Pzt–Cum 09:00–18:30 Gebze / Kocaeli

Geçici Nedenler ve Alkol Etkisi (TCK m. 34)

Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma konulu makale kapak görseli

Ceza hukukunda bir fiilin suç sayılması yetmez; failin o fiil nedeniyle kınanabilir olması da gerekir. TCK m. 34, kişinin algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini geçici olarak ortadan kaldıran hâlleri düzenler ve bu hâlde ceza verilmeyeceğini söyler. Ancak maddenin ikinci fıkrası önemli bir kapıyı kapatır: iradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi bu hükümden yararlanamaz. Uygulamada asıl tartışma, “geçici neden” kavramının kapsamında ve alınacak raporun içeriğinde yaşanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025 yılında verdiği bir kararla bu alana yeni bir çerçeve çizmiştir.

Kısa Cevap

TCK m. 34/1’e göre, geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. İkinci fıkra ise iradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında bu hükmün uygulanmayacağını düzenler. Madde bir kusurluluk kuralıdır: ortada tipe uygun ve hukuka aykırı bir fiil vardır, ancak fail kınanamadığı için ceza verilmez. Akıl hastalığından (m. 32) farkı, nedenin süreklilik göstermemesi ve etkisi geçtikten sonra kişinin normal hâline dönebilmesidir; bu nedenle m. 34 kapsamında güvenlik tedbiri de öngörülmemiştir. Maddenin uygulanabilmesi için failin bu duruma kasten ya da taksirle kendisinin sebebiyet vermemiş olması ve arızi nedenin kusur yeteneğini ortadan kaldıracak ağırlığa ulaşması gerekir.

Geçici Neden Nedir?

Kanun “geçici neden” kavramını tanımlamamış, gerekçesinde örneklendirmiştir. Bunlar, nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağı ile ne şekilde etki bırakacağı öngörülemeyen arızi durumlardır:

  • Bilinç dışı maruz kalma: kimyasal madde üretilen bir tesiste çalışan kişinin yayılan kokunun etkisinde kalarak algılama ve irade yeteneğini geçici olarak yitirmesi.
  • Uyku hâli: bebeğini emzirirken uyuyakalan annenin, uyku hâlindeyken bebeğin havasızlıktan ölümüne neden olması. Gerekçe burada önemli bir uyarı yapar: sorumluluk, uyku hâlindeki davranışa göre değil, uykuya geçmeden önceki dikkat ve özen yükümlülüğüne göre belirlenir.
  • Hipnotik telkin altında olma.
  • Sistemik hastalıklar: gerekçede diyabet, üremi ve gebelik sonrası ortaya çıkan psikozlar açıkça sayılmıştır.

Bu hâllerde kişi, kusur yeteneğini etkileyen duruma bilinci olmaksızın veya iradesi dışında girmiştir. Gerekçe ayrıca, geçici bir neden olarak istemeden alkol veya uyuşturucu madde alınmasında failin taksirinin dahi bulunmaması gerektiğini belirtir.

En Kritik Ayrım: İradi Alkol ile İrade Dışı Alkol

Maddenin pratikteki en yanlış anlaşılan yönü budur. Halk arasındaki “sarhoştum, ne yaptığımı bilmiyordum” savunmasının hukuktaki karşılığı yoktur.

İrade dışı alınan alkol veya uyuşturucu, cezasızlık sebebidir. Kişi alkol veya uyuşturucu madde almak kastıyla hareket etmediği hâlde yanılarak bu maddeleri almış olabilir; içeceğine bilgisi dışında madde katılmış ya da zorla aldırılmış olabilir. Bu hâlde kusur yeteneği bulunmadığından ceza verilmez.

İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu ise sonuç doğurmaz. Kişi, işlemeyi önceden kararlaştırdığı suçtan önce isteyerek alkol alabileceği gibi, herhangi bir suç işlemeyi hiç düşünmeden de isteyerek içmiş olabilir. Gerekçenin açık ifadesiyle her iki durumda da kişinin kusur yeteneğinin var olduğu kabul edilir. Yani sarhoşluk, ne cezayı kaldırır ne de kendiliğinden indirim sağlar.

Bu ayrım, alkolün suçun unsuru olduğu hâllerle karıştırılmamalıdır. Örneğin alkollü araç kullanmada tartışma kusur yeteneği değil, güvenli sürüş yeteneğinin kaybedilip kaybedilmediğidir.

TCK m. 34'te iradi ve irade dışı alkol alımının farklı sonuçlarını gösteren akış görseli.
İçeceğe bilgi dışında madde katıldığı iddiasında kan ve idrar örneği derhâl istenmelidir.

TCK m. 32 mi, m. 34 mü?

İki madde de algılama ve yönlendirme yeteneğine bakar; ayrım nedenin niteliğindedir.

  • Nedenin süresi. m. 32’de sürekli veya kısmi bir akıl hastalığı; m. 34’te ise arızi, geçici bir durum söz konusudur ve etkisi geçtiğinde kişi normal hâline döner.
  • Sonuç. m. 32’de ceza verilmez ancak güvenlik tedbirine hükmolunur; m. 34’te ceza verilmez ve güvenlik tedbiri öngörülmemiştir.
  • Kısmi etki. m. 32/2, yönlendirme yeteneği azalmış kişi bakımından cezada indirim öngörür; m. 34’te ise yeteneğin önemli derecede azalmış olması aranır.

Ayrımın kusurluluk sistemi içindeki yerini kavramak için ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenlerin bütününe bakmak gerekir. Bu ayrım pratikte doğrudan sonuç doğurur: sürekli tehlikelilik barındırmayan geçici nedenlerde kanun koyucu güvenlik tedbiri uygulanmasını gerekli görmemiştir. Buna karşılık uzun süreli alkol veya madde bağımlılığı iddiası, akıl hastalığı boyutuna ulaşmışsa m. 34’ün değil m. 32’nin konusudur ve bu yönde rapor alınması gerekir.

TCK m. 32 akıl hastalığı ile m. 34 geçici nedenler arasındaki farkları gösteren tablo.
Nedenin sürekli mi geçici mi olduğu, güvenlik tedbiri sonucunu doğrudan değiştirir.
TCK m.32 (akıl hastalığı) ile m.34 (geçici nedenler) karşılaştırması
ÖlçütTCK m.32 — akıl hastalığıTCK m.34 — geçici nedenler
Nedenin niteliğiSürekli veya kısmi akıl hastalığıArızi, geçici durum; etkisi geçince kişi normal hâline döner
ÖrneklerSüreğen ruhsal bozukluk; akıl hastalığı boyutuna ulaşan bağımlılıkKimyasal maruziyet, uyku hâli, hipnotik telkin, diyabet, üremi, gebelik sonrası psikoz
CezaVerilmezVerilmez
Güvenlik tedbiriHükmolunurÖngörülmemiştir
Kısmi etkiYönlendirme yeteneği azalmışsa cezada indirim (m.32/2)Yeteneğin önemli derecede azalmış olması aranır
RaporGenel cezaî ehliyet raporuMadde özelinde, ayrı ve bilimsel rapor gerekir; m.32 raporu yetmez
Alkol ve uyuşturucu madde etkisinde suç işlenmesi
Alım biçimiÖrnekSonuç
İrade dışı alımİçeceğe bilgisi dışında madde katılması, zorla aldırılması, yanılarak alınmasıCeza verilmez (m.34/1) — failin taksirinin dahi bulunmaması gerekir
İradi alım — suç kastı önceden varkenİşlemeyi kararlaştırdığı suçtan önce isteyerek içmeKusur yeteneği vardır; m.34 uygulanmaz (m.34/2)
İradi alım — suç kastı yokkenSuç işlemeyi hiç düşünmeden isteyerek içmeKusur yeteneği vardır; sarhoşluk ne cezayı kaldırır ne indirim sağlar

Lohusalık Psikozu: Uygulamanın Yeni Ekseni

TCK m. 34’te lohusalık psikozu açıkça sayılmamıştır; ancak madde gerekçesi “gebelik sonrası ortaya çıkan psikozları” geçici nedenler arasında göstermiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025 yılında verdiği kararla bu konuyu ayrıntılı biçimde ele almış ve maddenin kapsamına aldığını açıkça belirtmiştir.

Kurulun çizdiği çerçeve iki aşamalıdır. Önce tıbbi tablo ortaya konur: lohusalık sendromunun ruhsal bozukluk ya da psikoz tanısı koymaya elverişli belli bir düzeye ulaşmış olması gerekir. Ardından hukukî bağ kurulur: sanık annenin eylemi gerçekleştirdiği sırada algılama ve irade yeteneğini önemli ölçüde yitirmiş olması ve bu kaybın söz konusu biyolojik-psikolojik etkenlerden kaynaklanması aranır. İkisi arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır.

Nitelendirme de buna bağlıdır: tablo süreğen bir akıl hastalığı aşamasındaysa m. 32, akıl hastalığı düzeyine ulaşmayıp geçici bir nedenle kusur yeteneği etkilenmişse m. 34 uygulanır. Son hâlde verilecek karar, CMK m. 223/3-a uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararıdır.

Rapor: Hangi Kurumdan, Ne İçerikle?

Ceza Genel Kurulunun en pratik katkısı rapor konusundadır: m. 32 uyarınca alınan genel raporla yetinilemez. TCK m. 34 kapsamındaki geçici nedenlerin söz konusu olduğu hâllerde, mümkün olduğu ölçüde olaydan hemen sonra, 34. madde özelinde aranan bilimsel tanı ve etkilerine özgü tespit ve değerlendirmeleri içeren ayrı bir bilimsel rapor alınmalıdır.

Uygulamada izlenen zincir şudur: sanığın suç tarihine kadar olan tüm tıbbi kayıt ve belgeleri getirtilir, fiziki muayene ve gözlemi yapılır; Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinde müşahede altına alınarak rapor alınır; ardından tüm tedavi belgeleri ve dava dosyasıyla birlikte 4. İhtisas Kuruluna sevk edilir; raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde Adli Tıp Üst Kurulundan rapor temin edilir.

TCK m. 34 iddiasında izlenmesi gereken adli tıp raporu zincirini gösteren kart görseli.
Geçici nedenin etkisi kısa sürdüğünden rapor mümkün olduğunca erken istenmelidir.

Yargıtay Ne Diyor?

Lohusalık psikozu TCK m. 34 kapsamındadır; m. 32 raporuyla yetinilemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/322, K. 2025/300, T. 02.07.2025 kararına konu olayda sanık, hamile olduğunu fark etmediğini savunduğu bir gebeliğin ardından evde tek başına doğum yapmış ve yenidoğan bebeğin ölümüne neden olmuştur. Yerel mahkeme, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun TCK m. 32 uyarınca düzenlediği “cezaî ehliyeti tamdır” raporuna ve kordonu kesmek için bıçak aranmasının şuurun yerinde olduğunu gösterdiği gerekçesine dayanarak mahkûmiyet kurmuştur. Kurul bunu eksik inceleme saymıştır: sanığın önceki gebeliğini de sekizinci ayda öğrendiğine ilişkin savunmasının eşi tarafından desteklenmesi, gebelik döneminde bir operasyon geçirmiş olması, olay sonrasında delil gizleme çabasına girilmeden doğrudan hastaneye başvurulması gibi olgular birlikte değerlendirildiğinde, m. 34 özelinde ayrı rapor alınmadan hüküm kurulamayacağına karar vermiştir. Karar oyçokluğuyla verilmiş; dört üye itirazın reddi yönünde karşı oy kullanmıştır.

Daireler bu çizgiyi uygulamaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/1535, K. 2025/8212, T. 25.11.2025 kararında anılan Ceza Genel Kurulu ilamına açıkça atıf yaparak, sanığın hem m. 32 hem m. 34 yönünden değerlendirilmesi için Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinde müşahede altına alınmasını, ardından 4. İhtisas Kuruluna sevkini ve çelişki hâlinde Üst Kuruldan rapor alınmasını zorunlu görmüş, eksik incelemeye dayalı mahkûmiyet hükmünü oybirliğiyle bozmuştur.

Bağımlılık iddiası m. 32 yönünden araştırılır. Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2019/10376, K. 2020/1210, T. 05.02.2020 kararında, alkol bağımlısı ve kişilik bozukluğu bulunduğunu belirterek hastane raporları sunan sanık bakımından, TCK m. 32 uyarınca akıl hastalığı ve cezaî ehliyet konusunda Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınmadan hüküm kurulamayacağına karar vermiştir.

Uygulamada Ne Yapmalı?

  1. Nedeni doğru adlandırın. Sürekli bir hastalık mı, geçici bir durum mu? Bu tercih, uygulanacak maddeyi ve güvenlik tedbiri sonucunu değiştirir.
  2. Alkolün iradi olup olmadığını ortaya koyun. İçeceğe bilgi dışında madde katılması iddiası varsa kan ve idrar örneği alınması derhâl talep edilmelidir.
  3. Örnek alınmadıysa bunu tutanağa geçirin. Kimyasal analiz yapılmamışsa, sonradan yorum yapılamayacağı için bu eksiklik savunmanın lehine sonuç doğurabilir.
  4. Tıbbi geçmişi eksiksiz toplayın. Suç tarihine kadar olan tüm tıbbi kayıtlar, reçeteler ve ameliyat belgeleri dosyaya girmelidir.
  5. Genel rapora itiraz edin. Yalnızca m. 32 yönünden düzenlenmiş rapor, m. 34 iddiasını karşılamaz; madde özelinde rapor talep edin.
  6. Raporu erken isteyin. Geçici nedenin etkisi kısa sürdüğünden, olaydan hemen sonra alınan tespitler belirleyicidir.
  7. Nedensellik bağını kurun. Tıbbi tablonun varlığı yetmez; o tablonun fiil anındaki algılama ve irade yeteneğine etkisi gösterilmelidir.
  8. Çelişkili raporlarda üst kurula gidin. İhtisas kurulları arasında çelişki varsa Adli Tıp Üst Kurulundan rapor istenmelidir.
  9. Diğer kusurluluk sebeplerini birlikte değerlendirin. Somut olayda haksız tahrik veya cebir gibi başka bir kusurluluk sebebi de gündeme gelebilir.
  10. Tıbbi bilirkişiliğin sınırlarını bilin. Kusur yeteneği hukukî bir değerlendirmedir; rapor mahkemeye veri sunar, kararı vermez. Sağlık kaynaklı sorumluluk tartışmalarında tıp hukuku ve malpraktis çerçevesi ayrıca değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Sarhoşken işlenen suçta ceza indirilir mi? Hayır. İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında TCK m. 34/1 uygulanmaz.

İçeceğime bilgim dışında madde katıldıysa ne olur? Bu, irade dışı alım sayılır. Algılama veya yönlendirme yeteneği ortadan kalkmış ya da önemli derecede azalmışsa ceza verilmez.

TCK m. 34 uygulanırsa güvenlik tedbiri uygulanır mı? Hayır. Geçici nedenler sürekli tehlikelilik barındırmadığından kanun koyucu güvenlik tedbiri öngörmemiştir.

Uykuda gerçekleşen bir olaydan sorumluluk doğar mı? Uyku hâlindeki davranışa göre değil, uykuya geçmeden önceki dikkat ve özen yükümlülüğüne göre değerlendirme yapılır.

Diyabet veya benzeri bir hastalık geçici neden sayılır mı? Madde gerekçesinde diyabet ve üremi gibi sistemik hastalıklar geçici neden olarak sayılmıştır; etkisi somut olayda ispatlanmalıdır.

Doğum sonrası psikoz hangi maddeye girer? Süreğen bir akıl hastalığı düzeyindeyse m. 32, geçici bir nedenle kusur yeteneği etkilenmişse m. 34 uygulanır.

Alkol bağımlılığı tek başına ceza sorumluluğunu kaldırır mı? Hayır. Ancak bağımlılık akıl hastalığı boyutuna ulaşmışsa TCK m. 32 yönünden rapor alınması gerekir.

Sonuç

TCK m. 34, ceza sorumluluğunun kusur temeline dayandığını gösteren hükümlerden biridir: fiil suç olmaya devam eder, fakat fail o an için kınanabilir durumda olmadığından cezalandırılmaz. Maddenin iki yüzü vardır ve pratikte sıklıkla karıştırılır. Bir yanda, kişinin bilinci ya da iradesi dışında içine düştüğü hâller yer alır; burada kanun koyucu cezalandırmaktan tümüyle vazgeçmiştir. Diğer yanda, kişinin kendi iradesiyle aldığı alkol veya uyuşturucu bulunur; burada ise kusur yeteneğinin varlığı kabul edilir ve sarhoşluk bir savunma değeri taşımaz. İki hâli birbirinden ayıran ölçüt, faile bu duruma kendisinin kasten ya da taksirle sebebiyet verip vermediğidir. Son yıllarda maddenin uygulama alanı genişlemiş; özellikle lohusalık psikozu, Ceza Genel Kurulunun 2025 tarihli kararıyla açıkça geçici nedenler arasında değerlendirilmiştir. Bu kararın en kalıcı sonucu usulîdir: akıl hastalığı yönünden alınan genel bir cezaî ehliyet raporu, m. 34 iddiasını karşılamaya yetmez; maddenin kendi ölçütlerine göre düzenlenmiş ayrı ve bilimsel bir rapor gerekir. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Dayanak Mevzuat ve Kararlar

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 34 — geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma
  • 5237 sayılı Kanun m. 32 — akıl hastalığı
  • 5237 sayılı Kanun m. 31/2 ve 32/1 — kusur yeteneğinin dolaylı tanımı
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223/3-a — ceza verilmesine yer olmadığı kararı
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/322, K. 2025/300, T. 02.07.2025
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/1535, K. 2025/8212, T. 25.11.2025
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2019/10376, K. 2020/1210, T. 05.02.2020

Hukuki Bilgilendirme

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Bu alanda sonucu belirleyen unsur raporun kapsamı ve alınma zamanı olduğundan, dosyadaki tıbbi kayıtlar ve adli tıp raporları incelenmeden değerlendirme yapılmamalıdır. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Yayın tarihi: 19.08.2026 · Son güncelleme: 19.08.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara