Islah Süresi Adli Tatilde Uzar mı? Kesin Süre Kuralı

Bilirkişi raporu tebliğ edilmiştir, duruşmada “davasını ıslah etmek üzere iki hafta kesin süre” verilmiştir ve o iki haftanın son günü takvimde tam da 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasına düşmektedir. Adliyeler adli tatilde, dosyanın bir sonraki duruşması eylüle bırakılmıştır. Bu yazıda, ıslah için verilen kesin sürenin adli tatilde uzayıp uzamadığını, hangi hâllerde uzadığını, süre kaçırıldığında hangi savunmaların kaldığını ve beklemenin görünmeyen bedelini Yargıtay içtihatları ışığında sade bir dille açıklıyoruz.
Kısa Cevap
Duruma göre değişir; tek bir cevap yoktur. HMK m. 104 ancak üç şart birlikte gerçekleşirse süreyi uzatır: dava adli tatilde görülmeyen davalardan olacak, süre HMK’nın tayin ettiği bir süre olacak ve sürenin son günü adli tatil içinde kalacaktır. İşçinin iş sözleşmesine dayanarak açtığı davalar adli tatilde görüldüğü için (HMK m. 103/1-ç) bu davalarda m. 104’ün bir haftalık uzatması hiç uygulanmaz — ancak son günün resmî tatile rastlaması hâlinde HMK m. 93/1 yine işler. Adli tatile tabi bir davada ise HMK m. 181’in bir haftalık ıslah süresi (ve 31.07.2026’dan önce açılmış davalarda HMK m. 107/2’nin iki haftalık talep artırım süresi) uzar; buna karşılık hâkimin kendi takdiriyle verdiği kesin sürenin uzayıp uzamayacağı tartışmalıdır. Bu tartışmaya güvenmeyin. Ayrıca ıslahı geciktirmenin usulî değil, maddi bir bedeli vardır: karşı taraf ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunursa alacağınızın bir bölümü erir.
Önce Şunu Ayırın: Süreyi Kanun mu Verdi, Hâkim mi?
Yazının tamamı bu ayrımın üzerine kuruludur ve uygulamadaki karışıklığın da kaynağı budur. HMK m. 90/1 süreleri ikiye ayırır: kanunda belirtilen süreler ve hâkimin tespit ettiği süreler. Hâkim, kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez; buna karşılık kendi belirlediği süreyi haklı sebeple artırabilir veya eksiltebilir (m. 90/2).
HMK m. 104 ise uzatmayı yalnızca “bu Kanunun tayin ettiği süreler” için öngörmüştür. Buradaki “bu Kanun” ifadesi iki yönlü bir sınır çizer: hem hâkimin takdirî süreleri, hem de HMK dışındaki kanunların süreleri kapsam dışında kalır.
- Kanuni süre (m. 181; 31.07.2026 öncesi açılmış davalarda m. 107/2): Sürenin uzunluğunu kanun belirlemiştir; hâkim yalnızca uygular ve uzunluğunu değiştiremez. m. 104 kapsamındadır.
- Hâkimin tayin ettiği kesin süre (m. 90/1, m. 94/2): Sürenin uzunluğunu hâkim takdir etmiştir. m. 104 kapsamında olup olmadığı tartışmalıdır.
- Başka kanunların süreleri: Maddi hukuka ilişkin hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri m. 104 kapsamında değildir; bitimleri adli tatile rastlasa dahi uzamazlar (Yargıtay 23. HD, E. 2016/607, K. 2018/4866).
Süreyi hangi kategoriye koyacağınızı bilmeden, “uzar mı” sorusuna cevap vermek mümkün değildir.
Birinci Süzgeç: Davanız Adli Tatilde Görülüyor mu?
HMK m. 104 “adli tatile tabi olan dava ve işlerde” der. Bu ifade, adli tatilde görülemeyen davaları anlatır. Adli tatilde görülmeye devam eden bir davada süreler de işlemeye devam eder ve uzatma kuralı hiç devreye girmez.
HMK m. 103’te adli tatilde görülecek dava ve işler sayılmıştır. Uygulamada en çok karşılaşılanlar şunlardır:
- Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar (m. 103/1-ç) — işçilik alacağı ve işe iade davaları buradadır.
- Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin davalar (m. 103/1-b).
- İflas ve konkordato işleri (m. 103/1-e), çekişmesiz yargı işleri (m. 103/1-ğ).
- Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler (m. 103/1-h). Dikkat: mahkeme bu kararı kendiliğinden veremez, bir tarafın talebi gerekir.
Buradaki sonuç, ıslah sorununun en yoğun yaşandığı dosya türü olan işçilik alacağı davası bakımından serttir: işçinin açtığı davada adli tatile dayanarak süre uzatımı istemek baştan sonuçsuzdur. Yargıtay’ın ifadesiyle, bu davalarda “adli ara vermede geçen günler süreye dahildir” (Yargıtay 7. HD, E. 2015/10802, K. 2016/11810). İşçilik alacaklarında sürelerin nasıl işlediğine ilişkin genel çerçeve için işçilik alacaklarında zamanaşımı ve dava şartı arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.
“İş mahkemesinde görülüyor” demek yetmez
Uygulamada en sık yapılan hata, iş mahkemesinde görülen her davayı m. 103/1-ç kapsamında saymaktır. Oysa hüküm dar yorumlanır: dava, hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle ve işçi tarafından açılmış olmalıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu ayrımı iki kararında çok net kurmuştur:
- Yaşlılık aylığı miktarının tespiti davası iş mahkemesinde görülmesine rağmen adli tatile tabidir; süresi adli tatilde biten istinaf başvurusu süresinde sayılmıştır (E. 2021/4935, K. 2021/8387).
- Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davası da aynı sebeple adli tatile tabidir; bölge adliye mahkemesinin “süreden ret” kararı bozulmuştur (E. 2024/13406, K. 2025/1016).
Aynı mantıkla, Kurumun rücuan alacak davası ya da işverenin açtığı davalar da listede değildir ve adli tatile tabidir. Basit yargılama usulüne tabi olmak da tek başına davayı adli tatilde görülür hâle getirmez; tersine, basit yargılama usulüne tabi davalar (icra mahkemesinde görülenler hariç) adli tatile tabidir.
Son olarak, m. 103/2 çoğu zaman gözden kaçar: tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülüyorsa hazır olan tarafın talebi üzerine, listedeki iş ve davalara bakılması adli tatilden sonraya bırakılabilir. Bu, iş davasında da işleyen bir kaldıraçtır.
İkinci Süzgeç: Islah Süresi Hangi Kategoriye Giriyor?
Birinci süzgeci geçtiyseniz, sıra sürenin niteliğindedir. “Islah için verilen süre” tek bir şey değildir:
a) HMK m. 181’in bir haftalık süresi. Islah hakkını fiilen kullandıysanız (duruşmada zapta geçirdiyseniz veya dilekçe verdiyseniz), ıslah edilen usul işlemini tamamlamanız — pratikte ıslah harcını yatırmanız — için verilen bir haftalık süre kanundan doğar. Hâkim bu sürenin uzunluğunu değiştiremez. Bu süre m. 104 kapsamındadır ve uzar.
b) HMK m. 107/2’nin iki haftalık talep artırım süresi (kaldırılmıştır). HMK m. 107, 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır; aşağıdaki açıklama yalnızca bu tarihten önce açılmış derdest davalar bakımından (geçici m. 1/10) geçerlidir. Yeni davalarda kısmi dava + HMK m. 109/4 talep artırımı yolu izlenir ve bu artırım için kanunda iki haftalık kesin süre öngörülmemiştir; sınır tahkikatın sona ermesidir. Belirsiz alacak davasında talebi tam ve kesin olarak belirlemek için verilen sürenin uzunluğunu kanun belirlemiştir; hâkim bir hafta veya üç hafta veremez, yalnızca kanundaki iki haftayı tayin eder. Bu yönüyle süre kanuni niteliktedir ve m. 104 kapsamındadır. Ayrıca dikkat: talep artırımı ıslah değildir; belirsiz alacak davasında verilen dilekçeye m. 181’in bir haftalık süresi uygulanmaz.
c) Hâkimin takdiriyle verdiği kesin süre. Henüz ıslah beyanında bulunmamışken “ıslah edecekse dilekçesini sunmak üzere iki hafta kesin süre” verilmesi hâlinde süre kanundan değil, hâkimin yargılamayı sevk yetkisinden doğar. m. 104’ün lafzı bu süreyi kapsam dışı bırakıyor gibi görünmektedir ve konuda yerleşmiş bir Yargıtay içtihadı bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, adli tatile tabi bir davada bu sürenin fiilen işleyemeyeceğini savunmak için elinizde güçlü bir dayanak vardır: HMK m. 103/3, adli tatilde görülmeyen davalarda tatil içinde yapılabilecek işlemleri sınırlı olarak saymıştır ve ıslah dilekçesinin alınması bu listede yoktur. Mahkemenin kabul etmesi kanunen mümkün olmayan bir işlem için verilen sürenin, tatil boyunca işlemeye devam ettiğini söylemek kendi içinde çelişkilidir. Bu argümanı tutanağa geçirtin — ancak sonucuna güvenip stratejinizi üzerine kurmayın.
Süreyi Kaçırdınız mı? Islah Tahkikat Sonuna Kadar Yapılabilir
Uygulamada asıl çözüm, çoğu zaman “uzar mı” tartışmasına hiç girmeden bulunur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik hâle gelmiş uygulamasına göre, HMK m. 181’in kesin süresi yalnızca ıslah hakkı fiilen kullanıldıktan sonra devreye girer:
“Ancak henüz ıslah hakkının kullanılmadığı, ıslah hakkının kullanılması için süre talep edildiği bir anda, 181. maddenin uygulanmasından söz edilmesi de mümkün değildir… Bu durumda ıslah hakkının 6100 sayılı Kanun’un 177. maddesi gereğince tahkikat bitimine kadar kullanılabileceği dikkate alınmalı, bu hüküm çerçevesinde sonuca gidilmelidir.” (Yargıtay 9. HD, E. 2025/6205, K. 2025/7513)
Dairenin bu doğrultudaki öncü kararı daha da açıktır: “taraf ıslah yapmak için süre istemişse henüz ıslah yapılmadığından kesin süre verilemez” (Yargıtay 9. HD, E. 2023/9686, K. 2023/15843). O dosyada mahkeme 02.12.2020 tarihli duruşmada bir haftalık kesin süre vermiş, ıslah dilekçesi 10.12.2020’de sunulmuş ve Yargıtay ıslahı geçerli saymıştır. E. 2025/6205 sayılı kararda ise süre 25.02.2013 tarihli celsede verilmiş, ıslah dilekçesi 22.09.2014’te sunulmuş, harcı ertesi gün yatırılmış ve ıslah yine geçerli kabul edilmiştir.
Bu koruma her zaman böyle değildi
Bu noktada okurun bilmesi gereken bir içtihat değişimi vardır. Kapatılan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, aynı olgusal durumda — yani ıslah hakkı henüz kullanılmamışken yalnızca ıslah dilekçesi vermek için süre verilen bir dosyada — m. 181’i uygulamış ve bir haftayı aşan ıslahı geçersiz saymıştır. O kararın somut olayı şöyledir: mahkeme 17.05.2014 tarihli celsede süre vermiş, ıslah dilekçesi 30.05.2014’te ibraz edilmiş ve Daire “süresinde ve geçerli bir ıslah olmadığı” gerekçesiyle hükmü bozmuştur (Yargıtay 22. HD, E. 2015/13754, K. 2016/19555). Aynı kararda “mahkeme tarafından kanuni kesin süreler artırılamaz; ıslah dilekçesi için sehven iki hafta süre verilmesi kanunla belirlenen kesin süreleri etkilemeyecektir” denilmiştir.
22. Hukuk Dairesi 2020 yılında kapatılmış ve iş uyuşmazlıkları 9. Hukuk Dairesi’nde toplanmıştır. Bugün geçerli olan, 9. Hukuk Dairesi’nin yukarıdaki yerleşik uygulamasıdır. Ancak buradan çıkarılması gereken sonuç “süreyi kaçırmak risksizdir” değil, “süreyi kaçırmanın telafisi bir içtihat çizgisine bağlıdır”dır.
Bu korumanın üç sınırı
- Islah hakkını zaten kullandıysanız ve size sadece harç için süre verildiyse, m. 181’in bir haftalık kanuni süresi devrededir.
- Islah bir kez yapılabilir. HMK m. 176/2 uyarınca aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. “Sonra düzeltirim” diye erken ve eksik bir ıslah yapmak, hakkı tüketir.
- Tahkikatın sonu mutlak sınır değildir. HMK m. 177/2 uyarınca bozma veya kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine döndüğünde, mahkeme tahkikata ilişkin bir işlem yaparsa tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir; ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ıslahla ortadan kaldırılamaz.
Beklemenin Görünmeyen Bedeli: Islaha Karşı Zamanaşımı
Buraya kadar anlatılanlar usul hukukuyla ilgilidir ve “tahkikat sonuna kadar ıslah edebilirsiniz” cümlesi usul bakımından doğrudur. Ancak bu cümleye dayanıp beklemenin maddi hukukta ağır bir bedeli olabilir ve uygulamada en çok gözden kaçan nokta budur.
Islahla artırılan kısım bakımından zamanaşımı, dava tarihine göre değil ıslah tarihine göre hesaplanır. Davalı, ıslah dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunursa, ıslah tarihinden geriye doğru beş yıl (ücret niteliğindeki alacaklarda) sınırı çizilir ve bu sınırın dışında kalan dönem — dava dilekçesindeki talep miktarını aşan bölümüyle — zamanaşımına uğrar.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu hesabı sayısal bir örnekle göstermiştir. Fesih 20.09.2012, dava 22.11.2012, ıslah 24.01.2014 ve dava dilekçesinde fazla çalışma için talep edilen miktar 100 TL olan bir dosyada; dava tarihinden beş yıl geriye gidilince 22.11.2007, ıslah tarihinden beş yıl geriye gidilince 24.01.2009 bulunur. Aradaki dönem için hesaplanan 5.441,18 TL’lik fazla çalışma ücretinin, dava dilekçesinde talep edilen 100 TL’yi aşan 5.341,18 TL’lik kısmı zamanaşımına uğramıştır (Yargıtay 9. HD, E. 2014/30210, K. 2016/3847).
Pratik sonuç şudur: ıslahı bir yıl geciktirmek, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram–genel tatil alacaklarınızın yaklaşık bir yıllık dilimini silebilir. Bu risk, dava dilekçesinde her alacak kalemi için ayrı ayrı ve mümkün olduğunca yüksek bir miktar gösterilmesiyle (ya da kısmi davada HMK m. 109/4 uyarınca talebin bir defaya mahsus artırılmasıyla) azaltılır — zira dava açılmakla yalnızca dilekçede gösterilen miktar için zamanaşımı kesilir. Aynı kararda, dava dilekçesinde dört alacak için toplu olarak 1.000 TL istenmiş olması, mahkemeyi her alacak için 250 TL istendiğini kabul etmek zorunda bırakmıştır.
Kısacası: usul size zaman tanıyor olabilir, ama alacağınız o zaman içinde eriyor.
Kesin Sürenin Kendisi Geçerli mi?
İkinci savunma hattı, sürenin uzayıp uzamadığı değil, o kesin sürenin hiç hüküm doğurup doğurmadığıdır. 7251 sayılı Kanun’la değiştirilen HMK m. 94/2 uyarınca hâkim, kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklamak ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar etmek zorundadır.
İki nokta özellikle önemlidir:
- Süre makul olmalıdır. Bir sonraki duruşma zaten eylüle bırakılmışken, mahkemenin kanunen kabul edemeyeceği bir işlemi tarafın adli tatil içinde yapmasını beklemek, hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) yönünden tartışmaya açıktır. Bu, mevzuatta avukata tanınmış bir “tatil hakkı”ndan değil, sürenin makullüğü ölçütünden doğan bir itirazdır.
- Tebligat meşruhatlı olmalıdır. Kesin süre sizin veya vekilinizin bulunmadığı bir duruşmada verilmişse, sonuç doğurabilmesi için usulüne uygun meşruhatlı davetiye ile tebliği gerekir; meşruhatta işlem yapılmamasının sonucu açıkça yazılı olmalıdır.
Bilirkişi raporuna karşı yapılacak işlemlerde bu denetimin nasıl işlediğine dair ayrıntı için uzman görüşünün bilirkişi raporundan farkı yazımıza bakınız.
Uzama Varsa Nasıl Hesaplanır?
İki incelik vardır ve ikisi de hak kaybına yol açabilir.
Yalnızca son gün adli tatil içinde bitiyorsa uzama olur. Sürenin son günü 31 Ağustos’tan sonraya sarkıyorsa m. 104’ün bir haftalık uzatması hiç uygulanmaz. Yargıtay bunu açıkça vurgulamıştır: “HMK’nun 104. maddesinde öngörülen bir haftalık uzama, sadece sürenin adli tatil içerisinde bitmesi… hâlinde mümkündür. Buna karşılık, sürenin son günü adli tatilin bitiminden sonraki bir tarihe rastladığı takdirde, herhangi bir uzama söz konusu olamaz” (Yargıtay 19. HD, E. 2015/17494, K. 2016/7567). Bu, son günün resmî tatile rastlaması hâlinde süreyi ilk iş gününe taşıyan HMK m. 93/1 kuralını ortadan kaldırmaz; iki kural birbirinden bağımsızdır.
Bir hafta hangi günden başlar? HMK m. 104 uzatmayı “adli tatilin bittiği günden itibaren” başlatır; adli tatil ise m. 102 uyarınca 31 Ağustos’ta sona erer. Hafta olarak belirlenen süre, HMK m. 92/2 gereğince başladığı güne son hafta içinde karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Yani hesap 31 Ağustos’tan yapılır.
Yargıtay uygulaması da bu yöndedir ve iki kararda somut olarak görülebilir: 13.07.2015 tarihinde tebliğ edilen bir kararda 15 günlük temyiz süresinin 07.09.2015 günü mesai bitiminde sona erdiği kabul edilmiş (19. HD, E. 2015/17494); Temmuz 2015’te tebliğ edilen bir başka kararda 08.09.2015 tarihli temyiz süresiz sayılmıştır (23. HD, E. 2016/607). 31 Ağustos 2015 de Pazartesi olduğuna göre her iki karar da 31 Ağustos + bir hafta = 7 Eylül sonucuna varmaktadır.
2026 hesabı: adli tatil 20 Temmuz 2026 Pazartesi başlar, 31 Ağustos 2026 Pazartesi sona erer. Son günü adli tatil içinde kalan kanuni bir süre, 7 Eylül 2026 Pazartesi mesai bitiminde sona erer.
Süre hesabında benzer bir titizlik gerektiren diğer bir konu için iş hukukunda altı iş günlük hak düşürücü süreler yazımıza bakabilirsiniz.
Uygulamada Ne Yapmalı?
- Dosyanın HMK m. 103 listesinde olup olmadığını ilk iş olarak belirleyin. Yalnızca mahkemenin adına değil, davayı kimin ve hangi hukuki sebebe dayanarak açtığına bakın. Liste içindeyse uzama tartışması hiç başlamaz.
- Islahı geciktirmeyin. Usulî koruma sizi ayakta tutsa bile zamanaşımı alacağı eritir. “Tahkikat sonuna kadar yapabilirim” bir güvence değil, son çaredir.
- Islahın içeriği hazırsa duruşmada ıslah iradenizi zapta geçirtin. Böylece süre m. 181’in öngörülebilir kanuni rejimine oturur.
- İçerik henüz netleşmediyse yalnızca süre talep edin, ıslah beyanında bulunmayın. Bu, m. 177/1’in tahkikat sonuna kadar ıslah imkânını korur; ancak ıslahı ilk fırsatta yapın.
- Islah harcını süre içinde ve ayrı bir işlem olarak yatırın. Harç yatırılmadıkça ıslah tamamlanmış sayılmaz.
- Süre adli tatile sarkıyorsa tatil başlamadan işlemi bitirin. Mümkün değilse, tatil başlamadan HMK m. 90/2 uyarınca süre uzatım talebinde bulunun ve talebi tutanağa geçirtin.
- Kesin süre ara kararının size usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğini kontrol edin; eksiklik varsa bir sonraki celsede tutanağa geçirtin.
Yargıtay Ne Diyor?
- Yargıtay 9. HD, E. 2025/6205, K. 2025/7513 (07.10.2025): Islah hakkı henüz kullanılmamışken sadece süre talep edilmişse HMK m. 181 uygulanmaz; ıslah, m. 177/1 uyarınca tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir. 2013’te verilen süreden sonra 2014’te sunulan ıslah dilekçesi geçerli sayılmıştır.
- Yargıtay 9. HD, E. 2023/9686, K. 2023/15843 (25.10.2023): Dairenin öncü kararı. Taraf ıslah için süre istemişse henüz ıslah yapılmadığından kesin süre verilemez.
- Yargıtay 22. HD, E. 2015/13754, K. 2016/19555 (27.06.2016): Kapatılan Dairenin aksi yöndeki uygulaması. Yalnızca ıslah dilekçesi vermek için süre verilen dosyada m. 181 uygulanmış, bir haftayı aşan ıslah geçersiz sayılmıştır.
- Yargıtay 9. HD, E. 2014/30210, K. 2016/3847 (24.02.2016): Islaha karşı zamanaşımı def’i, ıslah tarihinden geriye doğru işler; hesabın nasıl yapılacağı sayısal örneklerle gösterilmiştir.
- Yargıtay 19. HD, E. 2015/17494, K. 2016/7567 (27.04.2016): HMK m. 104’teki bir haftalık uzama yalnızca sürenin son gününün adli tatil içinde kalması hâlinde mümkündür; son gün adli tatilden sonraya rastlıyorsa uzama olmaz.
- Yargıtay 23. HD, E. 2016/607, K. 2018/4866 (23.10.2018): m. 104’teki uzama sadece adli tatilde bakılamayacak davalar ve HMK’nın tayin ettiği süreler içindir; diğer kanunlardaki hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri bu kapsamda değildir.
- Yargıtay 10. HD, E. 2021/4935, K. 2021/8387 (16.06.2021) ve E. 2024/13406, K. 2025/1016 (22.01.2025): İş mahkemesinde görülmek yetmez; yaşlılık aylığı ve Bağ-Kur sigortalılığı tespiti davaları m. 103/1-ç kapsamında olmadığından adli tatile tabidir ve süreleri uzar.
Sık Sorulan Sorular
İşçilik alacağı davamda ıslah süresi adli tatilde uzar mı? Hayır. İşçinin iş sözleşmesine dayanarak açtığı davalar HMK m. 103/1-ç uyarınca adli tatilde görülür; bu davalarda süreler adli tatilde işlemeye devam eder ve m. 104’ün bir haftalık uzatması uygulanmaz. Bu, HMK m. 93/1’i etkilemez: sürenin son günü resmî tatile veya hafta sonuna rastlarsa süre yine takip eden ilk iş günü mesai bitiminde sona erer.
Davam iş mahkemesinde görülüyor, o hâlde adli tatilde görülür değil mi? Zorunlu olarak değil. Belirleyici olan mahkemenin adı değil, davanın hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçi tarafından açılmış olmasıdır. Yaşlılık aylığının veya sigortalılığın tespiti gibi davalar iş mahkemesinde görülse de adli tatile tabidir ve süreleri uzar (Yargıtay 10. HD, E. 2024/13406, K. 2025/1016).
Mahkeme bana iki hafta verdi, kanun bir hafta diyor. Hangisi geçerli? Islah beyanınızı zaten yapmışsanız ve süre yalnızca harç/tamamlama içinse kanuni bir haftalık süre geçerlidir; fazladan verilen süre sizi korumaz. Henüz ıslah beyanında bulunmadıysanız 9. Hukuk Dairesi’nin güncel uygulamasına göre m. 181 uygulanmaz ve ıslahı tahkikat sonuna kadar yapabilirsiniz.
Belirsiz alacak davasında talep artırım süresi de aynı kurala mı tabi? Belirsiz alacak davası 31.07.2026 itibarıyla kaldırıldığı için bu soru yalnızca derdest davalar bakımından anlamlıdır (geçici m. 1/10). Talep artırımı ıslah değildir. HMK m. 107/2’deki iki haftalık sürenin uzunluğunu kanun belirlediği için, dava adli tatile tabi ise bu süre m. 104 kapsamında uzar. Süreyi kaçırırsanız dava, dilekçedeki miktar üzerinden karara bağlanır.
Islahı geciktirirsem sadece usulî bir risk mi alıyorum? Hayır. Karşı taraf ıslaha karşı süresinde zamanaşımı def’inde bulunursa, ıslahla artırılan kısımda zamanaşımı ıslah tarihinden geriye işler ve alacağınızın bir bölümü zamanaşımına uğrar (Yargıtay 9. HD, E. 2014/30210, K. 2016/3847). Usulî koruma ile maddi kayıp aynı şey değildir.
Adli tatilde ıslah dilekçesi verebilir miyim? HMK m. 103/3, adli tatilde görülmeyen davalarda tatil içinde yapılabilecek işlemleri sınırlı olarak saymıştır ve ıslah dilekçesi bu listede yoktur. Uygulamada UYAP üzerinden sunum mümkün olsa da, buna güvenmek yerine işlemi tatil öncesinde tamamlamak güvenlidir.
Uzayan sürenin son günü tam olarak hangi tarihtir? Hesap, HMK m. 104’ün lafzı uyarınca adli tatilin bittiği gün olan 31 Ağustos’tan yapılır ve HMK m. 92/2’ye göre bir hafta sonraki karşılık gelen günde biter. 2026 için: 7 Eylül 2026 Pazartesi.
Sonuç
Islah için verilen kesin sürenin adli tatilde uzayıp uzamayacağı, tek bir kurala değil üç soruya bağlıdır: dava adli tatilde görülüyor mu, süreyi HMK mı verdi ve sürenin son günü tatile mi rastlıyor? İşçinin iş sözleşmesine dayanarak açtığı davalarda cevap nettir — süre uzamaz. Adli tatile tabi davalarda ise kanuni süreler uzar, hâkimin takdirî kesin süresi bakımından yerleşmiş bir içtihat yoktur. Süre kaçırılmışsa da her şey bitmiş değildir: ıslah hakkı henüz kullanılmamışsa ıslah tahkikat sonuna kadar yapılabilir ve kesin sürenin geçerlilik şartları ayrıca denetlenebilir. Ancak bu usulî koruma, ıslahı geciktirmenin zamanaşımı bedelini ortadan kaldırmaz. En kritik adım, süreyi adli tatile hiç sarkıtmamak; sarkıyorsa tatil başlamadan uzatım talebini tutanağa geçirtmektir. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 90 — sürelerin belirlenmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 92 — sürelerin bitimi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 93 — tatil günlerinin etkisi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 94 — kesin süre
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 102 — adli tatil süresi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 103 — adli tatilde görülecek dava ve işler
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 104 — adli tatilin sürelere etkisi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107/2 — belirsiz alacak davasında talebin belirlenmesi (7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldı; derdest davalar için geçici m. 1/10)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109/4 — kısmi davada talebin bir defaya mahsus artırılması
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 176 — ıslahın kapsamı ve sayısı
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 177 — ıslahın zamanı ve şekli
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 181 — kısmen ıslah
- Yargıtay 9. HD, E. 2025/6205, K. 2025/7513, T. 07.10.2025
- Yargıtay 9. HD, E. 2023/9686, K. 2023/15843, T. 25.10.2023
- Yargıtay 9. HD, E. 2014/30210, K. 2016/3847, T. 24.02.2016
- Yargıtay 22. HD, E. 2015/13754, K. 2016/19555, T. 27.06.2016
- Yargıtay 19. HD, E. 2015/17494, K. 2016/7567, T. 27.04.2016
- Yargıtay 23. HD, E. 2016/607, K. 2018/4866, T. 23.10.2018
- Yargıtay 10. HD, E. 2021/4935, K. 2021/8387, T. 16.06.2021
- Yargıtay 10. HD, E. 2024/13406, K. 2025/1016, T. 22.01.2025
- Yargıtay 7. HD, E. 2015/10802, K. 2016/11810, T. 31.05.2016
Güncelleme (01.08.2026): HMK m. 107 ve belirsiz alacak davasına ilişkin açıklamalar, 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanuna (12. Yargı Paketi) göre güncellenmiştir.
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir. Süreye bağlı bir işlemde tereddüt varsa, süreyi beklemeden dosyanızın hangi kategoriye girdiğini belirlemek en güvenli yoldur.
Yayın tarihi: 31.07.2026 · Son güncelleme: 31.07.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr
Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.90
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.92
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.93
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.94
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.102
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.103
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.104
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.109
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.176
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.177
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.181
- Yargıtay 23. HD, E.2016/607, K.2018/4866, T. 23.10.2018
- Yargıtay 7. HD, E.2015/10802, K.2016/11810
- Yargıtay 9. HD, E.2025/6205, K.2025/7513, T. 07.10.2025
- Yargıtay 9. HD, E.2023/9686, K.2023/15843, T. 02.12.2020
- Yargıtay 22. HD, E.2015/13754, K.2016/19555, T. 27.06.2016
- Yargıtay 9. HD, E.2014/30210, K.2016/3847, T. 24.02.2016
- Yargıtay 19. HD, E.2015/17494, K.2016/7567, T. 27.04.2016
- Yargıtay 10. HD, E.2021/4935, K.2021/8387, T. 16.06.2021
- Yargıtay 10. HD, E.2024/13406, K.2025/1016, T. 22.01.2025