 E, 2013/392 K. Sayılı ilamlarında da yapılmıştır).

İşçi ile işveren arasında rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlıkta, uyuşmazlığın İş Mahkemesi’nde mi yoksa ticari dava sayılarak Ticaret Mahkemesi’nde mi görüleceği doktrin ve uygulamada hep tartışma konusu olmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008 (YHGK. 22.09.2008 gün ve 2008/9-517 E, 2008/566 K.) ve 2011 (YHGK. 21.09.2011 gün ve 2011/9-508 E, 2011/545 K) yıllarında yukarda belirtilen atıflardaki gerekçeleri de belirtmek sureti ile “dava konusu rekabet yasağının dayanağı, işçinin hizmet akdinden kaynaklanan sadakat borcundan kaynaklanmakta olup, hizmet akdinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin iş mahkemesinin görevli olduğu” gerekçesi ile verdiği kararların aksine 2013 yılında bu içtihadından dönerek ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2012 yılındaki kararından etkilenerek (Y. 11. HD., Direnme ile YHGK. 29.02.2012 gün ve 2011/11-781 E., 2012/109 K. Konu olmuş ve HGK 11. HD.’nin gerekçesine katılmıştır) iş sözleşmesi sona erdikten sonra rekabet etmeme sözleşmesini iş sözleşmesinden ayrı bir sözleşme olarak değerlendirerek, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlığın ticari dava olması nedeniyle Ticaret Mahkemesi’nde görüleceğine karar vermiştir (Y. HGK. 27.02.2013 gün ve 2012/9-854 E, 2013/392 K). İşçi ve işveren arasında rekabet yasağına ilişkin “özellikle iş sözleşmesinin feshinden sonra rekabet etmeme yükümlülüğü nedeniyle” doğan uyuşmazlıkta görevli mahkeme konusunda YHGK kararları arasında çelişki olmuştur. Son karar ile iş sözleşmesinin feshinden sonrasına ilişkin rekabet etmeme ile ilgili uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği belirtilerek, önceki istikrarlı kararlardan dönülmüştür.

Dosya içeriğine göre taraflar arasında iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir sözleşme imzalanmamıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı işveren davalının kendisinde üretilen buluşu, sır saklama yükümlülüğüne aykırı olarak yeni çalıştığı işverende de ürettiği iddiası ile maddi zararının tahsilini istemektedir. Burada rekabet yasağına aykırılıktan çok sadakat borcunun alt unsuru olan sır saklama yükümlüğünün ihlaline dayanılmakta, işyerindeki buluşun bu ihlal nedeniyle başka yerde kullanılmasından kaynaklanan tazminat talebi bulunmaktadır. Uyuşmazlık iş ilişkisinden, iş sözleşmesinin yüklediği sır saklama yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanmaktadır.

5521 sayılı Kanunda “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklara iş mahkemelerinde görüleceği, 6102 sayılı Kanunun 4/1.c maddesinde ise “Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın rekabet yasağına ilişkin 444 ila 447. maddeleri ile ilgili doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu, ticari davalarda da delillerin ve bunların sunulmasının HMK hükümlerine tabi olduğuna vurgu yapıldıktan sonra, 5. maddesinde ise “aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalara bakacağı” açıkça belirtilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’ndaki kural aksine bir düzenlemedir.

Somut uyuşmazlıkta İş Mahkemesi 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca görevlidir. İşin esastan çözümlenmesi gerekirken, sır saklama yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle tazminat istemi yönünden görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.
Diğer taraftan kabule göre ihbar tazminatı ile ilgili istem esastan reddedilmesine rağmen, bu taleple ilgili vekalet ücreti ve yargılama gideri konusunda karar verilmemesi de usule aykırıdır.

F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İş Hukuku, İşe İade ve Tazminat Uyuşmazlıkları

İş sözleşmesinin feshi, işe iade davaları, kıdem, ihbar, fazla mesai ve mobbing alacakları ile rekabet yasağı ve sadakat borcuna aykırılık uyuşmazlıkları, usule ve süreye sıkı biçimde bağlı konulardır. Bu makale, Türk İş Hukukunda Fesih, İşe İade ve Tazminat Rejimi Külliyatı’nın bir parçasıdır.

Avukat Şerafettin KAYA (Kocaeli Barosu – Sicil: 2219)
www.serafettinkaya.av.tr

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Rekabet yasağına aykırılık için kararlaştırılan ödeme ne niteliktedir?

Taraflarca kararlaştırılmış belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla cezai şart hükmüdür.

Sadakat borcuna aykırılık işverene hangi hakkı verir?

Sır saklama ve sadakat yükümlülüğünün ihlali, koşulları varsa işverene haklı nedenle derhal fesih hakkı verir.

Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat

  • 4857 sayılı İş Kanunu m.17
  • 4857 sayılı İş Kanunu m.25
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.396
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.444
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.5
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4

Yayın tarihi: 07.08.2026 · Son güncelleme: 15.08.2026

Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

İş Hukuku

Askere Giden İşçinin Hakları Nelerdir?

Muvazzaf askerlik nedeniyle fesihte kıdem tazminatı, ihbar tazminatının doğmaması, askerlik dönüşü işe alınma yükümlülüğü ve üç aylık ücret…

22.08.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku

İşyerinde Mobbing (Psikolojik Taciz), Fazla Mesai İspatı ve Haklı Sebeple Fesih Davaları

Mobbing kriterleri ve ispat kolaylığı, bordroda ihtirazi kayıt ile fazla mesai ispatı, haklı nedenle fesihte altı iş günlük…

15.08.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku

Türk İş Hukukunda Fesih, İşe İade ve Tazminat Rejimi Külliyatı: 4 Emsal Yargıtay İçtihadının Doktrinel Sentezi

İşletmesel karar, mobbing, sadakat borcu ve performans feshi eksenlerinde Yargıtay içtihadının sentezi. Ortak ölçüt: somut gerekçe ve ispat…

09.08.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku

Performans Nedeniyle Fesih, Savunma ve İşe İade

Performans feshinde objektif kriter, periyodik takip, uyarı ve savunma alma şartı. Savunma alınmadan yapılan fesih geçersizdir (m.19).

08.08.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku

Sendikal Tazminat ve İş Güvencesi Serisi: Konu Haritası

Sendikal tazminatı on bir bölümde ele alan serinin giriş kapısı: anayasal temel, ayrımcılık yasağı, fesih, ispat yükü, hesaplama,…

06.08.2026 Yazıyı oku ›
İş Hukuku

Mobbing İddiasında İspat Kolaylığı ve Manevi Tazminat

Mobbing için sistematik ve süreklilik aranır. Yargıtay ispat kolaylığı ilkesini uygular; güçlü emare karşısında ispat yükü işverene geçer.

06.08.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp Randevu Ara