Zorla İmzalatılan Evlilik Sözleşmesi Nasıl İptal Edilir?

Noterde, eşinizin yanında oturuyorsunuz. Önünüze bir “mal ayrılığı sözleşmesi” konuyor. Günlerdir süren baskı ve tehditler yüzünden imzayı atıyorsunuz, çünkü o an başka çıkış göremiyorsunuz. Bir süre sonra aklınıza gelen soru şu: “Noterde imzaladığım bu belgeyle gerçekten bağlı mıyım?” Bu yazıda korkutma (tehdit) altında imzalatılan evlilik sözleşmesinin nasıl geçersiz kılınacağını, sürenin ne zaman işlediğini ve neyin delil olacağını Yargıtay içtihatları ışığında sade bir dille açıklıyoruz.
Kısa Cevap
Tehditle imzalatılan evlilik sözleşmesi, korkunun etkisi kalktıktan sonra bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığınızı karşı tarafa bildirerek (tercihen noter ihtarnamesiyle), def’i veya dava yoluyla iptal edilir. Halk arasında evlilik sözleşmesi denilen belge hukuken mal rejimi sözleşmesidir (TMK m. 203, 205) ve Borçlar Kanunu’nun korkutmaya ilişkin genel hükümlerine tabidir (TMK m. 5). Kendinizin veya bir yakınınızın kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir tehlike korkusuyla imza attıysanız sözleşme sizi bağlamaz (TBK m. 37-38). Ancak korkutmanın etkisi ortadan kalktığı andan itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığınızı bildirmezseniz sözleşmeyi onamış sayılırsınız (TBK m. 39). Noter senedi olması engel değildir; korkutma tanık dâhil her türlü delille ispat edilebilir.
Önce Ayrım: “Geçersiz” mi, “İptal Edilebilir” mi?
Uygulamadaki en büyük hata, korkutmayla yapılan sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz olduğunu düşünüp beklemektir. Kanun böyle bir sonuç bağlamaz:
- Kesin hükümsüzlük (butlan): Şekle uyulmadan, örneğin noter yerine adi yazıyla yapılan mal rejimi sözleşmesi baştan geçersizdir (TMK m. 205); kanunun tek istisnası, eşlerin evlenme başvurusu sırasında seçtikleri mal rejimini yazılı olarak bildirmesidir. Süreye bağlı değildir.
- İrade bozukluğu (korkutma): Sözleşme şeklen geçerlidir; ancak korkutulan taraf onu iptal etme hakkına sahiptir. Bu hak kullanılmazsa sözleşme ayakta kalır.
Mal rejimi sözleşmesinin nasıl kurulduğu ve hangi konuları düzenleyebileceği için evlilik sözleşmesi (mal ayrılığı) nasıl yapılır yazımıza bakabilirsiniz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu yaptırımı “tek taraflı bağlamazlık” olarak nitelendirir: iradesi bozulan taraf, belirli bir süre içinde kullanabileceği bir iptal hakkına sahiptir (HGK, E. 2017/1212, K. 2021/304). Yani hiçbir şey yapmadan geçen zaman, sizin aleyhinizedir.
Korkutmanın Şartları: Her Baskı Yeterli mi?
Her ısrar veya tartışma korkutma sayılmaz. Yargıtay’ın aradığı dört şart şunlardır:
- Hukuka aykırı bir tehdit — Öldürme, dövme, çocukları kaçırma, evden atma gibi. Hakkını kullanacağını söylemek (örneğin “boşanma davası açarım”) kural olarak korkutma değildir; ancak bu yolla aşırı bir menfaat sağlanmışsa korkutma kabul edilir (TBK m. 38/2).
- Ağır tehlike — Tehdit sizin ya da bir yakınınızın kişilik haklarına veya malvarlığına yönelmelidir. Çocuklara yönelik tehdit de bu kapsamdadır.
- Yakın tehlike — Tehlike, önlem almanıza imkân bırakmayacak kadar yakın olmalıdır.
- İlliyet bağı — Tehdit olmasaydı sözleşmeyi hiç ya da bu içerikte imzalamayacak olmanız gerekir.
Ağırlık, korkutulan kişinin kendi durumuna göre ölçülür: yaşı, eğitimi, ekonomik bağımlılığı, daha önce şiddet görüp görmediği. Örneğin daha önce şiddet görmüş ve lehine koruma kararı verilmiş bir eşin yeni bir tehdide verdiği tepki, bu geçmişle birlikte değerlendirilir.

Bir Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
Bu yazının en kritik bölümü budur. TBK m. 39’daki bir yıllık süre hak düşürücü süredir; durmaz, kesilmez ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Süre, sözleşmenin imzalandığı gün değil, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı an başlar.
- Tehdit sürüyorsa süre de başlamamış sayılabilir. Bir taşınmaz devri dosyasında ilk derece mahkemesi, korkunun yargılamada da sürdüğünü ve davacının ceza yargılamasında sözleşmeden döndüğünü bildirdiğini kabul ederek sürenin geçmediğine karar vermiş; karar istinaf ve temyizden geçmiştir (Yargıtay 1. HD, E. 2023/1788, K. 2024/2254). Bu gerekçe Dairenin değil, ilk derece mahkemesinindir.
- Şikâyet ettiğiniz an riskli bir eşiktir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, korkutan kişiyi savcılığa şikâyet edebilen kişinin üzerindeki korkunun o tarihte kalktığının kabulünü yerinde görmüştür (şirket hisse devrine ilişkin bir uyuşmazlıkta; E. 2025/965, K. 2026/96; temyiz yolu açık istinaf kararı). Aynı kararda, ceza dosyasındaki ifadelerde sözleşmeyle bağlı olmadığını açıkça söylemeyen davacının iptal hakkını kullanmış sayılamayacağı belirtilmiştir.
Bu iki kararın ortak dersi şudur: Şikâyet ya da ceza dosyasındaki ifade kendiliğinden iptal bildirimi sayılmaz. Beyan, sözleşmeyle bağlı olmadığınız ya da sözleşmeden döndüğünüz iradesini yansıtıyorsa iptal bildirimi olarak kabul edilebilir (ilk karar); bu irade anlaşılmıyorsa iptal hakkı kullanılmış sayılmaz (ikinci karar). En güvenlisi, iptal iradesini ayrıca ve açıkça karşı tarafa bildirmektir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi: “iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir.” (E. 2023/1788, K. 2024/2254)

Noterde İmzaladım; Aksini Nasıl İspat Ederim?
Noter senedi, belgelediği olguların doğruluğuna kanıt oluşturur; ancak içeriğinin doğru olmadığı her türlü delille ispat edilebilir (TMK m. 7). Hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnalarındandır ve tanık dinlenebilir (HMK m. 203/1-ç); eşler arasındaki işlemlerde de tanık dinlenebilir (HMK m. 203/1-a). Hukuk Genel Kurulu da korkutmanın, sözleşme resmî senetle yapılmış olsa bile tanık dâhil her türlü delille ispat edilebileceğini vurgulamıştır (HGK, E. 2017/1212, K. 2021/304).
Kullanılabilecek başlıca deliller:
- Tehdit içeren mesajlar, ses kayıtları, videolar (tarih ve gönderen bilgisiyle birlikte korunmalı)
- Daha önceki darp raporları, şikâyet ve soruşturma dosyaları, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma/uzaklaştırma kararları
- Olayı bilen tanıklar (aile, komşu, arkadaş)
- Sözleşmenin tarihiyle tehditlerin tarihi arasındaki zaman yakınlığı
- Sözleşmenin içeriğindeki dengesizlik: tek tarafa yarayan, karşılıksız bir vazgeçme
Tehdidin ceza hukuku boyutu ve delillendirme için tehdit ve şantaj suçları yazımız da yol gösterir.
İspat yükü, korkutma iddiasında bulunan taraftadır. Hukuk Genel Kurulu aynı kararda (E. 2017/1212, K. 2021/304), ciddi bir korkuya maruz kaldığını söyleyen kişinin üç yıla yakın süre hiçbir makama başvurmamasını hayatın olağan akışına aykırı bulmuş ve direnme kararını, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. Bu nedenle daha önce yapılmış her başvuru, tehlikenin gerçekliğini gösteren önemli bir delildir.
Sözleşme İptal Edilmese Bile: Geçmişe Etki Yasağı
Pek çok kişi, mal ayrılığı sözleşmesi imzaladığı için evliliğin başından beri edinilen mallardaki bütün hakkını kaybettiğini düşünür. Bu doğru değildir.
Eşler evlilik içinde her zaman mal rejimi sözleşmesi yapabilir (TMK m. 203); ancak yasal rejim dışındaki bir rejim ancak ileriye etkili olarak seçilebilir. Yargıtay, mal ayrılığının evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağına dair kayıtları yok hükmünde saymakta, sözleşmenin yalnızca imzalandığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurduğunu kabul etmektedir (8. HD, E. 2014/9332, K. 2015/17436; 2. HD, E. 2023/7024, K. 2024/6794).
Somut sonucu şudur: evlenme tarihinden sözleşme tarihine kadar geçen dönemde edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır ve bu dönemde edinilen mallar için katılma alacağı istenebilir. Ayrıntılar için boşanmada mal paylaşımı ve edinilmiş mallara katılma yazımıza bakabilirsiniz. (1 Ocak 2002’den önce evlenmiş eşler için 4722 sayılı Kanun m. 10’daki geçiş kuralı ayrıca değerlendirilir.)
Eşiniz Malları Başkasının Üzerine Geçirdiyse
Korkutma dönemiyle birlikte malların bir yakına devredildiği de sık görülür. Bu durumda iki ayrı yol vardır:
- Eklenecek değerler (TMK m. 229): Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde rızanız olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağınızı azaltmak kastıyla yapılan devirler, hesapta edinilmiş mallara eklenir.
- Üçüncü kişiye karşı dava (TMK m. 241): Eşin malvarlığı alacağınızı karşılamıyorsa, eksik kalan kısım karşılıksız kazandırmadan yararlanan kişiden istenebilir. Bu dava hakkı, haklarınızın zedelendiğini öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır.
Devir gerçekte bir satış değil de mal kaçırmaya yönelik görünüşte bir işlemse, muvazaa (TBK m. 19) hükümleri de gündeme gelebilir.
Bu sürelerin hesabında kritik bir ayrım vardır: Mal rejimi sözleşmesi geçerliyse, yasal rejim sözleşmenin yapıldığı tarihte sona erer (TMK m. 225/1). Sözleşme iptal edilirse ya da hiç yoksa, mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer (TMK m. 225/2). TMK m. 229’daki “bir yıl” ve m. 241’deki “beş yıl” bu ayrıma göre hesaplanmalıdır; eski tarihli bir sözleşmede beş yıllık süre dolmak üzere ya da dolmuş olabilir.

Dava Yolu, Görevli Mahkeme ve Usul
- Görevli mahkeme: Aile hukukundan doğan uyuşmazlıklar aile mahkemesinde görülür (4787 s.K. m. 2, 4); aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar.
- Arabuluculuk: Mal rejimi sözleşmesinin iptali, dava şartı arabuluculuğa bağlanan uyuşmazlıklar arasında sayılmamıştır (6325 s.K. m. 18/B). Ayrıca aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir (6325 s.K. m. 1/2).
- Harç: Yargıtay, mal rejimi sözleşmesinin iptali talebinin aynı dilekçede ileri sürülen diğer taleplerden (o dosyada ziynet alacağından) ayrı bir dava olduğunu, bu talep için ayrıca başvurma ve karar harcı alınmadan yargılamaya devam edilemeyeceğini belirtmiştir (2. HD, E. 2022/5215, K. 2023/4065).
- Boşanma bağlantısı: İptal talebi, boşanma ve mal rejimi tasfiyesi davalarıyla birlikte planlanmalıdır. Hayata kast veya pek kötü davranış nedeniyle boşanma davası için ayrıca altı ay / beş yıllık hak düşürücü süre vardır (TMK m. 162).
- Tazminat: Sözleşme onanmış sayılsa bile, korkutmadan doğan tazminat hakkı ortadan kalkmaz (TBK m. 39/2). Boşanmaya bağlı tazminat için boşanmada maddi ve manevi tazminat yazımıza bakabilirsiniz.
Uygulamada Ne Yapmalı?
- İptal iradenizi yazılı ve açık biçimde bildirin. En güvenli yol, sözleşmeyle bağlı olmadığınızı ve korkutma nedeniyle iptal ettiğinizi bildiren bir noter ihtarnamesidir. Şekil şartı yoktur; ancak tarih ve içerik ispatı açısından noter en sağlam yoldur.
- Delilleri bugünden koruyun. Mesaj, ses ve video kayıtlarının asıllarını telefondan silmeyin; yedekleyin. Gerekirse sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir.
- Can güvenliğinizi önceleyin. Tehdit sürüyorsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir istenebilir (m. 3-5); yetkili mercilere başvuru hem güvenliğiniz hem de ispat açısından önemlidir. Süreç için 6284 sayılı Kanun: uzaklaştırma ve koruma kararı yazımıza bakabilirsiniz. Ancak unutmayın: şikâyet ve koruma başvurusu, iptal bildiriminin yerini tek başına tutmaz; ikisini ayrı ayrı yapmak en güvenli yoldur.
- İptal, boşanma ve tasfiye davalarını birlikte kurgulayın. Hangi sürenin ne zaman başladığı dosyadan dosyaya değişir; tarihleri bir çizelgeye dökün.
Yargıtay Ne Diyor?
- Yargıtay HGK, E. 2017/1212, K. 2021/304, T. 18.03.2021: Korkutmanın şartları hukuka aykırı eylem, ağır ve yakın tehlike, illiyet bağıdır; resmî senede karşı da tanık dâhil her türlü delille ispat mümkündür. Somut olayda üç yıla yakın süre hiçbir makama başvurulmaması aleyhe değerlendirilmiştir.
- Yargıtay 1. HD, E. 2023/1788, K. 2024/2254, T. 19.03.2024: İptal hakkı şekle bağlı değildir; bildirim, def’i veya dava yoluyla kullanılabilir. Korkunun sürdüğü ve ceza yargılamasında dönme iradesinin bildirildiği gerekçesiyle hak düşürücü sürenin geçmediğini kabul eden ilk derece kararı, istinaf ve temyiz denetiminden geçmiştir.
- Yargıtay 8. HD, E. 2014/9332, K. 2015/17436, T. 05.10.2015: Mal ayrılığı sözleşmesinin korkutma altında imzalandığı iddiası deliller incelenerek değerlendirilmelidir; sözleşme geçmişe etkili olamaz, önceki dönemde yasal rejim uygulanır.
- Yargıtay 2. HD, E. 2023/7024, K. 2024/6794, T. 03.10.2024: Mal rejimi sözleşmesinin geçmişe etkili kayıtları geçersizdir; sözleşme imzalandığı tarihten itibaren hüküm doğurur.
- Yargıtay 2. HD, E. 2022/5215, K. 2023/4065, T. 20.09.2023: Mal rejimi sözleşmesinin iptali talebi, aynı dilekçedeki diğer taleplerden ayrı bir dava sayılır; bu talep için ayrıca başvurma ve karar harcı alınmadan yargılamaya devam edilemez.
- Yargıtay 2. HD, E. 2022/6137, K. 2023/4583, T. 10.10.2023: Şiddet ve çocuklarla tehdit iddiasıyla anlaşmalı boşanma protokolündeki vazgeçmenin geçersizliği istenmiş; ilk derece mahkemesi boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde dava açılmadığı gerekçesiyle, bölge adliye mahkemesi ise dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesiyle davayı reddetmiş; Yargıtay bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
- İstanbul BAM 12. HD, E. 2025/965, K. 2026/96, T. 22.01.2026: Şirket hisse devrine ilişkin uyuşmazlıkta savcılığa şikâyet tarihinde korkunun kalktığı kabul edilmiş; ceza dosyasındaki beyanlar iptal bildirimi sayılmamıştır (temyiz yolu açık istinaf kararı; bu yazının tarihi itibarıyla Yargıtay denetiminden geçtiğine dair yayımlanmış bir karar bulunamamıştır).
Sık Sorulan Sorular
Sözleşmeyi yıllar önce imzaladım; iptal için geç mi kaldım? Tek başına imza tarihi belirleyici değildir. Süre, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlar. Tehditler sürüyorsa süre başlamamış olabilir; ancak arada şikâyet, boşanma davası veya ayrı yaşama gibi korkunun kalktığını gösteren olaylar varsa, süre o tarihten işlemeye başlamış sayılabilir. Tarihlerin tek tek incelenmesi ve bildirimin gecikmeden yapılması gerekir.
Eşimi savcılığa şikâyet ettim; bu, sözleşmeyi iptal ettiğim anlamına gelir mi? Tek başına hayır. Şikâyet dilekçesi veya ifade, sözleşmeyle bağlı olmadığınız iradesini yansıtmıyorsa iptal bildirimi sayılmayabilir. Üstelik şikâyet tarihi, korkunun kalktığı tarih olarak kabul edilebilir. İptal iradesini ayrıca ve açıkça bildirmek gerekir.
Noter sözleşmeyi bana okudu, “özgür iradenizle mi?” diye sordu. Bu, davayı kaybettirir mi? Hayır, tek başına kaybettirmez. Noter huzurundaki beyan resmî senette yer alsa da içeriğinin gerçeği yansıtmadığı her türlü delille ispat edilebilir (TMK m. 7). Korkutmayla yapılan işlemde kişi zaten “isteyerek” imzaladığını söylemeye zorlanmıştır.
Sözleşme iptal edilmezse hiç mal alamaz mıyım? Alabilirsiniz. Sözleşme geçmişe etkili olmadığından, evlenme tarihinden sözleşme tarihine kadar edinilen mallar yasal rejime göre paylaşılır. Katılma alacağınızı azaltmak için yapılan devirler de hesaba eklenebilir (TMK m. 229).
Tehdit mesajlarını ve ses kayıtlarını delil olarak kullanabilir miyim? Size yöneltilen tehdit mesajları ve kendinizi korumak amacıyla alınan kayıtlar uygulamada değerlendirmeye alınmaktadır. Her kaydın hukuka uygunluğu ayrıca incelenir. Asıllarını saklayın, telefonu değiştirmeden önce yedek alın.
Sonuç
Tehditle imzalatılan evlilik sözleşmesi sizi bağlamaz; ama bu koruma kendiliğinden işlemez. Kanun, korkutulan eşe sözleşmeden kurtulma hakkı verir ve bu hakkı korkunun kalktığı andan itibaren bir yıla sığdırır. Şikâyet, koruma başvurusu veya boşanma davası, sözleşmeyle bağlı olmadığınız iradesini yansıtmıyorsa iptal bildirimi sayılmayabilir. Bu nedenle en kritik adım, sözleşmeyle bağlı olmadığınızı açık ve ispatlanabilir bir yolla, tercihen noter ihtarnamesiyle bildirmektir. Sözleşme ayakta kalsa bile evliliğin sözleşmeden önceki dönemi yasal rejime tabidir. Her dosyanın kendi tarihleri ve delilleriyle ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 5 — Borçlar Kanunu genel hükümlerinin uygulanması
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 7 — resmî belgelerle ispat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162 — hayata kast, pek kötü davranış nedeniyle boşanma
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 203, 205 — mal rejimi sözleşmesinin içeriği ve şekli
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 225 — mal rejiminin sona erme anı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 229, 241 — eklenecek değerler, üçüncü kişilere karşı dava
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 19 — muvazaa
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 37, 38, 39 — korkutma, koşulları, irade bozukluğunun giderilmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203/1-a ve 1-ç — senetle ispat zorunluluğunun istisnaları
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 3-5
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 2 ve m. 4
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 1/2 ve m. 18/B
- Yargıtay HGK, E. 2017/1212, K. 2021/304, T. 18.03.2021
- Yargıtay 1. HD, E. 2023/1788, K. 2024/2254, T. 19.03.2024
- Yargıtay 2. HD, E. 2023/7024, K. 2024/6794, T. 03.10.2024
- Yargıtay 2. HD, E. 2022/6137, K. 2023/4583, T. 10.10.2023
- Yargıtay 2. HD, E. 2022/5215, K. 2023/4065, T. 20.09.2023
- Yargıtay 8. HD, E. 2014/9332, K. 2015/17436, T. 05.10.2015
- İstanbul BAM 12. HD, E. 2025/965, K. 2026/96, T. 22.01.2026 (temyiz yolu açık istinaf kararı)
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir. Mal rejimi sözleşmesinin iptali için süre, korkutmanın etkisinin kalktığı tarihe bağlı olduğundan, tarihlerin ve delillerin gecikmeden gözden geçirilmesi yerinde olur.
Yayın tarihi: 28.09.2026 · Son güncelleme: 05.11.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr