Pzt–Cum 09:00–18:30 Gebze / Kocaeli

Tam veya Ağır Kusurlu Eş Boşanma Davası Açabilir mi?

Tam veya ağır kusurlu eşin boşanma davası açıp açamayacağını anlatan görsel

Türk Medeni Hukuku sisteminde, boşanma davaları ve bu davalardaki karşı davalar incelenirken en çok üzerinde durulan hususlardan biri tarafların “kusur” durumudur. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına (şiddetli geçimsizlik) dayalı davalarda, davanın veya karşı davanın kabul edilip edilmeyeceği, tarafların evlilik birliğinin yıkılmasındaki kusur oranlarına göre şekillenmektedir.

Kısa Cevap

Hayır, kural olarak açamaz. TMK m.166 ve Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, evliliğin çekilmez hâle gelmesine tamamen (yüzde 100) kendisi sebep olan “tam kusurlu” eş, boşanma davası açamaz veya karşı dava yoluyla boşanma kararı elde edemez — çünkü kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez. Ancak davalı eşin de az da olsa bir kusuru varsa (tam kusurlu sayılmıyorsa) hâkim yine de boşanmaya karar verebilir. Kusur oranının tam mı yoksa ağır/az mı olduğu, her dosyada delillerle ayrıca belirlenir.

Ağır kusurlu (veya tamamen kusurlu) tarafın açtığı bir boşanma davasının ya da karşı davanın kabul edilip edilemeyeceği meselesi, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166. maddesi ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ışığında aşağıdaki detaylı başlıklar altında incelenebilir:

1. Tam Kusurlu Eşin Boşanma Davası veya Karşı Davası Açma Hakkı

Hukukun temel prensiplerinden biri olan “hiç kimse kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez” ilkesi, boşanma hukukunda da katı bir şekilde uygulanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre (örneğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/3156, K.2021/1209, T.12.10.2021), evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına tamamen kendisi sebep olan, yani “tam kusurlu” olan eşin boşanma davası açma veya boşanma kararı elde etme hakkı yoktur. Eğer mahkeme aşamasında, davayı veya karşı davayı açan eşin olaylarda %100 oranında kusurlu olduğu, karşısındaki eşin ise tamamen kusursuz olduğu tespit edilirse, tam kusurlu eşin talebi hukuken dinlenmez ve davası kesin olarak reddedilir.

2. Ağır Kusurlu Eşin Karşı Davasının Kabul Edilebilme Şartları

Bir eşin “tam kusurlu” değil ancak olayların ağırlığına göre diğer eşten “daha fazla (ağır) kusurlu” olduğu durumlarda, karşı dava açma hakkı prensip olarak mevcuttur; ancak bu davanın kabul edilmesi TMK’nın 166/2. maddesindeki istisnai ve sıkı şartlara bağlanmıştır.

Ağır kusurlu tarafın açtığı karşı davanın mahkemece kabul edilebilmesi için şu üç koşulun birlikte gerçekleşmesi aranır:

  • Karşı Tarafın (Davalının) Az da Olsa Kusurunun Bulunması: Daha fazla kusurlu olan eşin davasının kabul edilebilmesi için, evliliğin yıkılmasında karşı tarafın da (az kusurlu eşin) mutlaka az da olsa bir kusurunun bulunduğunun kanıtlanması zorunludur. Aksi halde tam kusur durumu oluşur ve dava reddedilir.
  • İtirazın “Hakkın Kötüye Kullanılması” Niteliğinde Olması: Ağır kusurlu eş dava açtığında, az kusurlu eşin bu davaya itiraz etme hakkı vardır. Ancak bu itiraz mutlak bir engel değildir. Eğer az kusurlu eşin boşanmaya karşı çıkması TMK Madde 2’de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırıysa ve sırf karşı tarafa zarar vermek, inatlaşmak veya cezalandırmak gibi saiklerle “hakkın kötüye kullanılması” niteliği taşıyorsa, mahkeme bu itirazı dikkate almaz.
  • Korunmaya Değer Bir Yararın Kalmaması: Az kusurlu eşin itirazının dürüstlük kuralına aykırı kabul edilebilmesi için, mahkemenin; evlilik birliğinin devam etmesinde davalı eş ve varsa çocuklar bakımından korunmaya değer maddi veya manevi hiçbir yararın kalmadığına kanaat getirmesi gerekir.
Ağır kusurlu eşin boşanma davasının kabulü için birlikte aranan üç koşul: davalının da az da olsa kusurlu olması, davalının itirazının hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıması ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yararın kalmaması.
Koşullardan biri eksik kaldığında dava, kusur ne kadar ağır olursa olsun reddedilir.
Kusur durumuna göre davanın kaderi
Davacının kusuruDavalının kusuruSonuç
Tam kusurlu (%100)KusursuzTalep hukuken dinlenmez, dava kesin olarak reddedilir
Ağır kusurluAz da olsa kusurluDava açma hakkı vardır; kabul için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi aranır (aşağıda)
Ağır kusurluAz kusurlu, itirazı dürüstlük kuralına aykırı değilKarşı dava reddedilir
Ağır kusurlu eşin davasının kabul koşulları (TMK m. 166/2)
KoşulAranan
1 — Karşı tarafın kusuruDavalının da az da olsa kusurlu olduğunun kanıtlanması; aksi hâlde tam kusur oluşur
2 — İtirazın niteliğiAz kusurlu eşin boşanmaya itirazının TMK m. 2’ye aykırı, zarar verme ya da cezalandırma saikli hakkın kötüye kullanılması olması
3 — Korunmaya değer yararEvliliğin devamında davalı eş ve varsa çocuklar bakımından hiçbir maddi ya da manevi yararın kalmaması
Koşullar ispat edilemezseDava reddedilir; kesinleşmeden itibaren 3 yıl ortak hayat kurulamazsa TMK m. 166/son uyarınca kusura bakılmaksızın boşanmaya karar verilir

3. Yargıtay Uygulamasında Kusur ve Karşı Davanın Reddi Hali

Yargıtay kararlarında, ağır kusurlu eşin kendi kusuruna dayanarak boşanma elde etmesi genellikle reddedilmektedir. Çünkü mahkeme, ağır kusurlu eşin davasını kolayca kabul ederse, bu durum az kusurlu eşin “boşanmaya itiraz hakkını” tamamen anlamsız kılacak ve az kusurlu eşi koruyan hukuk sistemini zedeleyecektir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, az kusurlu eşin boşanmaya karşı çıkması hâlinin tespit edilmiş olması tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli değildir; hakkın kötüye kullanılması ve evlilikte korunmaya değer bir yararın kalmaması koşullarının ayrıca ve titizlikle araştırılması gerekir. Bu koşulların ispat edilemediği hallerde ağır kusurlu tarafın karşı davası reddedilir.

4. Ağır veya Tam Kusurlu Eşin Davasının Reddedilmesinin Hukuki Sonuçları (3 Yıllık Bekleme Süresi) Ağır kusurlu tarafın açtığı karşı davanın yukarıdaki şartları sağlamaması nedeniyle reddedilmesi durumunda başvurduğu hukuki yol, halk arasında “fiili ayrılığa dayalı boşanma” olarak bilinen TMK 166/Son maddesidir. Reddedilen davanın kesinleşmesinin ardından en az üç (3) yıl geçmesine rağmen eşler ortak hayatı yeniden kuramamışlarsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve bu kez “kusur durumuna bakılmaksızın” eşlerden herhangi birinin talebiyle boşanma kararı verilir. Kusurlu eşin davasının reddedilmesi, onu bu 3 yıllık süreyi beklemeye mahkum eden yasal bir yaptırım olarak işlev görmektedir.

Ağır kusurlu eşin davası reddedilirse, ret kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa TMK m.166/son uyarınca kusura bakılmaksızın boşanmaya karar verilir.
Ret kararı yolun sonu değil, üç yıllık sürenin başlangıç noktasıdır.

Özetle; Ağır kusurlu tarafın açtığı karşı dava otomatik olarak kabul edilmez. Davanın kabulü; karşı tarafın da az da olsa kusurlu olmasına, karşı tarafın boşanmaya yönelik itirazının “hakkın kötüye kullanılması” boyutuna varmasına ve evliliğin devamında aile üyeleri için korunmaya değer hiçbir hukuki yararın kalmadığının açıkça ispat edilmesine bağlıdır. Şayet eş tamamen (%100) kusurlu ise veya az kusurlu eşin itirazı dürüstlük kuralına aykırı değilse, söz konusu karşı dava kesin olarak reddedilir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Tamamen kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?

Kural olarak açamaz. “Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez” ilkesi gereği, evliliğin çekilmez hâle gelmesine tamamen kendisi sebep olan eş, TMK m.166’ya dayanarak boşanma kararı elde edemez.

Davalı eşin de kusuru varsa sonuç değişir mi?

Değişir. Davalı eş az da olsa kusurluysa davacı artık tam kusurlu sayılmayacağından hâkim boşanmaya karar verebilir. Kusur oranının tam mı yoksa ağır ya da az mı olduğu her dosyada delillerle ayrıca belirlenir.

Evliliği fiilen bitmiş eşin boşanmaya itirazı her zaman dinlenir mi?

Hayır. İtirazın hakkın kötüye kullanılması boyutuna vardığı ve evliliğin devamında aile üyeleri için korunmaya değer bir hukuki yarar kalmadığı açıkça ispatlanırsa boşanmaya karar verilebilir. Aksi hâlde karşı dava reddedilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşullarına göre değerlendirilir.

Yararlanılan Mevzuat ve İçtihat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.166
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/3156, K.2021/1209, T. 12.10.2021

Yayın tarihi: 17.03.2026 · Son güncelleme: 30.07.2026

Hazırlayan: Av. Şerafettin Kaya · Gebze / Kocaeli · +90 534 545 23 32 · www.serafettinkaya.av.tr

İlginizi Çekebilecek Diğer Makalelerimiz

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp Randevu Ara