Türk Medeni Hukukunda Boşanma Davaları ve Mal Rejiminin Tasfiyesi El Kitabı
Sunuş ve Giriş
Evlilik birliği, eşler arasında ortak bir yaşam alanı oluşturan, karşılıklı sadakat, destek ve işbirliği yükümlülükleri yükleyen anayasal koruma altındaki en temel toplumsal kurumdur. Ancak, evlilik ilişkisinin yürütülememesi ve taraflar için çekilmez hale gelmesi durumunda, hukuk düzeni taraflara bu ortaklığı hukuken sona erdirme hakkı tanımıştır. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 161-184 hükümleri arasında düzenlenen boşanma hukuku, sadece evliliğin sona ermesini değil; velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal rejimlerinin tasfiyesi gibi son derece karmaşık mali ve kişisel ilişkileri de düzenlemektedir.
Kısa Cevap
Bu el kitabı, Türk Medeni Kanunu’nun 161-184. maddelerinde düzenlenen boşanma hukukunu bütünsel biçimde ele alır: özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı) ile genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını; velayet, nafaka türleri, maddi-manevi tazminat ve mal rejiminin tasfiyesi konularını güncel Yargıtay içtihatlarıyla birlikte inceler. Amaç, boşanma sürecindeki bir kişinin hangi sebebe, hangi mahkemeye ve hangi sürede başvurması gerektiğini tek kaynaktan görebilmesini sağlamaktır.
Bu çalışma, Av. Şerafettin Kaya tarafından, boşanma hukuku alanında karşılaşılan tüm temel uyuşmazlıkları, kanuni düzenlemeleri ve Yargıtay’ın en güncel ve yerleşik içtihatlarını bir araya getirerek, uygulamacılara ve vatandaşlara rehberlik etmek amacıyla “maksimum ayrıntılı” olarak hazırlanmıştır.
Alt başlıklar için ayrı yazılarımız: zina nedeniyle boşanma, nafaka türleri ve şartları, ziynet (altın) eşyası alacağı, değer artış payı ve çocukla kişisel ilişkinin düzenlenmesi.
1. Bölüm: Boşanma Sebeplerinin Tasnifi
Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri ikili bir sınıflandırmaya tabidir: Özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebepleri. Bu sınıflandırmanın yanı sıra, sebeplerin somut olayda hakime takdir yetkisi tanıyıp tanımadığına göre mutlak ve nispi boşanma sebepleri ayrımı da yapılmaktadır.
1.1. Özel ve Genel Boşanma Sebepleri
- Özel Boşanma Sebepleri: Kanunda isimleri ve şartları tek tek belirlenmiş olan sınırlı sayıdaki sebeplerdir. Bunlar; Zina (m. 161), Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m. 162), Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m. 163), Terk (m. 164) ve Akıl hastalığıdır (m. 165).
- Genel Boşanma Sebepleri: Belirli bir olaya dayanmayan, evlilik ilişkisinde yaşanan her türlü geçimsizliği ve birliğin sarsılmasını kapsayan genel nitelikli sebeptir (m. 166).
1.2. Mutlak ve Nispi Boşanma Sebepleri
- Mutlak Boşanma Sebepleri: Kanunda öngörülen olgunun gerçekleşmesi durumunda, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı araştırılmaksızın boşanmaya karar verilmesi gereken sebeplerdir (Ör: Zina, Hayata Kast, Terk ve Anlaşmalı Boşanma).
- Nispi Boşanma Sebepleri: Kanunda belirtilen olgu gerçekleşse dahi, bu olgunun ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirip getirmediğinin hakîm tarafından araştırılmasını gerektiren sebeplerdir (Ör: Pek kötü veya onur kırıcı davranış, Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, Akıl hastalığı ve Şiddetli geçimsizlik).
2. Bölüm: Özel Boşanma Sebepleri
2.1. Zina Nedeniyle Boşanma (TMK m. 161)
Zina, evli bir kişinin eşi dışındaki bir kimseyle isteyerek cinsel ilişkide bulunmasıdır. Zina mutlak ve özel bir boşanma sebebidir.
2.1.1. Şartları
- Geçerli Bir Evliliğin Varlığı: Zina eylemi gerçekleştiği sırada tarafların hukuken evli olması gerekir.
- Cinsel İlişki Unsurları: Eşlerden birinin karşı cinsten (veya güncel yorumlarla kendi cinsinden) bir kişiyle tam veya tam olmayan cinsel ilişkide bulunması şarttır.
- Kusur (Kast): Zina yapan eşin, eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. Ayırt etme gücünden yoksun olan veya tecavüze uğrayan eşin eylemi zina oluşturmaz.
2.1.2. Hak Hak Düşürücü Süreler ve Af
Boşanmaya sebep olan olayın öğrenilmesinden başlayarak 6 ay ve her halde zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer (TMK m. 161/2). Ayrıca, zinayı affeden tarafın dava açma hakkı yoktur (TMK m. 161/3). Affın varlığı için örtülü veya açık bir irade beyanı aranır.
2.1.3. Emsal Karar: Zina Olgusunun Kabulü ve İspatı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi, E. 2022/593 K. 2023/1794 — onama: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/789 K. 2024/8439, T. 07.11.2024
- Kararın Özeti: İlk derece mahkemesi, zinanın tam cinsel ilişki boyutuyla ispatlanamadığı gerekçesiyle boşanmaya TMK m. 166/1 (temelden sarsılma) uyarınca karar vermiştir. İstinaf incelemesinde bölge adliye mahkemesi ise; dosyadaki fotoğraflar, tanık beyanları, erkek vekilinin dilekçesinde 4-5 aylık arkadaşlığı kabul etmesi ve duruşmadaki “aldatma olayına diyeceğimiz yok, olay oldu ama barıştık” biçimindeki beyanı karşısında zina olgusunun ispatlandığını, af iddiasının ise ispatlanamadığını kabul ederek TMK m. 161 uyarınca zina nedeniyle boşanmaya hükmetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 07.11.2024 tarihli kararıyla bu hükmü onamıştır.
- Kararın Ağırlığı: Temyiz incelemesi yalnızca kadın yararına hükmedilen nafaka ve tazminat miktarlarıyla sınırlı kaldığından — erkek taraf temyize gitmemiştir — bu karar, zinanın ispatı bakımından doğrudan bir Yargıtay içtihadı değil, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş bir istinaf uygulamasıdır.
- Doktriner Değerlendirme: Zina davasında cinsel ilişkinin fiziksel olarak kanıtlanması zor olduğundan, Yargıtay sadakat yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal eden sürekli birliktelikleri, otel kayıtlarını ve açık kabulleri zina karinesi olarak kabul etmektedir.
2.2. Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162)
Bu madde altında üç farklı olgu düzenlenmiştir:
- Hayata Kast: Eşlerden birinin diğerini öldürme niyetini açığa vuran fiilleridir (Ör: Silah doğrultma, zehirleme girişimi).
- Pek Kötü Davranış (Muamele): Eşin vücut bütünlüğüne, ruh sağlığına yönelik ağır saldırılardır (Ör: İşkence etme, odaya kilitleme, aç bırakma, sürekli fiziksel şiddet).
- Onur Kırıcı Davranış: Eşin şeref ve haysiyetine yönelik ağır saldırılardır (Ör: Ağır ve küçük düşürücü hakaretler, topluluk önünde rezil etme amacı taşıyan fiiller).
Hak Düşürücü Süre
Öğrenme tarihinden itibaren 6 ay ve her halde fiilin üzerinden 5 yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
2.3. Terk Nedeniyle Boşanma (TMK m. 164)
Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk etmesi veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesidir. Terk, mutlak bir boşanma sebebidir ancak sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır.
2.3.1. Şartları ve İhtar Usulü
- Ortak Hayata Son Verme: Eşlerden biri haklı bir sebep olmaksızın ortak konuttan ayrılmalı veya diğer eşi konuttan kovarak dönmesini engellemelidir.
- Ayrılık Süresi: Terk fiilinin üzerinden en az 4 ay geçmiş olmalıdır.
- Mahkeme veya Noter Aracılığıyla İhtar: Terk eden eşe, ortak konuta dönmesi için ihtar gönderilmelidir. İhtarda dönülecek ev açıkça belirtilmeli, yol giderleri karşılanmalı ve anahtarın nerede bulunacağı yazılmalıdır.
- İhtara Uymama: İhtar tebliğinden sonra eşe dönmesi için 2 ay süre verilir. Bu süre içinde haklı bir neden olmaksızın dönmeyen eş aleyhine terk nedeniyle boşanma davası açılabilir.
2.3.2. Emsal Yargıtay Kararı: Samimi Olmayan İhtarın Sonuçları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/19682 K. 2013/6156, T. 07.03.2013
- Kararın Özeti: Davacı kocanın eşine çektiği eve dön ihtarı sonrasında açtığı davada, kocanın gerçek amacının barışmak veya birlikte yaşamak olmadığı, sadece boşanma davasına zemin hazırlamak üzere ihtar gönderdiği anlaşılmıştır. Yargıtay, dürüstlük kuralına aykırı ve samimi olmayan ihtarın hukuki sonuç doğurmayacağını, Türk Medeni Kanunu’nun 2/2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılmasının korunamayacağını belirterek terk davasının reddine karar vermiştir.
- Önemli İlke: Terk ihtarı gönderen eşin, gerçekten evlilik birliğini devam ettirme iradesi taşımalıdır. Aksi halde ihtar geçersiz sayılır.
3. Bölüm: Genel Boşanma Sebepleri (TMK M. 166)
3.1. Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (TMK m. 166/1-2)
Halk arasında “şiddetli geçimsizlik” olarak bilinen bu sebep, eşler arasında ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede büyük bir fikri, ruhi veya fiziki uyumsuzluğun baş göstermesidir. Nispi bir boşanma sebebidir.
3.1.1. Kusur İlkesi ve Hakimin Takdir Yetkisi
Boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurlu olması gerekir. Davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Ancak bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilir.
3.1.2. Şiddetli Geçimsizliğe Yol Açan Örnek Davranışlar
- Fiziksel şiddet uygulamak, hakaret etmek, eşi ailesiyle görüştürmemek.
- Eşin sırlarını başkalarına ifşa etmek, güven sarsıcı davranışlarda bulunmak.
- Birlik görevlerini yerine getirmemek, ekonomik şiddet uygulamak.
3.2. Anlaşmalı Boşanma (TMK m. 166/3)
Evlilik en az 1 yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. Bu durumda hakim, tarafların iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirir ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında hazırlanan protokolü uygun bulursa boşanmaya karar verir.
3.2.1. Şartları
- Süre Şartı: Evlilik ilişkisinin nikah tarihinden itibaren en az 1 yıl sürmüş olması zorunludur.
- Birlikte Başvuru veya Kabul: Eşler mahkemeye ortak dilekçeyle başvurmalı ya da bir eşin davası diğeri tarafından kabul edilmelidir.
- Hakim Huzurunda İfade: Eşlerin bizzat duruşmaya katılıp boşanma iradelerini açıklaması gerekir. Vekil aracılığıyla irade beyanı geçerli değildir.
- Protokolün Onaylanması: Velayet, nafaka, tazminat ve eşyaların paylaşımı hususunda tam bir uzlaşı sağlanmalı ve bu protokol hakim tarafından onaylanmalıdır.
3.2.2. Emsal Yargıtay Kararı: Duruşmaya Bizzat Katılma Zorunluluğu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/22825 K. 2013/9417, T. 04.04.2013
- Kararın Özeti: Mahkemece, eşlerin duruşma dışında hazırlayıp imzaladığı ve davacı tarafından dosyaya sunulan yazılı protokol esas alınarak anlaşmalı boşanmaya karar verilmiş; davalı kadından protokol hakkında anlaşma beyanı alınmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanma için duruşma dışında hazırlanan protokolün sunulmasının yeterli olmadığını, eşlerin bizzat duruşmaya katılıp iradelerini hâkim önünde açıklamaları gerektiğini, aksi yöndeki uygulamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
- Sonucun Kapsamı: Somut olayda boşanma hükmü temyiz edilmediğinden bu aykırılık bozma sebebi yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Anlaşmalı boşanmanın şartları gerçekleşmediğinden protokol geçersiz kabul edilmiş ve hüküm, davalı kadın ile velayeti anneye verilen ortak çocuklar lehine tedbir ve iştirak nafakası takdir edilmemesi nedeniyle yalnızca nafakalar yönünden bozulmuştur.
- Önemli İlke: Protokolün geçersizliği, boşanmanın fer’î sonuçlarının (nafaka, velayet) yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılar.
3.3. Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma (TMK m. 166/4)
Açılmış ve reddedilmiş bir boşanma davasının kararının kesinleştiği tarihten itibaren 3 yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Bu mutlak bir boşanma sebebidir; hakim tarafların kusur durumunu araştırmaz.
4. Bölüm: Boşanma Davalarında Usul ve İspat Kuralları
4.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Görevli Mahkeme: Boşanma davalarında görevli mahkeme münhasıran Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
- Yetkili Mahkeme: Eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa 6 aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168).
4.2. Hukuka Aykırı Delil Sorunu
Boşanma davalarında sadakatsizlik, şiddet gibi olguların ispatında sıklıkla gizli ses ve görüntü kayıtları, sosyal medya yazışmaları ve dedektif raporları delil olarak sunulmaktadır.
- Yargıtay’ın Yaklaşımı: Genel kural olarak hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller yargılamada hükme esas alınamaz. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında, ortak konutta eşin sadakatsizliğini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan ve planlı/tuzak niteliğinde olmayan ani ses/görüntü kayıtlarının, başka türlü ispat imkanının bulunmadığı durumlarda delil olarak kabul edilebileceğini belirtmiştir. Buna karşılık, casus yazılımlarla telefon dinleme, başkasına ait hesapları hackleme gibi eylemlerle elde edilen veriler kesinlikle hukuka aykırı delil teşkil eder ve ceza sorumluluğu doğurur.
5. Bölüm: Boşanmanın Mali ve Hukuki Sonuçları
5.1. Nafaka Yükümlülüğü
Boşanma sürecinde ve sonrasında hükmedilen 4 tür nafaka vardır:
| Nafaka Türü | Yasal Dayanak | Dönem | Şartları |
|---|---|---|---|
| Tedbir Nafakası | TMK m. 169 | Dava Süresince | Eşin ve çocukların dava süresince geçimini sağlamak amacıyla kusur gözetilmeksizin hükmedilir. |
| Yoksulluk Nafakası | TMK m. 175 | Boşanmadan Sonra | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş lehine, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla hükmedilir. Süresiz olarak talep edilebilir. |
| İştirak Nafakası | TMK m. 182 | Boşanmadan Sonra | Velayeti kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması amacıyla hükmedilir. Kusur şartı aranmaz. |
| Yardım Nafakası | TMK m. 364 | Evlilik Dışı / Genel | Ayırt etme gücü olmayan veya eğitimi devam eden ergin çocukların eğitimi bitene kadar devam eden nafaka türüdür. |
5.1.1. Emsal Yargıtay Kararı: Yoksulluk Nafakasında Kusursuz Eşin Durumu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/17691 K. 2011/18483, T. 14.11.2011
- Kararın Özeti: Boşanma davasında tarafların kusursuz oldukları kabul edilmiştir. Davalı-davacı kadın yoksulluk nafakası talep etmiştir. Yargıtay, yoksulluk nafakası hükmedilebilmesi için nafaka yükümlüsünün (erkeğin) kusurlu olmasının şart olmadığını; nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmasının ve kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasının yeterli olduğunu vurgulamıştır.
- Önemli Kural: Yoksulluk nafakası talep eden eşin kusuru “daha ağır” olmamalıdır; borçlunun ise kusursuz olması nafaka ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
5.2. Maddi ve Manevi Tazminat (TMK m. 174)
- Maddi Tazminat (TMK m. 174/1): Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep edebileceği tazminattır (Ör: Eşin sosyal güvencesinden mahrum kalma, ev hanımı olan kadının evlilik desteğini kaybetmesi).
- Manevi Tazminat (TMK m. 174/2): Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan talep edebileceği manevi tatmin bedelidir (Ör: Aldatılma, fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kalma).
6. Bölüm: Mal Rejiminin Tasfiyesi
Eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemişse, 01.01.2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi geçerlidir (TMK m. 218-241).
6.1. Edinilmiş Mal ve Kişisel Mal Ayrımı
- Edinilmiş Mallar (TMK m. 219): Çalışmasının karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik kurumlarının ödemeleri, kişisel malların gelirleri (Ör: Evlilikte çalışarak alınan ev, kişisel tarlanın kirası).
- Kişisel Mallar (TMK m. 220): Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, evlilik öncesi sahip olunan mallar, miras yoluyla geçen mallar veya karşılıksız kazandırma (bağış) yoluyla elde edilen mallar.
6.2. Tasfiye Davalarında Değer Hesaplama Kriterleri
Katılma alacağında, tasfiyeye konu malların kural olarak tasfiye anındaki (karar tarihine en yakın tarihteki) sürüm (rayiç) değerleri hesaba katılır. Dava tarihindeki değerlerin esas alınması Yargıtay tarafından bozma sebebidir.
Emsal Yargıtay Kararı: Sürüm Değerinin Karar Tarihine En Yakın Tarihe Göre Belirlenmesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6166 K. 2025/4216, T. 22.04.2025
- Kararın Özeti: Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı davasında, ilk derece mahkemesince dava tarihindeki değer esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Yargıtay 2. HD kararında; katılma alacağında malların tasfiye tarihi (bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki) sürüm (rayiç) değerlerinin esas alınması gerektiğini, dava tarihindeki değerin esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı bozmuştur.
- Aynı Doğrultuda Karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/7496 K. 2025/9869, T. 19.11.2025 tarihli kararında da “tasfiye tarihinin karar tarihi olduğu” ilkesini yinelemiştir.
7. Bölüm: Boşanma ve Mal Rejimi Davalarında Stratejik Tavsiyeler
- Dava Türünün Doğru Seçilmesi: Zinaya veya hayata kasta dayalı özel boşanma nedenleri mevcutsa, davanın bu nedenlerle açılması tazminat ve mal rejiminin tasfiyesinde (artık değer payının azaltılması veya kaldırılması – TMK m. 236/2) büyük avantaj sağlar.
- Delillerin Zamanında Toplanması: Aile Mahkemelerinde delil sunma süreleri katıdır. Hukuka uygun elde edilmiş otel kayıtları, banka hareketleri, SMS ve Whatsapp yazışmaları dava açılmadan önce derlenmelidir.
- Geçici Tedbirlerin İstenmesi: Dava açılır açılmaz şiddet uygulayan eşin uzaklaştırılması, çocukların geçici velayeti ve tedbir nafakası mutlaka talep edilmelidir.
- Mal Kaçırma Önlemleri: Boşanma davası açılacağı duyulduğunda eşlerin üzerlerindeki gayrimenkul veya araçları satarak mal kaçırma girişiminde bulunması sıklıkla görülür. Bu durumu önlemek amacıyla Aile Mahkemesinden malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmelidir.
8. Bölüm: Değerlendirme
Boşanma hukuku ve mal rejiminin tasfiyesi davaları, usul kurallarının sıkı uygulandığı, süre ve talep sıralamasının sonucu doğrudan etkilediği davalardır. Bu nedenle talep sıralamasının ve delil durumunun dava açılmadan önce belgeler üzerinden değerlendirilmesi önerilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarına göre değerlendirilir.
Sık Sorulan Sorular
Boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m.168).
Zina gibi özel sebeplerde dava süresi var mıdır?
Evet. Zinada dava hakkı, öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde zinanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK m.161). Affeden tarafın dava hakkı yoktur. Ayrıntı için zina nedeniyle boşanma yazımıza bakabilirsiniz.
Mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasıyla birlikte görülür mü?
Tasfiye talebi boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebilir; ancak mal rejimi boşanma kararının kesinleşmesiyle tasfiye edilir. Uygulamada tasfiye davası çoğu kez ayrı görülür ve boşanmanın kesinleşmesi bekletici sorun yapılır.
Düğün takıları paylaşıma girer mi?
Kural olarak girmez; ziynet eşyası kadının kişisel malı sayılır ve ayrı bir talep konusudur. Bkz. ziynet (altın) eşyası alacağı davası.
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.161
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.162
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.164
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.166
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.168
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.169
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.174
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.175
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.182
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.184
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.218
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.219
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.220
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.236
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.364
- Yargıtay 2. HD, E.2024/789, K.2024/8439, T. 07.11.2024 (İstanbul BAM 42. HD, E.2022/593, K.2023/1794 sayılı kararının onanması)
- Yargıtay 2. HD, E.2012/19682, K.2013/6156, T. 07.03.2013
- Yargıtay 2. HD, E.2012/22825, K.2013/9417, T. 04.04.2013
- Yargıtay 2. HD, E.2010/17691, K.2011/18483, T. 14.11.2011
- Yargıtay 2. HD, E.2024/6166, K.2025/4216, T. 22.04.2025
- Yargıtay 2. HD, E.2025/7496, K.2025/9869, T. 19.11.2025
Yayın tarihi: 13.07.2026 · Son güncelleme: 01.08.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr
İlgili faaliyet alanı: Aile ve Boşanma Hukuku · Bu konuda hukuki değerlendirme ihtiyacınız varsa iletişim bilgilerine Randevu ve Danışma sayfasından ulaşabilirsiniz.








