Hekimlerin Cezai Sorumluluğu ve Soruşturma İzni Rejimi

HEKİMLERİN VE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ CEZAİ SORUMLULUĞU: TAKSİRLE ÖLÜME / YARALAMAYA NEDEN OLMA SUÇLARI VE 3359

Avukat Şerafettin KAYA

Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219

Bu makale serisi, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Yargıtay 12. Ceza Dairesi ve Danıştay 10. Dairesi’nin en güncel 2024–2026 tarihli doğrulanmış emsal kararları ışığında kaleme alınmıştır.

Yazar: Avukat Şerafettin KAYA
Kurum: Kocaeli Barosu – Sicil No: 2219
İletişim & Web: www.serafettinkaya.av.tr


Kısa Cevap

Hekimler ve sağlık meslek mensupları hakkında tıbbi uygulama nedeniyle ceza soruşturması yürütülebilmesi, 3359 sayılı Kanun Ek m. 18 uyarınca Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun soruşturma iznine bağlıdır. Usulünce alınmış ve kesinleşmiş bir izin bulunmadan yürütülen soruşturma ve kovuşturma hukuka aykırıdır; bu nedenle malpraktis iddialı bir ceza dosyasında ilk bakılacak husus iznin varlığıdır. Esasa girildiğinde ise sorumluluk, TCK m. 22/2 anlamında taksir ve tıbbi hata ile ölüm/yaralanma arasındaki nedensellik bağının şüpheye yer bırakmayacak biçimde kurulmasına bağlıdır.

Kısa Özet

Hekimlerin ve sağlık meslek mensuplarının tıbbi müdahale (muayene, teşhis, tedavi, cerrahi operasyon veya post-operatif bakım) esnasında tıp biliminin kurallarına aykırı davranmaları (malpraktis), sadece hukuki ve mali sorumluluk (tazminat borcu) doğurmakla kalmaz; aynı zamanda hastanın vücut bütünlüğünün ihlal edilmesi veya hayatını kaybetmesi neticesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 85. (taksirle ölüme neden olma) veya 89. (taksirle yaralamaya neden olma) maddeleri kapsamında cezai sorumluluklarına yol açar. Tıbbi faaliyetin doğası gereği barındırdığı öngörülemez riskler ve hekimlerin sürekli bir ceza tehdidi altında mesleklerini icra etmekten çekinmeleri (defansif tıp), kanun koyucuyu özel bir koruma rejimi ihdas etmeye itmiştir. 27.05.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen Ek Madde 18 uyarınca; kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekimlerin sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki eylemleri nedeniyle haklarında cezai soruşturma yürütülebilmesi, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan “Mesleki Sorumluluk Kurulu”nun (MSK) ön inceleme yapmasına ve “soruşturma izni” vermesine tabi kılınmıştır. Bu izin alınmaksızın Cumhuriyet savcılıklarınca doğrudan soruşturma yürütülmesi, kovuşturmaya yer olmadığına (KYOK) dair karar verilmesi yahut iddianame düzenlenerek kamu davası açılması, 5271 sayılı CMK hükümleri uyarınca açık bir usul ve kanun bozması sebebidir. Bu çalışmada; tıbbi kusurda taksir ve bilinçli taksir kavramları, nedensellik (illiyet) bağının cezai sübuta etkisi, 3359 s. Kanun Ek m. 18’in getirdiği yasal koruma kalkanı ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 29.09.2025 tarihli, E. 2025/1481, K. 2025/6806 sayılı en güncel kanun yararına bozma içtihadı derinlemesine tahlil edilmiştir.


1. Giriş: Tıbbi Müdahalelerde Ceza Hukuku ve Defansif Tıp Çıkmazı

Ceza hukuku, toplumsal düzeni ve bireylerin en temel hakları olan yaşam ile vücut bütünlüğünü korumayı amaçlar. Hekimlik mesleği ise doğrudan insan hayatını kurtarmak ve sağlığı iyileştirmek gayesiyle icra edilir. Ancak her iki disiplinin kesiştiği “tıbbi malpraktis” davalarında, hekimin bir anlık dikkatsizliği, teknik bilgisizliği veya yorgunluğu sonucunda hastanın zarar görmesi, hekimi bir anda “sanık” kürsüsüne taşıyabilmektedir.

Yıllar boyunca Cumhuriyet başsavcılıklarına yapılan her şikayet üzerine hekimler hakkında doğrudan ceza soruşturmaları açılması, hekimlerin karakollarda ifadeye çağrılması ve ağır ceza/asliye ceza mahkemelerinde yargılanmaları, tıp camiasında ciddi bir travma yaratmış; hekimleri riskli vakaları (ağır travmalar, karmaşık cerrahi ameliyatlar vb.) kabul etmekten imtina etmeye ve hastaları gereksiz onlarca tetkik ile sevke yönlendirmeye (defansif/çekinik tıp) zorlamıştır. Bu tablonun toplum sağlığına verdiği zarar dikkate alınarak, ceza yargılaması hukukunda köklü bir paradigma değişikliğine gidilmiş; hekimler bakımından “kamu veya özel hastane ayrımı yapılmaksızın” idari bir ön inceleme ve izin şartı getirilmiştir.


2. Hekimlerin Cezai Sorumluluğunun Dogmatik Temelleri

2.1. Taksir (TCK m. 22/2) ve Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3)

Hekimlerin tıbbi müdahalelerden kaynaklanan cezai sorumluluğu kural olarak “taksire” dayanır. TCK m. 22/2 uyarınca taksir; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.”

Hekim; tıp biliminin gerektirdiği standartlara (lege artis kurallarına), tanı ve tedavi algoritmalarına uymazsa ve bu dikkat eksikliği neticesinde hasta yaralanırsa TCK m. 89 (taksirle yaralama), hayatını kaybederse TCK m. 85 (taksirle öldürme) uyarınca cezalandırılır.

Eğer hekim, tıbbi müdahalenin riskli olduğunu ve neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, kendi becerisine, şansına veya tecrübesine güvenerek (veya kuralları bilerek ihlal ederek) harekete devam eder ve zararlı sonuç doğarsa ortada “bilinçli taksir” (TCK m. 22/3) vardır. Bilinçli taksir halinde verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırıldığı gibi; hekim hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın adli para cezasına çevrilmesi gibi lehe hükümlerin uygulanması da güçleşmektedir.

2.2. Nedensellik (İlliyet) Bağı ve Şüphetten Sanık Yararlanır İlkesi

Ceza hukukunda bir hekimin taksirli eyleminden dolayı cezalandırılabilmesi için, mesleki hatası (dikkatsizliği/tedbirsizliği) ile hastanın ölümü veya yaralanması arasında kesin ve şüpheden uzak bir nedensellik (illiyet) bağı bulunması zorunludur.

Örneğin; bir hastanın acil serviste kalp krizi (akut koroner sendrom) tanısı atlanarak evine gönderilmesi tıbbi bir eksiklik (ihmal) olmakla birlikte; eğer Adli Tıp Kurumu raporlarında hastaya zamanında doğru tanı konulup tüm müdahaleler yapılsaydı dahi hastanın kurtulmasının kesin olmadığı, ölümün altta yatan ağır kardiyak patoloji sonucunda gerçekleştiği tespit edilirse; “şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesi gereğince hekimin eylemi ile ölüm neticesi arasındaki illiyet bağı kesilmiş sayılır ve taksirle öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilemez.


3. 3359 Sayılı Kanun Ek Madde 18: Mesleki Sorumluluk Kurulu Rejimi

27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen Ek Madde 18 hükmü, Türk Tıp Hukukunun en önemli usulü güvencesini oluşturmuştur.

3.1. Kanun Hükmü ve Kapsamı

3359 s. Kanun Ek Madde 18: “Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. (…) Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.”

Bu düzenlemenin devrim niteliğindeki sonuçları şunlardır:
1. Özel ve Kamu Ayrımının Kaldırılması: Soruşturma izni güvencesi, sadece devlet memuru olan hekimlere değil; özel hastanelerde, muayenehanelerde veya vakıf üniversitelerinde çalışan tüm sağlık meslek mensuplarına teşmil edilmiştir.
2. Soruşturma Şartı: Bir hasta veya hasta yakını, malpraktis iddiasıyla Cumhuriyet savcılığına şikayette bulunduğunda; savcılık hekimin ifadesini doğrudan alamaz, doğrudan bilirkişiye tevdi edemez ve doğrudan dava açamaz. Savcılık, şikayet dilekçesi ve tıbbi belgeleri derhal Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu’na (MSK) göndermek zorundadır.
3. MSK Ön İncelemesi ve İdare Mahkemesi Denetimi: MSK tarafından yapılacak ön inceleme neticesinde “soruşturma izni verilmesine” veya “verilmemesine” karar verilir. Bu karara karşı hem şikayetçiler hem de hekimler tarafından Ankara Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz edilebilir. İzin kesinleşmeden ceza soruşturması başlatılamaz.


4. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2025/6806 Sayılı Emsal İçtihadının Tahlili

Makalemizin ekinde tam metni sunulan Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 29.09.2025 tarihli, E. 2025/1481, K. 2025/6806 sayılı Kanun Yararına Bozma kararı, 3359 sayılı Kanun Ek m. 18’in yargı mercileri tarafından nasıl uygulanması gerektiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde netleştirmiştir.

4.1. Somut Olayın Özeti

Müştekinin eşi, ağrı şikayetiyle Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat etmiş, acil serviste “kas ağrısı” teşhisi konularak evine gönderilmiş ve ertesi gün evinde vefat etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu’ndan rapor alınmış; raporda “kişinin kesin ölüm sebebinin bilinemediği, akut koroner sendrom olgusunda EKG ve kardiyak takibin yapılmamasının tıbbi bir eksiklik (ihmal) olduğu, ancak ölüm sebebi kesin bilinmediğinden bu eksiklik ile ölüm arasında illiyet bağı kurulamayacağı” belirtilmiştir.

Savcılık, ATK raporuna dayanarak doğrudan Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) vermiş; müştekinin bu karara yaptığı itiraz da Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilmiştir. Adalet Bakanlığı ise, soruşturma izni prosedürüne uyulmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur.

4.2. Yargıtay’ın Kararı: Soruşturma İzni Alınmadan Ne İddianame Düzenlenebilir Ne de KYOK Verilebilir!

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Sulh Ceza Hakimliği’nin itirazın reddi kararını kanun yararına bozarak şu evrensel usul ilkesini tesis etmiştir:

“…3359 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 18 düzenlemesi uyarınca, hastanede müteveffanın muayene, teşhis ve tedavisini gerçekleştiren sağlık görevlileri (doktor, hemşire vs.) haklarında taksirle ölüme neden olma suçuna ilişkin olarak, şüphelilerin çalışma şekli, kadro ve görevlendirilmeleri ile ilgili bilgi ve belgeler ile müştekiye ait tüm tıbbi evrakların dosya arasına alınıp soruşturma dosyasının Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu’na gönderilerek sonucuna göre soruşturma işlemlerinin yürütülmesi gerekirken, soruşturma izni alınmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Yargıtay’ın bu kararı göstermiştir ki; bir soruşturmada hekimin kusurunun bulunmadığı veya illiyet bağının yokluğu kanaatine varılsa dahi, Cumhuriyet savcısı soruşturma şartı olan MSK iznini almaksızın re’sen dosyayı kapatıp KYOK veremez. Soruşturma şartı gerçekleşmeden yapılan her türlü adli işlem (iddianame veya KYOK) usule aykırıdır.


5. Sonuç ve Değerlendirme

Hekimlerin tıbbi faaliyetlerinden doğan cezai sorumluluklarında 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek m. 18 hükmü, sağlık hizmetlerinin kesintiye uğramadan yürümesi ve defansif tıp uygulamalarının önüne geçilmesi için hayati bir koruma zırhı oluşturmuştur.

Avukatlar tarafından malpraktis iddiasıyla yürütülen ceza soruşturmalarında ve kovuşturmalarında ilk incelenmesi gereken husus, şüpheli hekim veya sağlık meslek mensubu hakkında Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu’ndan usulünce alınmış, kesinleşmiş bir “soruşturma izni” bulunup bulunmadığıdır. İzin prosedürü tamamlanmadan tesis edilen adli kararlar, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatları uyarınca bozmaya mahkumdur.


Kaynakça

  • HAKERİ, Hakan: Tıp Hukuku, 20. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2022.
  • CENTEL, Nur / ZAFER, Hamide / ÇAKMUT, Özlem: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları, İstanbul 2021.
  • ARTUK, M. Emin / GÖKCEN, Ahmet / ALŞAHİN, M. Emin / ÇAKIR, Kerim: Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara 2022.
  • KOCA, Mahmut / ÜZÜLMEZ, İlhan: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 29.09.2025 T., E. 2025/1481, K. 2025/6806.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 03.07.2024 T., E. 2023/6125, K. 2024/3608.

Ek: Doğrulanmış Yargıtay İçtihadı Tam Metni

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/1481, K. 2025/6806, Tarih: 29.09.2025
Erişim Kaynağı: T.C. Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi (documentId: 1188165400)
Karar Özeti: Kamu veya özel sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimlerin tıbbi müdahale ve tedavilerinden kaynaklanan taksirle ölüme/yaralamaya neden olma suçlarına ilişkin soruşturmalarda, 3359 sayılı Kanun Ek m. 18 uyarınca Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu’ndan soruşturma izni alınmasının zorunlu olduğu; soruşturma izni prosedürü işletilmeden doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilemeyeceği, verildiği takdirde bu karara yapılan itirazın reddinin kanun yararına bozmayı gerektirdiği hakkında.

T.C.
YARGITAY
12. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1481
KARAR NO: 2025/6806
KARAR TARİHİ: 29.09.2025

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği  
SAYISI : 2023/3181 Değişik İş  
SUÇ : Taksirle öldürme  
İNCELEME KONUSU  
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi  
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili Kararın Kanun Yararına Bozulması  

Taksirle öldürme suçundan yapılan soruşturma evresi sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08.01.2021 tarihli ve 2019/95307 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24.01.2024 tarihli ve 2023/3181 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.  

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 21.04.2025 gün ve 94660652-105-34-13865-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2025 tarihli ve KYB- 2025/51743 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:  

I. İSTEM  
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2025 tarihli ve KYB- 2025/51743 sayılı kanun yararına bozma isteminin;  

“Dosya kapsamına göre, müştekinin eşi müteveffa ...'ın ağrısı nedeniyle ...ve Araştırma Hastanesine müracaat etmesi üzerine burada yapılan tedavi sonrasında kas ağrısı teşhisi konularak evine gönderilmesini takiben evinde vefat etmesi sebebiyle yürütülen soruşturma neticesinde, Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 18/11/2020 tarihli ve 2467 sayılı rapora göre, kişinin kesin ölüm sebebinin tespit edilemediği, ancak akut koroner sendrom düşünülen olguda seri EKG çekimi ve kardiyak nevroz belirteçleri takibin yapılması gerektiği, dosyada mevcut belgelere göre takibin yapılmadığı, bu durum bir eksiklik olmakla birlikte, kişinin kesin ölüm sebebi bilinemediğinden eksiklik ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığının belirtilmesi üzerine, olayda başkasına atfı kabil herhangi bir kusur bulunmadığından bahisle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,  

Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 03/07/2024 tarihli ve 2023/6125 esas, 2024/3608 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 27... tarihli ve 31848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na eklenen ek 18. madde de yer alan, "Yükseköğretim Kanununun 53'üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7'nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, eksiklikler giderildikten sonra soruşturma dosyasının Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu'na gönderilmesi gerektiği nazara alındığında;  
...ve Araştırma Hastanesinde müteveffanın muayene, teşhis ve tedavisini gerçekleştiren sağlık görevlileri (doktor, hemşire vs.) haklarında taksirle ölüme neden olma suçuna ilişkin olarak, şüphelilerin çalışma şekli, kadro ve görevlendirilmeleri ile ilgili bilgi ve belgeler ile müştekiye ait tüm tıbbi evrakların dosya arasına alınıp soruşturma dosyasının Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu'na gönderilerek sonucuna göre soruşturma işlemlerinin yürütülmesi gerektirken, soruşturma izni almadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."  

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.  

II. GEREKÇE  
27.05.2022 tarih, 31848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14. maddesi ile 3359 sayılı Kanuna eklenen , ''EK MADDE 18- Yükseköğretim Kanunu'nun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 02.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanun'un 7 nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, ...ve Araştırma Hastanesinde müteveffanın muayene, teşhis ve tedavisini gerçekleştiren sağlık görevlileri (doktor, hemşire vs.) haklarında taksirle ölüme neden olma suçuna ilişkin olarak, şüphelilerin çalışma şekli, kadro ve görevlendirilmeleri ile ilgili bilgi ve belgeler ile müştekiye ait tüm tıbbi evrakların dosya arasına alınıp soruşturma dosyasının Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu'na gönderilerek sonucuna göre soruşturma işlemlerinin yürütülmesi gerekirken, soruşturma izni alınmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.  

III. KARAR  
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,  

2. Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24.01.2024 tarihli ve 2023/3181 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,  

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.09.2025 tarihinde karar verildi.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Hekim hakkında soruşturma başlatmak için izin gerekir mi?

Gerekir. 3359 sayılı Kanun Ek m.18 uyarınca tıbbi uygulama nedeniyle ceza soruşturması yürütülebilmesi, Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun soruşturma iznine bağlıdır.

İzin alınmadan yürütülen soruşturmanın akıbeti nedir?

Usulünce alınmış ve kesinleşmiş bir izin bulunmadan yürütülen soruşturma ve kovuşturma hukuka aykırıdır. Bu nedenle malpraktis iddialı bir ceza dosyasında ilk bakılacak husus iznin varlığıdır; izinsiz verilen kararlar kanun yararına bozmaya konu olabilir.

Esasa girildiğinde sorumluluk neye göre belirlenir?

TCK m.22/2 anlamında taksirin varlığına ve tıbbi hata ile ölüm veya yaralanma arasındaki nedensellik bağının şüpheye yer bırakmayacak biçimde kurulmasına bağlıdır.

Malpraktis Uyuşmazlıklarında Usul Çerçevesi

Tıbbi kötü uygulama (malpraktis) iddialarından doğan maddi/manevi tazminat davaları, Sağlık Bakanlığı ve devlet üniversitelerine karşı açılacak tam yargı (hizmet kusuru) davaları ile Mesleki Sorumluluk Kurulu soruşturma izni ve ceza yargılaması süreçleri, görev ve süre kurallarına sıkı biçimde bağlıdır.

Avukat Şerafettin KAYA (Kocaeli Barosu – Sicil: 2219)
www.serafettinkaya.av.tr

Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat

  • 3359 sayılı Kanun m.18
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.14
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.22
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.85
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.89
  • 7406 sayılı Kanun m.14
  • Yargıtay 12. CD, E.2025/1481, K.2025/6806, T. 29.09.2025
  • Yargıtay 12. CD, E.2023/6125, K.2024/3608, T. 03.07.2024

Yayın tarihi: 03.08.2026 · Son güncelleme: 16.08.2026

Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

Tazminat Hukuku

Sağlık Kurulu Raporuna İtiraz Nasıl Yapılır? Süre ve Usul

Sağlık kurulu raporuna itiraz nasıl yapılır, süresi kaç gündür, hakem hastane ne demektir? Engellilik raporu ve SGK maluliyet…

23.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Hekimin Aydınlatma Yükümlülüğü Nedir? Onam Formu Yeterli mi?

Hekimin aydınlatma yükümlülüğü nedir, onam formu tek başına yeterli mi ve ispat yükü kimdedir? Yargıtay kararlarıyla kapsam, şekil…

22.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Hatalı Estetik Ameliyat Nedeniyle Tazminat Davası

Hatalı estetik ameliyatta tazminat: estetik müdahale neden eser sözleşmesidir, hangi zararlar istenir ve süre nedir? Yargıtay kararıyla ayrıntılı…

21.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Tıp Hukuku ve Malpraktis Külliyatı: Sorumluluk Rejimleri

Malpraktiste görev: kamu→idari yargı hizmet kusuru, özel→adli yargı. Vekâlet ilişkisi, en hafif kusurdan sorumluluk, aydınlatma ve kayıt denetimi.

04.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Hastanelerin Malpraktis Sorumluluğu: İspat Yükü ve Hizmet Kusuru

Özel hastane adli yargıda sözleşme ve adam çalıştıranın sorumluluğu, kamu hastanesi idari yargıda hizmet kusuru esasına göre sorumludur.

02.08.2026 Yazıyı oku ›
Tazminat Hukuku

Komplikasyon Yönetimi, Hekim Yetki Sınırları ve Bilirkişi İncelemesi

Komplikasyon tek başına hekimi kurtarmaz: aydınlatma, tekniğe uygunluk ve zamanında yönetim de aranır. Aksi hâlde malpraktis söz konusudur.

01.08.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp Randevu Ara