Tıp Hukuku ve Malpraktis Külliyatı: Sorumluluk Rejimleri

Avukat Şerafettin KAYA
Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219
Yazar: Avukat Şerafettin KAYA
Kurum: Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219
İletişim & Web: www.serafettinkaya.av.tr
Kısa Cevap
Malpraktis uyuşmazlığında ilk belirlenmesi gereken şey görevli yargı yoludur: kamu sağlık kuruluşunda idari yargı ve hizmet kusuru, özel sağlık kuruluşunda adli yargı ile sözleşmesel sorumluluk rejimi uygulanır. Hekim ile hasta arasındaki ilişki kural olarak vekâlet sözleşmesi niteliğindedir; bu nedenle hekim en hafif kusurundan dahi sorumludur ve sonucu değil özenli davranmayı taahhüt eder. Sorumluluğun belirlenmesinde iki denetim belirleyicidir: aydınlatılmış onamın usulüne uygun alınıp alınmadığı ve tıbbi kayıtların denetime elverişli biçimde tutulup tutulmadığı. Her iki noktada da ispat yükü hekim ve sağlık kuruluşundadır.
Kısa Özet
Tıbbi kötü uygulama (malpraktis) uyuşmazlıkları, Türk hukuk sisteminde özel hukuk (Borçlar Hukuku), kamu hukuku (İdare Hukuku) ve ceza hukuku disiplinlerinin kesiştiği en karmaşık dogmatik alanlardan biridir. Bu külliyat çalışmasında; hekim ile hasta arasındaki ilişkinin vekalet ve eser sözleşmesi temelindeki hukuki niteliği, özen borcunun “en hafif kusurdan sorumluluk” ilkesiyle çizilen geniş sınırları, tıbbi müdahalelerde “komplikasyon” (izin verilen risk) savunmasının geçerlilik şartları, aydınlatma yükümlülüğünün ispat yükündeki belirleyici rolü, kamu ve özel sağlık kuruluşlarında ayrışan “adam çalıştıranın sorumluluğu” ile “hizmet kusuru” rejimleri ve hekimlerin cezai sorumluluğunda 3359 sayılı Kanun Ek m. 18 uyarınca getirilen Mesleki Sorumluluk Kurulu (MSK) soruşturma izni kalkanı bütüncül bir yaklaşımla sentezlenmiştir. Çalışmanın normatif ve dogmatik temelleri, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2026/1334 K. ve 2025/4981 K.), Yargıtay 12. Ceza Dairesi (2025/6806 K.) ve Danıştay 10. Dairesi’nin (2024/2889 K.) en güncel, doğrulanmış emsal içtihatlarıyla tahlil edilmiştir.
1. Giriş: Tıp Hukukunda Bütüncül Yaklaşım İhtiyacı
Tıbbi müdahale, insan varlığının en dokunulmaz alanı olan vücut bütünlüğüne yönelen ve kural olarak kanuni bir hukuka uygunluk sebebinin (geçerli rıza ve tıbbi endikasyonun) varlığı halinde meşruiyet kazanan bir faaliyettir. Tıbbi uygulama hatası iddiaları ortaya çıktığında; olayın bir yönüyle tazminat hukukunu (maddi ve manevi zararların giderilmesi), bir yönüyle idare hukukunu (kamu hizmetinin işleyişi), diğer yönüyle de ceza hukukunu (kamu düzeni ve yaşam hakkının korunması) ilgilendirdiği görülür.
Uygulamada yapılan en büyük usul ve esas hataları, bu disiplinler arasındaki sınırların ve usul rejimlerinin birbirine karıştırılmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, özel hastanede gerçekleşen bir malpraktiste İdare Mahkemesine başvurulması ya da devlet hastanesindeki hekimin şahsına adli yargıda dava açılması davaların usulden reddine yol açarken; ceza soruşturmalarında MSK izni alınmadan adli işlem yapılması kararların Yargıtay’dan dönmesine neden olmaktadır. Bu sentez çalışması, 4 makalelik malpraktis serimizin ana hatlarını ve emsal içtihat ilkelerini bir araya getirmektir.
2. Hukuki Sorumluluk Rejimi: Vekalet Sözleşmesi, Özen Borcu ve Komplikasyon Sınırı
2.1. Sözleşmesel Nitelik ve “En Hafif Kusur” Kuralı
Hekim (veya hastane) ile hasta arasındaki ilişki, estetik cerrahi gibi sonuç garantisi verilen istisnai “eser sözleşmesi” halleri (TBK m. 470 vd.) dışarıda bırakıldığında, kural olarak TBK m. 502 vd. uyarınca “vekalet sözleşmesi” niteliğindedir.
Vekil konumundaki hekim, hastayı iyileştirmeyi garanti etmemekle birlikte; tedavinin tüm aşamalarında mesleğinin gerektirdiği en yüksek özen borcunu göstermekle yükümlüdür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 11.03.2026 tarihli, E. 2025/4003, K. 2026/1334 sayılı emsal kararında açıkça belirtildiği üzere:
“Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (TBK m. 506). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.”
2.2. Komplikasyon Yönetimi ve Pratisyen Hekim Sınırı
Komplikasyon (izin verilen risk), tıbbi standartlara ve özen borcuna tam uyulmasına rağmen gelişen öngörülemez olumsuz sonuçlardır. Ancak bir olayın komplikasyon sayılabilmesi için müdahaleyi yapan hekimin ehliyetli olması, işlemin doğru yerde ve doğru teknikle yapılması şarttır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2025 tarihli, E. 2025/582, K. 2025/4981 sayılı kararında; böbrek nakli geçiren hastaya takılan santral venöz kateterin, hasta odasında bir pratisyen hekim tarafından yanlış pozisyonda çıkarılması neticesinde gelişen hava embolisi “komplikasyon” olarak kabul edilmemiş; hekimin yetki sınırını aşması ve yanlış müdahale ortamı “kusurlu eylem (malpraktis)” sayılarak tazminat sorumluluğuna hükmedilmiştir.
3. Aydınlatma Yükümlülüğü ve İspat Yükü Rejimi
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, tıbbi müdahale neticesinde meydana gelen zarar teknik olarak tıp biliminin kabul ettiği bir “komplikasyon” olsa dahi; eğer hastaya aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmemiş veya usulüne uygun rızası alınmamışsa, hekim ve hastane zararın tamamından sorumlu tutulur.
Aydınlatmanın yapıldığını ve hastanın geçerli rızasının alındığını ispat yükü (TMK m. 6 / HMK m. 190), hastaya değil tamamen hekime ve hastaneye aittir. İçeriği hastanın somut risklerine göre özelleştirilmemiş, boşlukları doldurulmamış genel matbu onam formları geçerli delil kabul edilmemektedir.
4. Kamu ve Özel Sağlık Kuruluşlarında Ayrışan Sorumluluk ve İdari Yargı Rejimi
4.1. Özel Hastaneler: Adam Çalıştıranın Sorumluluğu (TBK m. 66 / 116)
Özel hastaneler ile hasta arasındaki ilişki özel hukuk hükümlerine tabidir. Özel hastane işleticisi şirket, bünyesinde çalıştırdığı hekim ve sağlık personelinin malpraktisinden, TBK m. 66 (adam çalıştıranın sorumluluğu) ve TBK m. 116 (yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk) uyarınca kusursuz olarak ve hekimle birlikte müteselsilen sorumludur. Davalar Adli Yargıda (Tüketici Mahkemeleri) görülür.
4.2. Kamu Hastaneleri: Hizmet Kusuru ve Doğrudan İdareye Dava Şartı (Anayasa m. 129/5)
Sağlık Bakanlığı hastaneleri ile devlet üniversiteleri tıp fakültelerinde sunulan sağlık hizmetleri kamu hizmetidir. Anayasa m. 129/5 ve İYUK m. 2/1-b uyarınca; kamu hekiminin tıbbi kusurundan dolayı hekimin şahsına adli yargıda dava açılamaz. Dava, ön idari başvuru şartı tüketildikten sonra İdare Mahkemesinde doğrudan İdareye (Sağlık Bakanlığı veya Üniversite Rektörlüğü) karşı “Tam Yargı Davası” olarak açılmak zorundadır.
4.3. Acil Servislerde İspat Yükü ve Kayıt İmhasının Hizmet Kusuru Sayılması
Danıştay 10. Dairesi’nin 11.09.2024 tarihli, E. 2020/2696, K. 2024/2889 sayılı emsal kararında; acil servise getirilen hastanın beyin tomografisi çekilmeden ve uzman konsültasyonu yapılmadan taburcu edilmesi neticesinde beyin kanamasından vefat ettiği olayda muazzam bir ilke konulmuştur:
“Dosyada yer alan hasta muayene kağıdı incelendiğinde hastanın şikayetlerine ilişkin bir kaydın olmadığının görüldüğü, çelişkileri giderecek tıbbi kayıtların da bulunmadığı, böylece olayda davacının hastaneye hangi şikayetle başvurduğu hususunda davalı idareye ait ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda hastanın stabilizasyonu sağlanmadan taburcu edilmesinin ve gerekli özenin gösterilmemesinin hizmet kusuru oluşturduğu sonucuna varılmıştır.”
Danıştay, tıbbi kayıtların eksik tutulmasını veya imha edilmesini doğrudan idarenin aleyhine yormakta ve ispat yükünü idareye yükleyerek hizmet kusurunu kabul etmektedir.
5. Cezai Sorumluluk Rejimi ve Mesleki Sorumluluk Kurulu İzni
Hekimlerin taksirle ölüme (TCK m. 85) veya yaralamaya (TCK m. 89) neden olma suçlarından doğan cezai sorumluluklarında, defansif tıp uygulamalarını engellemek amacıyla 27.05.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun ile 3359 sayılı Kanun’a Ek Madde 18 eklenmiştir.
5.1. Soruşturma İzni Şartının Evrensel Kapsamı
Bu düzenleme ile; kamu veya özel hastane ile vakıf üniversitesi ayrımı yapılmaksızın, tüm hekimlerin tıbbi iş ve uygulamaları nedeniyle soruşturulması Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun (MSK) “soruşturma izni” vermesine tabi kılınmıştır.
5.2. İzin Alınmadan Tesis Edilen Adli Kararların Akıbeti
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 29.09.2025 tarihli, E. 2025/1481, K. 2025/6806 sayılı emsal kararı uyarınca; Cumhuriyet savcılıkları, malpraktis iddialarında MSK soruşturma iznini almadan doğrudan iddianame düzenleyemeyeceği gibi, hekimin kusursuz olduğu gerekçesiyle doğrudan Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) dahi veremez. Soruşturma izni alınmadan verilen KYOK kararları veya açılan kamu davaları, usul ve kanuna aykırılık nedeniyle Yargıtay tarafından bozulmaktadır.
6. Genel Sonuç ve Tıp Hukuku Uygulamacılarına Öneriler
Tıp hukuku ve malpraktis uyuşmazlıkları; sadece tıbbi terimlerin bilinmesini değil, maddi ve usul hukukunun iç içe geçmiş kurallarının titizlikle uygulanmasını gerektirir. Avukatlar tarafından yürütülecek süreçlerde:
1. Görev ve Husumet: Sağlık kurumunun kamu veya özel niteliği derhal tespit edilmeli, adli veya idari yargı yolu buna göre hatasız seçilmelidir.
2. Kayıt ve Aydınlatma Denetimi: Özel veya kamu hastanesinin hasta muayene formları, tıbbi takip grafikleri ve aydınlatılmış onam belgeleri mutlaka celbedilmeli; ispat yükünün kurumda olduğu vurgulanmalıdır.
3. Bilirkişi Raporlarının Denetimi: Bilirkişilerin soyut “komplikasyondur” ifadeleri kabul edilmemeli; Yargıtay 3. HD kriterleri doğrultusunda hekimin ehliyeti, işlemin yapıldığı mekan, hastaya verilen pozisyon ve acil müdahale süresi sorgulanmalıdır.
4. Ceza Soruşturmalarında İzin Şartı: Ceza soruşturmalarında Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu’ndan (MSK) izin alınıp alınmadığı ön inceleme şartı olarak takip edilmelidir.
Kaynakça Külliyatı
- EREN, Fikret: Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 9. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2021.
- HAKERİ, Hakan: Tıp Hukuku, 20. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2022.
- ZEVKLİLER, Aydın / GÖKYAYLA, Emre: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 22. Baskı, Turhan Kitabevi, Ankara 2022.
- GÖZÜBÜYÜK, A. Şeref / TAN, Turgut: İdare Hukuku, Cilt II: İdari Yargılama Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara 2021.
- AŞÇIOĞLU, Çetin: Tıbbi Yardım ve Müdahalelerden Doğan Hukuki Sorumluluk, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2015.
- SANCAKDAR, Oğuz / DOĞAN, Cüneyt: Tıp Hukukunda İdarenin Sorumluluğu ve Tam Yargı Davaları, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2019.
- DEMİR, Mehmet: Tıp Hukukunda Hekimin Sözleşmeden Doğan Sorumluluğu, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2018.
- CENTEL, Nur / ZAFER, Hamide / ÇAKMUT, Özlem: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları, İstanbul 2021.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 11.03.2026 T., E. 2025/4003, K. 2026/1334 (documentId: 1217238500).
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.10.2025 T., E. 2025/582, K. 2025/4981 (documentId: 1184479400).
- Danıştay 10. Daire, 11.09.2024 T., E. 2020/2696, K. 2024/2889 (documentId: 1107341600).
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 29.09.2025 T., E. 2025/1481, K. 2025/6806 (documentId: 1188165400).
Malpraktis Uyuşmazlıklarında Usul Çerçevesi
Tıbbi kötü uygulama iddialarından doğan maddi/manevi tazminat davaları, Sağlık Bakanlığı ve devlet üniversitelerine karşı açılacak tam yargı (hizmet kusuru) davaları ile Mesleki Sorumluluk Kurulu soruşturma izni ve ceza yargılaması süreçleri, görev ve süre kurallarına sıkı biçimde bağlıdır.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Malpraktis uyuşmazlığında ilk belirlenmesi gereken şey nedir?
Görevli yargı yolu. Kamu sağlık kuruluşunda idari yargı ve hizmet kusuru rejimi, özel sağlık kuruluşunda ise adli yargı ile sözleşmesel sorumluluk rejimi uygulanır.
Hekimin sorumluluğu hangi ölçüde doğar?
Hekim ile hasta arasındaki ilişki kural olarak vekâlet sözleşmesi niteliğinde olduğundan hekim en hafif kusurundan dahi sorumludur; sonucu değil özenli davranmayı taahhüt eder.
Sorumluluğun belirlenmesinde hangi iki denetim öne çıkar?
Aydınlatılmış onamın usulüne uygun alınıp alınmadığı ve tıbbi kayıtların denetime elverişli biçimde tutulup tutulmadığı. Her iki noktada da ispat yükü hekim ve sağlık kuruluşundadır.
Avukat Şerafettin KAYA (Kocaeli Barosu – Sicil: 2219)
www.serafettinkaya.av.tr
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.129
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2
- 3359 sayılı Kanun m.18
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.85
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.89
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.116
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.470
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.502
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.506
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190
- Yargıtay 3. HD, E.2025/4003, K.2026/1334, T. 11.03.2026
- Yargıtay 3. HD, E.2025/582, K.2025/4981, T. 20.10.2025
- Danıştay 10. D., E.2020/2696, K.2024/2889, T. 11.09.2024
- Yargıtay 12. CD, E.2025/1481, K.2025/6806, T. 29.09.2025
Yayın tarihi: 04.08.2026 · Son güncelleme: 16.08.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr