Mirastan Feragat Sözleşmesi: Şartları ve Sonuçları

Mirastan feragat, miras bırakan hayattayken yapılan bir sözleşmedir. Mirasçılık sıfatını doğrudan sona erdirdiğinden, kanun bu sözleşmeyi ağır şekil şartlarına bağlamıştır.
Kısa Cevap
Türk Medeni Kanunu’nun 528. maddesine göre miras bırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir ve feragat eden mirasçılık sıfatını kaybeder. Sözleşme bir miras sözleşmesi türü olduğundan resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi zorunludur. Karşılık sağlanarak yapılan feragat, aksi kararlaştırılmadıkça feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Feragat belli bir kişi lehine yapılmışsa ve o kişi mirasçı olamazsa feragat hükümden düşer.
Feragatin Kapsamı ve Türleri
528. madde üç temel kural içerir. Birincisi sözleşmenin karşılıklı ya da karşılıksız yapılabilmesidir. İkincisi feragat edenin mirasçılık sıfatını kaybetmesidir. Üçüncüsü ise altsoya etkidir: “Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.”
Bu üçüncü kural uygulamada sıkça gözden kaçar. Karşılık alarak feragat eden mirasçının çocukları da, sözleşmede aksi yazılmadıkça mirastan yararlanamaz. Buna karşılık karşılıksız feragatte altsoy etkilenmez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2024 tarihli, 2024/860 esas ve 2024/4724 karar sayılı kararında feragatin kapsamı bakımından da esneklik tanınmıştır: “Türk Medeni Kanunu’nda mirastan feragate ilişkin olarak getirilen düzenlemeler, tam feragate ilişkindir. Ancak bu hükümler, emredici nitelikte olmadığından sözleşmenin tarafları, sözleşme konusunun kapsamını serbestçe belirleyebileceği için mirastan kısmi feragat de mümkündür.”
Aynı kararda, “feragat sözleşmesinin, belirli bir maldan feragat şeklinde yapılmasının önünde de herhangi bir engel yoktur” denilmiştir. Böylece tereke tümüyle değil, belirli bir taşınmaz ya da payın belirli bir oranı bakımından da feragat mümkündür.
Şekil Şartı: Resmî Vasiyetname
Mirastan feragat sözleşmesinin en sık iptal sebebi şekil eksikliğidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.05.2007 tarihli, 2007/6349 esas ve 2007/7938 karar sayılı kararında kural açıkça konulmuştur: “Mirastan feragat sözleşmesi (TMK m. 528), miras sözleşmesinin bir çeşidi olduğundan, resmi vasiyetname şeklinde yapılması zorunludur (TMK m. 545 ve Y.İÇ.B.K. 11.02.1959 tarih, 16/14 sayılı kararı).”
Karara konu olayda sözleşme miras bırakan adına vekâleten düzenlenmiştir. Daire, “Davaya konu 07.06.2004 tarihli sözleşmeye miras bırakan Cemal bizzat katılmayıp vekaleten düzenlendiğinden, geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinden söz edilemez” diyerek hükmü bozmuştur. Yani miras bırakan sözleşmeye bizzat katılmak zorundadır; vekâletle yapılan feragat geçersizdir.
Şekil şartı yalnızca resmî memur önünde düzenlenmeyle sınırlı değildir. Kanun’un 536. maddesindeki tanık yasakları da uygulanır: fiil ehliyeti bulunmayanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, okuryazar olmayanlar, miras bırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bunların eşleri düzenlemeye memur veya tanık olarak katılamaz.

Yargıtay Ne Diyor? Şekil Eksikliği ve Dürüstlük Kuralı
Şekil eksikliğinin her hâlde iptale yol açıp açmayacağı ayrı bir tartışmadır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 27.03.2019 tarihli, 2016/8822 esas ve 2019/2813 karar sayılı kararında miras bırakanın altsoyu feragat sözleşmesine tanık olarak katılmıştır. Daire önce şekil kuralını teyit etmiştir: “Türk Medeni Kanunu m. 536’da yer alan mirasbırakanın altsoy kan hısımlarının resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamayacağına ilişkin kural, mirastan feragat sözleşmesi için de geçerlidir … Bu nedenle geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinden söz edilemez.”
Ancak Daire, somut olayda feragat bedelinin ödendiği ve bunun feragat eden tarafından kabul edildiği olgusunu belirleyici saymıştır: “Edimlerin ifasından sonra davacının şekil eksikliğini ileri sürerek, gerçekleştirdiği hukuksal işlemin iptalini istemesi; Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırıdır.”
Bu nedenle iptal isteminin reddi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Karar oy çokluğuyla verilmiştir; karşı oyda 536. maddenin emredici olduğu ve iptal kararının doğru olduğu savunulmuştur.
Bu içtihattan çıkan sonuç şudur: karşılığı alınmış bir feragatte, sonradan şekil eksikliğine dayanarak iptal istemek çoğu hâlde sonuç vermez. Şekil eksikliği, edim henüz ifa edilmemişse etkili bir iptal sebebidir.

Lehine Feragat Edilen Kişi
Feragatin kimin lehine yapıldığı, sonuçları bakımından belirleyicidir.
529. maddeye göre “Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer.” Feragat belli bir kişi lehine yapılmamışsa “en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır” ve onların da mirasçı olamaması hâlinde feragat yine hükümden düşer.
7. Hukuk Dairesi’nin 2024/860 esas sayılı kararında bu maddenin kapsamı genişletici biçimde yorumlanmıştır: “Anılan maddede mirastan feragat sözleşmesinin belli bir kişi lehine yapılabileceği belirtilmiş olup; lehine feragat edilen kişi, üçüncü bir kişi veya mirasçılardan biri ya da birkaçı da olabilir.”
Kararda feragatin hukuki niteliği de belirlenmiştir: “Kural olarak, feragat edenin payının kime kalacağının belirlendiği mirastan feragat sözleşmesi, lehine feragat yapılan kimse için mirasçı ataması sayılmaktadır.” Aynı kararda, belirli bir kişi lehine yapılan feragatin o kişi bakımından “olumlu miras sözleşmesi” niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Bu tespit dava hakkı bakımından sonuç doğurmuştur. Daire, lehine feragat edilen kişinin yasal mirasçı olmasının gerekmediğini belirterek, üçüncü kişinin sözleşmeye dayanarak tapu iptali ve tescil davası açabileceğini kabul etmiş ve aksi yöndeki usulden ret kararını bozmuştur.
Kararda 529. maddedeki bozucu şartın niteliği de açıklanmıştır: bu şart “emredici nitelikte olmadığından … aksi kararlaştırılabilir.” Yani sözleşmeye, lehine feragat edilen kişi mirasçı olamasa dahi feragatin geçerliliğini koruyacağına dair hüküm konulabilir.
Tereke Alacaklılarına Karşı Sorumluluk
Karşılık alarak feragat eden mirasçı, alacaklılar bakımından tümüyle korunmuş sayılmaz.
530. madde şu düzenlemeyi içerir: “Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar.”
Bu hüküm, borca batık terekelerde feragat sözleşmesinin alacaklıları zarara uğratmak amacıyla kullanılmasını engeller. Sorumluluk iki sınırla kayıtlıdır: ölümden önceki beş yıllık dönemde alınan karşılık ve mirasın açıldığı andaki zenginleşme tutarı.

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
Miras bırakan bizzat katılmalıdır. Vekâletname ile yapılan feragat sözleşmesi geçersizdir; noterde miras bırakanın hazır bulunması gerekir.
Tanık seçimi kritiktir. Miras bırakanın eşi, altsoyu, üstsoyu ve kardeşleri tanık olamaz. Aile bireylerinin tanık yapıldığı sözleşmeler şekil yönünden sakattır.
Karşılık ve ödeme belgelenmelidir. İvazlı feragatte bedelin ödendiği sözleşmede açıkça yer almalıdır. Ödemenin ispatı, sonradan açılacak iptal davalarında belirleyici olur.
Altsoya etki açıkça düzenlenmelidir. Karşılık alınarak yapılan feragatin altsoyu bağlamaması isteniyorsa bu husus sözleşmeye yazılmalıdır.
Feragat ile miras payının devri karıştırılmamalıdır. Feragat miras bırakan hayattayken yapılır ve mirasçılık sıfatını sona erdirir. Miras açıldıktan sonra yapılan devirler ise mirasçılık belgesi hükümlerine tabidir.
Mirasçılık sıfatının miras bırakanın tek taraflı iradesiyle sona erdirilmesi için mirastan çıkarma (ıskat), bakım karşılığı yapılan devirler için ölünceye kadar bakma sözleşmesi ayrıca değerlendirilmelidir.
Feragat ile Benzer Kurumların Farkı
Mirastan feragat, sonuçları benzeyen üç kurumla karıştırılmaktadır.
Mirasın reddi, miras açıldıktan yani miras bırakan öldükten sonra yapılan tek taraflı bir beyandır. Feragat ise miras bırakan hayattayken ve onunla birlikte yapılan bir sözleşmedir. Red için süre sınırı varken, feragatte böyle bir süre söz konusu değildir.
Mirastan çıkarma (ıskat), miras bırakanın tek taraflı iradesiyle ve kanunda sayılan sebeplere dayanarak yaptığı bir ölüme bağlı tasarruftur. Feragatte ise mirasçının iradesi de vardır ve sebep gösterilmesi gerekmez.
Miras payının devri, miras açıldıktan sonra mirasçının payını bir başkasına devretmesidir. Feragatte devredilecek bir pay henüz doğmamıştır; vazgeçilen şey, gelecekte mirasçı olma beklentisidir.
Bu ayrım, uygulanacak şekil şartını da belirler. 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/860 esas sayılı kararında belirtildiği gibi, mirastan feragat “mirasçının gelecekte sahip olması muhtemel miras hakkından vazgeçmesini konu alan bir miras sözleşmesidir.”
Sık Sorulan Sorular
Mirastan feragat noterde yapılabilir mi? Evet, ancak resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Miras bırakanın bizzat katılması ve tanık yasaklarına uyulması zorunludur.
Feragat edenin çocukları miras alabilir mi? Karşılık alınarak yapılan feragatte, sözleşmede aksi öngörülmedikçe altsoy da mirastan yararlanamaz. Karşılıksız feragatte altsoy etkilenmez.
Şekil eksikliği varsa sözleşme her hâlde iptal edilir mi? Hayır. Yargıtay’a göre karşılığını almış olan tarafın sonradan şekil eksikliğine dayanması dürüstlük kuralına aykırıdır ve iptal istemi reddedilir.
Mirasçı olmayan bir kişi lehine feragat edilebilir mi? Yargıtay’a göre evet. Lehine feragat edilen kişi üçüncü bir kişi de olabilir ve bu kişi sözleşmeye dayanarak dava açabilir.
Terekenin borcu varsa feragat eden sorumlu olur mu? Tereke borçları karşılayamıyorsa, feragat eden ölümden önceki beş yıl içinde aldığı karşılıktan, mirasın açıldığı andaki zenginleşmesi tutarında sorumludur.
Sonuç
Mirastan feragat sözleşmesi, mirasçılık sıfatını miras bırakan hayattayken sona erdiren güçlü bir araçtır. Gücü kadar da kırılgandır: şekil eksikliği, tanık yasağına aykırılık veya vekâletle düzenlenme sözleşmeyi geçersiz kılar. Buna karşılık karşılığı ödenmiş bir feragatte şekil itirazının dürüstlük kuralıyla karşılanacağı da gözetilmelidir.
Dayanak Mevzuat ve Kararlar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 527 (Miras sözleşmesi)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 528 (Mirastan feragatin kapsamı)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 529 (Feragatin hükümden düşmesi)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 530 (Tereke alacaklılarının hakları)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 536 ve m. 545 (Tanık yasakları ve şekil)
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2024/860 E., 2024/4724 K., 22.10.2024
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2016/8822 E., 2019/2813 K., 27.03.2019
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2007/6349 E., 2007/7938 K., 14.05.2007
Hukuki Bilgilendirme
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır; hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Feragat sözleşmelerinde geçerlilik, sözleşmenin düzenlenme biçimine ve somut içeriğine göre değişir. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarında değerlendirilir.
Yayın tarihi: 20.08.2026 · Son güncelleme: 20.08.2026 Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · 0534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr