Birleştirme Kararına Karşı Artık İstinaf Yolu Açık

Birleştirme Kararına Karşı Artık İstinaf Yolu Açık

İki ayrı mahkemede aynı olaydan doğan davalarınız var. İkinci davanın mahkemesi birleştirme kararı verdi ve dosyayı ilk mahkemeye gönderdi. Siz bu birleştirmenin yanlış olduğunu düşünüyorsunuz — ama yapabileceğiniz bir şey yoktu; karara ancak hükümle birlikte itiraz edilebiliyordu ve bu tek başına bozma sebebi de sayılmıyordu. Anayasa Mahkemesi bu tabloya müdahale etti, 12. Yargı Paketi de yolu açtı. Bu yazıda birleştirme ve ayırma kararlarının yeni kanun yolu rejimini açıklıyoruz.

Kısa Cevap

Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde görülen davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı artık bağımsız olarak istinaf yoluna başvurulabilir. 7589 sayılı Kanunun 24. maddesiyle yeniden yazılan HMK m. 168, birleştirme ile ayırma kararlarını farklı rejime tabi kılıyor. Ayırma kararlarına karşı istinaf ve bölge adliye mahkemesinin birleştirme-ayırma kararlarına karşı temyiz ise yine ancak hükümle birlikte mümkün. Ayrıca 23. maddeyle HMK m. 166/1 değiştirilerek, birleştirme kararının ilk davanın mahkemesini kesinleşmesinden itibaren bağlayacağı hükme bağlandı. Bu iki değişiklik birbirini tamamlar.

Önce Neden Değişti? İptal Edilen İbare

HMK m. 166/1’in ikinci cümlesi, birleştirme kararının ikinci davanın açıldığı mahkemece verileceğini ve “bu karar, diğer mahkemeyi bağlar” hükmünü içeriyordu.

Anayasa Mahkemesi, 17 Haziran 2025 tarihli E.2024/237, K.2025/137 sayılı kararıyla bu ibareyi iptal etti. İptalin dayanağı, Anayasa’nın 37. maddesindeki kanuni (doğal) hâkim güvencesidir.

Bu ilke, bir davaya hangi mahkemenin bakacağının uyuşmazlık doğmadan önce ve kanunla belirlenmiş olmasını gerektirir. Birleştirme kurumu bu ilkenin istisnasıdır: dava, ilk açıldığı mahkemeden başka bir mahkemede görülür. Anayasa Mahkemesine göre böyle bir istisnanın meşru sayılabilmesi için keyfî uygulamalara karşı yeterli güvence içermesi şarttır.

Sorun tam buradaydı:

“Kuralda hukuka aykırı olarak verilen birleştirme kararlarının denetlenmesi suretiyle davanın birleştirme kararını veren mahkemeye gönderilmesini sağlayacak düzeltici bir mekanizmaya yer verilmemiştir. Böylece… davaya bakacak olan mahkemenin/hâkimin geri dönülemez şekilde değiştirilmesi … sonucunu doğurmaktadır.” (§ 31)

Mahkeme ayrıca, mevcut m. 168 uyarınca birleştirme kararına ancak hükümle birlikte kanun yoluna gidilebildiği ve bu husus tek başına bozma sebebi sayılmadığı için, koşulları oluşmasa bile dosyanın ikinci mahkemeye dönme imkânının bulunmadığını tespit etmiştir (§ 28).

7589 sayılı Kanun bu boşluğu iki hamleyle doldurdu — ve ikisi birlikte, tam olarak Anayasa Mahkemesinin aradığı düzeltici mekanizmayı kurar.

Birinci Hamle: Bağlayıcılık Kesinleşmeye Bağlandı

  1. maddeyle HMK m. 166/1’in ikinci cümlesi şöyle değiştirildi:

İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.

Artık birleştirme kararı verildiği anda değil, kesinleştiğinde bağlayıcı olur. Bu, kararın denetlenebilir olmasını gerektirir — ki ikinci hamle tam olarak bunu sağlar.

Bu düzenleme, m. 166/2’deki mevcut kuralla da uyumludur: ayrı yargı çevrelerindeki mahkemelerde açılmış davalarda birleştirme talebi ikinci davanın mahkemesinden istenir ve ilk davanın mahkemesi, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır. Kanun koyucu, aynı yargı çevresi bakımından da aynı ölçütü benimsemiştir.

İkinci Hamle: Birleştirmeye Bağımsız İstinaf Yolu

Eski m. 168 tek fıkradan oluşuyordu ve birleştirme ile ayırmayı aynı rejime tabi tutuyordu: her ikisine karşı da kanun yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilirdi ve bu husus tek başına kaldırma veya bozma sebebi teşkil etmezdi.

Yeni madde ikiye ayrılıyor:

(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir.

(2) İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.

Karşılaştırmalı tablo:

KararKanun yoluZamanı
İlk derece mahkemesinin birleştirme kararı (aynı yargı çevresi)İstinafBağımsız — hükmü beklemeden
İlk derece mahkemesinin ayırma kararıİstinafAncak hükümle birlikte
Bölge adliye mahkemesinin birleştirme kararıTemyizAncak hükümle birlikte
Bölge adliye mahkemesinin ayırma kararıTemyizAncak hükümle birlikte

Birinci fıkradaki “sadece istinaf yoluna başvurulabilir” ifadesi iki anlam taşır: bu karara karşı istinaf dışında bir yola (örneğin temyize) gidilemez ve istinaf hükmü beklemeden yapılabilir.

Neden Sadece Birleştirme, Ayırma Değil?

Ayrım, iki kararın doğurduğu sonucun farklılığından kaynaklanır.

Birleştirme, iki davanın tek dosyada toplanmasına ve bir mahkemenin diğerinin yerine geçmesine yol açar. Yanlış birleştirme, davanın görülmesi gereken mahkeme dışında bir mahkemede görülmesi sonucunu doğurur. Bu, doğal hâkim ilkesiyle ilgili bir sorundur ve hükme kadar beklenmesi hâlinde tüm yargılamanın tekrarını gerektirebilir.

Ayırma ise davaların ayrı yürütülmesinden ibarettir; her dosya kendi mahkemesinde görülmeye devam eder ve yanlış ayırmanın hükümle birlikte denetlenmesi telafi edilemez bir sonuç doğurmaz.

Bağlantı Ne Zaman Vardır?

Birleştirmenin şartı, davalar arasında bağlantı bulunmasıdır. HMK m. 166/4 bağlantıyı tanımlar:

Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.

Birleştirme şartları özetle şunlardır:

  1. Davalar aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olmalıdır (m. 166/1).
  2. Davalar arasında bağlantı bulunmalıdır.
  3. Talep üzerine veya kendiliğinden, davanın her aşamasında karar verilebilir.
  4. Birleştirme ilk davanın açıldığı mahkemede yapılır; kararı ikinci davanın açıldığı mahkeme verir.

Ayrı yargı çevrelerindeki mahkemeler bakımından ise birleştirme, ikinci davanın mahkemesinden talep edilir (m. 166/2).

İstinaf İncelemesinde Daire Farkı

HMK m. 166/5, istinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da birleştirilebileceğini öngörür. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.

Bu hüküm değişmemiştir ve yeni m. 168/1 ile birlikte okunmalıdır: birleştirme kararının bağımsız istinafa tabi olması, bu daire belirlemesinin de erken aşamada denetlenmesine imkân verir.

Uygulamada Ne Yapmalı?

Birleştirme kararına karşı süreyi hemen hesaplayın. Karar artık bağımsız olarak istinafa tabi olduğundan, istinaf süresi kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Hükmü bekleme gibi bir seçenek yoktur ve süre kaçırılırsa karar kesinleşir.

Kesinleşmeden önceki dönemi izleyin. İlk davanın mahkemesi, birleştirme kararının kesinleşmesine kadar bununla bağlı değildir. Bu, dosyanın hangi mahkemede ve hangi aşamada bulunduğunun yakından takibini gerektirir.

Ayırma kararında farklı davranın. Ayırma kararına karşı bağımsız istinaf yolu yoktur; itiraz hükümle birlikte ileri sürülür ve tek başına kaldırma veya bozma sebebi oluşturmaz.

Bağlantı iddianızı somutlaştırın. Birleştirme talebinde veya karara karşı istinafta, m. 166/4’teki iki ölçütten hangisine dayandığınızı açıkça belirtin.

Anayasa Mahkemesi Ne Diyor?

  • AYM, E.2024/237, K.2025/137, T. 17.06.2025: “…ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.” ibaresi, Anayasa’nın 37. maddesindeki kanuni hâkim güvencesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Karara göre, hukuka aykırı birleştirme kararının denetlenip dosyanın geri gönderilmesini sağlayacak düzeltici bir mekanizma öngörülmediğinden, davaya bakacak mahkeme geri dönülemez biçimde değişmektedir. Karar oyçokluğuyla alınmış; karşıoyda, aynı yargı çevresindeki dairelerin 5235 sayılı Kanun m. 5 uyarınca teknik olarak aynı mahkemenin daireleri sayıldığı ve hatalı birleştirmelerin hükümle birlikte denetlenebildiği (Yargıtay HGK, E.2015/21-2169, K.2019/197) ileri sürülmüştür.
  • AYM, E.2026/49, K.2026/48, T. 26.02.2026: Aynı dönemde verilen ve istinafta yeniden verilen kararların temyizine ilişkin bu kararda, denetimden geçmemiş kararların kesin sayılmasının hükmün denetlenmesini talep etme hakkına aykırılık oluşturabileceği vurgulanmıştır.

Yeni m. 168 hükmü 2026 tarihli olduğundan, bağımsız istinaf yolunun usulüne ilişkin Yargıtay içtihadı henüz oluşmamıştır.

Sık Sorulan Sorular

Birleştirme kararına karşı hemen istinafa gidebilir miyim?
Evet. Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde görülen davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı, hükmü beklemeden istinaf yoluna başvurulabilir.

Ayırma kararına da itiraz edebilir miyim?
Ayırma kararına karşı istinaf yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilir ve bu husus tek başına kaldırma sebebi teşkil etmez.

Birleştirme kararı verildi; ilk mahkeme hemen dosyayı almak zorunda mı?
Yeni m. 166/1 uyarınca ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır. Kesinleşmeden önce bağlayıcılık doğmaz.

Farklı yargı çevrelerindeki davalar için de aynı kural geçerli mi?
Yeni m. 168/1, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde görülen davalar yönünden verilen birleştirme kararlarını düzenler. Ayrı yargı çevreleri bakımından m. 166/2’deki talep usulü ve kesinleşmeye bağlı bağlayıcılık kuralı uygulanır.

Bu değişiklik derdest dosyamda uygulanır mı?
Maddeler 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir ve bunlar için geçici m. 1’de ayrı bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Usule ilişkin kural olarak derhâl uygulanırlar.

Birleştirme Talebi Ne Zaman İşe Yarar?

Bağımsız istinaf yolunun açılması, birleştirme talebinin stratejik değerini artırır. Uygulamada birleştirmenin en çok işe yaradığı üç durum şudur:

  1. Çelişkili hüküm riski. Aynı olaydan doğan iki davada farklı sonuçlara varılması ihtimali varsa, birleştirme bu riski ortadan kaldırır. HMK m. 166/4’ün “biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması” ölçütü tam olarak bunu karşılar.
  2. Delil ve tanık ekonomisi. Aynı tanıkların iki ayrı dosyada dinlenmesi, hem süre hem gider yükü doğurur. Birleştirme, duruşmalar arasındaki sürenin üç ayı geçemeyeceği kuralıyla birlikte değerlendirildiğinde somut bir hızlanma sağlayabilir.
  3. Bilirkişi incelemesinin tekrarının önlenmesi. Aynı teknik konuda iki ayrı rapor alınması, hem maliyeti ikiye katlar hem çelişkili rapor riski doğurur.

Buna karşılık birleştirme her zaman lehe değildir: dosyalardan biri tahkikatın sonuna gelmişken diğeri henüz başlangıç aşamasındaysa, birleştirme ileri aşamadaki dosyanın da beklemesine yol açar. Bu nedenle talep, dosyaların aşamaları karşılaştırılarak değerlendirilmelidir.

Sonuç

HMK m. 166 ve 168’de yapılan değişiklikler birlikte okunduğunda tutarlı bir tablo çıkar: birleştirme kararı artık kesinleşmeden bağlayıcı olmayacak ve kesinleşebilmesi için denetime açık olacak. Bu, bir mahkemenin kararıyla davanın başka bir mahkemeye taşınmasının denetimsiz kalmasını önler.

Bir birleştirme kararıyla karşılaştığınızda bugün atılabilecek en kritik adım, istinaf süresini kararın tebliğinden itibaren hemen hesaplamaktır; karar artık hükmü beklemeden istinafa tabi olduğundan, süre kaçırılırsa denetim imkânı da kaybedilir. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir.

Dayanak Mevzuat ve Kararlar

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 166 — davaların birleştirilmesi
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 167 — davaların ayrılması
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 168 — birleştirme ve ayırma kararlarına karşı kanun yolu
  • 7589 sayılı Kanun m. 23, m. 24 (RG 31.07.2026, S. 33326)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 37 — kanuni hâkim güvencesi
  • AYM, E.2024/237, K.2025/137, T. 17.06.2025
  • AYM, E.2026/49, K.2026/48, T. 26.02.2026

Hukuki Bilgilendirme

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilmelidir. Birleştirme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği dosyaların niteliğine göre değişeceğinden, değerlendirmenin dosyalar üzerinden yapılması gerekir.

Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.37
  • 5235 sayılı Kanun m.5
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.166
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.167
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.168
  • 7589 sayılı Kanun m.23
  • 7589 sayılı Kanun m.24
  • Anayasa Mahkemesi, E.2024/237, K.2025/137, T. 17.06.2025

Yayın tarihi: 31.07.2026 · Son güncelleme: 31.07.2026
Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara