Kaybolmuş Eşya Üzerinde Tasarruf Suçu (TCK m. 160)

Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu konulu makale kapak görseli

Yerde bulunan bir cep telefonunu kullanmaya başlamak, banka hesabına yanlışlıkla yatan parayı harcamak, kafede unutulan cüzdanı almak… Bu fiillerin hepsi aynı suçu oluşturmaz. Türk Ceza Kanunu, gerçekten kaybolmuş bir eşyayı bulup sahiplenmeyi hırsızlıktan ayrı ve çok daha hafif bir suç olarak düzenlemiştir: bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası, üstelik yalnızca şikâyet üzerine. Ancak Yargıtay bu maddenin sınırını dar çizmektedir; uygulamada dosyaların önemli bölümü TCK m. 160’tan değil, hırsızlıktan sonuçlanmaktadır. Bu yazıda suçun unsurlarını, hırsızlıktan ayrım ölçütlerini ve bulan kişinin hukukî yükümlülüklerini açıklıyoruz.

Kısa Cevap

TCK m. 160’a göre, kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyetliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Suçun iki ayrı seçimlik hareket alanı vardır: kaybolmuş eşya (sahibinin elinden iradesi dışında, fail müdahalesi olmadan çıkmış eşya) ve hata sonucu ele geçirilen eşya (yanlış hesaba yatan para, fazla verilen para üstü gibi). Ceza tavanı bir yıl olduğundan suç şikâyete tabidir ve şikâyet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m. 73/1). Şikâyete tabi olması nedeniyle suç uzlaştırma kapsamındadır. Suçun ayrımı kritik önemdedir: eşya gerçekte kaybolmamışsa, sahibi biliniyorsa ya da fail malın kime ait olduğunu biliyor veya kısa bir araştırmayla bulabilecek durumdaysa fiil bu suçu değil, hırsızlığı oluşturur ve ceza kat kat ağırlaşır.

Suçun Konusu: Hangi Eşya “Kaybolmuş” Sayılır?

Kanun iki farklı durumu aynı maddede toplamıştır.

Kaybedilmiş eşya. Malikinin zilyetliği, kendi iradesi dışında ve fail bir müdahalede bulunmaksızın sona ermiş olmalıdır. Sokakta düşen bir yüzük, otobüste unutulup sahibinin izini kaybettiği bir çanta bu kapsamdadır. Failin katkısıyla zilyetliğin sona erdiği hâllerde suç zaten hırsızlıktır.

Hata sonucu ele geçirilen eşya. Burada eşya faile fizikî olarak ulaşır, ancak bir yanlışlık sonucu. Banka havalesinin yanlış hesaba gönderilmesi, işveren tarafından hesaba fazla ücret yatırılması, kasiyerin yanlış hesapla fazla para üstü vermesi tipik örneklerdir. Failin bu hatayı fark etmesine rağmen iade etmemesi ve mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunması suçu oluşturur.

Her iki hâlde de suçun tamamlanması için failin malik gibi tasarrufta bulunması aranır: eşyayı kullanmak, satmak, parayı harcamak gibi. Sadece bulup yanında taşımak, iade veya bildirim niyeti taşındığı sürece suç oluşturmaz.

En Kritik Ayrım: Kaybolmuş mu, Yoksa Unutulmuş mu?

Uygulamada dosyaların kaderini belirleyen soru budur ve cevabı Yargıtay’ın uzun süredir uyguladığı üç ölçütte saklıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/6072, K. 2022/1011, T. 07.02.2022 kararında Ceza Genel Kurulunun 10.06.1997 tarih ve 132/151 sayılı kararına atıfla bu ölçütleri şöyle sıralamıştır: suçun oluşabilmesi için mal sahibinin malın nerede olduğunu bilmemesi, o şeyin mal sahibinin tasarruf alanı dışına çıkmış, tasarruf imkânının kalmamış olması ve en önemli unsur olarak, suçu işleyenin mal edindiği şeyin yitirilmiş mallardan olduğu inancını taşıması gerekir. Aynı kararda açıkça belirtildiği üzere sahibi bilinen mal, kaybolmuş mallardan sayılamaz.

Bu üçlü ölçüt iki yönlü çalışır. Bir yandan mağdur tarafına bakar: eşyanın nerede olduğunu biliyorsa veya eşya hâlâ onun hâkimiyet alanı içindeyse ortada kaybolma yoktur. Öte yandan fail tarafına bakar: fail eşyanın sahibini biliyorsa ya da çok kısa bir araştırmayla bulabilecek durumdaysa, “buldum” savunması sonuç doğurmaz.

Pratikte belirleyici olan üçüncü ölçüttür. Bir masada, dükkânda, sınıfta veya lokantada unutulan eşya çoğu zaman “kaybolmuş” sayılmaz; çünkü o mekânda sahibine ulaşmak mümkündür. Nitekim Türk Medenî Kanunu m. 771/3, oturulan bir evde, işyerinde veya kamu hizmeti görülen yerde bulunan kaybedilmiş şey bakımından o yerin sahibini, kiracıyı veya kurumu bulan sayar; yani böyle bir yerde eşyayı cebine atan üçüncü kişi hukuken “bulan” konumunda bile değildir.

TCK m. 160 ile hırsızlık suçu arasındaki ayrımın üç ölçütünü gösteren akış görseli.
Kapalı ve sahibine ulaşılabilir mekânda unutulan eşya çoğunlukla hırsızlık sayılır.

Yargıtay Ne Diyor?

Otelde masadan alınan telefon: hırsızlık. Yukarıda anılan Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/6072, K. 2022/1011 kararına konu olayda, mezuniyet töreni için gidilen otelde masaya konulan cep telefonu alınmış; yakınan kısa süre içinde telefonunun olmadığını fark etmiş ve dönüş yolunda telefonun kaybolduğu okul arkadaşları arasında konuşulmuştur. Bu konuşmaları duymasına rağmen telefonu iade etmeyip ertesi gün satan çocuğun, telefonun kime ait olduğunu bildiği veya çok kısa bir araştırmayla bulabileceği kabul edilerek eylemin TCK m. 142/2-h uyarınca nitelikli hırsızlık olduğu belirtilmiş, m. 160 uygulaması bozulmuştur.

Lokantada unutulan telefon: hırsızlık. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2019/11972, K. 2020/2109, T. 06.02.2020 kararında, katılanın masada unuttuğu iki telefondan birini yaklaşık on dakika sonra geri geldiğinde alamadığı, telefonun yirmi beş gün sonra lokantada garson olarak çalışan sanığın hattıyla kullanıldığının tespit edildiği olayda, eylemin hırsızlık olduğu; suç vasfında yanılgıya düşülerek m. 160’ın uygulanmasının bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.

Şantiyede düşürülen telefon: TCK m. 160. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/21077, K. 2024/3489, T. 04.03.2024 tarihli kanun yararına bozma kararında ise şikâyetçi, montunun cebindeki telefonu düşürdüğünü ve nerede düşürdüğünü hatırlamadığını beyan etmiştir. Daire, hırsızlık veya suç eşyasının satın alınması suçuna ilişkin yeterli delil bulunmadığını, telefonu bulup yetkili mercileri haberdar etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunan şüphelinin eyleminin TCK m. 160’taki şikâyete tabi suçu oluşturduğunu; şikâyetçinin şikâyetten vazgeçmiş olması karşısında kovuşturmaya yer olmadığı kararının yerinde olduğunu belirtmiştir.

Hesaba yatan fazla ücret: hata sonucu ele geçmiş eşya. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/1291, K. 2022/3843, T. 08.03.2022 kararına konu olayda, katılan şirkette çalışan bir kişi tarafından sanığın hesabına usulsüz ücret yatırılmış; sanık bunu fark etmesine rağmen iade etmeyip tasarrufta bulunmuştur. Daire eylemi TCK m. 160 kapsamında görmüş, ancak suç tarihinden itibaren TCK m. 66/1-e ve 67/4 uyarınca hesaplanan on iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit ederek davanın düşmesine karar vermiştir.

Şüphe varsa hırsızlık ihtimali tartışılmalıdır. Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2014/12549, K. 2014/33762, T. 27.11.2014 kararında, alışveriş merkezinin sigara içme odasında unutulan telefonu alan sanığın beraatine karar verilmesi eksik inceleme sayılmıştır. Daire, güvenlik görevlisi tanığın duruşmada dinlenmesi ve sanığın çelişkili beyanları açıklığa kavuşturulduktan sonra hırsızlık suçunu işleyip işlemediğinin karar yerinde tartışılması gerektiğini belirtmiştir.

Cep telefonu ve para örnekleri üzerinden TCK m. 160 ile hırsızlık nitelendirmesini karşılaştıran tablo.
Sonucu belirleyen delil genellikle HTS kayıtları ve kamera görüntüleridir.

Bulan Kişinin Yükümlülükleri: Cezayı Doğuran Sınır

Ceza sorumluluğunun sınırı, aslında Medenî Kanun’daki yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğine göre çizilir.

  • Bildirim yükümlülüğü (TMK m. 769). Kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse, malın sahibine; sahibini bilmiyorsa kolluk kuvvetlerine, köylerde muhtara bildirmek veya araştırma yapmak ve gerektiğinde ilân etmek zorundadır. Bulunan şey önemli ölçüde değerliyse her hâlde kolluğa veya muhtara bildirim gerekir. Oturulan bir evde, işyerinde ya da kamu hizmeti görülen yerde bulunan şey ise o yerin sahibine, kiracıya veya denetim ve gözetimle görevli olanlara teslim edilmelidir.
  • Koruma yükümlülüğü (TMK m. 770). Bulunan şeyin özenle korunması gerekir.
  • Mülkiyetin kazanılması (TMK m. 771). İlân veya bildirim tarihinden başlayarak beş yıl içinde malik ortaya çıkmazsa, yükümlülüklerini yerine getirmiş olmak koşuluyla bulan kişi mülkiyeti kazanır.
  • Ödül hakkı (TMK m. 771/2). Eşya malikine geri verilirse bulan kişi, yaptığı giderlerin ödenmesini ve uygun bir ödül verilmesini isteyebilir. Ancak evinde, işyerinde veya kamu hizmeti görülen yerde bulan sayılanlar ödül isteyemez.

Bu tabloya göre suç, bulmakla değil; iade veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeksizin malik gibi tasarrufta bulunmakla işlenir.

Kaybedilmiş bir şeyi bulan kişinin Medenî Kanun'daki dört yükümlülüğünü gösteren kart görseli.
Teslim tutanağı, kastın yokluğunu gösteren en güçlü belgedir.

Yaptırım, Şikâyet ve Zamanaşımı

Cezanın üst sınırı bir yıl hapis veya adlî para cezasıdır; seçimlik ceza öngörüldüğünden mahkeme doğrudan adlî para cezasına da hükmedebilir. Suç şikâyete tabidir: şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır (TCK m. 73/1). Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür. Şikâyete tabi suçlar CMK m. 253 uyarınca uzlaştırma kapsamında olduğundan, dosya soruşturma aşamasında uzlaştırmacıya gönderilir.

Dava zamanaşımı, cezanın üst sınırına göre TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldır; kesen sebeplerin varlığı hâlinde m. 67/4 gereği en fazla yarı oranında uzayarak on iki yılı bulur. Mahkûmiyet hâlinde koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması gündeme gelir. Fiil hırsızlık olarak nitelendirilirse tablo tamamen değişir; bu ihtimalde hırsızlık suçunda etkin pişmanlık hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Uygulamada Ne Yapmalı?

  1. Bulur bulmaz bildirin. Değerli bir eşya bulduğunuzda en güvenli yol, aynı gün kolluğa teslim etmek ve teslim tutanağının bir örneğini almaktır.
  2. Bulduğunuz yeri dikkate alın. Eşyayı bir işyerinde, evde veya kamu hizmeti görülen yerde bulduysanız yükümlülüğünüz o yerin sahibine ya da görevlisine teslim etmektir.
  3. Kullanmayın. Bulunan telefona kendi hattınızı takmak, kartı kullanmak veya parayı harcamak, “malik gibi tasarruf” sayılan tipik davranışlardır.
  4. Hesabınıza gelen fazla parayı harcamayın. Yanlış havale veya fazla ödemeyi fark ettiğinizde bankaya ve gönderene yazılı bildirim yapın; iade kaydını saklayın.
  5. Şikâyet süresini kaçırmayın. Mağdursanız, fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı aylık süre işler.
  6. Suç vasfını tartışın. Sanık konumundaysanız eşyanın gerçekten kaybolmuş olup olmadığını, sahibinin bilinip bilinmediğini ve hangi anda ne bildiğinizi somut delillerle ortaya koyun.
  7. HTS ve kamera kayıtlarını isteyin. Bu dosyalarda sonucu genellikle iletişim kayıtları ile güvenlik kamerası görüntüleri belirler; bunların erken talep edilmesi gerekir.
  8. Uzlaştırma aşamasını değerlendirin. Eşyanın iadesi ve zararın giderilmesi, uzlaşma ile dosyanın kapanmasını sağlayabilir.
  9. Zamanaşımını hesaplayın. Eski tarihli dosyalarda düşme ihtimali ilk kontrol edilmesi gereken husustur.
  10. Delil olarak iade iradenizi belgeleyin. Sahibini aradığınıza, ilan verdiğinize veya görevliye haber verdiğinize ilişkin her kayıt, kastın yokluğunu gösterir.

Sık Sorulan Sorular

Yerde bulduğum parayı harcarsam suç işlemiş olur muyum? Para kaybedilmiş sayılıyorsa ve sahibine ulaşma imkânı varken bildirim yapılmadan harcanmışsa TCK m. 160 kapsamında değerlendirilir.

Bankaya yanlışlıkla yatan parayı iade etmezsem ne olur? Bu, maddedeki “hata sonucu ele geçirilen eşya” hâlidir. Hatayı fark edip iade etmeden harcamak suçu oluşturur; ayrıca sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade borcu doğar.

Restoranda unuttuğum telefonu alan kişi hangi suçtan yargılanır? Yargıtay, mekânda sahibine ulaşmanın mümkün olduğu bu tür olaylarda çoğunlukla hırsızlık nitelendirmesi yapmaktadır.

Bulduğum eşyayı kaç yıl sonra sahiplenebilirim? Bildirim veya ilân tarihinden itibaren beş yıl içinde malik ortaya çıkmazsa, yükümlülüklerini yerine getiren bulan kişi mülkiyeti kazanır (TMK m. 771).

Bulduğum eşya için ödül isteyebilir miyim? Evet, eşya sahibine geri verilirse giderlerin ödenmesini ve uygun bir ödül isteyebilirsiniz. Ancak kendi evinde veya işyerinde bulan sayılanlar ödül isteyemez.

Bu suçtan hapis cezası alır mıyım? Ceza bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır; seçimlik ceza öngörüldüğü için doğrudan adlî para cezasına hükmedilmesi mümkündür.

Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi? Evet. Suç şikâyete tabi olduğundan vazgeçme, davanın düşmesi sonucunu doğurur.

Sonuç

TCK m. 160, dürüstlük kuralına aykırı bir sahiplenmeyi cezalandırır; ancak kanun koyucu, fail bakımından bir müdahale bulunmadığı için cezayı hırsızlığa göre çok düşük tutmuştur. Bu nedenle uygulamadaki asıl mücadele ceza miktarında değil, nitelendirmede yaşanır. Yargıtay’ın ölçütü nettir: eşyanın sahibinin tasarruf alanı dışına çıkmış olması, sahibinin nerede olduğunu bilmemesi ve failin onu yitirilmiş mal sanması gerekir. Bu üç koşuldan biri eksikse madde uygulanmaz. Özellikle kapalı ve sahibine ulaşılabilir mekânlarda unutulan eşyalar bakımından Yargıtay istikrarlı biçimde hırsızlık nitelendirmesine gitmekte; failin “kısa bir araştırmayla” sahibini bulabilecek durumda olması tek başına belirleyici sayılmaktadır. Maddenin ikinci ayağı olan hata sonucu ele geçirilen eşya ise, yanlış havale ve fazla ödeme uyuşmazlıklarında giderek daha sık gündeme gelmektedir. Her iki hâlde de sorumluluktan kurtulmanın yolu aynıdır: iade etmek veya yetkili mercileri haberdar etmek. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Dayanak Mevzuat ve Kararlar

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 160 — kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
  • 5237 sayılı Kanun m. 73/1 — şikâyet süresi
  • 5237 sayılı Kanun m. 66/1-e ve m. 67/4 — dava zamanaşımı ve uzama
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253 — uzlaştırma kapsamı
  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 769, 770, 771 — bulunan şeyde bildirim, koruma, mülkiyet ve ödül
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/6072, K. 2022/1011, T. 07.02.2022
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/21077, K. 2024/3489, T. 04.03.2024
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/1291, K. 2022/3843, T. 08.03.2022
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2019/11972, K. 2020/2109, T. 06.02.2020
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2014/12549, K. 2014/33762, T. 27.11.2014

Hukuki Bilgilendirme

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Bu suç tipinde sonucu belirleyen unsur, eşyanın nerede ve hangi koşullarda ele geçirildiğine ilişkin somut delillerdir; bu nedenle dosyadaki iletişim ve kamera kayıtları incelenmeden nitelendirme yapılmamalıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Yayın tarihi: 19.08.2026 · Son güncelleme: 19.08.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara