Tazminatta Faiz Başlangıcı ve Mahsup Kuralı Değişti

Ölümlü bir trafik kazasından sonra sigorta şirketi cenaze masrafları için bir ödeme yaptıysa, o para yıllar sonra hükmedilecek tazminattan nasıl düşülecek? Kazada çalışma gücünü yitiren birinin gelecekteki kaybına, kazanç henüz belli değilken hangi tarihten faiz işleyecek? Bu iki soru yıllarca içtihatla çözüldü. 12. Yargı Paketi ikisini de kanun metnine yazdı. Bu yazıda TBK m. 55’e eklenen iki yeni fıkrayı ve hangi dosyaları etkileyeceğini açıklıyoruz.
Kısa Cevap
Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz artık dönemlere bölünerek hesaplanıyor: kazancın bilindiği döneme haksız fiil tarihinden, bilinemediği döneme karar tarihinden itibaren kanuni faiz işliyor. Ayrıca ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemeler, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup ediliyor. 7589 sayılı Kanunun 18. maddesiyle eklenen bu iki fıkra geçmişe yürümez: yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen haksız fiil ve zarar doğuran olaylara uygulanır (geçici m. 1/9). Önceki olaylarda eski rejim ve mevcut içtihat geçerliliğini korur.
Faiz Neden İkiye Bölündü?
Destekten yoksun kalma ve bedensel zarar hesabı, bilirkişi raporlarında ikiye ayrılır:
- Bilinen dönem: Olay tarihinden rapor/karar tarihine kadar geçen, gerçekleşmiş kayıp. Bu dönemde kişinin geliri belgelerle bilinir.
- Bilinmeyen dönem: Karar tarihinden sonrası için, gelirin belirli oranlarda artacağı ve iskonto uygulanacağı varsayımıyla yapılan ileriye dönük hesap.
Eski uygulamada tazminatın tamamına kural olarak haksız fiil tarihinden faiz işletiliyordu. Bunun eleştirisi şuydu: henüz doğmamış, gelecekte doğacak bir kayba geçmişe dönük faiz işletmek, alacaklıyı fazladan zenginleştirir.
Yeni üçüncü fıkra bu ayrımı kanunlaştırıyor:
Kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata → haksız fiil / zarar doğuran olay tarihinden
Kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata → karar tarihinden
itibaren kanuni faiz işletilir.
Bu Değişiklik Kimin Lehine?
Doğrudan bakıldığında düzenleme davalı (ve sigortacı) lehinedir: bilinmeyen döneme ait tazminat kalemi, çoğu dosyada toplamın önemli bir bölümünü oluşturur ve bu kısma artık yıllar öncesinden değil karar tarihinden faiz işleyecektir.
Ancak tabloyu tek başına okumamak gerekir. Aynı paketle kanuni faiz oranı reeskont oranının yüzde sekseni hâline getirildi; yani faiz oranı yükselirken faizin işleyeceği süre kısaldı. İki değişikliğin net etkisi, dosyanın süresine ve zarar kalemlerinin dağılımına göre farklılaşacaktır.
İfa Amaçlı Ödemelerin Mahsubu: Oransal Yöntem
Dördüncü fıkra, uygulamada belki daha da önemlidir:
Bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
Bunu anlamak için mevcut uygulamayı doğru bilmek gerekir. Yargıtay, ödemeleri yapıldıkları zamana göre ikiye ayırıyordu:
| Ödeme zamanı | Mevcut uygulamadaki mahsup yöntemi |
|---|---|
| Dava açılmadan önce | Ödeme tarihinden hesap tarihine kadar faizle güncellenerek tazminattan düşülür |
| Dava açıldıktan sonra, hükümden önce | Güncellenmeden, doğrudan hükmedilen tazminattan mahsup edilir |
Bu ayrım Hukuk Genel Kurulu kararlarında açıkça yer alır: “Dava açıldıktan sonra yapılan ödemelere faiz uygulanarak güncelleme yapılması doğru değildir.”
Yeni fıkra bu ikili yapıyı değiştiriyor. Mahsuba tabi ödemeleri tahkikat başlayıncaya kadar yapılanlarla sınırlıyor ve bunlara faizle güncelleme yerine oransal mahsup uyguluyor. Yani ödemenin, yapıldığı tarihteki tazminatın hangi yüzdesini karşıladığı bulunur; nihai tazminattan da aynı yüzde düşülür.
Mahsup oranı = Ödenen bedel ÷ Ödeme tarihine göre belirlenen tazminat
Düşülecek tutar = Nihai tazminat × Mahsup oranıÖrnek: Sigorta şirketi, tahkikat başlamadan önce 200.000 TL ödedi. O tarih
itibarıyla hesaplanan tazminat 1.000.000 TL olsun. Ödeme, tazminatın
%20’sini karşılamıştır. Karar tarihinde tazminat 1.600.000 TL olarak
belirlenirse, düşülecek tutar 200.000 TL değil, bunun %20’si olan
320.000 TL olacaktır.
Burada üç kritik nokta vardır:
- Ödemenin “ifa amaçlı” olması şarttır. TBK m. 55/1 uyarınca ifa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilemez. Bu ayrım değişmedi ve dosyaların çoğunda asıl tartışma buradadır.
- Zaman sınırı getirildi: “tahkikat başlayıncaya kadar”. Bu ibare, mahsuba tabi ödemeleri tahkikat aşamasından önceki dönemle sınırlar. Tahkikat başladıktan sonra yapılan ödemelerin nasıl değerlendirileceği, uygulamanın netleştireceği bir konudur.
- Oransal yöntem enflasyona karşı ödemeyi otomatik günceller. Ödeme, tazminatın belirli bir yüzdesini karşılamış sayıldığı için, tazminatın karar tarihinde yükselmesi hâlinde düşülecek tutar da aynı oranda yükselir.
“İfa Amaçlı Ödeme” Nedir, Nasıl Ayırt Edilir?
Bu ayrım kanunla değişmedi; Yargıtay içtihadı belirleyici olmaya devam edecek. Hukuk Genel Kurulu ölçütü net biçimde ortaya koymuştur:
“Tazmin borcu yükü altında olan zarar verenin zarar görene yaptığı ödemelerin kural olarak borcunu ifa amacıyla yapıldığı kabul edilir… Edim borçlusu dışında üçüncü kişilerin yaptığı ödemelerde ise aslolan bunların bağımsız olmasıdır.”
(Yargıtay HGK, E.2022/699, K.2023/852)
Buradan çıkan pratik kural:
- Zarar verenin veya sigortacısının ödemesi → kural olarak ifa amaçlıdır, mahsup edilir.
- Üçüncü kişilerin yardımı, bağışı, yardım toplama yoluyla elde edilen tutarlar → kural olarak ifa amacı taşımaz, mahsup edilmez. Aksini iddia eden ispatla yükümlüdür.
Aynı kararda, bir belediyenin talimatıyla vakıf eliyle yapılan taşınmaz devri ifa amaçlı sayılırken, halktan yardım toplanarak elde edilen nakdi tutarlar bağış kabul edilmiş ve tazminattan düşülmemiştir.
SGK Ödemeleri ve Rücu İlişkisi
TBK m. 55/1’in ilk cümlesi korunmuştur: kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zararın belirlenmesinde gözetilemez, tazminattan indirilemez.
Bu, iş kazası dosyalarında önemini korur: Kurumca bağlanan gelirin rücu edilebilir kısmı ile edilemeyen kısmı ayrıştırılmadan yapılan indirimler, hükmün bozulması sonucunu doğurabilir. Yeni dördüncü fıkra bu kuralı değiştirmez; yalnızca ifa amaçlı ödemelerin mahsup yöntemini düzenler.
Hangi Dosyalara Uygulanacak?
Geçici madde 1’in dokuzuncu fıkrası açıktır:
Bu değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Önceki olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Belirleyici tarih dava tarihi değil, olay tarihidir. Dolayısıyla:
- Kaza 30 Temmuz 2026’da olduysa → dava bugün açılsa bile eski rejim uygulanır.
- Kaza 1 Ağustos 2026’da olduysa → yeni rejim uygulanır.
Bu, önümüzdeki yıllarda mahkemelerin iki paralel rejimi aynı anda uygulayacağı anlamına gelir. Dava dilekçesinde ve bilirkişi talimatında olay tarihinin açıkça vurgulanması, yanlış rejim uygulanmasının önüne geçer.
Yargıtay Ne Diyor?
- Yargıtay HGK, E.2022/699, K.2023/852, T. 27.09.2023: Zarar verenin ödemeleri kural olarak ifa amaçlı sayılır; üçüncü kişilerin ödemelerinde ise kural bağımsızlıktır. Halktan yardım toplanarak elde edilen tutarlar bağış niteliğinde görülerek tazminattan indirilmemiş, borçlunun talimatıyla yapılan taşınmaz devri ise ifa amaçlı kabul edilmiştir.
- Yargıtay HGK, E.2021/684, K.2022/1473, T. 09.11.2022: Dava tarihinden sonra hüküm tarihinden önce ifa amacıyla yapılan ödemelerin tazminat hesabından mahsubu gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay 17. HD, E.2014/8191, K.2016/4782, T. 14.04.2016: Zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince zarar görenlere yapılan ödemelerin işlemiş faiziyle birlikte tazminattan indirilmesi gerektiği belirtilmiş; ancak bu ilkeye iki önemli sınır konulmuştur. Birincisi, SGK’nın bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değeri fiilen yapılmış bir ödeme olmadığından faizle güncellenerek mahsup edilemez. İkincisi, 5510 sayılı Kanun m. 21/4 uyarınca Kurum ancak ilk peşin sermaye değerinin yarısı oranında rücu edebileceğinden, tazminattan tamamının değil yarısının indirilmesi gerekir. Yeni dördüncü fıkra, ifa amaçlı ödemelerde güncelleme yöntemi yerine oransal mahsubu getirmektedir.
- Yargıtay 17. HD, E.2016/8032, K.2016/7921, T. 19.09.2016: Destekten yoksun kalma tazminatının, bilinen dönem için gerçekleşen zarar, bilinmeyen dönem için ise gelirin artırılıp iskonto uygulanması yoluyla hesaplanacağı ortaya konmuştur — yeni faiz kuralının dayandığı dönem ayrımı budur.
Sık Sorulan Sorular
Kazam 2024’te oldu, davam sürüyor. Yeni faiz kuralı bana uygulanır mı?
Hayır. Geçici m. 1/9 uyarınca belirleyici olan olay tarihidir. 31 Temmuz 2026’dan önce meydana gelen olaylarda eski hükümler ve mevcut içtihat uygulanmaya devam eder.
Sigorta şirketi dava öncesi ödeme yaptı; bu para nasıl düşülecek?
Ödeme ifa amaçlıysa ve tahkikat başlamadan önce yapılmışsa, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminata oranlanır ve nihai tazminattan aynı oranda düşülür. Ödemenin ifa amaçlı olup olmadığı ayrı bir değerlendirme konusudur.
Yakınlarımız için toplanan yardımlar tazminatımdan düşülür mü?
Kural olarak hayır. Üçüncü kişilerin yardım veya bağış amacıyla yaptığı ödemeler ifa amacı taşımadığından tazminattan indirilemez. Ödemeyi yapanın zarar vereni borcundan kurtarma iradesiyle hareket ettiğini iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır.
Bilinmeyen dönem tazminatına gerçekten faiz işlemeyecek mi?
İşleyecek, ancak karar tarihinden itibaren. Olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için bu kaleme faiz işlemez.
Manevi tazminat da bu kurala tabi mi?
Yeni fıkralar çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma zararlarına ilişkindir. Manevi tazminat ayrı bir kalemdir ve bu düzenlemenin kapsamı dışındadır.
İdareye karşı açtığım tam yargı davasında da uygulanır mı?
TBK m. 55’in ikinci fıkrası, hükümlerin her türlü idari eylem ve işlem ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı bedensel zarar ve ölüme bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağını öngörür. Bu fıkra korunmuştur; dolayısıyla yeni faiz ve mahsup kuralları idari yargıdaki tam yargı davalarında da gündeme gelecektir.
Kusur indirimi ile mahsup aynı şey mi?
Hayır. Kusur indirimi zararın belirlenmesi aşamasında, zarar görenin müterafik kusuru oranında yapılan bir azaltmadır. Mahsup ise belirlenmiş tazminattan, daha önce ifa amacıyla ödenmiş tutarın düşülmesidir. İkisi ayrı aşamalarda ve ayrı hukuki temellerle uygulanır.
Sonuç
TBK m. 55’e eklenen iki fıkra, tazminat hukukunun en çok tartışılan iki teknik sorununu kanun metnine taşıdı: faizin nereden başlayacağı ve peşin ödemelerin nasıl düşüleceği. Faiz artık dönemsel, mahsup ise oransal yapılacak.
Bugün atılabilecek en kritik adım, dosyanızda olay tarihinin hangi rejime girdiğini tespit etmek ve bilirkişi talimatını buna göre kurdurmaktır. Yanlış rejimle hazırlanan bir rapor, faiz kalemi üzerinden hükmün önemli bir bölümünü etkileyebilir. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 55 — destekten yoksun kalma ve bedensel zararların belirlenmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 53, 54 — ölüm ve bedensel zarar kalemleri
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1 — kanuni faiz
- 7589 sayılı Kanun m. 18 ve geçici m. 1/9 (RG 31.07.2026, S. 33326)
- Yargıtay HGK, E.2022/699, K.2023/852, T. 27.09.2023
- Yargıtay HGK, E.2021/684, K.2022/1473, T. 09.11.2022
- Yargıtay 17. HD, E.2014/8191, K.2016/4782, T. 14.04.2016
- Yargıtay 17. HD, E.2016/8032, K.2016/7921, T. 19.09.2016
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir. Tazminat hesabı olay tarihine, kusur durumuna ve zarar kalemlerine göre değiştiğinden, hesaplamanın dosya üzerinden yapılması gerekir.
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- 3095 sayılı Kanun m.1
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.21
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.53
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55
- 7589 sayılı Kanun m.1
- 7589 sayılı Kanun m.18
- Yargıtay 17. HD, E.2014/8191, K.2016/4782, T. 14.04.2016
- Yargıtay 17. HD, E.2016/8032, K.2016/7921, T. 19.09.2016
Yayın tarihi: 31.07.2026 · Son güncelleme: 31.07.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr