Pzt–Cum 09:00–18:30 Gebze / Kocaeli

Tasarrufun İptali Davası (İİK 277): Şartlar ve Süre

Tasarrufun iptali davası (İİK m. 277): şartlar, iptal sebepleri ve beş yıllık hak düşürücü süre konulu makale kapağı.

Alacağınız için icra takibi başlattınız; haciz için gidildiğinde borçlunun üzerinde hiçbir şey çıkmadı. Tapuya baktığınızda ise borcun doğmasından kısa süre sonra evini kardeşine devrettiğini görüyorsunuz. Bu tabloda başvurulacak yol tasarrufun iptali davasıdır. Ancak davanın adı yanıltıcıdır: kazanırsanız tapu iptal edilmez, mal borçluya geri dönmez. Elde ettiğiniz şey, o mal üçüncü kişinin üzerinde kalmaya devam ederken onu haczettirip sattırma yetkisidir — ve bu yetki alacağınızla sınırlıdır. Üstelik davanın dayandığı maddelerden biri 24 Aralık 2025’te yeniden yazılmıştır. Bu yazıda davanın dört ön koşulunu, üç ayrı iptal sebebini ve sürelerini yürürlükteki metne ve güncel Yargıtay kararlarına dayanarak anlatıyoruz.

Kısa Cevap

Tasarrufun iptali davası, borçlunun mal kaçırmak için yaptığı devirleri alacaklı yönünden etkisiz kılmak amacıyla açılır (İİK m. 277 vd.). Davayı, elinde geçici ya da kesin aciz vesikası bulunan alacaklı açabilir. Dava şahsi niteliktedir: kabul edilirse tapudaki kayıt düzeltilmez, alacaklıya o mal üzerinde alacak ve fer’ileriyle sınırlı biçimde haciz ve satış isteme yetkisi verilir (m. 283). İptal sebepleri üç maddede toplanmıştır: ivazsız tasarruflar (m. 278), aciz hâlindeki bazı işlemler (m. 279) ve zarar verme kastıyla yapılan işlemler (m. 280). Dava, tasarruf tarihinden itibaren beş yıl içinde açılmalıdır (m. 284).

Davanın Dört Ön Koşulu

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bu davaların dinlenebilmesi için aranan koşulları şöyle sıralar:

  1. Alacağın gerçek olması. Şeklî bir takip dosyası yetmez; alacağın gerçekten var olması gerekir.
  2. İcra takibinin kesinleşmiş olması.
  3. İptali istenen tasarrufun, takip konusu borçtan sonra yapılmış olması. Borç doğmadan önce yapılmış bir devir, bu davayla iptal edilemez.
  4. Borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması.

Dördüncü koşul özellikle önemlidir. Yargıtay, aciz belgesinin dava şartı olduğunu, hâkimin bunu görevi gereği kendiliğinden gözetmesi gerektiğini; buna karşılık eksikliğin yargılamanın her aşamasında, hatta temyiz aşamasında dahi giderilebileceğini kabul etmektedir. Uygulamada, borçlunun adresinde haczi kabil mal bulunmadığını gösteren haciz tutanağı İİK m. 105 anlamında aciz belgesi niteliğinde sayılmaktadır.

Üçüncü kişi “alacak gerçek değil” savunmasında bulunabilir; ancak Yargıtay bunun sınırını da çizmiştir: soyut bir iddia, hâkimi bir menfi tespit yargılaması yapmaya zorlamaz. Bu savunmanın dinlenmesi için, alacaklı ile borçlunun anlaşarak borç yaratmış olabileceği yönünde ciddi şüphe uyandıran somut veriler sunulmalıdır.

Tasarrufun iptali davasının dört ön koşulu: alacağın gerçek olması, icra takibinin kesinleşmesi, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesi bulunması.
Dosyaların çoğu esasa girilmeden bu dört koşuldan birinin eksikliğiyle kaybedilir.

Kritik Ayrım: Bu Dava Tapuyu İptal Etmez

Adı “iptal” olan bu davanın ne yapmadığını bilmek, ne yaptığını bilmekten daha önemlidir.

Yargıtay’ın 19.06.2025 tarihli kararındaki ifadeyle: tasarrufun iptali davaları dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak dava ve tasarrufa konu mal, devralanın malvarlığından çıkarılıp borçlunun malvarlığına iade edilmez. Dava, yalnızca alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkânı sağlar.

İİK m. 283 bunu açıkça düzenler: iptal davasının konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Yetki, alacak miktarıyla sınırlıdır.

Bu yönüyle tasarrufun iptali davası, muris muvazaası ve tapu iptali davasından tümüyle ayrılır: muvazaa davası kazanıldığında tapu kaydı iptal edilir ve mülkiyet geri döner; tasarrufun iptali davasında ise mülkiyet üçüncü kişide kalmaya devam eder. İki davanın karıştırılması, yanlış talep sonucu doğurur.

Tasarrufun iptali davasının sonucu: tapu kaydı iptal edilmez ve mal borçluya dönmez; alacaklıya kaydın düzeltilmesine gerek olmadan, takibe konu alacak ve fer'ileriyle sınırlı haciz ve satış isteme yetkisi verilir.
Adı iptal olsa da bu dava mülkiyeti geri getirmez; satış yetkisi verir.

2025 Değişikliği: İvazsız Tasarruflarda Yeni Metin

İİK m. 278, 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle yeniden yazılmıştır. Yürürlükteki metne göre:

Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.

Madde ayrıca hangi işlemlerin bağışlama sayılacağını belirler:

  • Yakınlar arası tasarruflar — gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça: altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eş ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılanlar.
  • Değer dengesizliği taşıyan sözleşmeler — aksi ispatlanmadıkça, borçlunun kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyatı ivaz olarak kabul ettiği sözleşmeler.
  • Ömür boyu gelir, intifa ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleri — uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça.

Bu düzenlemenin pratik anlamı, ispat yükünün yer değiştirmesidir: sayılan hâllerde işlem bağışlama sayılır ve aksini ispat yükü, işlemin ivazlı ve gerçek değerine uygun olduğunu ileri süren tarafa geçer. Değişiklikten önceki metne dayanan kaynaklarda hem süre hem de bağışlama sayılan hâllerin listesi farklıdır; bu nedenle eski tarihli örneklere göre hesap yapılmamalıdır.

Aciz Hâlinden Doğan İptal

İİK m. 279, borcunu ödemeyen borçlunun hacizden, mal bulunmaması sebebiyle acizden ya da iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde yaptığı şu işlemleri iptale tabi tutar:

  • Önceden taahhüt edilmiş olma hâli dışında, mevcut bir borcu temin için verilen rehinler.
  • Para veya mutat ödeme vasıtaları dışında bir suretle yapılan ödemeler.
  • Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler.
  • Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

Maddenin son fıkrası bir çıkış yolu bırakır: bu işlemlerden yararlanan kişi, borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez.

Zarar Verme Kastından Doğan İptal

Uygulamada en çok başvurulan sebep budur. İİK m. 280/1 uyarınca, malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler; borçlunun mali durumunun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Ancak işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

Madde iki karine kurar:

  • Yakınlık karinesi: Üçüncü kişi borçlunun eşi, usul veya füruu, üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan ve sıhri hısımı, evlat edineni veya evlatlığı ise, borçlunun durumunu bildiği farz olunur.
  • İşletme devri karinesi: Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını ya da mühim bir kısmını devralan kişinin, borçlunun alacaklılarını zarara uğratma kastını bildiği kabul edilir. Bu karine ancak devirden en az üç ay önce alacaklıya yazılı bildirim yapıldığının veya usulünce ilan edildiğinin ispatıyla çürütülebilir.

Yargıtay, borçlu kooperatifin üyesi ve yönetiminde görev almış bir kişiye yapılan devirde, bu kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu gerekçesiyle m. 280/1 uyarınca iptale hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Tasarrufun iptali davasının üç iptal sebebi ve süreleri: İİK m. 278 ivazsız tasarruflarda bir yıl, m. 279 aciz hâlindeki işlemlerde bir yıl, m. 280 zarar verme kastında beş yıl içinde takip şartı; m. 284 uyarınca dava hakkı tasarruf tarihinden itibaren beş yılda düşer.
Süre her tasarruf için ayrı hesaplanır; hak düşürücüdür ve resen gözetilir.

Beş Yıllık Hak Düşürücü Süre

İİK m. 284 tek cümledir ve çok sayıda dosyayı bitirir: iptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.

Sürenin başlangıcı tasarruf tarihidir — alacağın doğduğu, takibin kesinleştiği ya da aciz belgesinin alındığı tarih değil. Süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece resen gözetilir. Aynı davada birden çok tasarruf iptal ediliyorsa süre her tasarruf için ayrı ayrı hesaplanır; Yargıtay incelemesine konu bir dosyada bir kısım davalı yönünden dava süre nedeniyle reddedilirken diğeri yönünden kabul edilmiştir.

Alacağın güvence altına alınması bakımından dava öncesinde başvurulabilecek yollar için ihtiyati haciz kararına itiraz yazısı incelenebilir.

Kime Karşı Açılır ve Hükümde Ne İstenmeli?

Dava borçlu ile lehine tasarrufta bulunulan üçüncü kişiye birlikte yöneltilir. Yargıtay, İİK m. 282 kapsamında bunlar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu; dava kabul edildiğinde yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmaları gerektiğini belirtmiştir.

Talep sonucunun yazımı da belirleyicidir. Yargıtay, hükümde yalnızca “tasarrufun iptaline” denmesini yeterli görmemekte; davacı alacaklıya, takibe konu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Dilekçedeki talep bu biçimde kurulmazsa hüküm eksik kalır.

Dava dilekçesinin doğru kurulması
UnsurDoğru kurguDayanak
DavalılarBorçlu ile lehine tasarrufta bulunulan üçüncü kişi birlikteİİK m. 282 — aralarında zorunlu dava arkadaşlığı vardır
Talep sonucuTasarrufun iptaliyle yetinilmez; takibe konu alacak ve fer’ileriyle sınırlı haciz ve satış yetkisi istenirİİK m. 283
Tapu kaydıKaydın düzeltilmesi talep edilmez; mülkiyet üçüncü kişide kalırİİK m. 283
Yargılama gideri ve vekâlet ücretiDavalılar müşterek ve müteselsil sorumlu tutulurYargıtay 4. HD, 11.03.2025

Borçlunun maaşı üzerinden yapılacak takiplerin sınırları ise maaş haczinde haczedilebilir kısım yazısında ele alınmıştır.

Yargıtay Ne Diyor?

  • Yargıtay 4. HD, E. 2024/3237, K. 2025/9660, T. 19.06.2025: Tasarrufun iptali davası malın aynına ilişkin olmayıp şahsi bir davadır; tasarrufa konu mal devralanın malvarlığından çıkarılıp borçluya iade edilmez, dava yalnızca alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkânı sağlar ve bu yetki alacak miktarıyla sınırlıdır. Aciz belgesi dava şartıdır ve hâkim resen gözetir; eksiklik temyiz aşamasında dahi giderilebilir. Üçüncü kişinin “alacak gerçek değil” savunması, ciddi şüphe uyandıran somut verilere dayandırılmadıkça hâkimi kapsamlı bir araştırmaya zorlamaz. (karar metni)
  • Yargıtay 4. HD, E. 2024/15005, K. 2025/4114, T. 11.03.2025: Davanın dinlenebilmesi için alacağın gerçek olması, takibin kesinleşmesi, tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve aciz belgesinin bulunması gerekir. Haczi kabil malvarlığı bulunmadığını gösteren haciz tutanağı İİK m. 105 anlamında aciz belgesi niteliğindedir. Beş yıllık hak düşürücü süre resen gözetilir. Hükümde yalnızca iptale karar verilmesi yeterli olmayıp alacak ve fer’ileriyle sınırlı haciz ve satış yetkisi verilmelidir; borçlu ile üçüncü kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan giderlerden müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekir. (karar metni)

Sık Sorulan Sorular

Davayı kazanırsam ev borçlunun üzerine geri döner mi? Hayır. Tapu kaydı üçüncü kişide kalır. Kazandığınız şey, o taşınmazı alacağınız ve fer’ileriyle sınırlı olarak haczettirip sattırma yetkisidir.

Aciz belgem yok, dava açabilir miyim? Aciz belgesi dava şartıdır; ancak eksiklik yargılamanın her aşamasında giderilebilir. Borçlunun adresinde haczi kabil mal bulunmadığını gösteren haciz tutanağı da aciz belgesi niteliğinde sayılmaktadır.

Borçlu malı borç doğmadan önce devretmişti. Ne olur? İptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması aranır. Borç doğmadan önceki devirler bu davanın konusu değildir.

Süre ne zaman başlar? Tasarruf tarihinden. Beş yıllık süre hak düşürücüdür ve mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir.

Devir kardeşime yapıldı; ayrıca kastı ispat etmem gerekir mi? İİK m. 280 uyarınca borçlunun eşi, usul ve füruu ile üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımları bakımından borçlunun durumunu bildiği farz olunur. Ayrıca m. 278 uyarınca bu kişilerle yapılan tasarruflar, gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanmadıkça bağışlama sayılır.

Bu dava ile muvazaa davası aynı şey mi? Değildir. Muvazaa davasında tapu kaydının iptali ve mülkiyetin geri dönmesi istenir; tasarrufun iptali davasında ise mülkiyet üçüncü kişide kalır, yalnızca haciz ve satış yetkisi elde edilir.

Sonuç

Tasarrufun iptali davası, mal kaçıran borçlu karşısında alacaklının elindeki en etkili araçtır; ancak yanlış kurgulanmaya da çok müsaittir. Dosyaların büyük bölümü esasa girilmeden, dört ön koşuldan birinin eksikliği yüzünden kaybedilir: alacağın gerçekliği, takibin kesinleşmesi, tasarrufun borçtan sonra yapılmış olması ve aciz belgesi. Bu nedenle dilekçe yazmadan önce yapılacak iş, borcun doğum tarihi ile tapudaki devir tarihini yan yana koymak ve haciz tutanağının aciz belgesi niteliğinde olup olmadığını denetlemektir. İkinci olarak talep sonucu doğru kurulmalı; yalnızca iptal değil, alacak ve fer’ileriyle sınırlı haciz ve satış yetkisi istenmelidir. Son olarak, ivazsız tasarruflara ilişkin hüküm 24 Aralık 2025’te yeniden yazıldığından, eski tarihli örneklere göre süre ve karine hesabı yapılmamalıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Dayanak Mevzuat ve Kararlar

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 277 — iptal davası ve davacılar; geçici veya kesin aciz vesikası şartı
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 278 — ivazsız tasarrufların iptali (Değişik: 24/12/2025-7571/2); bir yıllık süre ve bağışlama sayılan hâller
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 279 — aciz hâlinde yapılan rehin, ödeme ve tapu şerhlerinin iptali; bilmeme savunması
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 280 — zarar verme kastından dolayı iptal; yakınlık ve işletme devri karineleri
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 283 — iadenin şümulü; kaydın düzeltilmesine gerek olmadan haciz ve satış
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 284 — tasarruf tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3237, K. 2025/9660, T. 19.06.2025
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/15005, K. 2025/4114, T. 11.03.2025

Hukuki Bilgilendirme

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. İcra ve İflas Kanunu m. 278, 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir; tasarruf tarihine göre uygulanacak metin farklılık gösterebilir. Süre hesabı yapılmadan önce takip dosyası, tapu kaydı ve haciz tutanakları birlikte incelenmelidir.

Yayın tarihi: 15.10.2026 · Son güncelleme: 15.10.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara