Kasten Öldürmeye Teşebbüste Haksız Tahrik İndirimi

Ceza Hukukunda Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Haksız Tahrik Kurumunun Tahlili: Karşılıklı Çatışma ve Üçüncü Kişi

Kısa Cevap

Haksız tahrik indirimi, tamamlanmış suçlarda olduğu gibi teşebbüs hâlinde de uygulanır; teşebbüs nedeniyle yapılan indirim ile tahrik indirimi birbirini dışlamaz, sırasıyla uygulanır. Karşılıklı çatışmalarda temel sorun ilk haksız hareketin kime ait olduğudur: bu şüpheye yer bırakmayacak biçimde belirlenemiyorsa Yargıtay, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği asgari oranda tahrik indirimi uygular. Buna karşılık tahriki oluşturan haksız fiilin mağdurdan sadır olması aranır; haksız bir eylemi hiç bulunmayan bir mağdura yönelen suçta indirim uygulanıp uygulanamayacağı tartışmalıdır ve Yargıtay içinde karşı görüş vardır.

Haksız tahrik nedir, hangi şartlarda uygulanır?

Haksız tahrik (TCK m. 29), failin haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi hâlinde cezasında indirim yapılmasını öngören bir kusurluluğu azaltan nedendir. Kanun koyucu burada failin iradesinin haksız bir fiil tarafından etki altına alınmasını, yani kusur yeteneğinin azalmasını esas alır.

Yerleşik içtihat ve doktrine göre indirimin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalı,
  • Bu fiil haksız olmalı,
  • Fail hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
  • Failin işlediği suç, bu ruhsal durumun tepkisi olmalı,
  • Tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalı.

Türk hukukunda tahrikin haksız olması ve nedensellik bağının bulunması yeterli görülür; ayrıca bir orantılılık şartı aranmaz. Ancak tahrikin ağırlığı, indirim oranını doğrudan belirler. Karşılaştırmalı hukukta durum daha katıdır: Anglo-Amerikan hukukunda provocation savunmasının kabulü için makul insan (reasonable person) ölçütü ve ani tepki (sudden heat of passion) kıstasları çok daha sıkı değerlendirilir.

Teşebbüs hâlinde haksız tahrik indirimi uygulanır mı?

Uygulanır. Haksız tahrik, suçun tamamlanıp tamamlanmadığına bakılmaksızın failin kusurunu etkileyen bir kurumdur; teşebbüs ise neticenin gerçekleşmemesine bağlı ayrı bir indirim sebebidir. İkisi birbirini dışlamaz.

Aşağıda incelenen kararda mahkeme, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezayı belirlerken TCK m. 81/1 (kasten öldürme), m. 35/2 (teşebbüs), m. 29/1 (haksız tahrik) ve m. 62/1 (takdiri indirim) maddelerini sırasıyla uygulamış, Yargıtay bu yöntemde isabetsizlik görmemiştir.

Kasten öldürmeye teşebbüste cezanın belirlenme sırası: TCK m. 81/1 temel ceza, m. 35/2 teşebbüs indirimi, m. 29/1 haksız tahrik indirimi, m. 62/1 takdiri indirim.
Teşebbüs ve haksız tahrik indirimleri birbirini dışlamaz; kanundaki sıra izlenerek birlikte uygulanır.

Tahriki oluşturan fiil mağdurdan gelmek zorunda mı?

Kural olarak evet. Kanunun amacı, kendisine haksızlık yapan kimseye anlık tepki gösteren failin durumunu gözetmektir. Bu nedenle tepki fiilinin, haksız fiili gerçekleştiren kişiye — yani mağdura — yönelmiş olması gerekir.

Fail, hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında kalarak haksız fiili işleyen kişi yerine olayla ilgisi bulunmayan üçüncü bir kişiye karşı suç işlerse, kural olarak haksız tahrik hükümleri uygulanmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ilkeyi çeşitli kararlarında vurgulamıştır: haksız hareketin bizzat mağdurdan gelmesi ve sanığa ya da etkileneceği bir yakınına yönelmesi aranır. Mağdurun yakını dahi olsa üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirilen haksız fiil, mağdura yönelen suç bakımından tahrik oluşturmaz.

Karşılıklı çatışmada ilk haksız hareket belirlenemezse ne olur?

Uygulamadaki asıl sorunlu alan budur. Kavga ve karşılıklı silahlı çatışma olaylarında, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği çoğu zaman kesin biçimde saptanamaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış içtihatlarına göre, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemiyorsa, şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesi gereğince bu şüpheli durum sanık lehine değerlendirilir ve asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanır.

Ancak bu ilkenin sınırı vardır ve sınırın nerede olduğu tartışmalıdır. Aşağıdaki karar tam da bu sınırı göstermesi bakımından önemlidir.

Çoğunluk görüşü: ilk haksız hareketin kaynağı belirlenemiyorsa şüpheden sanık yararlanır ilkesiyle asgari oranda tahrik indirimi uygulanır. Karşı oy: tahriki oluşturan fiil mağdurdan sadır olmalıdır.
Aynı karardaki iki görüş: şüpheden yararlanma ilkesinin sınırı nerede biter?

İndirim oranı nasıl belirlenir?

TCK m. 29, tahrikin ağırlığına göre geniş bir takdir aralığı tanır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir; diğer hâllerde cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Bu aralığın neresinde durulacağı, tahriki oluşturan haksız fiilin ağırlığına bağlıdır. Mahkemeler ağır ve süregelen bir haksızlık karşısında üst orana yaklaşırken, hafif ya da varlığı ancak şüpheden yararlanma yoluyla kabul edilen hâllerde asgari orana yönelir. İncelenen kararda ilk haksız hareketin kaynağı belirlenemediği için indirim asgari oran olan 1/4 üzerinden yapılmıştır — yani tahrikin varlığı şüphe lehine kabul edilmiş, ancak ağırlığı bakımından sanığa en dar takdir uygulanmıştır.

Bu ayrım savunma açısından önemlidir: tahrikin varlığını kabul ettirmekle ağırlığını kabul ettirmek farklı işlerdir. Oranın bir basamak yukarı taşınması, uzun süreli hapis cezalarında yıllara karşılık gelir.

Yargıtay Ne Diyor?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2025/1857 E., 2025/5064 K., 24.06.2025

Somut olayda iki ailenin çocuklarının kavga etmesiyle başlayan husumet büyümüş, taraflar karşılıklı olarak birbirlerinin konutlarını hedef alarak av tüfekleriyle ateş açmıştır. İlk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığı tam olarak tespit edilememiştir.

İlk derece mahkemesi bu durumu şüpheden sanık yararlanır ilkesi kapsamında değerlendirerek sanık hakkında asgari oranda (1/4) haksız tahrik indirimi uygulamış; Yargıtay 1. Ceza Dairesi çoğunluk görüşüyle bu uygulamayı usul ve yasaya uygun bularak hükmü oy çokluğuyla onamıştır. Daire ayrıca, saldırı ile savunma arasında orantı bulunmadığı gerekçesiyle meşru savunma koşullarının oluşmadığı sonucuna varmıştır.

Kararın asıl değeri, ekli karşı oy yazısındadır. Karşı oyda özetle şu görüş savunulmuştur: haksız tahrik teşkil eden fiilin bizzat mağdur tarafından gerçekleştirilmesi zorunludur. Dosyada mağdurun sanığa veya yakınlarına yönelik herhangi bir haksız eylemi bulunmuyorsa — ki somut olayda katılanın herhangi bir şahsa karşı haksız eyleminden söz edilmemiştir — failin öfkesini bu mağdura yöneltmesi hâlinde tahrik indirimi uygulanamaz. “İlk haksız hareketin tespit edilememesi” gerekçesi yalnızca karşılıklı olarak birbirine haksızlık yapan taraflar bakımından işletilebilir; haksız bir hareketi hiç bulunmayan bir mağdur açısından şüpheli bir durumdan söz edilemeyeceğinden, şüpheden sanık yararlanır kuralına gidilmesi yasaya aykırıdır.

Kararın tam metni ve karşı oy yazısı için: Yargıtay 1. CD, 2025/1857 E., 2025/5064 K.

Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler

  1. Haksız hareketin kaynağını belgeleyin. Tahrik tartışmasının tamamı, ilk haksız hareketin kimden geldiği sorusunda düğümlenir. Olay yeri tespit tutanağı, kamera kaydı, tanık beyanları ve iletişim kayıtları bu noktada belirleyicidir.
  2. Mağdurun somut rolünü ayrıca inceleyin. Karşı oyun gösterdiği üzere, mağdurun kendisine ait bir haksız eylemi yoksa “belirlenemedi” gerekçesi tek başına yetmeyebilir. Mağdurun eyleminin ne olduğu kararda açıkça gösterilmelidir.
  3. Çok failli olaylarda her sanık için ayrı değerlendirme isteyin. Aynı çatışmada bir sanık hakkında tahrik koşulları oluşurken diğeri hakkında oluşmayabilir.
  4. İndirim oranını tartışın. Tahrikin varlığı kadar ağırlığı da önemlidir; 1/4 ile 3/4 arasındaki fark cezada yıllara karşılık gelir. Asgari orana itiraz edilecekse tahrikin ağırlığı somut delillerle ortaya konmalıdır.
  5. Meşru savunma savını ayrıca kurun. Tahrik indirimi bir ceza indirimidir; meşru savunma ise hukuka uygunluk nedenidir ve beraatle sonuçlanır. İkisi birbirinin alternatifi olarak ileri sürülebilir.
  6. Teşebbüs ve tekerrür hükümlerini gözden kaçırmayın. İncelenen kararda ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmiştir; bu, cezanın süresi kadar infazını da etkiler.
Meşru savunma (TCK m. 25) hukuka uygunluk nedenidir ve şartları varsa beraatle sonuçlanır; haksız tahrik (TCK m. 29) suçun oluştuğunu kabul eder ve yalnızca cezayı indirir.
Biri beraatle sonuçlanır, diğeri yalnızca cezayı indirir; ikisi birbirinin alternatifi olarak ileri sürülebilir.

Sık Sorulan Sorular

Haksız tahrik indirimi ne kadardır?

TCK m. 29 uyarınca indirim, tahriki oluşturan haksız fiilin ağırlığına göre değişir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir; diğer hâllerde cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. İncelenen olayda asgari oran olan 1/4 uygulanmıştır.

Tahrik indirimi istinaf veya temyiz aşamasında ilk kez ileri sürülebilir mi?

Haksız tahrik, cezanın belirlenmesine ilişkin bir kurumdur ve mahkeme tarafından resen gözetilmesi gerekir; tarafların ileri sürmesine bağlı değildir. Bu nedenle ilk derecede tartışılmamış olsa dahi kanun yolu incelemesinde gündeme getirilebilir. Nitekim incelenen dosyada sanık müdafii, üst hadden tahrik indirimi uygulanması gerektiğini temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür.

Tahrik indirimi cezanın infazını da etkiler mi?

Dolaylı olarak evet. Tahrik indirimi sonuç cezayı düşürdüğü için koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hesapları da bu ceza üzerinden yapılır. Ancak indirim, tekerrür gibi infaz rejimini belirleyen kurumları ortadan kaldırmaz; incelenen kararda ceza, tahrik indirimi uygulanmasına rağmen mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmiştir.

Kavga eden iki taraf da tahrik indiriminden yararlanabilir mi?

İlk haksız hareketin kimden geldiği kesin olarak belirlenemiyorsa, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği her iki taraf lehine asgari oranda tahrik uygulanması yönünde yerleşik bir uygulama vardır. Ancak taraflardan biri hiçbir haksız eylemde bulunmamışsa bu ilkenin işletilemeyeceği yönünde güçlü bir karşı görüş mevcuttur.

Bana değil de yakınıma yapılan haksızlık tahrik sayılır mı?

Sayılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, haksız hareketin sanığa ya da etkileneceği bir yakınına yönelmiş olmasını yeterli görmüştür. Belirleyici olan, failin bu fiilden etkilenmesinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığıdır.

Tahrik indirimi ile meşru savunma aynı şey mi?

Hayır. Meşru savunma (TCK m. 25) bir hukuka uygunluk nedenidir ve şartları varsa fail cezalandırılmaz. Haksız tahrik ise suçun oluştuğunu kabul eder, yalnızca cezayı indirir. İncelenen kararda saldırı ile savunma arasında orantı bulunmadığı için meşru savunma koşullarının oluşmadığına karar verilmiştir.

Teşebbüste hem teşebbüs hem tahrik indirimi birlikte uygulanır mı?

Evet. Bunlar farklı hukuki temellere dayanan ayrı indirim sebepleridir ve kanunda öngörülen sıra izlenerek birlikte uygulanır.

Sonuç

Haksız tahrik, salt bir “öfke patlaması”nın telafisi değil; fail ile mağdur arasındaki haksızlık dengesinin kusur ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/1857 E., 2025/5064 K. sayılı kararı ve özellikle içerdiği karşı oy metni, tahrikin sübjektif ve objektif şartlarının — bilhassa eylemin mağdurdan sadır olması şartının — yargılamalarda ne kadar titizlikle incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Karşılıklı çatışma hâllerinde şüpheden sanık yararlanır ilkesinin mekanik biçimde uygulanması yerine, mağdurun somut olaydaki rolünün ve haksız bir eyleminin bulunup bulunmadığının tek tek irdelenmesi, adil bir ceza yargılamasının gereğidir.

Dayanaklar

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 29 (haksız tahrik), m. 35 (teşebbüs), m. 25 (meşru savunma), m. 62 (takdiri indirim), m. 81 (kasten öldürme)
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223, m. 280, m. 286, m. 302
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2025/1857 E., 2025/5064 K., 24.06.2025
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.10.2002, 2002/4-238 E., 2002/367 K.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.06.2013, 1571-278
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.03.2008, 2-42

İlgili yazılar


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilir; buradaki açıklamalardan hareketle işlem yapılmadan önce dosyanın incelenmesi gerekir.

Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.25
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.29
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.35
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.81
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.280
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.286
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.302

İlgili İçerikler

Yayın tarihi: 15.08.2026 · Son güncelleme: 15.08.2026

Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara